DOLAR32,2099% -0.07
EURO34,9849% 0.11
STERLIN41,1656% 0.1
FRANG35,2303% 0.03
ALTIN2.424,47% 0,25
BITCOIN69.164,010.271

BİR DUYGU YOLCULUĞU

Yayınlanma Tarihi : Güncelleme Tarihi :
BİR DUYGU YOLCULUĞU

BİR DUYGU YOLCULUĞU

Halim KAYA

Duydun ki Osman Oktay Ağabey yeni bir kitap yazmış, hem de yaşadıklarını anlatan bir hatıra kitabı okumam gerek diyerek mesaj yoluyla talep ettim kendisinden. Cevap verdi, yaşına, yanımızdaki ve toplum nezdinde ki statüsüne bakıp da hiç ben yapamam demedi. Kitabı imzalayarak PTT kargoya verdi. Ve bugün okuyoruz, daha önceden “Galip Abi Kendini Unutan Adam”  kitabı ve diğerleriyle aşina olduğumuz Osman Oktay Ağabeyin “Bir Duygu Yolculuğu” adlı kitabını.

Kitap, Mi Yayınları tarafından Nisan 20224 tarihinde ilk baskı olarak 384 sayfa olarak ara başlıklarla bölümlendirilerek basılmış. Sonuna da Osman Oktay albümünden bir miktar fotoğraf ve yazdığı şiirlerin bestelendiği eserlerin notaya dökülmüş sayfalarının fotokopisinden şahitler eklenmiş.

Kişilerin hayatından kesitler anlatan hatıraların iki faydası vardır. Birincisi çevresi tarafından sevilen hatırat sahibini unutturmamak, ikincisi de Osman Oktay gibi Ülkü Hareket gibi bir davaya gönül vermiş büyün örnek hayatının gelecek nesillere örnek olarak rehberlik etmesidir.

Herkes aslında sağlığında hatıralarını yazmalı ve hatırat sahibinin yazdıkları dolayısıyla ya da çevresinden farklı insanların yazdıklarından dolayı hatırat sahibinin aramızdan ayrıldıktan sonra ilerideki zamanlarda doğacak farklılıkların sebepleri tartışılıp sağlıklı bir neticeye bağlanması açısından faydalıdır. Ancak ülkemizde Osman Oktay toplum önüne düşmüş gibi çok ender insan hatıratlarını yazarak orada yazanlara çevresinden alacağı yorumları görerek yanlış olanları düzeltme fırsatı yakalamıştır. Ha bu demek değil ki Osman Oktay’ın hatıratında yanlış olan anlatımlar var. Sadece hatıratlar üzerine genel bir kanaattir.

Kitap adını her halde Osman Oktay’ın uzun zaman Ankara’da yanında kalan yüz yaşına merdiven dayamış annesini hayır duasını almak babından memleketleri Burdur’a götürürken yolda karşılaştıkları “Cumhuriyetin Kazanıldığı Topraklardasınız”  (S:9) yazan tabelanın sevk etmesiyle araba içinde yapılan sohbet ve akla düşen hatıralar dolayısıyla bu ismi aldı. Çünkü bu tabelanın görüldüğü sırada Osman Oktay Ağabey annesi ile yolculuk etmekte, her ikisi de kurtuluş savaşı dolayısı ile ailelerinden miras kalan Kurtuluş Savaşı hatıralarını hatırlayarak dile getirmekte seyahat ettikleri özel aracın içi Ergenekon’dan Kurtuluş Savaşına kadar birkaç bağımsızlık hikâyesinin anlatılmasıyla duygu seli yaşanmaktadır.

Her zaman radyo ve televizyonlarımızdan dinleyip de nerenin Türküsü diye üstünde düşünmediğimiz “Çubuk Beli” (S:12) türküsünün de Antalya Serik’e ait olduğunu ve Antalya Burdur arasındaki dağların yol vermez olduğu yılarda,  geçit vermez zamanlarında yakıldığını öğreniriz de o türkünün gaydası sanki kulağımızda çalar. Osman Oktay aslında bu türkünün hikâyesini anlatırken Cumhuriyetin erdemlerini, halka önem veren bakışını ve nereden nereye denilenecek hizmetleri ve değişimi gelişimi gözler önüne sererken sanki insanın içine duygusal bir sevgi tohumu atar. Cumhuriyet sevgisi, Atatürk sevgisi, dağları, belleri, geçitleri yol vermese de yurt sevgisi, memleket sevgisi, vatan sevgisi serper. Mamur bir ülkeden, lüks hayat ve yaşantıdan doğmadığını fısıldar ancak Vatan sevgisinin kıraç topraklara, dağına, taşına, kırına hatta geri kalmışlığına dayandırır da avazı çıktığı kadar haykırır “Vatan Sevgisi İmandandır” diyerek.

Dedim ya Osman Oktay Ağabey’in hatıratı örnek olacak, herkes kendinden bir şeyler bulacak diye, ben hemen kendime bir pay çıkardım. Ben de İlkokul 3. Sınıfta bir gecede okuduğum ilk kitap Peyami Safa’nın Alparslan isimli kitabıydı. O günden sonra okumalarım devam etti. Şiirler yazdım ama ben saklamadım sonra çocukça diyerek yırtıp attım. İmam Hatip Lisesinde okuduğum sırada daha iki aylık orta birinci sınıf öğrencisi olmama ve önceden Kur’an-ı Kerim okumayı bilmememe rağmen okulun müdürü çalıştırmam için sınıf arkadaşlarımdan birini talebe olarak verirdi ve bunu çalıştır eti senin kemiği benim karşı gelirse bana söyle derdi. Başarılarımız Milli Görüşçü hocaların Ülkücü olduğumuzu öğrenip de bize engel çıkartmasına – lise ikinci sınıfa kadar- sürdü, aşırı engelleme nedeniyle bizde işi askıya alıp suyu akışına bıraktık. Çünkü İHL’ler artık Milli Görüşün arka bahçesi olmuştu. Üniversite yıllarında yeniden yazdım şu an edebi kalitesine bir şey diyemem ama 130 küsur şiirim var. Şiirlerimi önce kendi ellerimle cilt bezi ve mukavva ile ciltlediğim parşömen kâğıtlarından yaptığım çizgisiz deftere yazdım hala saklarım. Lisede edebiyat kolu başkanlığı yaptım. Lisenin tarihinde ilk Yunus Emre anma toplantısını organize ettim ve Yunus Emre üzerine bir de konuşma yaptım. Okulun tarihinde ilk on üzerinden on ben aldım. Okulun futbol takımında kalecilik yaptım ama Ülkücülükle Futbolculuk birilikte yürümez diyen sınıf arkadaşım şimdi Göz doktoru olan Enver Acar istemedi diye bıraktım. Ülkücü olmayı tercih ettim. Çeşitli bilgi yarışmalarında kitap ödülleri ben de aldım. Hem de Osman Oktay Ağabey gibi bu kitaplardan edindiğim bilgilerle öğretmenlerimden daha çok takdir topladım. Kanat ve hiç sözlü olmadan aldığım sözlü notlarına doğrudan etsi oldu. Gazete okuyucu köşelerine mektuplar yazardım. Ama nasıl oldu ise sakladığım bu hatıraları sonra kaybettim. Bizde gaz yağı lambasında dersler çalıştık. Demek ki Osman Oktay Ağabey, seninle bayağı benzeşen ortak taraflarımız var. Osman Oktay Ağabey nasıl Kasım ayına denk gelen “Çıtlaklar erdiği zaman” (S:39) doğmuşsa biz de bizimle aynı gün doğmuş bir oğlu olan Babamların eskiden komşuluk yaptığı bir adamdan üniversite sıralarında rastlaştığımız bir ortamda tanışma faslında öğrendiğimize göre 1965 yılının “Tütün dikim” zamanında daha çok Nisan ayının 15 ile Mayıs ayının 15 arasında denk elen bir günde doğmuşuz. 

Osman Oktay Ağabey’in annesi ile Burdur’a doğru yaptığı seyahat sırasında görmüş olduğu “Cumhuriyetin Kazanıldığı Topraklardasınız”  tabelasının yanından başladığı Asena, Börteçine, Ergenekon, Kurtuluş Savaşı, Atatürk ve 2. Ergenekon’dan çıkış olarak gördüğü Kurtuluş savası peşinden anlattığı ilkokul ortaokul lise yılları ve ailesine dair hatıralr sona erdi ancak yaptığı seyahat sonlandı mı anlayamadım. O yıllarda yazdığı ve okuduğu şiirler anlattığı ülkümüzün yeni yeni mayalandığı ayrışmanın bölünmelerin yaşanmadığı ruhu aktaran günlere dair hatıraları beni benden aldı, ben de yolcuğun bitip bitmediği ile ilgili kısmı kaçırdım herhalde.

Osman Oktay Ağabey’in arşivinden aktardığı, “TÖB-DER İdare Heyeti” (S:49) tarafından hazırlanmış, Malatya İl Emniyet Müdürlüğü tarafından “aslının aynıdır” damgası vurularak 31.03.1971 tarihinde resmi işleme aldığı, TÖB-DER tarafından üyeliğe yeni kabul edilmiş bayan bir öğretmene (S:49) tavsiye niteliğinde olan beş maddelik belgelenin ilgili maddelerinde “Made3: Okulunuza yeni giren, ortada olan gençleri faşistlerin tepkisinden kurtarıp KADIN OLMANIZ HASEBİYLE KIZLIK MEVHUMUNU ORTADAN KALDIRIP ONLARLA HER ÇEŞİT ZEVKE KATILACAKSINIZ.” ve “Madde 5: Devrimci erkek arkadaşlarınızın bütün dertleri ile ilgilenip ZEVKİNİZİ ONLARLA TATMİN EDİP BİRLEŞECEKSİNİZ.” (S:50) Şeklinde ifade edieln ahlak ötesi bir durum TÖB_DER’in bir fikir kuruluşu olmadığını onların “fuhuş yuvası” olduğunu kendi ilan ettikleri belgelerle sabittir. Hangi ahlak öğretmen olmuş topluma örnek olacak bir bayandan başka erkeler avlamak için veya fikri çerçeve içersinde tutmak için ahlaksı bir fiili işlemesini isteye bilir ki. Ancak Komün hayatını savunan ahlaksızlar ister ki ülkemiz bu tehlikeyi hemen eheme her eğitim seviyesindeki okullarda ve yurtlarda yaşamıştır. Serbest bir ilişkiyi savunmayan serbest ilişki yaşamayanlar yaftalanmışlar, yaşayanlar ilerici olarak topluma örnek kişi ilan edilmişti.

Memleket elden giderken komünizm azıp terör eylemlerine yüklenirken iktidarından başkasını düşünmeyen Süleyman Demirel’in zihniyetini Dündar Taşer’in 22 Mart 1971 tarihinde Devlet Gazetesinde yazdığı “S. Demirel’e göre sol munis değildir ve seçim kazanamaz. Hâlbuki milliyetçilik Türk’e uygundur ve seçim kazanabilir. O halde kendi iktidarının devamı için sol yaşamalı, Milliyetçilik ezilmelidir. Hatta solun faydası da vardır; seçimlerde, ‘Ben gidersem sol gelir’ diyerek rey kesafeti bile sağlanabilir. Amma millet çürürmüş, mukavemeti azalırmış, kurumlar dağılırmış, kimin umurunda?” (S:57-58) yazısı ile ortaya koyan Osman Oktay Ağabey Süleyman Demirel’in memleketini elden gitmesinin umurunda olmadığı varsa yoksa o iktidarda olsun da ne olursa olsun mantığıyla hareket ettiğini ortaya koymuştur. Zaten Turgut Özal ve Süleyman Demirel değimliydi Ebulfeyz Elçibey’in Azerbaycan’da iktidarını kaybetmesine neden olanlar. Tabi devletin kurucu liderine karşı darbe girişiminde bulunan Suret Hüseyinov gibi aymaz da cabası. Aynı ülkemizde hala Atatürk’ün tartışılması gibi.

Osman Oktay Ağabeyin kaleme aldığı “Bir Duygu Yolculuğu” kendisinin bir otobiyografisi olmasının ötesinde Milliyetçi Hareketin tarihi olduğunu söyleyenler eksik söylemişler, Osman Oktay Ağabeyin kendisi çalıştığı ya da milliyetçi yazın hayatı içinde yer almasından dolayı ilgilendiği dergi ve gazeteler Türk Yurdu, Töre, Bozkurt, Devlet hakkında, kendi yaşadıkları ve çevresinden insanların yazdıklarından aktarımlarıyla “Bir Duygu Yolculuğu” adlı kitap aynı zamanda milliyetçi basın yayın tarihi olarak adlandırılabilecek vasfa ve bir bilgi kaynağına dönüşmüştür.

Osman Oktay Ağabey’in üniversitedeki eğitimi bitmiş İbrahim Metin Ağabey ve diğer büyüklerinin uygun görmesiyle Şehitlerimizden Dursun Önkuzu’nun kardeşlerinden Samiye Hanım ile evlenmesi dilendirilmişti. Ordu’da öğretmen olan Samiye Hanımı, İbrahim Metin ve Hanımı Aysel abla, üçük kızları İlbilge, Aysel ablanın kardeşi Meriç Coşkun ve Osman Oktay ile görmeye giderler (S:100). Dönüşte de Tokat Zile’ye uğrayarak Samiye Hanımı babası Abdullah Önkuzu’dan isterler. Arada oluşmuş güven ve samimiyete dayan bir ortamda söz kesilir ancak daha Osman Oktay Ağabeyin ailesinin mevzudan haberi yoktur (S:102). Sözden sonra gider ve durumu ailesine anlatır. 25 Ağustos 1975 akşamı İbrahim Metinin evinde memleketten gelen anne ve basının katılımıyla nişan yüzükleri takılır, dini nikâhları kıyılır. 26 Ağustos 1975 de de resmi nikâhları yapılır. Artık düğün eğlencesi Burdur Bucak’ta Osman Oktay Ağabeyin memleketinde Ankara’dan İbrahim Metin ve eşi Aysel Metin, Osman Çakır, Meriç Coşkun, Galip Erdem, Sadi Somuncuoğlu, Dündar Taşer’in hanımı Asuman Taşer’in katıldığı bir düğünle Alparslan Türkeş’in gönderdiği altın kolyenin Galip Erdem tarafından takılmasıyla mutlu sonlanır (S:109). Bu evlilikten 5 Ekim 1976 yılında Ayşen Tuğba (S:115), 29 Nisan 1978 tarihinde de Hüseyin Tuğrul adını verdikleri iki çocukları olur (S:119)        

8-9 Şubat 1969 Adana kongresinde partinin ismi MHP, amblemi de üç hilal olduktan sonra ilk seçimde Adana’dan milletvekili adayı olup seçilen Alparslan Türkeş, MHP Genel merkezinin Ankara’da olması, daha önce Anakara milletvekilliği de yapmış olası dolayısıyla 1973 seçimlerinde Ankara’dan milletvekili adayı olmak istiyordu. Parti içinde n bir grup “Adanalılara bir vefasızlık” olacağını ileri sürünce “Türkeş bu kararını oylamaya sundu ve Genel İdare Kurulu oy çokluğu ile yeniden Adana’dan aday olmasına karar verince hiç taraz etmeden alınan karara uydu.” (S:124) diyen Osman Oktay bu durumda iki hususa dikkat çekmektedir ki birincisi Alparslan Türkeş’in kendi durumunu bir Genel Başkan olara Genel İdare Kurulunda oylatacak kadar demokrat bir parti genel başkanı olması, ikincisi de “Adana il Başkanı Rahmetli Faruk Akkülah da kendi adaylığı ve seçilmesi garanti görülmesine rağmen aynı düşüncede [Alparslan Türkeş’in Adana’dan aday olması düşüncesinde] idi.” (S:124) şeklinde ifade ettiği Faruk Akkülah’ın eğer Alparslan Türkeş Adandan aday olmazsa kendisinin olmasının kesin olması ve bu durumda milletvekili seçilmesinin de kesin olmasına rağmen sırf doğru hareket etmek ve Adanalılara yanlış yapmamak için kendisinden fedakârlık etmesidir. Ülkücü Hareketin geçmişinde yalan dolan yok, her kes “Birimiz hepimiz için, hepimiz birimiz için” düsturu içinde hareket eder. Şahısların göreve gelmesinden ziyade fikrin iktidarını düşünürlerdi. Nasıl olsa Ülkü Hareketin hangi ferdi olursa olsun Ülkücü gibi millete hizmet edecekti. Diğerleri de arkadan onan destek olacaklardı. Şimdisi gibi milletvekilliği çıkar ve zenginleşme, itibarsızlara göstermelik itibar sağlama yeri değildi.

Osman Oktay Ağabey Alparslan Türkeş ile olan hatıralarından yaşanılan olayları anlatarak ve onun babacan tavrını ortaya koyarak ülkücü camianın bazılarında görülen Alparslan Türkeş’i görmezden gelme, hatta olumsuzluklarda bile isminden bahsetmektense MHP gibi Ülkücü Hareket gibi genel fikri yapıyla anlatarak olayı geçiştirmeye çalışanların aksine Türkeş’e yer vererek göstermiştir ki Türkeşsiz bir Ülkücülük ve MHP söz konusu olamaz.

Nitekim Devlet gazetesini ikinci dönemi olan Ocak 1979 tarihinde yayınlanan Süleyman Demirel röportajı ve Ahmet Rifat imzasıyla Prof. Dr. Ahmet Nuri Yüksel’in yazmış olduğu “Etraf” adlı yazı çerçevesinde koparılan fitne (S:125) üzerine Alparslan Türkeş’in Devlet gazetesinde çalışanları görmek istemesi üzerine gittikleri görüşmede görüşme sonunda Osman Oktay Ağabey ile yaptığı baş başa görüşme sırasında “Bak oğlum, dedi. Sen İmtihanı başarı ile vermiş bir arkadaşımızsın. İş yapan insanlar kıskanılabilir. Siz çalışmalarınıza ve yayınlarınıza devam edin ama kesinlikle hizipleşmeye yer vermeyin.” (S:127) diyerek nasihat etmesi ve babacan tavrını göstermesi üzerine verdiği cevap “Hiç öyle bir şey olabilir mi efendim.” olmuştur. Osman Oktay Ağabeyin cevabı Ülkücülerin çalışıp davayı hedefine ulaştırmaktan başka gayelerinin olmadığını beyan maiyetindedir.

Kültür adamı olup TRT’de kültür yayınları yapmanın yanında bazı eserleri yazıya aktarılıp basılan Osman Oktay Ağabey bu vasıfları dolayısıyla Türkçeye, Türk diline de hassasiyet göstermiştir. Gösterdiği hassasiyet sayesinde de 2003 yılında Karan İli Valiliğince “Türkçe’yi Topluma örnek olacak şekilde iyi ve doğru kullanan kişiler” arasında Çocuk edebiyatı dalında ödüle yayık görülmüştür. Karamanoğlu Mehmet Bey’in Türkçeyi yaygınlaştırmak için 13 Mayıs 1277 tarihinde yayınladığı Dil Fermanın yayınlandığı ilden ödüle layık görülmüştü Osman Oktay Ağabey (S:180). O dil hassasiyetini her yerde koruyarak karşılaştığı ve sohbet ettiği Belçikalı Türkolog Johan Vandewalle’nin Türkçe hususundaki görüşünü de aktarmaktadır. “Türkçeyi biraz tanıyıp öğrenince matematik bir yapıya sahip olduğunu anladım. O anda bende, bu yapıyı derinlemesine incelemek için bir merak uyandı. Türkçenin yapısında bana zor gelen hiçbir unsur görmüyordum. Kuralların sayısı az olduğu halde pek çok cümle üretebiliyor. Kurallar sisteminin gücü çok büyük. Onun için Türkçeyi satranç oyununa benzetmeye başladım. Satranç oyunun kuralları azdır; yedi yaşındaki çocuk bile öğrenebilir. Bununla birlikte insan, hayatı boyunca satranç oynasa bıkmaz. Yeni hamleler, yeni oyunlar yapma imkânı vardır. Bunun gibi bende senelerdir Türkçe oynuyorum. Ve hiç sıkıldığım olmadı. Türkçenin yapısı gerçekten ideal bir dilin yapısıdır.” (S:182-1823) ayrıca Osman Oktay Ağabey Bu cümleleri söyleyen Belçikalı Türkolog Johan Vandewalle için “Türkçenin 27 lehçesini sular seller gibi konuşuyor.” (S:181) diyor.  Bu söylenenlerden ben satranç oynayan biri olarak şunu söyleyeyim satrançta ezberlediğim bir oyun yoktur sadece taşların nasıl oynadığını, büyük rok ve küçük rok nasıl yapılırı bilirim. Oyunum karşıdakine göre gelişir ve her seferinde yeni bir öncekinde farklı bir oyun oynarım. Yani bunu şöyle Türkçeye uyarlayabiliriz her söylenen ve yazılan farklı bir üslup ve tarzda söylenebilir. Ama anlatılan mana aynıdır. Tıpkı satranç oyununda ki her oyunun satranç oyunu olması gibi.

Osman Oktay Ağabey’in Büyükleri için de kitap yazdığını anlatan hatıralarını okuyunca ben de hatırladım bu kitapların çoğunu okumuş, bazılarına da değerlendirme yazıları yazmıştım. Bu kitapların başında “Galip Abi: Kendini Unutan Adam” ya da “Bir Ülkücünün Romanı: Kendini Unutan Adam” geliyordu ki bu kitap aynı zamanda benim Osman Oktay Ağabeyi keşfettiğim ilk kitabıdır. “Kerkük Gönlümde Aşk Yüreğimde Sızıdır” kitabının verdiği duygu atmosferinin tesiriyle Kerkük üzerine birkaç kitap daha okumaya fırsat buldum. Ama burada da şunu keşfettim. “Kerkük Gönlümde Aşk Yüreğimde Sızıdır” adlı kitaptan aldığı yazıda Çanakkale ile Kerkük arasında bağ kuran ve aynı şeylerin yaşandığını anlatan şehitler ve gazilerle ilgili durum gözümden yaşların akmasına sebep oldu. Çanakkale savaşından biraz önce aynı karavanadan yemek yedikleri, aynı siperde omuz omuza savaştıkları askerlerden siperlerdeki yaralıları alıp tedavi için revire, ölüleri alıp uygun bir yere koyan askerlerden bir henüz şehit olmamış ağır bir yaralı askeri görünce yaralı askeri ölüler arasına koymaya niyet edince diğeri “ne yapıyorsun, o arkadaş henüz ölmemiş” diyen arkadaşına “Çanakkale’de ancak bu kadar ölünür” (S:194) der ve ölülerin arasına bırakır. Ne acı değil mi, ölmemiş ama yaşama umudu görmeyen arkadaşı ölülerden sayıyor yarasının ağır olması dolayısıyla. Aynı durumun “Mum kimin yanan Kerkük” adlı Kerkük türküsünde dile getirildiğini tespit eden Osman Oktay ağabey bu benzerliği ifade eden türkünün “Daha can boğazdayken çektiler salamızı” (S:194) mısralarında olduğunu söyler. Daha canı çıkmadan salasının okunduğunu ifade eden türkünün de Kerkük’te yaşayanların sonun ölüm olduğunu, uluslar arası anlaşmalarla ölümlerine ferman verildiğini, ölümü beklediklerini türküyle ifade ettiklerini söyler. Aradaki coğrafik ve tarihi zaman uzaklığına rağmen Türkler daha canı çıkmadan salaları okunan ve vatan için de bunu hiç çekinmeden, beklenen sondan kaçınmadan kabullendiklerini de anlamış oluyoruz. Osman Oktay Ağabey’in diğer okuduğumuz kitapları “Modern Seyahatname”, “Dini Cehalet ve Çıkış Yolu” ve birer değerlendirme yazısı yazdıklarım ancak “Vatan Mahzun Ben Mahzun” ve “Mahzunluk Bitecek Mi?” kitapları da alıp okuma sırasını bekleyen kitaplarıdır.

Osman Oktay Ağabeyin “Araştırma Planlama Kurulu, İnceleme Araştırma Kurulu, Strateji Geliştirme Dairesi gibi oldukça havalı isimlerle birtakım kurullar, daireler oluşturarak gözden çıkarılan, siyaseten öyle olması gereken kişiler oralara depo edilir. ‘Depo edilir’ diyorum, çünkü işlerinden, tecrübelerinden faydalanılmaz. Merkez valiliği, ya da Depo Öğretmenliği gibi bir şeydir. Kurulların dışında bir de ‘Müşavirlik’ kadroları vardır. Müşavirlik kadroları da resmen olmasa da ‘Has Müşavirlik”, ‘Hoş Müşavirlik’, ‘Boş Müşavirlik’ kadroları olarak üçe ayrılır.” (S:246) ifadelerinden, her ne kadar ayrılışlarımız farklı, o istifa ederek ben de yaklaşık 450 kişilik yetkili kişilerin bulunduğu bir ortam da bizzat dönemin Sağlık Bakanı tarafından “bu işi biri olarak” taltif edildikten sonra görevden alınmış bir ülkücü milliyetçi olarak sonraki dönemde aynı kaderi yaşamışız. Şöyle ki İdari İl sağlık Müdür Yardımcısı iken “Doktor” unvanlı İl sağlık Müdür Yardımcılarının yapması yönetmelik gereği belirtilmiş olan ülkemizde yeni bir halka hizmet şekli olacak “Evde Sağlık Hizmetleri”nin kuruluşu daha önce bir iki Doktor İl Sağlık Müdür Yardımcısına söylenmiştir. Ancak kabul görmeyince bir toplantıda İl Sağlık Müdür tarafından bize, yönetmelik uzatılarak kurmamız istendi. Ben hemen toplantı sırasında yönetmeliği inceledim ve bunun Halk sağlığı ile ilgili olduğunu gördüm ve “Müdür bey’e yönetmelik “Doktor” müdür yardımcıları tarafından yürütülmesini istiyor.dedim. O ise, olsun,  siz kurun, zaten seçimden sonra kaldırılır.”diyerek görevi üzerimizde bıraktı. Ama ben personel ve araç gereç istedikçe de yolu yokuşa sürdü. Hatta isim vererek istediğim ve ben onlara iş tarif etmem onlar benim düşündüğüm gibi bu işi yaparlar diye de belirttiğim üç arkadaş için onları sizin yanınıza veremem onlar da ülkücü, sizi bir araya getiremem denildi. Her şeye rağmen onların ıskarta görüp gönderdiği ve vermedikleri araç ve gereç eksikliğine rağmen 4-5 ay içersinde 600 civarında hasta tespit edip evlerinde ziyaret ettik. Bunu gören İl Müdürü “Abi siz gerçekten çalışıyormuşsunuz.” itirafını sekiz İl Müdür Yardımcısının yanında yapmak zorunda kalmıştı. Birkaç ay sonra da sayın bakan ilimizde 450 kişi ile gerçekleştirilen “Bölge Sağlık Değerlendirme” toplantısı gerçekleştirdi. Toplantıya katılanlar İl Sağlık İdaresine ait bütün –İl Müdürü-İl Müdür yardımcıları, Şube Müdürleri, İlçe Sağlık Grup Başkanları, Hastane Başhekim ve Hastane Müdür ve Müdür Yardımcıları- Yöneticileri ve ilgili personeller, Milletvekilleri, İl ve İlçe Belediye Başkanları, Vali, Kaymakam, siyasetçiler İl Başkanı ve İlçe başkanlarından oluşuyordu. Bu toplantıda kimseye söz verilmiyor, sadece Sayın Bakan ve İl Sağlık Müdürü, Vali ve bir de Bakanın il danışmanı konuşuyordu. Tam mevzu Evde Sağlı Hizmetlerinin il genelindeki durumu konuşulurken el kaldırdım. Sayın Bakan el kaldırdığımı görünce bana söz verdi. Ben kendimi tanıtıp görevimi söyledikten sonra “Evde Sağlık Hizmetleri”ni ilimizde ben kurdum diyerek söze girdim ve müdürün anlattıklarından ve sunum yapılan ilgili rapor ve slâytlarda anlatılanların dışında yaşadığımız zorlukları ve yaptığımız hizmetleri anlattım. Buna şahit olarak da Bakan ile aynı partiden olan İl Büyükşehir Belediye Başkanını şahit tutum. Ve yanında oturan Büyükşehir Belediye başkanına anlattığım hizmetleri yapıp yamadığımızı onaylattım. O da beni doğruladı. Yatalak Hasta ve Yaşlıların sağlık hizmet ihtiyaçları dışındaki hijyene konu olan ev ve kendi şahsi temizlikleri, yemek yapamayanlara yemek temin edilmesi, evlerinin boya badana işleri gibi bazı konularda belediyeden hizmet talep ettiğimizi ve belediyenin de bunu karşıladığını söyledim. Bütün bunları duyan bakan yukarıda söylediğim sözü söyledi ve taltif etti ancak iki ay sonra Türkiye genelinde bütün idarecileri görevden aldılar gidip günün revaçta olan mahalli siyasetçilerinden referans bulanları atadılar. Biz de idare mahkemesine dava açıp “Şeriatın kestiği parmak acımaz” dedik ama gel gör ki o zaman mahkeme Bakanlığın bize tebliğ ettiği alış gerekçesinin yanlış olduğunu ancak idarenin görevden alabileceğine dair yeni bir gerekçe üreterek aleyhimize karar verdi. Sanki Mahkeme Bakanlık sizi o gerekçe ile almamıştır alsa alsa bu gerekçe ile almıştır ve bizim uydurduğumuz gerekçe ile sizi görevden alması normaldir, diyordu. Tabi biz de depo bir kadro olan ve maliyede karşılığı olmayan “Araştırmacı” uyduruk kadrosuna atandık. Anca görevden alındıktan iki yıl sonra Mardin Midyat’tan arayan bir doktor hanım kendileri de Evde Sağlık Hizmet’i kuracaklarını ve bu konuda bilgi ve doküman istediğini beyan eden açıklamasıyla birlikte telefonumu Bakanlıktan Daire Başkanından aldığını da söyledi. Söz konusu dair Başkanı ben arayan bayan doktora “ Bu işi Türkiye de en iyi bilen kişi” olarak tanıtmıştı. Biz o zaman 18 tane form geliştirmiş hizmetin kontrol, denetim ve verilen hizmetlerin kayıt altına alınmasını sahada yaşarak geliştirmiş ve her formu Bakanlığa da örnek olarak göndermiştik. Sonra Yatalak Hasta ve yalnız yaşayan yaşlıların sadece sağlık hizmeti ihtiyacı olmadığını düşünerek Hijyen şartlarına yönelik de çalışmalar yapmıştık. Biz de depo “Araştırmacı” olarak atanmış ama Osman Oktay Ağabeyin “Has Müşavir” genel Müdür, Bakan, Başbakan ya da Cumhurbaşkanı’nın danıştığı, görüşlerine başvurduğu, “Hoş Müşavir” görüşlerine başvurulmasa da ara sıra adasına çağrılıp ‘Geyik Muhabbeti’ yaptığı, “Boş Müşavir” ise gözden de gönülden de ırak olması istenen kişilerdi.” (S:246)  diye tarif ettiği “Boş Müşavir” statüsünde bir “Araştırmacı” idik.

Osman Oktay Ağabey ile birçok benzeşen yanlarımız var. Mizaç ve karakterimiz hemen hemen aynı. Yukarıda yeri geldikçe benzeşen taraflarımıza temas ettim. Ama şimdi OsmanOktay Ağabey’in ilkokul yıllarında sık sık arıza veren elektrik şebekesi için yaptığı itirazı (S:253) tekrar okuyunca benim de onun gibi ilkokul çağlarında olmasa da lise çağlarında yaşadığım bir şikâyet olayım olduğu aklıma geldi. Mahallemizin kanalizasyonu ya eksik bırakıldığı için ya da kırılıp açığa çıktığı için bir yerde kesiliyordu. Yaz ayları boyunca da taşma fırsatı olmadığı için pek mesele olmadı. Kış ayları gelip de yağmurlar artınca hem kanalizasyondan gelen hem de yağmur sularının birikmesi dolayısıyla ilkokul öğrencilerini okula gitmek için kullandığı yola taşmış ve öğrenciler geçemiyorlardı. Ya da çizmeler ile o insan dışkı atıklarını yüzdüğü sudan geçerken düşen kalan oluyordu. Her halükarda hem öğrenciler hem de halk için sağlık yönünden ve koku salması dolayısıyla da insanlara zararı vardı. Muhtarlığa, belediyeye mahalle büyükleri şikâyette bulundularsa da belediye ilgilenmiyordu. Ben de bunu Bakanlığa yazdım. Ve ilgili belediye gelip hemen yaptı. Hem de benim adımı vererek kim olduğumu sorarak yapması mahallede babama ayrı bir guru kaynağı olmuştu. Kimsenin çözemediğin çözmem ve mahallede adım söylenmesi dolayısıyla. 

Osman Oktay Ağabey’in “Dini Cehalet ve Çıkış Yolu” adlı kitabına bir değerlendirme yazısı yazarken namaz ibadetini aksatmadığı ve 50 civarında Kur’an-ı Kerim mealini araştırıp aralarındaki tutarsızlıkları ve yanlış tercümeleri dile getirmesi dolayısıyla bu kitabı yazmaya salahiyetli, ehil ve samimi birisi olarak yetkin olduğun yazmıştım. Yazdıklarım eksikmiş kendisi hem Arap Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun olmuş, hem de daha 38 yaşında iken Türkiye gibi bir ülke için genç denebilecek yaşta kendi parasıyla şuurlu bir hac farizasını yerine getirmiş bir kişi olarak da ehilliğinin karesi kadar yetkinliği artmış bir kişidir.

Osman Oktay Ağabeyin daha önce birkaç kitabını okumuş olmam dolayısıyla bu “Bir Duygu Yolculuğu” adlı kitabında daha önceden yazdığı yazılardan yaptığı alıntılardan dolayı bir tekrar etme durumu ile karşı karşıya kalınıyor. Belki daha önceki kitaplarını okumayanlar bunun farkına varamaz ama okuyanlar çok net tekrarları görüyor.

Kişisel bir hatıratı okumak ne kazandırır diye düşünenler olabilir. Ama ben Osman Oktay Ağabeyin hatıratını okuyanların samimi bir inanmış mücadele adamının karşılaştığı zorlukları aşmasında izlediği metodu öğrenmiş olacaklarını garanti ederim. Sonra da kendisine edinmesi gereken karakterin nasıl olması gerektiğini görecek ve Osman Oktay gibi görevden kaçmayan, okuyan, mücadele eden, yazan ancak sabretmesini de bilen, yalnızken de ahlaklı olması gerektiğini bilen ve uygulayan, milli manevi değerleri yaşatan, gösteriş için değil de inandığı için yaşayan bir kişilik ve karaktere sahip olması öğrenecektir. Bunu için bu kitabı okumalılar. 

YORUM YAP

escort Bağcılar escort Bahçelievler escort Bakırköy escort Bayrampaşa escort Beylikdüzü escort Güngören escort İstiklal escort Kadıköy escort Sultanbeyli escort Üsküdar escort Avsallar escort Mahmutlar escort Oba escort Mecidiyeköy escort Ölüdeniz escort Güllük escort Kültür escort Ataşehir escort Avcılar escort Başakşehir escort Esenler escort Esenyurt escort Fatih escort Gaziosmanpaşa escort Kartal escort Küçükçekmece escort Maltepe escort Pendik escort Sultangazi escort Ümraniye escort Adapazarı escort Yalıkavak escort güvenilir casino siteleri Yalova escort Muğla escort Aydın escort Çanakkale escort Balıkesir escort Tekirdağ escort Manisa escort Trabzon escort Kahramanmaraşescort Kütahya escort Osmaniye escort Sivas escort Tokat escort Çorum escort Yozgat escort Isparta escort Elazığ escort Ordu escort Edirne escort Erzincan escort Zonguldak escort Rize escort Uşak escort Kırşehir escort Erzurum escort Giresun escort Amasya escort Sinop escort Niğde escort Bolu escort Karaman escort Kırıkkale escort Bayburt escort Ardahan escort Gümüşhane escort Artvin escort Çankırı escort Bartın escort Sinop escort Bilecik escort Karabük escort Burdur escort Nevşehir escort Kıbrıs escort Kırklareli escort Kastamonu escort Düzce escort Aksaray escort Adıyaman escort Afyon escort Arnavutköy escort Bebek escort Beşiktaş escort Beykoz escort Beyoğlu escort Büyükçekmece escort Çatalca escort Çekmeköy escort Eyüpsultan escort Kağıthane escort Sancaktepe escort Sarıyer escort Şile escort Silivri escort Şişli escort Taksim escort Zeytinburnu escort Aliağa escort Balçova escort Bayındır escort Bayraklı escort Bergama escort Beydağ escort Bornova escort Buca escort Çeşme escort Çiğli escort Karşıyaka escort Fehiye escort Marmaris escort Gaziemir escort Dikili escort Menderes escort Menemen escort Torbalı escort Atakum escort Çerkezköy escort Yenişehir escort Bodrum escort Toroslar escort Tarsus escort Silifke escort Mezitli escort Erdemli escort Anamur escort Akdeniz escort Melikgazi escort Elbistan escort Lüleburgaz escort İzmit escort İlkadım escort Çorlu escort Battalgazi escort Yeşilyurt escort Milas escort Ceyhan escort Çukurova escort Kozan escort Sarıçam escort Seyhan escort Emirdağ escort Sandıklı escort Merzifon escort Suluova escort Taşova escort Altındağ escort Batıkent escort Çankaya escort Çubuk escort Etimesgut escort Haymana escort Kahramankazan escort Keçiören escort Kızılcahamam escort Mamak escort Polatlı escort Pursaklar escort Sincan escort Ulus escort Yenimahalle escort Aksu escort Alanya escort Belek escort Demre escort Döşemealtı escort Elmalı escort Finike escort Gazipaşa escort Kaş escort Kemer escort Kepez escort Konyaaltı escort Korkuteli escort Kumluca escort Lara escort Manavgat escort Muratpaşa escort Serik escort Side escort Didim escort Efeler escort Nazilli escort Söke escort Altıeylül escort Ayvalık escort Bandırma escort Bigadiç escort Burhaniye escort Dursunbey escort Edremit escort Erdek escort Gömeç escort Gönen escort Havran escort İvrindi escort Karesi escort Kepsut escort Susurluk escort Büyükorhan escort Gemlik escort Görükle escort Gürsu escort Harmancık escort İnegöl escort İznik escort Karacabeyescort Kestel escort Mudanya escort Mustafakemalpaşa escort Nilüfer escort Orhangazi escort Osmangazi escort Yıldırım escort Biga escort Çan escort Gelibolu escort Karahayıt escort Merkezefendi escort Pamukkale escort Keşan escort Aziziye escort Palandöken escort Yakutiye escort Odunpazarı escort Tepebaşı escort Araban escort İslahiye escort Karkamış escort Nizip escort Nurdağı escort Oğuzeli escort Şahinbeyescort Şehitkamil escort Yavuzeli escort Bulancak escort Espiye escort Görele escort Altınözü escort Arsuz escort Antakya escort Defne escort Dörtyol escort Erzin escort Hassa escort İskenderun escort Kırıkhan escort Kumlu escort Payas escort Reyhanlı escort Samandağ escort Eğirdir escort Yalvaç escort Foça escort Karabağlar escort Kemalpaşa escort Kiraz escort Kınık escort Konak escort Narlıdere escort Ödemiş escort Tire escort Urla escort Safranbolu escort Akhisar escort Alaşehir escort Kırkağaç escort Salihli escort Sarıgöl escort Şehzadeler escort Soma escort Turgutlu escort Yunusemre escort Akkışla escort Bünyan escort Develi escort Kocasinan escort Talas escort Yahyalı escort Gazimusağa escort Girne escort İskele escort Lefke escort Lefkoşa escort Başiskele escort Çayırova escort Darıca escort Afşin escort Dulkadiroğlu escort Göksun escort Onikişubat escort Türkoğlu escort Kızıltepe escort Mut escort Dalaman escort Gümbet escort Datça escort Kavaklıdere escort Köyceğiz escort Menteşe escort Turgutreis escort Ula escort Yatağan escort Fatsa escort Altınordu escort Ünye escort Düziçi escort Kadirli escort Ardeşen escort Akyazı escort Arifiye escort Erenler escort Geyve escort Hendek escort Karasu escort Kaynarca escort Sapanca escort Derince escort Dilovası escort Gebze escort Gölcük escort Kandıra escort Karamürsel escort Kartepe escort Körfez escort Akşehir escort Beyşehir escort Bosna escort Ereğli escort Karapınar escort Meram escort Selçuklu escort Gediz escort Simav escort Tavşanlı escort Doğanşehir escort Bafra escort Çarşamba escort Boyabat escort Kapaklı escort Süleymanpaşa escort Erbaa escort Niksar escort Turhal escort Akçaabat escort Of escort Ortahisar escort Yomra escort Armutlu escort Çiftlikköy escort Çınarcık escort Akdağmadeni escort Boğazlıyan escort Sarıyaka escort Sorgun escort Alaplı escort Çaycuma escort Devrek escort Ereğli escort Kilimli escort Kozlu escort