DOLAR 31,3677 % 0.42
EURO 34,0595 % 0.51
STERLIN 39,7661 % 0.47
FRANG 35,5200 % 0.53
ALTIN 2.100,98 % 2,34
BITCOIN 1.952.638 0.489

DOSTLUK ÜZERİNE 

Yayınlanma Tarihi : Güncelleme Tarihi :
DOSTLUK ÜZERİNE 

DOSTLUK ÜZERİNE 

(Fethi Gemuhluoğlu Kitabı)

Halim KAYA

Dostluk Üzerine” Fethi Gemuhluoğlu’nun yazdığı yazılar, dostlarına yazdığı mektuplar ve dostlarının Fethi Gemuhluoğlu için sağlığında ve vefatından sonra yazdıkları yazılardan meydana gelmiş bir kitap. 

Fethi Gemuhluoğlu’nun yazdığı yazı ve mektup ile arkadaşlarının kendisi hakkında yazdıklarından oluşan bu “Dostluk Üzerine” adlı kitap İz Yayıncılık tarafından basılmadan önce de başka yayınevleri tarafından basılmıştır. İlk Baskısı 5 Ekim 1977 Çarşamba günü vefatı üzerine yapılan 22 Ekim 1977 tarihli anma konuşmaları ile bu zaman zarfında yazılan yazılardan oluşur. Bu baskıyı dostu Ergün Göze’nin sahibi olduğu Boğaziçi Yayınları yapmıştır. Daha sonra Timaş Yayınları da bu kitabı basmış ancak bunların kaç baskı yaptıkları bilinmiyor.  İz Yayıncılık tarafından basılan “Dostluk Üzerine” adlı kitabın elimizdeki nüsha 2022 yılında İstanbul’da 12.baskısında yayınlanan bir nüshadır.  Fethi Gemuhluoğlu’nun yazdığı ve dostlarının yazdıklarından oluşan “Dostluk Üzerine” adlı kitabının 12. Baskı diğer baskıların en şümullüsü, 1977 vefatı üzerine yapılan anma sırasında yazılanların söylenenlerin dışında 1987 yılındaki anma toplantısında yazılan söylenenler ve 1987 yılına kadar geçen bu zaman zarfında gazetelerde yazılan yazıları da ihtiva etmektedir. Ancak Fethi Gemuhluoğlu hakkında yazılanlar devam etmekte olup bundan sonraki baskılarda 1987’den sonra yazılanların da toplanması, Gemuhluoğlu için söylenecek bir kelimenin bile kayıt dışı kalmasının önüne geçecektir. Kitap yedi bölümden meydana gelmektedir, ilk üç bölüm Fethi Gemuhluoğlu’nun yazdığı yazı ve mektuplardan oluşmakta, 4. Bölüm Fethi Gemuhluoğlu’na atfedilen şiirleri, 5. Bölüm Fethi Gemuhluoğlu için söylenenler, 6. Bölüm Fethi Gemuhluoğlu hakkında yazılanları, 7. Bölüm ise Fethi Gemuhluoğlu’nun Biyografik öz geçmişinden bahseder. Fethi Gemuhluoğlu’nun “Dostluk Üzerine” adlı kitabı kaynakça ve indeks ile 704. sayfada hitama ermektedir.

Kitap Fethi Gemuhluoğlu’nun 1975 yılında “Dostluk” üzerine irticalen yapmış olduğu bir konuşmanın deşifre edilmiş yazısıyla başlıyor. Fethi Gemuhluoğlu bu irticalen konuşmada elli üç yaşında olduğunu ve 40 yıldır yani 13 yaşından beri söz orucu, konuşma orucu tuttuğunu, en az yirmi, yirmi beş senedir de yazı yazma orucu tuttuğunu ancak Süleyman Yalçın Bey’in emrettiği için konuştuğunu (S:25) ifade etmesine rağmen öyle şümullü ve derin konuşmuş ki anlattıklarından yola çıkarak cilt dolusu bir kitap yazılabilir. Konuşma boyunca dostluğu ve aşkı işlemiş ve dostluk için iki ölçü olabilecek ölçü verir. “Dost ol kişidir ki, öldürülmesi muhakkak ve mukarrer olan gecede Peygamber-i Ekber’in yatağında yatar, O’na Şah-ı Velayet denir. Dost ol kişidir ki, Yâr-ı Gâr’dır. Kucağında, mübarek bir emanet vardır. Bütün delikleri elbisesinden muhtelif parçalarla tıkar, son deliğe tabanını dayamıştır. Kucağındaki mübarek emanet, uyumayan uyanıklık içinde uyur görünmektedir. Oradan Ebû Bekir’i yılan sokar. Dost son deliğe tabanını, taban gibi görünen gönlünü uzatandır, gönül ile orayı tıkayandır.” (S:26) Hz. Ali ve Hz. Ebû Bekir’in Hz. Peygambere olan ölümüne sevgilerini ve dostluğunu örnek verir.

Fethi Gemuhluoğlu bu irticalen konuşmasında “Mesleklere de dost olmak vardır. Büyük Osmanlı, kurduğu fütüvvet düzeninde, bazı meslekleri fütüvvet düzeninin içine almamış. Sayyâdları almamış-avcıları-. Kassâbları almamış, -kasapları-.(…) Kan dökücü olmayın. Maktûl olun, katil olmayın. Malum olun, zalim olmayın. Siz kassâb olmak, sayyâd olmak, dellâk ve dellâl olmak yakışmaz. ” (S:34) gibi mesleklerin Müslümanlar nezdinde pek makbul olmadığını işfade etmeye çalışmıştır. Kasaplar ile avcıların kan dökücü can alıcı olmaları dolayısıyla tellak insanın kirlerini önüne koyması dolayısıyla, dellal da haksızlığa alet olur.

Aşkı da yunustan ve Eşrefoğlu Rumi’den beyitler vererek anlatır. Yunus Emre’nin “Aşk gelicek cümle eksikler biter.” Ve Eşrefoğlu Rumi’nin de “Gökten bela yağmur gibi yağsa/ Başını ona dutmaktır adı aşk.” (S:39) ilahi aşk başa gelince insanın bütün ihtiyaçlarından uzaklaştığını, ya da aşka tutulunca insanların Allah’dan gelen beladan sakınmadığını ifade eder.

Fethi Gemuhluoğlu’nun yaptığı konuşmadan sonra söz alan İsmail Hakkı Akyüz, Fethi Gemuhluoğlu’nun konuşmasında gönülden bahsettiğini ifade ederek gönlün ne olduğunu “Gönül öyle bir şeydir ki, bakın dostlar, alçak kelimesinin yanına ne gelirse o, alçak kelimesinin mana ve mevhumuna beraber ona arkadaşlık eder. Fakat alçak kelimesinin yanına gönül gelirse gönül o alçak kelimesini kanatlandırır, alçak gönüllülük en yüksek fazilet olur.” (S:42)şeklinde anlatmıştır.

Fethi Gemuhluoğlu 14 Ağustos 1949 yılında Kıbrıs’tan Anavatanı ziyarete gelen 108 Kıbrıslı öğretmene yaptığı uzun ve veciz konuşmasında “Anavatan gelişip hızlandıkça, öksüz ve yetim kalan yadellerdeki ırkdaşlarını da kendi millet bütünü içine almayı, onlara da bayrak götürmeyi ve onları da ayyıldıza kavuşturmayı gaye edinecektir.” (S:49) Kıbrıslı Türklerin etnik ve ırka dayanan bir şekilde bizimle aynı milletten olduğunu ancak “Millet bütünlüğü” derken de aynı topraklarda yaşayan ve sınır birliği olan bir vatanda yaşamanın düşüncesinde olduğunu ve bunun için Türk gençlerinin gerekeni yapacağını ifade etmiş, kendisine ırkçı diye hücum edeceklerin endişesini hiç taşımamıştır. Vatan birliğine inancını da “Anavatan’ın Hatay davsı ile başlayan Anadolu’yu bütünleştirme ve tamamlama politikası, örnek bir milli politika olmuştur.” (S:52) diyerek ifade etmektedir.

Fethi Gemuhluoğlu Hatay meselesinden, Kıbrıs anavatana katılmasına, Keşmir Müslümanlarının Pakistan’a katılmasına, Tunus’u ve Cezayir’in özgülüğünü kazanmasından Hint ve Pasifik okyanusları arsındaki Endenozya’dan, Afrika’nın batsındaki Gana’ya  kadar bütün Türk ve İslam dünyasının bağımsızlığını ve buralarda yeniden Türk hâkimiyetinin kurularak İslam birliğinin tesis edilmesini istemektedir. Yani kısaca Fethi Gemuhluoğlu Türk ve İslam dünyasının derdiyle dertlenmekte, onları hiçbir zaman göz ardı etmemektedir. 

Fethi Gemuhluoğlu öyle bir karakter ki; vatanın milletin ve dinin aleyhinde olan bunların zararına çalışan her şeyin karşısındadır onlara muhalefet eder, vatanın milletin ve dinin lehinde olan onların faydasına çalışan her şeyin yanında ve destekçisi bir insan. Vatana millete ve dine zarar verenler isim zikretmese bile onun eleştirilerinden nasibini fazlasıyla almıştır. Vatana millete ve dine faydalı işler yapanlar da övgüsünde nasiplenir, Fethi Gemuhluoğlu’nun dostluğunu kazanırlar. Fethi Gemuhluoğlu’nun yazıları da zahiri ve batinidir. Maddi ve manevi cephesi vardır. Sosyal olaylardan bahsederken maneviyata davet edicidir. İlahi aşkı konu alır. İnsanın hem dünyasına hem de ahretine hitap eder. İnsanoğlu onun yazılarından kapasitesi kadar yararlanır. Kimi okur geçer kimi hayatına yön verir, manevi dünyasını tanzim eder. Herkes aklı ve bilgisi görgüsü kadar nasiplenir. İtilafçının faydalısını da kucaklar ittihatçıyı da adam ayırmaz. Her kesimden dostu vardır.

Fethi Gemuhluoğlu’nun 6 Mart 1959 tarihinde Arapgir Postası Gazetesinde yazdığı “Tunus Büyükelçisi Ankara’da” başlıklı yazıda dile getirdiği “…yakın bir gelecekte Cezayir ve Türkiye, Gana ve Türkiye, Sudan ve Türkiye arasında da hayırlı ve mesut inkişaflar beklediğimizi belirtmek vazifemizdir.” (S:130) dilek ve arzusu bu gün için gerçek olma yolunda. Günümüz hükümeti ve çeşitli sivil toplum kuruluşları Afrika ülkeleri ile yakın temas kurmakta, yardım ve destekler ile oraları Fransızlar, İngilizler ve diğer Batılı ülkeler gibi sömürmek istemediklerini, eşit şartlarda münasebetler geliştirmeyi arzuladıklarını göstermeye çalışmaktadırlar.

Fethi Gemuhluoğlu yazdığı gazete yazılarında bir beldeyi yönlendirici, cemiyet içinde toplumsal dayanışmayı tavsiye edici olarak Arapgir için çırpınırken, mektuplarında zaman zaman mektup yazdığı kişiyi akademide görev alması işine sevk ederken, zaman zaman Osmanlı Türkçesi ve ecnebice öğrenmesi yönünde teşvik ederken, Yavuz Bülent Bakiler’e yazdığı 02.09.1963 tarihli mektupta olduğu gibi zaman zaman da hangi şiir -“Şamil” konulu bir şiir gibi- yazması gerektiği bu şiiri yazabilmek için hangi kişilerle temas kurup tanışması, hangi kitapları okuması gerektiği (S:181-183) hususunda tavsiye ve yönlendirmelerde, Bahaettin Karakoça yazdığı “Sizden meselâ İmam Hüseyn’e ait Kerbelâ mersiyesi isteye bilirim” (S:194) gibi şiir ısmarlamalarında bulunarak Türk edebiyatının, Türk ilim dünyasının, Türk Şiirinin, Türk kültürünün geleceğini planlayan perde gerisindeki bir el vazifesi görmüştür. Mektup yazdığı Yücel Hacaloğu, Galip Erdem, Yavuz Bülent Bakiler, Gökhan Evliyaoğlu, Bahaettin Karakoç gibi milliyetçi, Nuri Pakdil ve yine mektuplarında sıkça söz ettiği Sezai Karakoç gibi İslamcı, ya da Türkiye’de yaygın fikri akımlar bakımından hiçbir rengi olamayan şair ve yazarlardan bahis açması onun organizasyon cephesinin genişliğini gösterir. Aslında tavsiye etmediği ve kitap boyunca eleştirdiği bir silsile vardır ki; bu silsile Mustafa Reşit Paşa, Mithat Paşa, Prens Sebahattin, İsmet İnönü ve Bülent Ecevit çizgisidir. Aslında Fethi Gemuhluoğlu ismi ile müsemma  “İrfan” sahibi bir Ârif’dir. İslam pınarının gözesinde içtiği manevi suyu Türklük örf ve ananesi ile mezcedip herkese bir bardak takdim eden saki gibidir İrfan Fethi Gemuhluoğlu. Bir Milli Eğitim Bakanı edasıyla davranıyor her kesimden insanlara yaptıkları güzel işleri desteklemek ve tebrik etmek için mektuplar yazıyor. Biliyor ki marifet iltifata tabidir. Muhafazakâr Milliyetçi kesimin ayrışmaya başladığı 1960’lı yıllarda onları birine yaklaştırmaya çalışıyor. Birlikte hareket etmelerini birbirlerinin dergilerine yazılarını koymalarını salık veriyor.

“Sen özlemin çektiğim Türkiye’ye Anadolu’nun masum, zulme ve kahra uğramış insanına hizmet edeceksin. Bu Hizmetten bir ibadet ahlakı çıkaracaksın” (S:211) diyor Fethi Gemuhluoğlu 10 Eylül 1977 yılında oğlu M. Ali Gemuhluoğlu’na yazdığı mektubunda. Türk milletine hizmet etmeyi bir ibadet ahlakına döndüreceksin, mütemadiyen hizmet edeceksin diyor.

Kendisine ithaf edilen şiirlerde görüyoruz, gördük ki Fethi Gemuhluoğlu vefat ettikten yıllar sonra da ilgiye alakaya mazhar olmuş, kendisine sağlığında yaptığı teşvikler ile şiir yazılmasını sağlamaya çalıştığı gibi yeni yeni şiirler yazılmış, onun vasıflarından övgüyle bahsedilmiş. Ölümü bile şiir yazımını teşvik etmiş. Hatta şiirler yıllar sonrası yazılmış olsalar da sanki onunla yaşanmışlıkları anlatan bir duygu vermekte okuyucuya.

22 Ekim 1977 yılında İstanbul Aydınlar Ocağında yapılan anma toplantısında Süleyman Yalçın, Gemuhluoğlu’nun bazı vasıflarını anlattıktan sonra bu vasıflardan çıkan misyonunu, yani hayattaki vazifesi hakkında “Bu [Vazife], inşa etmek, olmak ve oldurmaktır. Dost etmek, dost bulmaktır. Bunun için her kesimde O’nu seven, sayan insan bulursunuz.” (S:329) hak eden cümleleri kurmuştur.

Mehmet Çavuşoğlu göre Fethi Gemuhluoğlu “Bir Hadise göre isimler gökten inmiştir. Herkesin bir şeyine, huyuna, suyuna, soyuna ve yaradılışına göredir. Fethi ağabey, “Feth” kelimesinin “Açmak” manasında hareketlerle gönülleri açtığı için Fethi isminin mazharı idi.” (S:336) ismi ile müsemma, gönül açan hadisi şerifin müşahhas ifadesidir.

Uğur Derman Fethi Gemuhluoğlı’nun hali için düşüncesin soran bir adama verdiği cevapta dillendirir. “O’nu tanıyan bir zât bir gün bana: ‘Fethi Bey’i nasıl tanırsınız? Diye sordu. ‘Mecâzib-i İlâhiyedendir, tekin adam değildir.’ dedim. Ve ilk görüşmemizde O’nun mânen haberi olacağından emin olarak hemen, ‘Fethi ağabey, seni benden sordular; böyle tavsif ettim, iyi demiş miyim?’dedim. Çok memnun oldu, keyiflendi idi.” (S:346) Onu tasavvufi ynünü dile getirir ve bu yönünün anılmasından mutlu olduğunu da ifade eder.

Merhum Faruk Kadri Timurtaş Hoca’ya göre “Gemuhluoğlu birçok arkadaşlar yetiştirmiştir. Son zamandaki Vakıf ile, bunu daha da genişletmiş oluyordu. Zaman zaman müracaat ederdi bize, asistanlarınız arasında doktora talebeleriniz arasında kimseler var mı yardım edilebilecek? Biz kendisine talepte bulunmazdık, kendi arar, bulur, yardım edilebilecek kimseleri bizden sorar ve bunlara gereken yardımı yapardı. Hakikaten birçok doktora talebemizin ve asistanlarımızın gerek kitaplarının neşrinde, gerek doktora çalışmalarındaki bir takım masraflarının karşılanmasında, O’nun büyük hizmeti ve emeği geçmiştir.” (S:355) ancak bu yardım severlik devlet söz konusu olunca hiç harekete geçmez. “Benim doktora talebelerimden bir, ‘Cem Sultan Divan’ üzerinde çalışıyordu. İstedi gönderdim, fakat O’na yardım yapmamış. Neden yapmamış? Sonra diyor ki ‘Cem Sultan Devlete Karşı çıkmıştır. Devlete karşı çıkmış bir kimsenin eseri üzerinde çalışan birine yardım etmek doğru değildir.” (S:355) Fethi Gemuhluoğlu’ndaki devlete olan bağlılığı ve sadakati görüyor musunuz?

22 Ekim 1977 yılında İstanbul Aydınlar Ocağında yapılan anma toplantısında yaptığı uzun konuşmada Fethi Gemuhluoğlu’nun çok farklı özelliklerini sıralayan Muharrem Ergin onun yeni nesillere aktarılması gerek bir özelliği olarak “kendi kendisinin yetiştirmenin unutulmaz numunesi olması idi. İnsanın, mektepten, medreseden yetişmeyeceğini ancak kâmil olanlar bilirler. Fethi bu kemale herkesten önce ermiş ve kendisinden çok daha fazla, belki seneler itibarıyla tahsil, terbiye ile meşgul olmuşlardan çok daha kuvvetli bir şekilde ilmi bulmuştu.” (S:370) ilmi kendisine hal edindiğini dile getirir. Yine bu ilmi elde etmenin yolunu da Fethi Gemuhluoğlu üzerinden “Çok okuyan bir insandı. Okuma sahası, kendi karakterinin icabı, memleketin yüksek menfaatleri çerçevesinde toplanan eserlere yönelikti. Denilebilire ki bütün milliyetçilerin içinde Türkiye’nin ana davaları ile ilgili mesleki veya mesleki olmayan eserleri Fethi kadar okuyan, derinden inceleyen, ilim adamları içinde dahi, arkadaşımız mevcut değildir.” (S:371) şeklinde okumaktan geçtiğini, ama çok okumaktan geçtiğini anlatmaktadır. Anlaşılan Fethi Genuhluoğlu sadece bir meslek konusunda bilgi sahibi olmak ya da bir ilim dalında uzmanlaşmak için değil din, tasavvuf, sosyal ve fen bilimleri alanında entelektüel çapta okuyor. Fethi Gemuhluoğlu kadar olmasa da onun yüzde on’u belki yüzde biri kadar da olsa ben de okuyorum. Ben de sadece bir meslek veya ilim dalına ait değil her alanda okumaya çalışıyorum. Kimseye soru sormadan okuyarak kendimi biraz yetiştirmeye çalışıyorum. Arkadaş çevremde ve ilim çevrelerinde pek dikkat çekmeyen hususlar benim ilgi alanıma girer ve okurum. Kimseye sormam, o konuyu okurum, sadece okur ve öğrenirim. Hatta 2002’de nanoteknoloji hususu dikkatimi çekip okuduğumda bunu konferans olarak uzman bir kişi tarafından camiamıza anlatılması gerektiğini defaatle ifade ettiğim bir dernekte bu kimsenin dikkatini ilgisini çekmiyor diyen yöneticilere kabul ettirememiştim. Yine camiamızın pek tanımadığı bir bilim tarihi uzmanının 10’na yakın kitabını okuyup uzun bir değerlendirme yazısı yazdığım da çevremde bu kişiden belki haberdar olan bile yoktu.

Nihal Atsız’ın talebesi denebilecek dostu Altan Deliorman Fethi Gemuhluoğlu için “Taassuptan uzak, açık fikirli bir İslam mücahidi idi. (…) Ve gönlünde buram buram vatan sevgisi, Türklük sevdası tüten bir büyük milliyetçi idi Gemuhluoğlu.” (S:403) diyordu Altan Deliorman, bugünün İslamcılarına inat bu günün Ulusalcılarına, seküler Türkçülerine inat. Bir İslam mücahidi olan Fethi Gemuhluoğlu aynı zamanda Türk milliyetçisi vasfını karakterinde birleştirmişti. Bunu Türkçü bir aydın olan Altan Deliorman söylüyordu. Ülkü Milliyetçiler de bu yapıdaydılar ilk çıkış yıllarında. Alperendiler. İslam ve Türklüğü karakterlerinde imtizaç etmişlerdi. Zamanla İslam ve Türklük ayrıştırılmaya çalışıldı. Biliyorlardı ki bu iki vasıf kimde bulunursa o alt edilemez kahraman, fethedilemez bir kale gibi olurdu. Başardılar da önce Başbuğun bütün gayretlerine rağmen Erbakan parti kurdu ve ana kitleden ayrıldı, daha sonra da milliyetçiler çeşitli alt gruplara bölündüler. Tehlike olmaktan uzaklaştırıldılar. Tehlike arz etmez bir hale getirildiler. Birlik iken dünyaya kafa tutan milliyetçiler, kendileriyle boğuşur oldu. 

Tekin Erer de benim gibi düşünmüş ki onun dostluk anlayışına karşı çıkmış ve “Bir gün ona ‘Seninle arkadaş olunabilir, dost olunamaz.” demiş, çünkü “bu kadar çok cemiyete açılmış, bu kadar çok tanıdığı olan, bu kadar çok insan tarafından sevgi ve saygı halesiyle çevrilmiş bir şahsa dostluklar yetmez” diye düşünmüş,  bana ve Tekin Erer’e göre “İnsanın hayatta birkaç dostu olabilirdi. Halbuki Fethi’nin yüzlerce dostu vardı. Yüzlercesi olan dostluğa da dostluk denilmez, arkadaşlık denilirdi.” (S:427) Tekin Erer Fethi Gemuhluoğlu’nu tanıyan biri olarak yanıldığını itiraf etmiş, bize de onun şahitliğine inanarak Fethi Gemuhluoğlu’nun dostlarının çokluğunu kabul etmek düşer.

Günümüz Müslümanları ve Müslüman grupları kendilerinden olmayana yardım etmez. Y a da yardım ettiklerinin kendilerinden kılmayı şart koşarlar. Eğer kabul eder yardım edenin fikrine tabi olursa yardımı alır. Fethi Gemuhluoğlu bunun tam aksine hareket edermiş. Hangi cemaatten olursa olsun layık olana, konusunda liyakat kesp edene yardımcı olu burs verirmiş. Bunun merhum Ergun Göze Salih Suruç ile Fethi Gemuhluoğlu üzerine yaptığı röportajda bunu dile getirmiş. Ergun gözeden bur vermek için istediği öğrencileri Ülkücü iki öğrenci, nurcu iki öğrenci, Batı Trakyalı iki öğrenci, Yugoslavyalı iki öğrenci diye ister, ya da bu özellikte iki öğrenciye burs verdiğini söylermiş.(S:444)  Müslümanlar da bir cemaatçilik gayreti vardır, sizin cemaat bizim cemaat. Ancak İslam da tek bir cemaat vardır ki o da İslam Cemaatidir. Ama Fethi Gemuhluoğlu ilk Müslümanlar gibi Müslümanlar arasında ayrım yapmamış. Ergun Göze diyor ki “Mesela ben orada [Fethi Gemuhluoğlu’nun cenazesinde] Cahit Tanyol’u gördüm. İsmet Zeki Eyüboğlu’nu gördüklerini söylediler. Namazdaymış, namaz kılmış. Ateist, ate olmakla övünen İ.Zeki Eyüpoğlu, orada namaz kılmış. Mesela, bir Cahit Tanyol, O’nun için Sosyalist Kültür Derneği Başkanı değil; O’nun için Cahit Tanyol 1960’tan önce –şimdi hatırlıyorum- 500’üncü Fetih yıldönümün sıralarında Yeni Sabah Gazetesinde Fethe dair Türk Edebiyatının en güzel yazan adamdır. (…) Bizde bir insan kırk sene Müslümanlık namına her şey yaptı da bir ayağı sürçse silip atıyoruz. O ise tam aksi.  Bir tek defa İslam için bir şey yapsa onu unutmayan bir Muhammedi yürek idi.” (S:444-445)

Ben İlkokul çağlarımda iken, komşumuz Hüseyin Sünger’in annesi, okul ve sınıf arkadaşım Halil Sünger’in babaannesi vardı. O zamanki şartlarda 1971-1976 yıllarındaki imkânlarla çamaşırları beyazlatmanın mümkün olmadığı kadar beyaz bembeyaz, tertemiz giyinen bir kadındı. Biz adını hiç öğrenemedik ancak ona Çam Nine derdik. Her halde çam gibi köklü olmasından takılmıştı kendisine bu lakap. Çam da köklerini su bulacağı bir mesafeye kadar uzatan, bu uğurda kayaları ve betonları salgıladığı bir sıvı ile delen bir yapıda olduğunu ve evlere 10 metreden daha yakına çam ağacı dikilmesinin temeline zarar verdiğini, çamın bir orman ağacı olduğunu yıllarca zarar görmüş hasarlı evleri inceleyen inşaat mühendisi söylüyor. Bizim Çam Nine o kar beyazı elbisesiyle camın kenarına oturur her namazdan sonra bilme kaç sayfa Kur’an-ı Kerimi hatmederdi. Ha hatmederdi derken Kur’an okumayı bilmezdi, o da Fethi Gemuhluoğlu’nun annesi gibi ümmi idi. Ama açtığı Kur’an-ı Kerimin her satırında parmağını gezdirir ve her satır için bir İhlâs Suresi okur ya da “Euzubillahimineşşeyanirreciym Bismillahirrahmanirrahim” derdi. Yani Besmele ile hatim ederdi. Tıpkı Fethi Gemuhluoğlu’nun annesini her satırı her harfi ince bir çomakla takip etmesi gibi.

Hüseyin Hatemi, Fethi Gemuhluoğlu’nun herkese iyilik yapması, burs vermesi, iş bulması hususunda “Merhamet ve iyilik duygularının ağır basması dolayısı ile değmeyecek birçok kişi için de kendisini yıprattı, nice ‘nâr-ı serma-dide’ye güneş gösterdi. Ne var ki bu kabil kötü tohumların çiçeklenmesi O’nun vefatından sonra oldu. (…) Öyle zannediyorum ki, vefatından sonra ülkemizin hızla yaşadığı süreci yaşayabilse idi, iyilik ettiği birçok kişi ile ilişkilerini yeniden gözden geçirecek idi.” (S:549) diyerek bir tahmin yürütmüş ki onun sağlığında destek verdiği kişiler içinde ateistten sosyaliste, İslamcıdan Türkçüye bir hayli insan vardır. Nasıl çalışan kişi hata yaparsa, işi insanları işlemek olan kişinin de işlemiş olduğu insanlar içinden bozuklar çıkacaktır. Tarlaya ekilen her tohum istediğimiz kıvamda ürüne dönüşmez. Kimini kuşlar, böcek börtüler yer, kimi kuru, çürür yok olur, kimide meyve verir. Bu, Fethi Gemuhluoğlu’nun kusuru değil, insanın kötüye günaha meyli yaratılıştan gelen bir vasfı, aklını kullanan kurtulur, kullanmayan gayya deresinde yerini alır.

Fethi Gemuhluoğlu hakkında bu kitaptaki en doğru ve orijinal, tekrar düşmemiş tespiti ve Türkiye’deki yanlış uygulama hakkında ki isabetli tespiti Selami Çekmegil yapmıştır. “Zaman kaybetmiş toplumların Rönesans ihtiyacı vardır. Bu rönesanssın oluşmasında fikir, bilim, sanat adamlarının var olması ve hamleler yapması gerekiyor. Bu hamlelerin tahakkuku birtakım patronların desteğiyle gerçekleşebilir Batı’da. Yani, imkân sahiplerinin iş yapacak olanlara destek olmasıyla. Türkiye’de ise, imkân sahipleri, liyakatli insanlara destek olmak yerine, çok kere layık olmadıkları halde kendilerini empoze etmektedirler. İşte Fethi Bey Türkiye’de bu durumu tersine çevirmiş bir adamdır. Kendisi birçok kabiliyetleri haiz olduğu halde şahsen ortaya çıkmak yerine, ufaktan da bir kabiliyet görse fikir ve sanat adamlarının ortaya çıkmaları için yardımcı olmuştur.” (S:573-574) Fethi Gemuhluoğlu egoizmden uzak bu davranışıyla toplumun kendisini reddetmesinin önüne geçerken aynı zamanda geniş bir kitleyle paylaşım yaparak yapılacak hizmetlerin kabulünü ve millete yayılmasını da sağlamıştır. Cemiyet hayatı, toplumsal yapı pastayı adil bir paylaşım ile paylaştığı an düzen ve intizam sağlanır ki Fethi Gemuhluoğlu böyle davranarak belki farkında beklide farkında olmayarak toplum barışında da katkı sunmuştur.

Recep Doksat, Fethi Gemuhluoğlu için “En büyük hususiyeti şuydu: Halinizle hemhal, derdinizle hemdert olur idi. Sizi ve sizsin meselelerinizi, size sizden fazla sahip çıkarak halletmeye çalışır, çareler arardı.” (S:575) diyerek Fethi Gemuhluoğlu’nun tam bir mümin olduğunu, dostlarının derdiyle dertlendiği, dostlarını kendi gibi bilip dertleriyle hemdert olduğuna işaret etmiştir.

Fethi Gemuhluoğlu hakkında yazan Cahit Tanyol gibi Sosyalist Kültür Derneği başkanı, İsmet Zeki Eyüpoğlu gibi Ateist, Nihal Atsız ve Altan Deliorman gibi milliyetçi, Nuri Pakdil, Cahit Zarifoğlu, Rasim Özdenören gibi İslamcı ‘ her inanç ve fikri felsefe mensubunun yazdıkları ortak kanat ve vasıflar; Burs vereceği öğrenciyi arar kendisi bulur, bursiyerlerin alnı secdeli vatan millet sevdalısı olmasına dikkat eder, Milliyetçi, tevhid ehli, ehli Tarik-ehli tasavvuf bir Müslüman, mütedeyyin, Ehl-i Beyt ve Peygamber-i Ekber’in aşığı, irfan sahibi bir arif, anasından çokça söz eder, fasih bir Türkçe ile düzgün akıcı konuşan ve İstanbul efendisi, burs verdiklerine ve tanışıp istidatlı gördüklerini teşvik eden, yol gösteren, yazması gerekenleri söyleyen ve ısmarlayan, yazmayan yazdıran, güzel sözleri ve şiirleri defterine kaydeden, şiir seven ve güzel şiir okuyan, görünür hizmetlerin değil görünmeyen hizmetlerin adamı, ön cephede savaşanlara malzeme cephane taşıyan saki, tanıdıklarıyla mektuplaşan ve teşviklerini sürdüren, herkese dost, yeri gelince tarizlerde bulunan ancak kimsenin bu tarizlerinden alınmadığı bir ağabey, bir baba şefkatinde, kızdıklarını hemen affeden tevazu ve merhamet abidesi insan olduğu şeklindedir. O bakanlar atar, gazetelere hangi konuda gazeteciler gerekse bulur, MC Hükümetleri gibi hükümetler kuran, geride kalmasını bilen, hizmet edenlere malzeme tedarikçisi bir lojistik uzmanıydı. 

Fethi Gemuhluoğlu’nu Muharrem Ergin’in anma toplantısında yaptığı uzun konuşmadan bir cümle ile tarif ederek yazımız bitirelim. “[Fethi Gemuhluoğlu] Nesillerin şifahi olarak öğrenmeleri, takip etmeleri lazım gelen bir insan, diyorum. (…) milliyetçiliğin mukadderatına istikamet vermiş bir insan, diyorum. Peki, neydi nasıl tarif edeceğiz, nasıl tavsif edeceğiz? Evet, Fethi böyle idi, mevkisizdi, rütbesizdi vs. idi ama işte, işte bu tip insanlara ‘kutub’ denir. Fethi bu cemiyetin, Türk milletinin mukadderatının, Türk milli kültürünün, Türk-İslam düşüncesinin zamanımızdaki en büyük kutublarından biri idi. Bütün hayatıyla, yazamadan çizmeden, yazanlardan çizenlerden çok, bu hareketi, bu mukadderatı tanzim vazifesini görmüştür.” (S:375) Başta Fethi Gemuhluoğlu ağabey olmak üzere bu kitabın hazırlanmasında yazılarıyla, sözleriyle, şiirleriyle, emekleriyle katkı verip rahmeti rahmana göçmüş bütün geçmişlerimiz Allahtan rahmet dileğiyle ruhları için el Fatiha.  

YORUM YAP

escort Bağcılar escort Bahçelievler escort Bakırköy escort Bayrampaşa escort Beylikdüzü escort Güngören escort İstiklal escort Kadıköy escort Sultanbeyli escort Üsküdar escort Avsallar escort Mahmutlar escort Oba escort Mecidiyeköy escort Ölüdeniz escort Güllük escort Kültür escort Ataşehir escort Avcılar escort Başakşehir escort Esenler escort Esenyurt escort Fatih escort Gaziosmanpaşa escort Kartal escort Küçükçekmece escort Maltepe escort Pendik escort Sultangazi escort Ümraniye escort Adapazarı escort Yalıkavak escort güvenilir casino siteleri Yalova escort Muğla escort Aydın escort Çanakkale escort Balıkesir escort Tekirdağ escort Manisa escort Trabzon escort Kahramanmaraşescort Kütahya escort Osmaniye escort Sivas escort Tokat escort Çorum escort Yozgat escort Isparta escort Elazığ escort Ordu escort Edirne escort Erzincan escort Zonguldak escort Rize escort Uşak escort Kırşehir escort Erzurum escort Giresun escort Amasya escort Sinop escort Niğde escort Bolu escort Karaman escort Kırıkkale escort Bayburt escort Ardahan escort Gümüşhane escort Artvin escort Çankırı escort Bartın escort Sinop escort Bilecik escort Karabük escort Burdur escort Nevşehir escort Kıbrıs escort Kırklareli escort Kastamonu escort Düzce escort Aksaray escort Adıyaman escort Afyon escort Arnavutköy escort Bebek escort Beşiktaş escort Beykoz escort Beyoğlu escort Büyükçekmece escort Çatalca escort Çekmeköy escort Eyüpsultan escort Kağıthane escort Sancaktepe escort Sarıyer escort Şile escort Silivri escort Şişli escort Taksim escort Zeytinburnu escort Aliağa escort Balçova escort Bayındır escort Bayraklı escort Bergama escort Beydağ escort Bornova escort Buca escort Çeşme escort Çiğli escort Karşıyaka escort Fehiye escort Marmaris escort Gaziemir escort Dikili escort Menderes escort Menemen escort Torbalı escort Atakum escort Çerkezköy escort Yenişehir escort Bodrum escort Toroslar escort Tarsus escort Silifke escort Mezitli escort Erdemli escort Anamur escort Akdeniz escort Melikgazi escort Elbistan escort Lüleburgaz escort İzmit escort İlkadım escort Çorlu escort Battalgazi escort Yeşilyurt escort Milas escort Ceyhan escort Çukurova escort Kozan escort Sarıçam escort Seyhan escort Emirdağ escort Sandıklı escort Merzifon escort Suluova escort Taşova escort Altındağ escort Batıkent escort Çankaya escort Çubuk escort Etimesgut escort Haymana escort Kahramankazan escort Keçiören escort Kızılcahamam escort Mamak escort Polatlı escort Pursaklar escort Sincan escort Ulus escort Yenimahalle escort Aksu escort Alanya escort Belek escort Demre escort Döşemealtı escort Elmalı escort Finike escort Gazipaşa escort Kaş escort Kemer escort Kepez escort Konyaaltı escort Korkuteli escort Kumluca escort Lara escort Manavgat escort Muratpaşa escort Serik escort Side escort Didim escort Efeler escort Nazilli escort Söke escort Altıeylül escort Ayvalık escort Bandırma escort Bigadiç escort Burhaniye escort Dursunbey escort Edremit escort Erdek escort Gömeç escort Gönen escort Havran escort İvrindi escort Karesi escort Kepsut escort Susurluk escort Büyükorhan escort Gemlik escort Görükle escort Gürsu escort Harmancık escort İnegöl escort İznik escort Karacabeyescort Kestel escort Mudanya escort Mustafakemalpaşa escort Nilüfer escort Orhangazi escort Osmangazi escort Yıldırım escort Biga escort Çan escort Gelibolu escort Karahayıt escort Merkezefendi escort Pamukkale escort Keşan escort Aziziye escort Palandöken escort Yakutiye escort Odunpazarı escort Tepebaşı escort Araban escort İslahiye escort Karkamış escort Nizip escort Nurdağı escort Oğuzeli escort Şahinbeyescort Şehitkamil escort Yavuzeli escort Bulancak escort Espiye escort Görele escort Altınözü escort Arsuz escort Antakya escort Defne escort Dörtyol escort Erzin escort Hassa escort İskenderun escort Kırıkhan escort Kumlu escort Payas escort Reyhanlı escort Samandağ escort Eğirdir escort Yalvaç escort Foça escort Karabağlar escort Kemalpaşa escort Kiraz escort Kınık escort Konak escort Narlıdere escort Ödemiş escort Tire escort Urla escort Safranbolu escort Akhisar escort Alaşehir escort Kırkağaç escort Salihli escort Sarıgöl escort Şehzadeler escort Soma escort Turgutlu escort Yunusemre escort Akkışla escort Bünyan escort Develi escort Kocasinan escort Talas escort Yahyalı escort Gazimusağa escort Girne escort İskele escort Lefke escort Lefkoşa escort Başiskele escort Çayırova escort Darıca escort Afşin escort Dulkadiroğlu escort Göksun escort Onikişubat escort Türkoğlu escort Kızıltepe escort Mut escort Dalaman escort Gümbet escort Datça escort Kavaklıdere escort Köyceğiz escort Menteşe escort Turgutreis escort Ula escort Yatağan escort Fatsa escort Altınordu escort Ünye escort Düziçi escort Kadirli escort Ardeşen escort Akyazı escort Arifiye escort Erenler escort Geyve escort Hendek escort Karasu escort Kaynarca escort Sapanca escort Derince escort Dilovası escort Gebze escort Gölcük escort Kandıra escort Karamürsel escort Kartepe escort Körfez escort Akşehir escort Beyşehir escort Bosna escort Ereğli escort Karapınar escort Meram escort Selçuklu escort Gediz escort Simav escort Tavşanlı escort Doğanşehir escort Bafra escort Çarşamba escort Boyabat escort Kapaklı escort Süleymanpaşa escort Erbaa escort Niksar escort Turhal escort Akçaabat escort Of escort Ortahisar escort Yomra escort Armutlu escort Çiftlikköy escort Çınarcık escort Akdağmadeni escort Boğazlıyan escort Sarıyaka escort Sorgun escort Alaplı escort Çaycuma escort Devrek escort Ereğli escort Kilimli escort Kozlu escort