DOLAR 31,3677 % 0.42
EURO 34,0595 % 0.51
STERLIN 39,7661 % 0.47
FRANG 35,5200 % 0.53
ALTIN 2.100,98 % 2,34
BITCOIN 1.947.606 -0.386

ALAY USTA VE ÇOCUKLARI

Yayınlanma Tarihi :
ALAY USTA VE ÇOCUKLARI

ALAY USTA VE ÇOCUKLARI

(Ülkücülerin Romanı)

Halim KAYA 

Daha önce Ezer Ravanoğlu ağabeyin “Tanrı Dağı’nın Gözyaşları” ve “Doğudan Batı’dan Hikayeler” adlı iki kitabını okumuş bazen hüzünlenip Türk’ün bahtsızlığına ağlamış, bazen de hikâyenin içinde Türkistan şehirlerinde onunla birlikte yaşamış, onunla birlikte heyecanlanmıştım. Bu iki kitabını okuduktan sonra üçüncü kitabı olan “Tanrı Dağları’nın Eteğinde” kitabını aramış ancak bulamamıştım.

Alay Usta ve Çocukları- Ülkücülerin Romanı” adlı kitabının yayınlandığını duyunca hemen aldım. Çünkü Ülkücülük ve Türk Dünyası üzerine gönülden yazıyor, anlattıklarıyla beklentisi olmadan kardeşlere yardım nasıl yapılır bizlere gösteriyor, kardeşlerin arasında nasıl bir samimiyet olması gerektiğini gören gözler önünde bizzat sergiliyordu. Özer Ravanoğlu ağabey ve onun gibi hesapsız Türk Dünyası aşıkları yüzyıllarca birbirinden ayrı düşmüş milletin çocuklarını hiç ayrılmamış bir evde yaşayan kıvanç ve tasada bir olan, sanki yüzyıllardır ayrılmadan birlikte yaşamış ortak anılarıyla birbiriyle tek parça olmuş gibi kaynaştıracak, onları hiç kırılmamış bir çini vazonun minesinin yeknesaklığında homojen bir kültüre kavuşturacak horasan harcıdırlar.

Özer Ravanoğlu ağabeyin dördüncü kitabı “Alay Usta ve Çocukları- Ülkücülerin Romanı” ilk baskısı Ötüken Neşriyat tarafından 2023 yılında İstanbul’da yapılmış olup, üç bölüme ayrılmış ve 123 başlık ile isimlendirilmiş birbirine bağlı hikayelerin oluşturduğu 352 sayfalık bir romandır. Kitabı bir vefa örneği sergileyerek şehit ülküdaşı Teyfik Pampal’ın aziz hatırasına ithaf etmiş, arkadaşının isminin yaşamasını sağlamış ve onu ölümsüzleştirmiştir. Kitap 12 Eylül darbesinden önce ülkücü mücadeleyi anlatan Birinci Bölüm, Ülkücü bir geç olan Hüseyin’in 12 Eylül darbesinden sonra başından geçen hapis hayatı ve daha sonra askerlik görevini yaptığı zamanı anlatan İkinci Bölüm ve nihayet askerden teskere alıp yeniden Hukuk fakültesi öğrencisi olarak yaşadıkları ve sonraki hayatını anlatan Üçüncü Bölümden oluşmaktadır.  

Her ne kadar roman Trabzonlu biri olan Alay Usta’nın Hüseyin ile Hasan isimli iki oğlu ve ailesi üzerinden kurgulanmış olsa da “Alay Usta ve Çocukları” başlıklı ilk hikâyede Özer Ravanoğlu ağabeyin anlatmaya çalıştığı Türkiye’de her an karşılaştığımız ailelerden olduğunu tahmin ettiğim Alay Usta ve çocuklarını başarılı bir şekilde kurgulamış ve bu kısa ama geniş bir dönemi işleyen romanında o kesitte yaşanmış bütün Türkiye gerçeklerini işlemiştir. Özer Ravanoğlu ağabey bu kurgu ile “kardeş kardeşe düşman oldu”, “aileler ikiye bölündü”, “millet bölündü” gerçekliğini göstermek istemektedir. “Artık fesat evlere girmiş, aileler arasında, hatta kardeşler arasında kavgalara sebep olmaya başlamıştı. Bu belirtiler ülkenin yavaş yavaş bir iç savaşa doğru sürüklendiğini gösteriyordu.” (S:55

Ayrıca Ülkücü mücadelenin başlangıcının fikirlerdeki ayrılıktan kaynaklandığının işaretlerini kitabın hemen başında hikâyenin ikinci sayfasında görüyoruz. Okullarda hocaların bir kısmının “İnsan neslinin maymundan geldiği” (S:18) ile Osmanlı Padişahı ikinci Abdulhamid’i çok kötü bir insan olarak anlatıyor olmaları “O müstebit (diktatör) bir padişahtı. Onun için Kızıl Sultan diye anılıyordu” (S:19) demeleri okuldaki öğrenciler arasında bu ifadeleri dile getiren düşüncelere inanan ve inanmayanlar, kabul eden ve etmeyen olarak ayrışmasına sebep olmaya başlamıştır. Alay Usta’nın çocukları Hüseyin ve Hasan arsında yaşanan sağ – sol, ülkücü – komünist fikri ayrılığı birçok ülkücü gencin evinde yaşanmış, kardeşeler zamanla birbirine yabancılaştığı gibi Komünist olan annesine ve babasına da yabancılaşarak tamamen komünist fikrin etkisine girip ülkücü kardeşi eve koymamaya kadar vardıranlar, hatta örgütün isteği ile ülkücü kardeşine kurşun sıkanlar bile olmuştur.

19-26 Aralık 1978 yılında Kahramanmaraş olayları patlak verdi. Ecevit Hükümeti Maraş Valisini hemen değiştirmiş, Milli Eğitimi kadroları komünist TÖB-DER’li öğretmenlere, polis teşkilatı da komünist POL-Der’li polislere teslim edilmişti. 120 vatandaş öldürülmüş, 200’den fazla ev de yakılmıştı. Ecevit Hükümetinin İçişleri bakanı Hava Kuvvetleri Komutanlığından emekli olan İrfan Özaydınlı idi. “Bakan’ın Bizzat Kahraman Maraş’a giderek mahallinde yaptığı araştırmalar sonunda, olayların faili olarak bir militan kadro tespit edildi. Bu militan kadronun elebaşı bir Ermeni çıktı. Olayları başlatan organize eden, yalan haberlerle milleti sokaklara döken bu militan kadro idi. Araştırmalar neticesinde İçişleri Bakanı’nın, olayları solcular tarafından çıkarıldığını söylemesi Ecevit hükümeti nezdinde reaksiyonla karşılandı ve hemen görevden alındı. Yerine Hasan Fehmi Güneş getirildi.” (S:68) Enteresan olan Türk Devletinde onun adaletinden istifade etmesi gereken bir azınlık mensubu Ermeni’nin Türk hükümetince korunması ve onun da terör eylemi yapacak kadar cüretkâr olmasıdır. Hatta İrfan Özaydınlı görevden alınınca Hasan Fehmi Güneş İçişleri bakanı olmuş hemen 12 Eylül ihtilalinin olgunlaşmasını sağlayacak Zeki Kaman ve Dürüst Oktay gibi polis kadrosunu tamamlamış ve Ülkücüler aleyhine sahte suçlar oluşturulmaya, sahte belgeler düzenlenmeye başlamıştır. “TKP-ML Devrimci halkın Birliği K. Maraş olaylarında faal rol oynayan örgütün sorumlusu Sandık Cinayeti faillerinden Ermeni Garbis Altunoğlu, 1974 affından faydalanarak cezaevinden çıkıyor. K. Maraş olaylardan idam cezası alan Garbis Altunoğlu Nisan 1991 de çıkan infaz kanunundan faydalanarak tahliye oldu.” (S:68)

Trabzon Lisesinin Milliyetçi hocası Orhan Bey İngilizce hocası Ali Haydar’ı anlatırken Üniversiteden okul arkadaşı olduklarını, okul yıllarında da hızlı solcu olduğunu söyledikten sonra öğrencileri ikna etme metotlarını “Kendisini Elazığlı diye tanıtır ama Tunceli’lidir ve Ermeni asıllıdır. Kabiliyetli gençleri evine götürür. Kızını da bu gençleri kazanmak için hiç çekinmeden kullanır. Önce kızını dansa kaldırır, ikinci dans için hanımını kaldırınca hadi kızım sen de Hasan’ı, Hüseyin’i dansa kaldır der.” (S:85) arsında kızını da bu işte kullandığını ve herkese peşkeş çektiğini de ifade eder. Halbuki Türk Töresinde ve İslam ahlakında aile ve evlat namustur ve korunması sakınılması gerekir. Kripto Ermeni Ali Haydar Hoca Alay Usta’nın küçük oğlu Hasan’ı da evine götürmüş, viski ikram etmiş, kızı Maria ile dans ettirmişti. Özer Ravanoğlu Ağabey komünizm propagandasında ahlaki bir ilkenin olmadığı, fikri planın cinsellikle beslendiğini, kişilerin cinsel yönden dikkati çekilerek meyli sağlandıktan sonra din ü devlet ve vatan, millet düşmanı fikirlerin empozesini gerçekleştirdiklerini ve cinselliğin cazibesiyle gözleri kamaşan kör olan gençlerin empoze edilen fikrin üzerinde fazla düşünmeden kabullendiklerini anlatmak istemektedir. Trabzon Lisesinin Milliyetçi hocası Orhan Bey İngilizce hocası Ali Haydar kripto Tunceli Ermeni’si olmasına rağmen Rus işgali sırasında Rusların desteği ile Ermeniler tarafından doğu illerinde yapılan katliamlara “Deli Halit Paşa Tunceli’den topladığı gönüllülerle Erzurum’daki katliama son verdi.” (S:92)   

Özer Ravanoğlu Ağabey Mahalle Camiinin genç imamını Hüseyin’e hasta ziyareti yaptırarak, bir imamın nasıl olması gerektiğini anlatmaya çalışmıştır. İmam ziyaret ettiği Hüseyin’e “Stalin’i, Lenin’i kurtarıcı gibi görenlerle yaptığınız mücadelede her zaman yanınızdayız. Dualarımız sizinledir.” demiş Alay Ustaya da “Böyle bir oğlun olduğu için iftihar edebilirsin.  Bu Marksistler, bu gençler olmasa bize nefes aldırmazlar, iki rekât namaz kılabiliyorsak evvel Allah bu gençler sayesinde oluyor.” (S:89) diyerek hem ülkücüler sempatisi olduğunu göstermiş hem de ülkenin kaderinde ülkücülerin gördüğü vazifenin farkında olduğunu ifade ettirmiştir.

1980 yılı başlarında Hasan ortalıkta görünmez oldu. Olaylar artarak devam ediyordu ama Hasan ortalıkta yoktu. Uzaktan da olsa Hüseyin kardeşini takip ediyor devamlı bilgi almaya çalışıyordu. Hüseyin’in bütün araştırmaları neticesinde Hasan’ın önce Türkiye’de olmadığını sonra da Beka’a vadisine gittiğini öğrendiler.” (S:106) özer Ravanoğlu ağabey Alay Usta’nın solcu oğlu Hasan üzerinden Türkiye’deki komünist ve bölücü terör örgütlerinin dış destekli olduğuna, teröristleri yurt dışında özellikle Lübnan’ın Beka’a Vadisinde eğitildiğini ifade etmiştir. Nitekim yıllar önce Deniz Gezmiş, Mahir Çayan, Hüseyin İnan, Yusuf Aslan gibi Komünist teröristlerin FKÖ tarafından eğitildiği bir gerçektir. 

Özer Ravanoğlu Ağabey “Alay Usta ve Çocukları” kitabıyla 1965 yılının öncesinden başlayarak Ülkü Ocaklarının oluşumu ve Ülkü hareketin mücadelesini, 12 Eylül İhtilali ve Ülkücülerin beklentisini, karşılaştıkları ve yaşadıklarını, 12 Eylül’den sonraki mücadeleyi muhtasar bir tarih çerçevesinde uzun bir tarihi kısaca ama genel olarak anlatmaya çalışmıştır.

2 Eylül’den önce komünistler ile bir kefey6e konularak terörün tarafı gibi gösterilip, işkence ve zulme uğrayan milliyetçi ülkücüler 1984 tarihinden sonra başlayan bölücü PKK terör örgütüne karşı organize edilen güvenlik görevlilerinin içinde mücadeleye sürülmüşlerdi. Her ne zaman devletin kendisine ve milletine samimiyetle bağlı inanmış insanlara ihtiyacı olsa başvurduğu grup ülkücülerdi. Ülkücüler devletini milletini karşılıksız seviyordu. Kendilerine <zülüm yapanın devlet değil de devleti yöneten bedbaht gafiller olduğunu biliyorlardı. Savaşta ve barışta her zaman önce devletim sonra partim ve sonra biz diyebilen başkaca bir grup da yoktu. Devlet 1984’ten sonra da PKK bölücü terörü ile mücadeleye Hüseyin ve Üsteğmen Sami Başkurt (S:143) Teğmen Kürşat Balcı (S:145) gibi milliyetçi ülkücü kişiler ile devam ediyordu. “En son teröristi de Hüseyin Vurdu. (…) Sonra da Hüseyin’e sen de şu iki kişinin silahlarını al getir dedi. Hüseyin hemen on metre mesafede biri kendisinin vurduğu iki kişinin yanına gitti. Yerden silahları almak için eğilince ölenlerden birinin yüzün gördüğü anda dondu kaldı. Silahını alacağı kişi kendisi tarafından vurulan kardeşi Hasan’da başkası değildi.” (S:150) Komünist bir militan olarak Tuncelili Ermeni asıllı kripto Ermeni Ali Haydar Hoca tarafından yetiştirilen Hasan 12 Eylül ihtilalinden sonra Beka’a vadisine gitmiş ve daha sonra kurulan Ermeni terör örgütü PKK içinde yer almıştı. Nihayetinde günümüzde siyaset yapan PKK’ya bağlı bölücü partinin milletvekilleri de hep etnik kökeni farklı gruplardan komünist mücadele etmiş kişilerden seçilmektedir.

PKK kampından kaçarak Türk Askerine teslim olan Baran sorgusu sırasında “Abi bunlarda din, iman, vicdan, merhamet denilen hiçbir şey yok. Bunalar her türlü vahşi hayvandan da aşağı insanlar.” (S:156) diyerek PKK’nın insan profilinin prototipi çıkarıyordu. Eğer Baran’ın saydığı vasıflar bir insanda olsa o vasıflar sahip birisi mensubu olduğu milletin çocuklarına uyuşturucu satar mı, tahsil ve eğitim öğretimini kestirip dağa çıkarır mı? Dağa çıkardığı 13-14 yaşında kızlara uyuşturucu verip tecavüz eder mi? Teröristlere kızları peşkeş çeker mi? Namuslarını muhafaza etmez mi? Dağa kaçırıla Sultan gibi uyuşturucu müptelası yapılarak PKK yöneticileri tarafından cinsel istismara maruz bırakılan kızları daha sonra olmadı uyuşturucunu etkisiyle aklını kullanmadıkları için canlı bomba olarak kullanır mı? Dini, İmanı olan bir insanın hayat kalitesini yükseltmek için maddi manevi destek olmaya çalışır yol gösterir. Halbuki gerçek bir millet olan Türklerin ordusu Kurtuluş savaşında millet ile iç içe girmiş, kadınları ve çocukları kendi namusu bilmiştir. Kahraman Maraş’ta Sütçü İmam herhangi bir Türk Kadının baş örtüsünü açmak isteyen Fransız askerini tek kurşunla cansız yere sermişti.

 Baran ve Selahattin’in PKK’dan kaçmadan önce birlikte göreve gönderildikleri Suriyeli Rüstem ve Abdulmecit Türkçe Müslüman isimleri kullanan iki PKK teröristi aslında Ermeni’ydiler. Köyde Ermenilerin kendilerine zülüm yapmalarından sonra onları fırsat bulup kırdıklarını söyleyen köylüyü intikam için öldürmüşlerdi. PKK’lı Selahattin’e göre “Bu iki Suriye’den geldiğini söyleyen PKK’lı intikam peşinde koşan Ermenilerdi.” (S:167) Baran ile karar vererek ikisini de öldürmüşlerdi.

Özer Ravanoğlu Ağabey bir zamanlar adını Peygamber Efendimizin ismi Hz. Muhammed’e saygısızlık olmasın diye Mehmetçik dediği, Peygamber Ocağı dediği ordusunda milletin inancına müdahale edildiğini; dağlarda bölücü terör örgütü PKK’yı kovalarken yaralanmış asker oğlu Durmuş Ali’yi babası Süleyman ile Askeri Hastanede başı örtülü olarak ziyarete gelen anasının başı kapalı diye içeri ziyarete almayan (S:172) anlayışı ve Komando Üsteğmen olan Sami’yi de Babası mahallelerindeki camiye yardım ettiği, hanımının başı kapalı olduğu ve kimse görmesin diyerek babasının evine bıraktığı, ağabeyinin oğlunun İmam Hatip’te okuduğu için askeriyeden atıldığı (S:175) şeklinde anlatarak acı ama gerçek bir konuya değinmiştir. Biz de İmam Hatip Lisesinde henüz orta kısmında okurken Askeri Lise imtihanlarına girmek için bilgi almak üzere gittiğimiz Askerlik Şubesinde “Siz savaşta namaz kılarsınız ordu savaşı kaybeder” diyerek İmam Hatip Ortaokul öğrencisi olarak bizi alamayacaklarını ifade etmişlerdi. Maalesef İslam dinine mensup bir millet olan Türk milletinin ordusu İslam inancına göre “ölürse şehit kalırsa gazi oluyordu” ama bünyesinde İslam’ı yaşayan asker istemiyordu. Müslüman olmayan asker de nasıl şehit ve gazi olacak sa.

Hukuk fakültesinin kantininde karşılaştığı Maraşlı Ökkeş’in anlattığı Kızılay’daki Hukuk Bürosu Av. Şerafettin Yılmaz, Galip Erden ve daha nice serdengeçtinin MHP ve Ülkü Kuruluşlar davası çerçevesinde tutuklanmış olan idamı istenen 220 kişinin içlerinde oldukları 587 sanığın savunmasını yapan gönüllü avukatlık bürosudur. Daha sonra “Hukuk Bürosu”, “Akıl Dükkanı”, “Büro”, “Dükkan” gibi isimlerle de anılmış sadece hukuki meseleler bakmakla kalmamış, sanıkların maddi ihtiyaçlarının karşılanması yanında muhtaç Ülkü ailelerin iaşe ve her türlü ihtiyaçlarına cevap vermeye çalışmış, Ülkücü Hareketin derlenip toparlanmasına da vesile olmuş “Merkez Büro” da denilen gönülevi.

Sultan Abdulhamid Han’a Kızıl Sultan tabirini Ermeniler yakıştırdı. O kadar çok tekrarlandı ki bizimkiler de, ittihatçılar da kabul ettiler. Çünkü ittihatçılar da Sultan’a karşı idiler. Ermeni militanlarıyla birliktelik onları rahatsız etmedi.” Özer Ravanoğlu Ağabey burada Ermeniler ile ittihatçıların Sultan Abdülhamit’e birlikte karşı oldukları gibi bir tespit yaparak sanki Ermeniler ile İttihatçılar iş birliği yapmış gibi ittihatçıları suçlamaktadır. İttihatçılar Sultan Abdulhamit’e Ermeniler karşı olduğu için karşı olmamışlardır. Siyaseten karşı oluşları Ermenilerin karşı olmaları ile örtüşmüş olabilir ancak İttihatçıların karşı oluş gerekçelerinin arkasında yatan gerçekler ile Ermenilerin karşı oluşlarındaki gerekçelerinin arkasındaki gerçekler kesinlikle aynı değildir. Bugün de neredeyse 40 yıldır TBMM’de bölücü terörü destekleyen bir parti mevcuttur ve zaman zaman iktidarların çıkarmış oldukları yasalara destek olurken mevcut iktidarın yasayı çıkarırken amaçladığı gayeye ulaşmayı kesinlikle istemez ama kendi gayesine de hizmet edeceği düşüncesiyle bu hükümete ve hükümetin çıkarmak istediği yasaya destek verir, verebilir, vermektedir.  Kaldık “Kızılsultan” diyen Ermeniler ve diğerlerine en güzel cevabı Hüseyin Nihal Atsız “Gök Sultan” diyerek, Necip fazıl Kısakürek de “Ulu Hakan” diyerek vermişlerdir. Ayrıca 1915 yılında Ermenilerle aynı idealde olmakla suçlanan Enver Paşa ve İttihat ve Terakki cemiyeti “Tehcir” politikasını uygulayarak Türkiye Cumhuriyeti’nin doğu sınırlarını güvenceye almış, Doğu cephesinde fazla meşgul olmayarak Kurtuluş Savaşını kazanılmasına zemin hazırlamıştır. Kaldı ki bu kitabın yazarı olan Özer Ravanoğlu Ağabey’in çok iyi tanıyıp sevip saydığını tahmin ettiğim Nevzat Kösoğlu “Şehit Enver Paşa” adlı bir kitap yazarak aynı yayınevinden yayınlatmıştır.

Hüseyin’in asker dönüşü Trabzon’a giderken Ankara Otobüs Terminalinde karşılaştığı, bilet bulamadığı için üzülmemesini kendisini yanında hostes koltuğunda Trabzon’a götüreceğini, yolda bırakmayacağını söyleyerek otobüse alan otobüs şoförü Kâmil, muhabbet etmek için Hüseyin’e sorduğu “Bu Kürtler Müslüman değil mi Hüseyin kardeşim, ne diye bizim askerimizi, polisimiz vuruyorlar. …bunlar nasıl Müslüman?” sorusuna Hüseyin’in vermiş olduğu cevap aslında yapılan mücadelenin belki de Türkler tarafından tek doğru okunuşuydu. “Yakından bakınca görüyorsun ki işin aslında bir ırk meselesinden ziyade bir iman mücadelesi var. Bir taraftaki [Kürt] mücadele adamı, terörle mücadeleye giderken abdest alarak yola çıkıyor. Şehitliğe iman etmiş, devletine hizmetin bir ibadet olduğunu düşünüyor. Vatan sevgisi var, bayrak sevgisi var. Öbür taraftakiler ise çeşitli vaatlerle kandırılmış bir takım zavallı çocuklarla başlarında onları kullanan satılık alçaklar var. Batı Emperyalizminin salyalı köpekleri var.” (S:206) Aslında devlet nezdinde insan hakları babından ve vatandaşlık hakları bakımından Kürtlerin Türklerden hiçbir farkı yoktur. Her Kürt istediği zaman çalışarak ülkemizde her şeyi elde edebilir. Tarih bunların örnekleriyle dolu. Aralarından başbakanlar, başka her seviyeden devlet adamları, iş adamları, bilim adamları çıkmıştır. En son örneğini de Beşiktaş Ülkü Ocaklarına giderek büyümüş üniversite tahsilini Türkiye’de yaptıktan sonra yurt dışına çıkarak çalışmalarını sürdürmüş ve en sonunda Nobel Bilim Ödülüne layık görülmüş, aslen Kürt, Ülkü Prof. Dr. Azizi Sancar’dır. Aziz Sancar Türk dünyasının birliği için söylediği sözlerle Nobel Ödüllü olmasına rağmen Kürt birisi olarak daha dikkat çekmiştir.

Ülkücülerin yiğitleri Ülkü yolunda şehit olurken daha bir an eli eline değmemiş sevdalıları da kahrından verem olup kara toprağın bağrına giriyor. Kader her halükârda bu dünyada ülkücülere gülmüyordu. Necati’nin şehit olmasından sonra Hüseyin bir yıl tutuklu kalmış, tahliye olduktan sonra askere alınmış, askerde iken girdiği imtihan ile tekrar Hukuk fakültesini kazanım üç yıl sonra da olsa tekrar Ankara’ya gelmişti. Gelmiş ancak gelmeden de vefa adına aklına Necati’ye kara sevdalı olduğu herkes tarafından bilinen biline Yıldız düşmüştü aklına. Okuduğu fakültenin kantine giderek ulaştığı geçlerden Yıldız’ın arkadaşı Ayşe’yi bulmuş ve Yıldız sormuştu. Ayşe Necati’nin şehit edildiği günden itibaren Yıldız’la birlikte yaşadıklarını anlatmış, o gün Yıldız’ın hastanelik olduğunu ve uzun süre yattığını söylemişti. Nihayet Yıldız’a konulan teşhisi öğreniyorlar “Yıldız her gün eriyor, yaşama gücünü her gün biraz daha kaybediyordu. Doktorlar verem olduğunu söylediler.” (S:260) Uzun süre kızı Yıldız’dan haber alamayan babası Ankara’ya gelip kaldığı yurda gidince kızının hasta olduğunu öğrenir ve hastaneye gelir. Bir vakit sonra alır memleketine gider ancak geçi bir iyileşme olsa da Ayşe’nin telefonuna Yıldız’ın babası çıkar ve “üç gün önce kaybettik kızım” (S:262) der ve kederinden bir ülkücün daha vereme yakalanarak terki dünya ettiğini haber verir. 

Orhan hocanın kızı Ülkü Şehit Necati’nin kız kardeşi Selcen ile Hüseyin arasında başlayan aşk okuyucuyu biraz da ülkücüler mutlu olacak beklenti ve düşüncesine sevk ederken aynı zamanda her zaman ağlamaya alışık Ülkücü gözlerinden mutluluk gözyaşlarının damlamasına vesile oluyor. 

Trabzon Lisesinin Kripto Ermeni İngilizce hocası Ali Haydar Türkoğlu Hoca 12 Eylül olunca kanına girdiği Hasan ve nice Türk gencinin hesabını vermeden kaçtığı Fransa’da Aysu’nun karşısına Polis Akademisinde okurken Uluslararası boks müsabakası için bulunduğu sırada karşısına çıkmıştı anca adı Garbis olarak. Bu durumu maç dönüşü Ankara’da dayısının evinde Abisi Hüseyin, Selcen ve dayısının ailesinin hazır bulunduğu kutlama yemeğinden sonra anlatan Aysu “Kendini bizden gösteren Türkoğlu, Müftüoğlu, İmamoğlu gibi iddialarla, isimlerle aramızda dolaşan ne kadar Lawrence’lar var acaba?” (S:284) diye sorarak Türkiye’deki kripto dönmelere dikkat çekmiştir. Siyasete de kendinin asil ve Türk olduğunu iddialı bir şekilde söyleyen ama Türklüğe karşı olan nice siyasetçi mevcuttu. Yahudi dönmesi olan Sebataisler ve Ermeni dönmeler ile sahte bir din değiştirme şekliyle din değiştirdiğini söyleyen ancak eski dinini muhafaza eden diğer dönmeler her zaman ülkemizin başına bela olmuşlardır. Enteresan olan da Türkiye’de komünist terör eylemlerine karışan, gençlerin beynini yıkayan ne kadar hain varsa Rusya’ya Moskova’ya değil de Almanya, Fransa, İngiltere, Amerika gibi batılı devleler kaçıyorlardı.

1953 yılında Vefa Lisesinde vefat eden bir öğretmenin cenazesine katılmak isteyen öğrencilerin ayrılmasını isteyen okul müdür birkaç öğrencinin ayrıldığını görünce tekrar ama biraz tahrik edici bir konuşma yaparak öğrencileri azarlayınca bu kişilerin sayısının 11 kişi ancak olmuş, bu on bir kişiden birisi de yanındaki arkadaşına hadi bizde cenaze namazına gidelim deyince arkadaşının verdiği cevaplar “Ben namaz kılmayı bilmiyorum ki”, “Ben şimdiye kadar hiç camiye gitmedim ki” (S:290) olduğunu görünce aklıma uzun yıllardır beraber çalıştığımız bir sosyal demokrat bayanın mangalda kül bırakmayan insancıllık ve dürüstlük hikayelerinin aksine davranışlarına karşılık “eşin bir cumaya gitsin” ve “hele oğlunu alıp bir camiye girsin. Çocuk 30 yaşına geldi camiye girmeye korkuyor. Bir kere girse, içeride neler yapılıyor, nasıl giriliyor, nasıl davranılıyor bir görse, belki de bir daha hiç çıkmayacak camiden ama sizin sosyal demokratlığı dinsizlik gibi algılayıp ibadetten uzak duruşuz ve İslam ve Türk kültürüne uygun yaşamaktan kaçınmanız bu çocuğu da uzak tutuyor, bırakıyor.” deyişim ve onu sadece suratıma bir sırıtışla bakmakla yetinmesi geldi. 

Özer Ravanoğlu Ağabey bir davanın anlatılması için yayın organlarına da ihtiyaç olduğunu düşünerek roman kahramanımıza kültüre hizmet babından önce bir dergide sonra da bir gazetede yazılar yazdırarak ihtiyacı gidermiş, davanın anlatılıp yaygınlaştırılmasını garantiye almış, gelecek nesillere de bir dava adamının okuyan, yazan birsi olması gerektiğinin örneğini göstermiştir. Roman kahramanlarının karşılaştıkları olaylar ve bu esnada yaşanılanlar Ülkücü hareketin genel bakış açısını ortaya koyarken mücadele ettiği insanlar ise karşı olduğu fikriyatın neler olduğunu gözler önüne seriyor. Gerçi bugün Ülkücülerin bazı olaylara bakışları değişmiş daha önceden karşı olduğu fikir ve kişilere sempati duyar olmuş ama Özer Ravanoğlu Ağabey mücadele günlerini olduğu gibi tespit etmeye çalışmıştır.

Hüseyin ve Aysu nişan töreninden dönerken uykusuzluk ve yorgunluktan kaza yapacaklar da mutluluk yarım kalacak diye korku sardı ana şükürler olsun sağ salim yolculuk bitti. Hep ülkücüler çile ve zulüm görecek değil ya demiş, Özer Ravanoğlu Ağabey Hüseyin ile Selcen’i gençlerin istediği gibi büyüklerin rızasıyla hiçbir engel çıkarmadan kavuşturmuş. Mutluluklar paylaşıldıkça büyür misali her iki aileyi yılların sıkıntılarından arındırıp inandıkları gibi yaşarken hep birlikte mutluğu yakalamalarını temin etmiş ki inşallah her ülkücünün dünyası Selcen ve Hüseyin’in ailelerinin son anları gibi huzurlu ve mutlu olur.   

Özer Ravanoğlu ağabey “Alay Usta ve Çocukları- Ülkücülerin Romanı” ile sanki kamuoyunun sorduğu ama hiçbir zaman telaffuz edilmemiş, edilmekten sakınılmış olan “12 Eylül’den önce Ülkücü hareket neyin mücadelesini, niçin verdi?” sorusunun cevabını bu kitabında ilmek ilmek işleyerek vermiş, o kutlu mücadeleyi yaşayan biri olarak anlatmıştır. Böylece Türk milletinin bir dönemini ders almak için kayıt altına alarak gelecek nesillere bir ibret abidesi olarak bırakmıştır.

Özer Ravanoğlu Ağabey “Alay Usta ve Çocukları – Ülkücülerin Romanı” kitabında bir Türkiye haritası çizmiş ki bu harita Edirne’den Kars’a, Sinop İnceburun’dan Hatay’ın Yayladağ’a sadece Yurdun hatları belli edilmiş bir sınır haritası değil, bütün Yurdun sathını kaplayan, bugün seksen iki il olan şehirlerinin kültürüyle Ülkü denen bir teknede yoğurup Ülkücü denen bir hamur meydana getirmiştir.

YORUM YAP

Abdülhamit Karaca 07.02.2024 / Yanıtla

Degerli yazarimiz Özer begin bu müthis Romanini insallah bulup okumak enbüyük arzumdur degerli Ülküdasim Halim beg… 69 yasina girmis trabzonlu bir kardesini olarak bende taa 1964 den günümüze kadar bu kutlu Davanin bir neferi olup yazilanlari bire bir yasadim ve senin sayende takdimini okudugum bu yazinla hem hüzünledim,agladim ve hemde o günleri gururla yad etmeme vesile oldun,sagol varol Gradasim.TTK

escort Bağcılar escort Bahçelievler escort Bakırköy escort Bayrampaşa escort Beylikdüzü escort Güngören escort İstiklal escort Kadıköy escort Sultanbeyli escort Üsküdar escort Avsallar escort Mahmutlar escort Oba escort Mecidiyeköy escort Ölüdeniz escort Güllük escort Kültür escort Ataşehir escort Avcılar escort Başakşehir escort Esenler escort Esenyurt escort Fatih escort Gaziosmanpaşa escort Kartal escort Küçükçekmece escort Maltepe escort Pendik escort Sultangazi escort Ümraniye escort Adapazarı escort Yalıkavak escort güvenilir casino siteleri Yalova escort Muğla escort Aydın escort Çanakkale escort Balıkesir escort Tekirdağ escort Manisa escort Trabzon escort Kahramanmaraşescort Kütahya escort Osmaniye escort Sivas escort Tokat escort Çorum escort Yozgat escort Isparta escort Elazığ escort Ordu escort Edirne escort Erzincan escort Zonguldak escort Rize escort Uşak escort Kırşehir escort Erzurum escort Giresun escort Amasya escort Sinop escort Niğde escort Bolu escort Karaman escort Kırıkkale escort Bayburt escort Ardahan escort Gümüşhane escort Artvin escort Çankırı escort Bartın escort Sinop escort Bilecik escort Karabük escort Burdur escort Nevşehir escort Kıbrıs escort Kırklareli escort Kastamonu escort Düzce escort Aksaray escort Adıyaman escort Afyon escort Arnavutköy escort Bebek escort Beşiktaş escort Beykoz escort Beyoğlu escort Büyükçekmece escort Çatalca escort Çekmeköy escort Eyüpsultan escort Kağıthane escort Sancaktepe escort Sarıyer escort Şile escort Silivri escort Şişli escort Taksim escort Zeytinburnu escort Aliağa escort Balçova escort Bayındır escort Bayraklı escort Bergama escort Beydağ escort Bornova escort Buca escort Çeşme escort Çiğli escort Karşıyaka escort Fehiye escort Marmaris escort Gaziemir escort Dikili escort Menderes escort Menemen escort Torbalı escort Atakum escort Çerkezköy escort Yenişehir escort Bodrum escort Toroslar escort Tarsus escort Silifke escort Mezitli escort Erdemli escort Anamur escort Akdeniz escort Melikgazi escort Elbistan escort Lüleburgaz escort İzmit escort İlkadım escort Çorlu escort Battalgazi escort Yeşilyurt escort Milas escort Ceyhan escort Çukurova escort Kozan escort Sarıçam escort Seyhan escort Emirdağ escort Sandıklı escort Merzifon escort Suluova escort Taşova escort Altındağ escort Batıkent escort Çankaya escort Çubuk escort Etimesgut escort Haymana escort Kahramankazan escort Keçiören escort Kızılcahamam escort Mamak escort Polatlı escort Pursaklar escort Sincan escort Ulus escort Yenimahalle escort Aksu escort Alanya escort Belek escort Demre escort Döşemealtı escort Elmalı escort Finike escort Gazipaşa escort Kaş escort Kemer escort Kepez escort Konyaaltı escort Korkuteli escort Kumluca escort Lara escort Manavgat escort Muratpaşa escort Serik escort Side escort Didim escort Efeler escort Nazilli escort Söke escort Altıeylül escort Ayvalık escort Bandırma escort Bigadiç escort Burhaniye escort Dursunbey escort Edremit escort Erdek escort Gömeç escort Gönen escort Havran escort İvrindi escort Karesi escort Kepsut escort Susurluk escort Büyükorhan escort Gemlik escort Görükle escort Gürsu escort Harmancık escort İnegöl escort İznik escort Karacabeyescort Kestel escort Mudanya escort Mustafakemalpaşa escort Nilüfer escort Orhangazi escort Osmangazi escort Yıldırım escort Biga escort Çan escort Gelibolu escort Karahayıt escort Merkezefendi escort Pamukkale escort Keşan escort Aziziye escort Palandöken escort Yakutiye escort Odunpazarı escort Tepebaşı escort Araban escort İslahiye escort Karkamış escort Nizip escort Nurdağı escort Oğuzeli escort Şahinbeyescort Şehitkamil escort Yavuzeli escort Bulancak escort Espiye escort Görele escort Altınözü escort Arsuz escort Antakya escort Defne escort Dörtyol escort Erzin escort Hassa escort İskenderun escort Kırıkhan escort Kumlu escort Payas escort Reyhanlı escort Samandağ escort Eğirdir escort Yalvaç escort Foça escort Karabağlar escort Kemalpaşa escort Kiraz escort Kınık escort Konak escort Narlıdere escort Ödemiş escort Tire escort Urla escort Safranbolu escort Akhisar escort Alaşehir escort Kırkağaç escort Salihli escort Sarıgöl escort Şehzadeler escort Soma escort Turgutlu escort Yunusemre escort Akkışla escort Bünyan escort Develi escort Kocasinan escort Talas escort Yahyalı escort Gazimusağa escort Girne escort İskele escort Lefke escort Lefkoşa escort Başiskele escort Çayırova escort Darıca escort Afşin escort Dulkadiroğlu escort Göksun escort Onikişubat escort Türkoğlu escort Kızıltepe escort Mut escort Dalaman escort Gümbet escort Datça escort Kavaklıdere escort Köyceğiz escort Menteşe escort Turgutreis escort Ula escort Yatağan escort Fatsa escort Altınordu escort Ünye escort Düziçi escort Kadirli escort Ardeşen escort Akyazı escort Arifiye escort Erenler escort Geyve escort Hendek escort Karasu escort Kaynarca escort Sapanca escort Derince escort Dilovası escort Gebze escort Gölcük escort Kandıra escort Karamürsel escort Kartepe escort Körfez escort Akşehir escort Beyşehir escort Bosna escort Ereğli escort Karapınar escort Meram escort Selçuklu escort Gediz escort Simav escort Tavşanlı escort Doğanşehir escort Bafra escort Çarşamba escort Boyabat escort Kapaklı escort Süleymanpaşa escort Erbaa escort Niksar escort Turhal escort Akçaabat escort Of escort Ortahisar escort Yomra escort Armutlu escort Çiftlikköy escort Çınarcık escort Akdağmadeni escort Boğazlıyan escort Sarıyaka escort Sorgun escort Alaplı escort Çaycuma escort Devrek escort Ereğli escort Kilimli escort Kozlu escort