SARIKAMIŞ

Bu haber 25 Aralık 2018 - 10:18 'de eklendi ve 589 kez görüntülendi.

       Ali BADEMCİ

alibademci@gmail.com

 

SARIKAMIŞ

 

2019’a bir Sarıkamış çalışması yetiştirecektik;  yarıya yakını da tamamlanmıştı! Tembellik çöktü ve iş seneye kaldı, başka bir konuyu hızlandırdık. Halbuki köy hayatında bol bol vaktimiz var; okuma yazma! Yaşımız da müsait, artık kelime ve cümleler zorlamadan yazıya dönüşüyor. Sözümüz var, inşallah bitecek. Çalışmanın “Önsöz”ünü müstakil yazı olarak sunuyoruz. Güle güle okuyun, dileyenin önünü de açmış olalım:

 

Her yıl seneyi devriye geldiği zaman ülkenin her tarafından Sarıkamış’a akın başlıyor! Bunların çoğu göstermelik vatanseverlik geçitleridir. Hemen hemen tarihçi ve asker  konuşmuyor, elleri mikrofonlu  doktorlar, gazeteciler, popülist  sivil toplum kuruluşu temsilcileri.. Velhasıl liste bilmeyenlerle dolu! Geçen yıl bu yıldönümünün 103’ncü senesini idrak ettik! Yine aynı şeyler tekrarlandı, merak etmeyin gelecek yıldönümleri de çok farklı olmayacaktır. “Silah patlatmadan 90 bin şehit!” O “derin”  denen tarihçi müsveddeleri ihanet listeleri tanzim ediyor ve ucunu Cumhuriyete kadar çıkarıyorlar; Enver mi Mustafa Kemal mi? Evet büyük savaş kaybedilmiştir, hatâlardan ders alabiliriz, lâkin unutmayalım ki bu milletin kurtuluşu da başta Sarıkamış, Çanakkale ve Kut’ül-amere değil midir? Şükür ki bu gerçek yavaş da olsa görülüyor. Mağlup İngilizler’in  bir asrı aşkın zamandan beri  “Kut” adlı bir dernekleri bulunuyor; burada aldığı dersleri tartışıyor ve garıl garıl siyaset üretip Amerika’nın önüne koyuyorlar! İşte önce Irak sonra Suriye! Buralar Anadolu değil miydi?

 

Peki bizler ne yapıyoruz?  27 Aralık 2014’de Haber Türk TV’de Sayın Murat Bardakçı ile beş saat süren bir “Sarıkamış” programı gerçekleştirdik!  10 Mart 2015’te de Akdeniz Üniversitesi’nde bir “Sarıkamış” etkinliği yaptık! Bunlar “Youtube”da var,  inceleyebilirsiniz!. Yıllardan beri birçok program da yapılıyor; acaba bunlarla işin neresindeyiz? Tam anlamı ile anlaşılabilir olduğunu söylemek imkânı yok. Bizim etkinlerde metod ve açıya bakacaksınız! Bunlar sıradan tarih çalışması değildir, derinliğine “tarih şuuru” ve ideologya grafiğidir!  Sadece Sarıkamış değil özellikle son dönem Osmanlı’yı  bu şekilde değerlendiremezsek  bugünkü şarlatanlardan kurtulamayız! Anahtar elimizdedir,  “Son Osmanlı” dönemini bilmeden, büyük savaşı didik didik incelemedikten sonra  yeni devletimizin ortaya çıkışı, kuruluşu ve bekasını izah edemeyiz! “Neo-osmanlıcılık” bir ucubedir, Cumhuriyet ile Osmanlı’nın barışı, kazanılmış hareket ve düşüncelerin önüne  kaybedilmişleri geçirmemektir! II. Abdülhamid ve Enver Paşa’nın büyüklüğü, Mustafa Kemal’in haşmeti, Cumhuriyetin faziletini kabullerden geçer!

 

Sarıkamış ile ilgili bol neşriyat var; bunlar ya tarihimizin bu vak’asını yerin dibine geçirmek veya Enver Paşa’yı göklere çıkarmak, hatta imkan olursa onun üzerinden Mustafa Kemal’i vurmak şeklinde özetlenebilir. Neredeyse bütün ordumuz kadar donarak şehid olan insan trajedisi! 93 Harbinde Rusya’nın aldığı Sarıkamış’ın harekât ile, veya bir kurtarma olduğundan bahsetmeden  daha doğuya açılım  olgusunu  gerçekleştirmek olduğunu sananlar var! Zaten meseleye Türkistan ve Turan yükleyenlerin bini bir para! Üstelik karşıt ideolojik guruplar da bu noktada birleşilir!  Sarıkamış evvelce neden kaybedildi, son kaybın sebebi sadece tabiat şartları mıydı? Devletin ilgisizliği yok muydu, Erzurum Çanakkale kadar tahkim edilmiş, yolları açılmış mıydı? II. Abdülhamid demiryolunda Suriye’yi cennet haline getirerek Irak ve Hicaz’ı İstanbul’a bir hayli yaklaştırmıştı! Arap dünyasında istikrazın altın paraları ile yatırım yapıldı ve savaş süresince bu bonkörlük devam etti! Peki ya doğu cephesi!  93 Harbi ile çeyrek asır evvel kaybettiğimiz Sarıkamış-Kars-Ardahan-Batum için  böyle hazırlıklar var mıydı?  Sorulacak soru çok: Anadolu’da hayat durmuştu, asker vere vere hanesinde er kalmayan bir coğrafya! Doğuda iktisadi ve sosyal hayat  14. ve 15. yüzyıl  Karakoyunlular ve Akyonlular  devrinden  çok geride kalmıştı!

Sarıkamış incelemelerinde maalesef maksatsız çalışma yok; ne tarihçi görevini yapmış ne de düşünce adamları, iktisatçılar ve sosyologlar! Böyle tarih yazılır mı? “Facia” olduğuna nasıl karar veriyoruz, elbette kafalarda kalıplaşmış peşin hükümlerden ola çıkılmıştır! En zor şey faciaların tarihin yazmaktır, çünkü gelecek nesiller bundan ibret alacak ve varsa hataları tekrarlayamayacaklardır!  Elbette Türk genetiğinden başka ölümle övünen, ölümü bayraklaştıran ne bir toplum ne de millet göremeyiz! Lâkin bunun da sorgulanması ve bir ideologyaya dönüştürülmesi gerekmez mi? Aslında malzeme bol, dünya kadar hâtıra eseri var, Genel Kurmay arşivi açık, bol bol yayın bulunuyor!  Bizimki kadar olmasa da Rusya’da da çok şey değişmiş, çok şey yazılmıştır! Bizim gibi onlar Sarıkamış’ı kendileri yönünden bir zafer olarak görmüyorlar, aksine yenilgi olarak kabul edip mes’ulleri yargılamışlar ve rütbelerini sökmüşlerdir! Hesaba katmıyoruz ama Bolşevik İhtilali sebebleri arasında Kafkas Cephesi yok mu?

 

İşte bu çalışma tarafsız, peşin hükümlere girmeden, herhangi bir ideolojik saplantıya meyletmeden  yapılmış, doğru teşhis, doğru bilgi, doğru sonuç amaçlayan  bir incelemedir! Bir savaş tarihi midir? Aslâ, bir devrin, bir iktidarın, bir saltanat ve ordunun  neden bu hâle düştüğünün  irdelenmesidir! Peki her yıl “Sarıkamış”ı anmayacak mıyız? Elbette anacağız; fakat dolu dolu ve o topraklarda yatan mübarek insanların  duygularına ve ideallerine uygun olarak! “Sarıkamış iki imparatorluğun  başını yedi” diyebilir miyiz? Elbette diyebiliriz! Herkes kendi hesabını yapsın: Türkler ve Ruslar!

 

Onlar Sarıkamış’tan yeni bir emperyalizmi esas alan büyük bir devlet çıkardılar; biz ise  ufak da ufacık da olsa  bir vatan   ve cumhuriyeti  tesis ettik! Bugünkü Türk aydını kaybettiklerimizden ders alarak kazanılmışlar üzerine yoğunlaşmalı ve her türlü düşünce gruplaşmalarından uzaklaşmalıdır! Bilinmeli ki bilgi çağında dünya yeniden dizayn ediliyor; büyükler küçülmemek için endişe içindedir! Elbette elimizdekilerle yetinmemiz mümkün değildir; lâkin bu işi siyasete tahvil ederken avuçtakini kaybetmeyecek ideallerle teçhiz olmalıyız! Bu da kesinlikle  modernitenin dışında kalmamak, teknolojik gelişmelere ayak uydurmak, algılardan uzak durmakla ancak mümkündür! Vasıflı, donanımlı, bilgili aydınlar ve yeni nesiller!

 

Milletimizin ufku açık olsun!

Ali BADEMCİ
Ali BADEMCİalibademci@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments