DOLAR
8,5040
EURO
10,2660
ALTIN
498,34
BIST
1.441
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
23°C
İstanbul
23°C
Az Bulutlu
Cuma Parçalı Bulutlu
25°C
Cumartesi Az Bulutlu
26°C
Pazar Gök Gürültülü
23°C
Pazartesi Parçalı Bulutlu
24°C
    “ Sakın Gözüme Gözükme Bayramda da Evime Gelme!” Kadir KESKİN Hafta sonları pansiyon öğrencileri, pansiyon müdür yardımcısının izniyle ailelerinin yanına giderler. Biz de yemeklerin israf olmaması için pansiyonda kalan öğrenci sayısına göre yemek çıkarırız. Bir hafta sonu lisemizin birinci sınıfında okuyan ve okul pansiyonunda kalan dört öğrenci, Pansiyon Müdür Yardımcısı...
KAYGILARDAN ÂZÂDE MEVSİMLERDE BAYRAM Kemal ÇOPUROĞLU Şimdi her istenildiğinde alınan Ve daha eskimeden çöpe atılan  Ayakkabı, pantolon, gömlek değil; Kadri kıymeti bilinen Ve Yıllarca giyilen Bayramlıklara sarılmadan uyuyamayan, Uyuyunca da Bir bayram rüyâsı gören: Gönençli, Kıvançlı Ve Mutlu çocukların bayramıydı bizim bayramlarımız… Bizi mutlu kılan; Belki içten bir kucaklanış, Ve...
BİR DAĞ DAHA GÖÇTÜ  Kenan EROĞLU (Celal Doğru’nun Ardından)  Çok değerli arkadaşım, kardeşim Celal Doğru’nun vefatı üzerine bir yazı yazmak pek aklıma gelmezdi. O hastaydı ve yatıyordu, fakat vefat edeceğini üzerine konduramıyorduk.   Ne diyelim Allah Rahmet eylesin.  1970’li yıllarda “Genç Ülkücüler Teşkilatı”nda ben yönetim kurulunda görev yaparken kendisiyle tanışmış,n1971 den itibaren arkadaşlığımızı...
YENİ ANAYASA YAZILIRKEN Fahrettin Masum BUDAK     Bir süreden beri, bazı partilerde yeni bir anayasaya ihtiyaç olduğuna dair  görüş beyanatları duymaya ve bu demeçleri gazetelerde okumaya başlamıştık. Bu doğrultuda MHP ile AKP’nin biraz daha  ön alarak yeni anayasa taslakları hazırlamak için kolları sıvadıkları gelen haberler arasındaydı. Nitekim bunun sözde kalmadığını ve ete...

SEPETÇİOĞLU KİLİT İLE TÜRKLÜĞÜN MAYASINI YOĞURMUŞTUR

SEPETÇİOĞLU KİLİT İLE TÜRKLÜĞÜN MAYASINI YOĞURMUŞTUR
04.05.2020
0
A+
A-

SEPETÇİOĞLU KİLİT İLE TÜRKLÜĞÜN MAYASINI YOĞURMUŞTUR

                            Göktuğ KARABULUT*

Roman, iki ayrı Türk topluluğunun farklı coğrafyalardaki mücadelelerini ihtiva etmektedir. Yazar, Türk kültürünü kitabın her sayfasına yaymayı ustaca başaran bir konuşma üslubuna sahiptir. Bununla birlikte coğrafyanın tasviri de hafife alınamayacak derecede güçlüdür. Yer yer gülümsenen, zaman zaman da “keşke daha farklı olsaydı” dedirterek hafif bir hüzün rüzgarı estiren, güzide bir eserdi.

   Bilhassa Balçar’ın, menşeini tespitte güçlük çekmesine mukabil büyük bir özlemle dillendirdiği “gün doğusu”na dair sevgisi de, incelikle aktarılmış bir “vahdet” haline vurgu yapmaktadır. Malazgirt Meydan Muharebesi’ne dair bir karşılaşmanın ilk ışıkları okuyucuya sunulmuştur. Hazindir ki; Türklerdeki boy kavgalarının, bey buhranlarının bir numunesi olarak Kegen Bey’in hatalı siyasi kararlarına şahit oluyoruz. Bu durum Balçar ve Boğaç gibi diğer Peçeneklileri de menfi yönde etkilemiş, yokluğa sürüklemiştir. Demirci olan Kegen Bey’in babası ise kitaptaki Sarı Hoca’nın bir başka bedende zuhur etmesinden ibarettir. Öyle ki; Osman Bey’in Edebalı’sı, Fatih’in Akşemsettin’i örnekleri gibi Demirci Baldur ve Sarı Hoca da tarihin bir gerçeğini ortaya koymaktadır. Her büyük komutanın ardında, muhakkak bir ruhi kuvvet vardır. Bir benzer tespit de Nihal Atsız’da kendine yer bulur: “Eşit maddi kuvvetler arasında yapılan bir harbi, manevi bakımdan yüksek olan taraf kazanır”. Elbette esas olan, kuvvetlerin kullanımını yönlendirebilmektir…

                Savtekin, Sarı Hoca, Sarı Hoca’nın Karısı ve Alparslan’ın gece yolculuğu; bu aşamadaki sohbetleri ve romanın genelinde devamlılık gösteren naif atışmaları romanın akıcılığına ayrı bir yalınlık eklemiştir. Bilhassa kitabın en başında, “Ben Tanrı gibi gökte olmuş Türk Bilge Kağan” alıntısına dair sohbetler, Sarı Hoca’nın Alparslan’a dair düşleri ve aklı, Alparslan’ın akıl (Sarı Hoca) ve eylem (Savtekin) olmak üzere iki alanda da donanım kazanma aşamaları.. Romana münhasır bir güzellik katmaktadır.

                  Meşveret toplantılarındaki karar alma süreçlerinde her tür fikrin önem kazanması, kitapta da sık sık vurgu yapılan Bilge Kağan dönemini andırmaktadır. Öyle ki; Bilge Kağan’ın din değiştirme isteği bir kengeşde Vezir Tonyukuk tarafından reddedilmiş, kabul görmemiştir. “İl gider töre kalır!” geleneği Selçuklularda da yer bulmuş, Tuğrul Bey’in göç fikri, Sarehs’te kabul edilmemiştir. Bu durum, Türk devlet yapısının tekelci nitelikte olmadığına dair önemli bir husustur. Alparslan’ın Afşın ve diğer akranları ile olan ve bununla birlikte beylerle, hocasıyla olan iletişim üslubu ise Türk töresinin sarsılmaz bir saygı ve samimiyet temellerinde yükseldiğinin yansıması, bir ruh buluşu niteliğindedir.

                  Bir diğer konu olarak, kitabın ismi, içeriği ile uyum içindedir ve Mustafa Necati Sepetçioğlu’nun diğer kitaplarında da aynı uyum içinde devam edecektir. Dünkü Türkiye serisinin, ilk üç serisinden örnek olarak; Kilit, Anahtar, Kapı gösterilebilir. Üç ismin de kendi aralarındaki uyumu ve kitaplara yansıması oldukça anlamlıdır. Kilit metaforu Anadolu Kapısı’na giden bir başlangıç niteliğindedir…

                 En nihayetinde romanda verilmek istenen ana fikir, Sarı Hoca karakterinin de defaatle üzerinde durduğu “birlik” üzerine kuruludur. Sarı Hoca’nın Tuğrul Bey’i Bilge Kağan’la, Çağrı Bey’i Kültegin ile özdeşleştirmesi de bu bağlamda oldukça yerindedir ve farklı alanlarda (Siyasi-Askeri) hüküm süren bu ikili yönetim anlayışının, bir rekabetçi anlayış düzenine evrilmemesi gerektiği, romanın akışı içinde kendinde yer bulmuştur.   

                Filhakika Kilit, Türklüğün ruh kökündeki asil duruşu ortaya koymuştur.

*Atatürk Üniversitesi Hukuk Fakültesi 2. Sınıf Öğrencisi

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.