MİLLİYETÇİ HAREKETİN EĞİTİME VERDİĞİ ÖNEM

Bu haber 22 Haziran 2020 - 6:26 'de eklendi ve 299 kez görüntülendi.

MİLLİYETÇİ HAREKETİN EĞİTİME VERDİĞİ ÖNEM

Kenan EROĞLU

“Hiçbir yere okumadınız, hiçbir yerde duymadınız.

İlk defa okuyacak, ilk defa duyacaksınız.”

            …

12 Eylül 1980 öncesinin puslu günleri.

Günde en az 20 kişi öldürülüyor, Hükümet acz içinde

terörün üstesinden gelemiyor. Neden? çünkü Teröre sebep olan Marksist sol görüşlüleri yer yer koruyor. Yer yer onlarla iş birliği dahi yaparak Milliyetçi Hareketin üstüne üstüne geliyorlardı.         

Bu geleceği belirsiz günlerde Ankara Ziraatçılar birliğinde Özel bir gurup özel bir eğitime alınmıştı. Bu eğitime alınanlar arasında ben de vardım. 20 gün süren bu eğitimde bize verilen eğitimde her konuyu gün gün not tuttum. Notlarım arasında çok önemli bilgiler de var. İlerde MHP Ülkü Ocakları ve Milliyetçi Hareket konusunda ve Milliyetçi hareketin eğitim politikası, eğitimde nelerin verildiği, hangi konulara değinildiği gibi konuları araştıranlar için çok önemli kaynak niteliğinde olan bu notlarımı zaman zaman yayınlamayı düşünüyorum. Bu yayınımın Milliyetçi Hareketin eğitim konusuna verdiği önemi belirtmek açısından çok faydalı olacağına inanıyorum.

Şimdi 5 Mayıs 1980 Pazartesi günü Bahçelievler semtinde buluna MHP genel merkezi eski binanın (Çünkü Bahçelievler’deki parti iki binadan meydana geliyordu) alt katında küçük bir toplantı salonunda Hareketimizin Başbuğ’u bize iki oturum halinde bir seminer vermişti. Seminerde tuttuğum-tutabildiğim notları sizlere takdim ediyorum.

                        ……………..

“UMUMİ DEĞERLENDİRME”

05 Mayıs 1980

Alparslan Türkeş

Ankara-(MHP Genel merkezi.)

“Tanzimat:

Kültür emperyalizmi.

Ekonomik emperyalizm.

Siyasi emperyalizm

Peş peşe gelir.”

“Milletler arasında hüküm süren bir mücadele var. Bu mücadelede milli menfaatler ön planda.

Günümüzde kuvvet hüküm sürüyor. Kuvvetli olanlar haklarını zorla kabul ettiriyorlar. Güçsüz olanlar eziliyorlar.

Türkler tarihte her zaman hakkın yanında ve hakkın yolunda olmuşlardır.

Afganistan olayları, Hindistan Pakistan arasındaki mücadeleler, Keşmir meselesi hep güçlünün hakkını zorla kabul ettirdiğine örnektir.

Milletler arası mücadelede hakim fikir Milliyetçiliktir. Her millet kendi toplumunu güçlü kılmak, mutlu etmek için çalışır.

Çin Rus çekişmesinin temelinde bu fikir yatmaktadır.

Günümüzde milliyetçilik fikri demode oldu deniliyor ama gerçek bu yönde değil. Milliyetçilik günden güne daha hakim fikir halini alıyor.

Milletimizi yaşatmak için kuvvetli olmak zorundayız. Kuvvetli olmayanın hakkını gasp ediyorlar.

Kuvveti kullanırken hakka dayanmak mecburiyetindeyiz.

Hakka dayanmayan kuvvet zulüm olur.

Kuvvete dayanmayan hak acz olur.

Hakkın emrindeki kuvvet: TÜRKLER

Hıristiyan zulmüne karşı Protestanlık baş kaldırmıştır.

Martin Luter “Allah’ım Türkleri gönder” diye dua ediyordu.

Günümüzde de durum aynı. Milli menfaatler daima en önde.

Vatanı korumak, milleti yaşatmak için kuvvetli olmalıyız. Güçlü olmayan ezilir.

Kuvvetli olmak için: Şuurlu, bilgili olmak. Ahlaklı, milli şuur sahibi olmak gerek. Önce inanç, iman şart.

Dıştaki düşmana ve içteki düşmana karşı mücadele edilmelidir. Topyekün Türk milleti olarak mücadele edilmelidir.

Her vatandaş görevini bilmelidir. Bu mücadelede yerini almalıdır. Cumhurbaşkanından sokaktaki çöpçüsüne kadar herkes milli şuur sahibi olmalıdır.

TEMEL; İslamiyet-Türklük sevgisi.

GÖREV: Milleti uyandırmak, teşkilatlandırmak.

Türkiye’ye yönelen tehlikeler:

Türkiye’nin jeopolitik durumu çok önemlidir. Asya’yı Avrupa’ya bağlayan bütün yollar Ortadoğu’dan geçiyor.

Sanayi Batı’da, hammadde kaynakları Doğu’da.

Dünya petrol rezervlerinin % 70’i Orta Doğu’da. Sanayinin enerji ihtiyacı ise petrol’dür.

Türkiye bütün yolların uğrak yeri durumundadır.

Rusların denize açılma yolları kapalı. Baltık denizi elverişli değil.

Deli Petro’nun vasiyeti, Karadeniz Rus gölü halinde.

Türkiye’de bölücülük tehlikesi çok önemli.

Yabancı ideolojilerin büyük bir taarruzu var.

Başta Komünizm geliyor.

Komünizm iki temele dayanıyor.

Artık değer.

Diyalektik materyalizm.

Bu gün ikisi de iflas etmiştir.

Komünizm Enternasyonalisttir. Temel aldığı sınıf işçi sınıfıdır. Millet ve vatan gerçeği burjuva uydurmasıdır.

Sınıf mücadelesi esasını alır. Proloterya ihtilalı için çalışır.

Komünizmin ana vatanı Rusya’dır. Herkes oraya hizmet edecek. Oradan emir alacak. Kendi milletlerini yıkacaklar. Bu yüzden Komünistler yakar, yıkar, öldürür.

Asıl tehlike bu yönünden gelir.” 

                     ***

“BİRLİĞİ SAĞLAMAK GEREK

 5 Mayıs 1980

Alparslan Türkeş

Ankara

Dünyada bütün siyasi akımlar birleşmeye yönelik. Ortak pazar-AET gibi.

ABD 200 yıllık olmasına rağmen biz en az 1000 yıllık devletiz. ABD birliği sağlıyor, 72 milleti bünyesinde barındırıyor.

Türkiye’deki ayrılıkçı fikirlerin başında mezhep çekişmesi geliyor.

Alevi meselesi 450 yıl önce İran tarafından kışkırtılmıştır.

Şah İsmail siyasi amaçlarla Aleviliği kabul ediyor. Ailesi Sünni ve Türk.

O yıllarda Sultan II. Bayezid Osmanlı’nın başındadır.

Yavuz Sultan Selim Trabzon’da validir. Şah İsmail’i yakından takip ediyor.

Şah kulu adlı Fars generali Osmanlı ordusunu yeniyor. Bu duruma tahammül edilmeyen Yavuz, Kırım-Romanya-Trakya üzerinden babasının üzerine yürüyor. Yeniliyor ama asker Yavuz’u seviyor. Babası tahttan feragat ediyor, Yavuz tahta çıkıyor.

Çaldıran meydan muharebesinde Şah İsmail yeniliyor. (1515).

Dökülen kanlar Türk’ün.

Mezhep ayrılığı eziliyor.

Birlik sağlanıyor.

Bu gün aynı taktik uygulanıyor.

Komünistler Alevi yurttaşları kışkırtıyorlar.

Birliği korumak şart.

Önce Türkiye’nin birliği.

Sonra Türklerin birliği.

Sonra İslam’ın birliği.”

………………

Genel Başkan’ın yaptığı konuşma ile ilgili tuttuğum 5 Mayıs 1980 tarihli notlar burada sona eriyor.

Kenan Eroğlu
Kenan Eroğluknn.eroglu@hotmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments