ÜLKÜCÜLER VE ATATÜRK

Bu haber 10 Kasım 2018 - 0:10 'de eklendi ve 2.811 kez görüntülendi.

         Ali BADEMCİ

           alibademci@gmail.com

 

Elbette “Osmanlı”yı seviyoruz! Peki ya “Cumhuriyet”! Doğrusu odur ki  Osmanlı sevgisinin  yolu  Cumhuriyetten geçer! Bunun gibi  II.Abdülhamid  saygısı de Mustafa Kemal çizgisi üzerindedir!  En azından ülkücüler böyle düşünmelidir! Yakın tarihimizin en  önemli meselelerinden birisi budur! Maalesef  bu konuda milliyetçilerde bütünlük yok ki ülkücülerde olsun! Dolayısiyle “Kemalizm” tıpkı İslâmiyet gibi mukallid ve mülevves ellerde  kalmıştır! İşte bir an evvel bundan kurtulmalıyız! Devlet Başkanımızın  Cumhuriyet-Osmanlı barışı ancak bu şekilde sağlanabilir!  Fakat tek şartla; bu işi politik malzeme olarak kullanmayacaksınız ve bu düşüncelerle mücehhez nesiller yetiştireceksiniz! Ülkücüler, Atatürk’ü anlamak zorunda; Enver bir “idealizm”, Atatürk ise “realizm” örneği olarak görülmeli!

 

 

ÜLKÜCÜLER VE ATATÜRK

 

Ülkücülüğün yeşerdiği zemin elbette  Türk milliyetçiliğidir; lâkin ülkücülüğü  doğuran  milliyetçilikten bir çok iyi şey gibi, kötü şeyler da alınmış; hatta temel sayılabilecek bir çok şey de  unutulmuş veya es geçilmiştir! Böyle bir handikaba zamanın siyasi ve fikri atmosferi kadar, soğuk savaş döneminde  aydınlarımızın  bunalım da  sebeb teşkil etmiştir. O meşhur “Kara Cübbeliler” hareketini düşünün; bugüne gelirseniz hâlâ  zaman zaman aksülamelini görürsünüz! Bu hareketler karşısında milliyetçilerin maalesef  görüşleri yoktur, tamamen bir algı çemberi içine girilmiştir! O sebeble  ve o zaman belki çok genç olan bizler belki de ağabeyler  şu 6. Filo işini anlayamadığımız gibi komünizm ile marksizmin aynı şey  olduğunu sandık ve  ömrümüz fikirlerimizi bir adım öteye taşımak yerine “Kahrolsun komünizm” sloganının arkasına takılmakla geçti.

 

Karl Marks ve F. Engels henüz Rusya’yı tanımazken koca Avrupa’da  Osmanlı’nın yaşamasını  hararetle savunmuşlardır! Batı basınında belki de onların yazılarından başka Türkiye taraftarlığı görüşleri işlenmemiştir. Bu yönü ile marksizmin bir Avrupa sosyoloji mektebi olduğunu  bile anlayamadık! Şimdi ABD bilim adamları bu işin âlasını yapıyor! Tanzimat-Yeni Osmanlı-Jöntürk-İttihat Terakki ve Mustafa Kemal kadrosu marksizmin sosyolojik görüşlerine hiç de karşı değildi; görüldüğü yerde başı ezilmesi istenen şey “Leninizm-Stalinizm” içinde kamufle olan Rus milliyetçiliği, ırkçılığı, şovenizmi veya faşizmiydi! Elbette marksist de olamazdık,  çünkü şark toplum yapımıza  uymuyor, “Asya Tipi Üretim Tarzı” yerine oturmuyordu! Bunu da anlayamadık  ve marksizmle İslâmiyeti karşı karşıya getirdik! Halbuki diğer Müslüman ülkelerde  “İslâmcılık”  sosyalizm olarak  gelişiyordu!

 

Soğuk savaş yılları  bugünün ülkücü diyebileceğimiz  şahsiyetlerde nedense Mustafa Kemal esintileri yoktur ve bunun sebebini anlamak mümkün değildir! İsimlendirmeye gerek görmüyoruz, düşünürseniz çıkarırsınız! Neden? Halbuki Atatürk’ün bir Türk milliyetçisi olduğunu yabancılar bile söylüyordu! Zamanın milliyetçiliği ve siyasete dönüşümünde o kadar çelişki vardır ki İslâmcılığı tenkid  perdesi altında  din düşmanlığı bile yapılmış, Türkler’in müslümanlığı kınanmıştır! Buna karşılık siyasete yaklaşan milliyetçilikte dinin dozu ayarlanamamış, bir tarikata mensubiyet veya Hacc’a gitmekle müslümanların  gönlü alınacağı  sanılmıştır!  Mustafa Kemal’i tanımayıp, siyasette kendine göre İslâm referanslı bir yol çizmeyi acaba nasıl izah ederiz! Başarılı olunamadığına göre samimiyet derecesinin sorgulanması gerekmiyor mu? İlginçtir ki  müteddeyyin insanlar milliyetçileri vatanseverlikte samimi bulurken İslâmi görüşlerine  inanmamıştır! Dolayısiyla  Mustafa Kemal’den bahsetmeyerek  müslümanların reyini alacağını  sanan  milliyetçi siyaset  sınıfta kalmıştır, ki süreyi bu günlere kadar bile dayayabiliriz!

 

Modern anlamda  Türk milliyetçiliğinin yaşı gençtir, şöyle böyle ancak son bir asır ile hududlandırabilirsiniz! Halbuki  milliyetçilik gibi ideolojik  zemin üzerine oturtulmuş  dinî  düşüncenin  en az milliyetçiliğin katı kadar  geçmişi bulunmakta ve düşman stratejisi olarak dışarıdan destek görmektedir! Son örneğini de gördük! O sebeble Türkiye’de Türk milliyetçiliği  din düşüncesi karşısında her zaman yenik düşüyor! Bunun sebeblerini araştırmak gerekmiyor mu? Selçuklular bu sapkınlıkla mücadele etti, fakat başarılı olamadı; ama Osmanlı  pekâla başarılı oldu! Bugün “Bektaşilik” sadece “Anadolu Alevilik”i değil, aynı zamanda “Sünnilik”i dir! Nerede ve nasıl başlamış, nerede durmuş pekâla biliyoruz! Fakat Tanzimat’tan sonrası için aynı şeyi söyleyebilir miyiz?

 

Elbette “Osmanlı”yı seviyoruz! Peki ya “Cumhuriyet”! Doğrusu odur ki  Osmanlı sevgisinin  yolu  Cumhuriyetten geçer! Bunun gibi  II.Abdülhamid  saygısı de Mustafa Kemal çizgisi üzerindedir!  En azından ülkücüler böyle düşünmelidir! Yakın tarihimizin en  önemli meselelerinden birisi budur! Maalesef  bu konuda milliyetçilerde bütünlük yok ki ülkücülerde olsun! Dolayısiyle “Kemalizm” tıpkı İslâmiyet gibi mukallid ve mülevves ellerde  kalmıştır! İşte bir an evvel bundan kurtulmalıyız! Devlet Başkanımızın  Cumhuriyet-Osmanlı barışı ancak bu şekilde sağlanabilir!  Fakat tek şartla; bu işi politik malzeme olarak kullanmayacaksınız ve  bu düşüncelerle mücehhez nesiller yetiştireceksiniz! Ülkücüler, Atatürk’ü anlamak zorunda; Enver bir “idealizm”, Atatürk ise “realizm” örneği olarak görülmeli!

 

Muhabbetle.

Ali BADEMCİ
Ali BADEMCİalibademci@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments