DOLAR 31,3677 % 0.42
EURO 34,0595 % 0.51
STERLIN 39,7661 % 0.47
FRANG 35,5200 % 0.53
ALTIN 2.100,98 % 2,34
BITCOIN 1.946.572 -0.235

ERİK AĞACI

Yayınlanma Tarihi :
ERİK AĞACI

ERİK AĞACI

Halim KAYA 

İdris Savaş’ı Ozan Arif Şirin’in cenazesinde Samsun Büyük Camideki Cenaze namazı sırasında cami bahçesinde tanımıştım. Uludağ Üniversitesinden ağabeyimiz ev arkadaşımız Yusuf Yılmaz Araç ve Merhum Servet Somuncuoğlu’nun eşleri ile isimlerini şimdi hatırlayamadığım başka bir iki kişiden oluşan bir gurup olarak İstanbul’dan kalkmışlar Ozan Arif’e karşı son Ülküdaşlık vazifelerini yapmak için gelmişlerdi. O zaman Yusuf Yılmaz Araç tanıtmıştı. İdris Savaş Bey’i ve merhum Servet Somuncuoğlu ile tanışmamıza rağmen bir müsait ortam veya fırsat olmadığı için kendisiyle tanışamadığımız muhterem eşleri Nevin Somuncuoğlu Hanımefendiyi.

Daha sonra İdris Savaş Bey ile irtibatımız ta ki bu “Erik Ağacı” kitabının çıktığı zamana kadar sosyal medya üzerinden takipleşme ve zaman zaman karşılıklı paylaşımlarımızı beğenmek babından devam etti. Kitap çıkıp İdris savaş Bey tarafından sosyal medyada paylaşılınca çıkan kitaba destek mahiyetinde paylaşım temennilerimiz yazmıştım. Bir gün mesaj kutusunda İdris Savaş Bey’in iyi bir okuyucu olmam hasebiyle kitabını göndereceğini bildirdiği ve adresimi isteyen bir mesaj aldım. Ve nihayet İdris Savaş Bey’in sülalesinden olduğunu tahmin ettiğim farklı kaynak kişilerden dinlediği hikâyelerden oluşan bir demetini toplayıp yazdığı “Erik Ağacı” adlı kitap elime ulaştı. Bize düşen de zevk alarak okumak ve okurken hakkında oluşan kanaatlerimizi âcizane ifade etmek ve yazmaktı.

İdris Savaş kitabına “Erik Ağacı” adını verirken ne düşündü, ne için verdi bilmiyorum ama bende daha adıyla kitabın bir derinliği olduğu intibaını uyandırdı. Çünkü büyük halk şairimiz ve mutasavvıf Yunus Emre de “Çıktım Erik Dalına” diye bir şiir yazmış ve Yunus Emre’nin bu “Çıktım Erik Dalına” şiirine de Mustafa Tatcı Hoca bir şerh yazmıştı. Bu yüzden “Erik Ağacı” adı bende daha ilk anda deruni manalar çağrıştırmıştır.

İdris Savaş’ın “Erik Ağacı” Hikâye kitabı RUÇAM İstanbul Rumeli Üniversitesi Rumeli çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından 125 sayfa olarak basılmıştır. Kitabın künyesin kaçıncı baskı olduğu ve hangi yılda nerede basıldığı ihmal edilmiş. Ancak kitap büyük ihtimal 2023 yılının son ki ayında basıldı. İstanbul Rumeli Üniversitesi tarafından basılması dolayısıyla kesine yakın bir şekilde muhtemel ki kitabın bu ilk baskısı İstanbul’da yapılmış olmaktadır. Kitapta 36 hikâye mevcuttur. Kısa bir “Öz Geçmiş”, “İçindekiler”, Yusuf Yılmaz Araç’ın yazdığı “Sunuş”dan hemen sonra sırasıyla hikâyeler ve en son olarak “Kaynaklar”da da hikâyeleri anlatan şahısların isimleri yer alıyor. Arka kapağın dış kısmına da Harun Yöndem’in bir değerlendirmesi konulmuş ki buradan hikâyelerin Balkanlar ile Muhaceret üzerine olduğunu anlıyoruz. 

İdris Savaş bizi “Erik Ağacı” kitabının daha ilk hikâyesin olan “Üsküdar’ın Uluları” adlı hikâyesinde aldı götürdü Rahmetlik Servet Somuncuoğlu ve Yusuf Yılmaz Araç’ın da arkadaşlarıyla katıldıkları geleneksele dönmüş Üsküdar Sohbetlerinin ortasına attı. Bize Yusuf Yılmaz Araç’ın yaşattığı Üsküdar sohbetini hatırlattı. 3-4 yıl önce İstanbul’da ikamet eden biraderim ile birlikte yaşayan anam hastalanmış yoğun bakımda yatıyor. Biz de 10-15 günlüğüne İstanbul’dayız ve değiştirerek kardeşlerimle gün aşırı bir gece refakatçi, bir gece evde annemin başındayız. Neren haber almışsa Yusuf Yılmaz Araç ağabey çalıştığı bankadan bir şoför arkadaşa kendi özel arabasını vermiş ve bana göndermişti al getir diye. Tabi gittik mesai çıkışı Üskdara geçtik, deniz kenarında bir lokantada yemek yedikten sonra sahilde otantik bir çay ocağında daha önceden haber verdiği Uludağ Üniversitesinden ve Bursa Yurtoğlu apartman sakini arkadaşlardan Gündoğar Manga ve bir ikisinin olduğu bir sohbet faslı da biz yaşamıştık.

İdris Savaş “Üsküdar’ın Uluları”  adlı hikâyenin girişinde Boğazdan Vapur ile Üsküdar’a doğru giderken anlattığı görünen Üsküdar bizim yaşlardaki İstanbul dışında, taşrada Anadolu’da yaşayanların hatırlayacağı “Kartpostallar Üstündeki Üsküdar’ı” tasvir etmektedir. “Akşam güneşinin pencerelerde adeta kızıl alevler halinde raks ettiği Üsküdar’ın üst üste sıralanmış fakir evleri. İrili ufaklı tepelerlerin arasında bir nehir gibi kıvrılan turkuaz rengi sularıyla Boğazçi. Başka bir mavide süsülerek yolculara eşlik eden martılar. Yer yer kümelenen servi ağaçlarının her tondaki yeşillikleri ve bir gelin gibi bembeyaz süzülen Kız Kulesi’nin seyri ile biten yolculuk ” (S:11) Zaten taşra insanı için İstanbul Vapur, Martı, Deniz ve Kız Kulesidir. İstanbul’un tarih ve kültürel diğer özellikleri Anadolu’daki herkesin ilk etapta dikkatini çekmez. Biraz dindar olanlar selâtin camilerini hatırlar, biraz kültürlü olanlar da tarihi ve mimari dokusuyla tanışır. Ama hemen herkes Vapur, Martı-Simit ve Kız Kulesini bilir. Mutlaka herkes Vapurdan martılara simit atan bir Türk filmi seyretmişlerdir.

Üsküdar’da çayevindeki sohbette iştirak edenlerden tanıdıklarımız, kim olduklarını tahmin edebildiklerimiz İdris Savaş, Yusuf Yılmaz Araç ve Servet Somuncuoğlu ve Harun Yöndem’dir.

İkinci hikâyemiz olan “Kır Evi” (S:19) ise bize bu kitabın oluşunu ve beklide derlenen hikâyelerin nasıl ve ne sebeple derlenmeye başladığının işaretini veriyor. Çocuklara verilen “aile geçmişinizi yazın” şeklindeki bir ev ödevi bu hikâyelerin anlatılmaya ve yazılmaya başlanmasına vesile oluyor.

Ailenin atayurdu olan “Niş” hakkında Keltlere, Romalılara, Hunlara, Avarlara, Bizanslılara Osmanlı’ya yurtluk yaptığı ve çok eski bir tarihi olup 1386 Osmanlı topraklarına katılıp daha sonra üç kere başka milletlere devredip tekrar aldığımız hakkındaki tarihi bilgi görüyoruz.(S:23)

İlk hikâyede halk arasında anlatılan destansı, masalsı zaman ve mekânı fazla net belli olmayan hikâyeler okuyacağımız intibaı bırakan İdris Savaş’ın “Erik Ağacı” kitabı “Niş” ve “Aydın Bey” hikâyeleri ile hikâye olmaktan çıkıp tarihi konulara değinen ve anlatılan yerleri Türkler ile ilişkilendiren bir çalışmaya dönüyor. Sadece kaynak kişiler bunu belki biraz hatırat türü bir hikâye olacağını andırsa da Prof. Dr. Vecibe Hatipoğlu’ndan yapılan aktarmayla (S:29) tarih anlatısı olduğu kanaatimiz kuvvetlendiriyor. “Shipshan ismi eski Kuman dilinden türetilmiştir. Kumanlar, Asya bozkırlarından gelen Turan kökenli, gezgin, daimi ikametgâhı olmayan, korkusuz atlılardır.”(S:27) diyerek hem yöreyi ve yöre insanlarını Türklere bağlıyor hem de dillerinin aslında Kumanca’dan yani Türkçeden neş’et ettiğini ifade ediyor. Bu yönüyle de kitap hikâye kitabı olmaktan çıkarak tarih ilmini ele alan bir kitaba dönüşüyor.

İdris Savaş “Töre” de dini ve yazılı kanunlar yerine Lek Dukagin Kanunları (S:31) olarak bilinen ve yerli halk üzerinden etkili olan bir yasanın geçerli olduğunu ancak bu Lek Dukagin bu ahlaki ve sosyal öğreti dışında topluma dönük lider olarak askeri vs. bir hizmeti görülmese de tarihe mal olduğunu Yuvan Kastriyota’nın oğlu Gergi Osmanlı Sarayında içoğlan olarak yetiştirmesinden sonra isyan ederek 25 yıl kadar Osmanlıyı uğraştırdığını “Arnavut Kaldırımı” (S:33) başlıklı parçadan öğreniyoruz. Ayrıca bu isyan dolayısıyla yerel halkın Anadolu ve diğer Osmanlı coğrafyasında mecburi iskâna tabi tutulduklarını, bazı yerlerde yol yapımında çalıştırıldıklarını, zamanın en modern yolları olan Arnavut Kaldırımlarının da bunlar tarafından yapıldığını İsdirs savaş bir tarih bilgisi olarak aktarıyor. Bütün bu hikâyelerden anlıyoruz ki Arnavutlar sadece Balkan Savaşından sonra Anadolu’ya gelmemişler daha önce de gelmişler hatta Hristiyan olarak gelenler de olmuş.

Balkan savaşlarında mağlup olan Osmanlı Sırbistan’dan çekilmiş, ahali ya Anadolu’ya ya da Kosova’ya göçmüş. Son dönem kahraman Osmanlı Paşası Gazi Osman Paşa Ruslara esir düşmüş ordusunun bir kısmı esaretteyken karakış şartlarından hayatını kaybediyor. Göçenler ya Sırp Hırvat çetelerin elinde ya da zorlu kış şartlarında helak olduklarını “Plevne’den Top Atıldı” (S:37) başlıklı okuyoruz. Ve yanı zamanda bu esnada Mehmet Ali Bey tarafından yazılmış bir şiirin-bence yakılmış bir türkü” olan “Plevne’den top atıldı/ İslam Bulgar’a katıldı/ Haberin olsun Abdülhamit/ Urum ellere satıldı” (S:37) parçasında halkın içinde Rumeli’nin satıldığı yönünde bir inancın varlığını görüyoruz.

Rumeli Göç Yolu” (S:39) ilk etapta Plevne yenilgisi sonucunda Müslüman Osmanlı tebaasının göçlerinden bahsedecekmiş gibi görünürken I.Murat’tan sonra Kral Lazar’ın eşi Milica ile aralarında vergi vermek, savaşa asker göndermek şartlarıyla anlaşma imzalanmış ve Lazar’ın oğlu Stefan ile Yıldırım Beyazıt dost olmuşlar ta ki Timur ile yapılan Ankara savaşında Stefan Osmanlı Devleti yanında Yıldırım Beyazıt saflarında yer almış olduğu bilgisi karşımıza çıkmıştır.

Baştan beri Aydın Bey’in yerleştiği Manastır dolayısıyla Rumeli hakkında genel tarihi ve coğrafi bilgiler veren İdris Savaş nihayet “Hasat zamanı” (S:46) başlığı altında Aydın Bey’in soyundan Mustafa’dan ve Mustafa’nın Sırp çetesi Kosta’yı öldürmesi ve bu olaydan sonra ailenin kendisini güvende hissetmeyip Manastırı terk ettiklerini anlatmaya başlıyor. 

Posteva” (S:47) ile Arnavut giyim kuşamı hakkında bilgi alırken aynı zamanda artık evin erkek büyü kalmadığı hallerde en yaşlı bayanın erkek elbisesi giyerek aileyi gelebilecek tehlikelerden korumaya çabaladığını bu erkek elbisesi giyen yaşlı bayana da “burneşa” (S:47) dendiğini görüyoruz. Genel tarih ve coğrafya bilgilerinin arasına çok az aileden nakledilen bilgiler serpiştirilerek gelinen bu noktada İdris Savaş göçen sülalesinin yerleştiği yeni ikametleri Pestova’da büyüyüp evlenen Mustafa ve kardeşlerinden türeyenleri “Mustafa, Yaşanis ailesinin kızı Esma Hanım ile evlendi. Arslan, Ramazan, Rıfat, Recep, Nuriye adında beş evladı oldu. Ardından evlenen büyük kardeşi Bayram’ın Zümrüt, Hüsniye, Nazif, Şerif adında dört; küçük kardeşi Aydın’ın ise, Hayriz, Murat, Ömer, Eyüp adında dört evlatları olunca sönmek üzere olan ocakları daha da güçlü bir şekilde tütmeye başladı.” (S:48) diyerek artık ailesi hakkındaki belki en net bilgiyi veriyor.

Sultanın Veda Ziyaereti”nde (S:49) her ne kadar 1878 (Osmanlı-Rus Savaşı ya da 93 harbi) yılından sonra bozulan dengeleri düzeltmek ve Osmanlının Rumeli’yi terk edeceği kanaatini değiştirmek için Sultan Reşat’ın Kosova’ya yaptığı ziyaret ve Sultan Murat türbesinde Cuma namazı kılması (S:50) anlatılmışsa da en önemlisi İdris Savaş’ın atarlından Mustafa Efendi ve büyük oğlu Aslan’ın da Sultan Reşat’ı bu ziyarette görmüş olduklarını anlıyoruz. İdris Savaş Mustafa Efendi için “Kardeşleri ile birlikte han ve bakkal işleten Mustafa Efendi aynı zamanda Pestova köyünün muhtarıydı.” (S:51) bilgisini verirken aynı zamanda sülalesinden birisinin ufak da olsa idari yapıda bir görev üstlendiğini, bu görev sırasında köyüne bir mektep yaptırdığını da ifade etmektedir. Köyle ilgili yazışmaları yapması gerekeceği için de muhtar olan birisinin okuryazarlığının olması gerektiğinden hareketle Mustafa Efendi’nin tahsilinin olduğu kanaatini izhar eder. (S:51)  

Ortaköy” (S:53) hikâyesiyle ateşin başında anlatılan Rumeli tarih ve hikâyelerinden yakın zamana tekrar Türkiye günlerine döner ve Sakarya-Geyve’deki köyleri Ortaköy’ü tasvir eder. Öyle bir köydür ki İdris Savaş’ların yaşadığı bu ev meyve bahçesinin ortasında, Kırlangıçların yapıp göç dolayısıyla boşalttığı yuvayı bir Kanarya sahiplenir. Meralarda otlayan koyunlar ve hemen aşağıda kıvrılarak akan Sakarya Nehriyle sanki ressamın fırçasından çıkmış bir tabiat tablosu gözünüzün önünde canlanır. Ve yoğun tarih bilgisinden sıyrılıp bir anda gökyüzünün mavisi ve yeryüzünün yeşili arasında tabiatta var olan her şeyin bir canlıya benzetildiği tabiat hikâyeleriyle baş başa oluyorsunuz. Ben aldı çocukluğumda çimenlere uzanıp bulutları çeşitli şeylere benzeterek yorumladığımız günlere götürdü. Kitabın ilk hikâyesi “Üsküdar’ın Uluları”  ve “Ortaköy” hikâyelerine dikkatlice bakınca sanki İdris Savaş sanatkâr olmasının yaratmış olduğu ruhla hikâyelerinin tabiat tasvirlerinde daha başarılı olduğu görünüyor.

Boş Kalan Evler” (S:57) hikâyesindeyse her ne kadar bize Rumeli’den ıssız kalmış köy ve kasaba manzaraları aktarmasa da Edirne ve İstanbul’da yaşana göç manzaraları ve ikamet sorunları ile 40-50 bin hasta ve bakımsız muhacir hakkında bilgiler vermekte bunların tedavisi için 90 tane binanın hastaneye çevrildiğini ifade etmektedir. Tabi Edirne ve İstanbul’a gelen insanlardan bahsederken de gelenlerin sayısının çokluğu geride bıraktıkları boş evlerin sayısı hakkında bir tahminde bulunmaya imkân verebilir. O zamanlarda bugün ki manada 300-400 veya şehir hastaneleri gibi 1000 yataklı ya da daha büyük kapasitede hasta yatak sayısına sahip devlet hastaneleri olmadığını da düşünmek gerekir. Belki hastaneye çevrilen binalar içinde en büyük yapılar konaklardır ve bunların da 50- 100 yatak kapasitesinden büyük olmayacağını tahmin edebilirsiniz. Karadağ’ın yanında yer alan Yunanistan, Sırbistan, Bulgaristan açtıkları savaşı kandıktan sonra sivil ve savunmasız kadın, ihtiyar, çoluk çocuk halktan Rumeli’de bulunan 2.300.000 nüfusun yarısından fazlasını katletmekten geri durmamışlardır. (S:57

Çıban” (S:61) Aydın Bey sülalesinden Mustafa’nın oğlu Aslan’ın 1. Dünya Savaşında askere alınan 2500-3000 civarında Müslüman asker arasında bulunduğu ve Sırplara hizmet etmemek için kaçmaya çalışıp da kaçamayan Aslan Bey’in sırtında çıkan çıbanı tedavi eden askeri revirin Hırvat doktoru tarafından verilen “asker uygun değildir” raporu ile kurtuluşunu ve köyüne giderken de çetenin eline düşmesinin ve babası Mustafa’nın zamanında bu çete başının özgürlüğü için gereken kefaleti ödediği için köyüne kadar çete reisinin muhafazasında evine ulaşmasının hikâyesini okuyoruz. Ayrıca Aslan’ın Vulçıtrın’ın bir nahiyesinde mülki amir olarak kaymakama bağlı olarak çalıştığını ve medrese tahsilli birsi olduğunu görüyoruz. “Aslan Bey Leskosiç köyünden Pllana ailesinin kızı Emine Hanım’la evlendi. Naciye adını verdikleri bir olmuştu.” (S:63) Bu hikâye sülale hakkında en fazla bilgi veren hikâyelerden birsi mahiyetindedir. 

Yakında Gelirler” (S:65) hikâyesinde daha önce elden çıkmış Kosova ve Rumeli’den Çanakkale savaşına on binlerce gönüllünün katıldığını, Resteleca köyünden katılan 110 gençten 4 tanesinin geri döndüğünü ve dönenlerinde aynı anda köye girmeyip birer ikşer gün arayla köye gererk köylünün diğer gençleri sorması üzerine “Yakında Gelirler” diyerek şehitlerin şehit olduğunu söyleyemediğini, “Sitnica Köprüsü” (S:67) adlı hikâye de ise Petova Köyü muhtarı Mustafa Bey’in Sitnica nehrinin taşması sonrası yıkılan köprüyü tamir ettirmek isterken daha fazla gelir elde etmek isteyen bir Kıpti aile tarafından öldürüldüğünü, “Cemiyet” başlıklı hikâyede ise Aslan Bey’in 1 Mayıs 1918 yılında Üsküp’te İslam Muhafaza-i Hukuk Cemiyetini kurduklarını,  cemiyetin dini yapılanmasını organize eden “Kosova İslam Konseyi” genel sekreteri olduğunu, 1920 de “Yugoslav Müslüman Örgütü” çatısı altında 8, 1923 yılında 14 milletvekil seçtirmeleri üzerine Sırp Devlet Başkanı Nicola Pasiç tarafından Yenipazr’da kurulan tezgâhta bazı temsilci ve ileri gelenlerin öldürüldüğü, Aslan Bey’in ise Sırp bir komşusunun uyarısı sayesinde ikinci kez bir ölümden kurtulduğunu ve bunun üzerine “ardında eşi Emine’yi, kızları Naciye ve rabia’yı ve henüz iki yaşındaki oğlu küçük Mustafa’yı bırakarak Kosova’yı terk etti”gini (S.71) görüyoruz.

Meyhaneci Niko” (S:73) hikâyesinde artık cemiyetçilik yapitığı için can güvenliğini tehlikede gören Aslan Bey Türkiye’ye göçmeye karar vermiş, Köyü Pestova’dan yola çıkarak kardeşi Ramazan’ın Arnavutluk sınırına kadar eşlik ettiği bir yolculuk ile Adriyatik kıyısında bir sahil şehri Dıraç’a (Durres) gelir ve cemiyetten arkadaşı Salih Bey’i bulur. Araştırmalar sonucu İzmir’e giden bir gemi bulurlar ve yarı ücretini ödeyip yarısını da İzmir’deki meyhaneci Niko’dan Aslan Bey’in İzmir’e ulaştığına dair yazı getirmesi üzerine Dıraç’ta kalan Salih Bey den almak üzere anlaşırlar. Buraya kadar Aydın Bey ve sülalesinin göçleri tamamen Rumeli sınırları içinde yer değiştirmekti, nihayet sülaleden biri Türkiye’ye İzmir’e kalıcı bir şekilde ikamet etmek üzere göç etmek üzere hareket eder.

Kirazlık” (S:75) adlı hikâye ile birden kendimize geliyor ve Rumeli üzerine anlatılanların Türkiye’de Geyve’de çocuklar ile yapılan aile içi bir sohbette geçtiğini anlıyoruz. Yukarda da demiştim ya İdris Savaş tabiat hikâyeleri yazmada tabiatı tasvir etmede çok başarılı bence bundan sonraki kitabı çocuklara tabiatı sevdirecek köy ve kır hayatını anlatan derelerden, ormanlardan, çayırlardan, koyun ve kuzulardan, bağ bahçeden bahseden hikâyeleri olmalıdır.

Anadolu” (S:79) hikâyesinde nihayet Aslan Bey’in kaçak bindiği gemi İzmir’e gelmiş, kaptan Meyhaneci Niko’dan emaneti sağ salim teslim ettiğine dair yazıyı almış, Aslan Bey de Manisa’nın Salihli ilçesinde yaşayan çiftlik sahibesi Hanımşah Hanım’ın yanına yerleşti. Altı ay zarfında Aslan Bey geride kalan ailesini de getirdiğini okuyoruz ancak buradan sadece kendi eşi ve çocuklarından oluşan çekirdek ailesinin mi, yoksa kardeşleri ve çoluk çocuklarından oluşan geniş ailesi mi kastedildiğine dair bir bilgi verilmiyor. Bu durum da çekirdek ailesini getirttiği düşüncesi ağırlık kazanıyor. Aslan Bey ailesi ile 7 yıl Manisa Salihli, Mersin Konya dolaştıktan sonra İsmet İnönü’ye yazdığı mektup ile Mübadele haklarından yararlanmamak üzere Cumhuriyetin 10.yılına denk gelen bir ikamet izni, vatandaşlık belgesi (S:80) alıyor. Aslan Bey İzmir’e geldiğinde Cumhuriyet ilan edileli 2 yıl olmuştu, 7 yılda ailesi geldikten sonra geçen süre dikkate alındığında vatandaşlık hakkı 10 yıl içinde verilmiştir.

İdris savaş öyle ketum bir anlatıcı ki bilgileri kıdım kıdım veriyor, az bilgi ile düşünen insanı hep başka düşüncelere sevk ediyor. Tam çekirdek ailesini mi yoksa geniş ailesini mi getirdi diye düşünüp yorum yapmış iken hemen iki hikâye sonra “Zogo” (S:81) adlı hikâyede verdiği“Aslan Bey Konya’da evlendirdiği kız kardeşi Nuriye Hanımı ardında bırakarak, 1931 yılında Sakarya, Akyazı İrfan-ı Saniye köyünde bir Çerkez Bey’inin çiftliğinde çalışmaya başladı. Kendisinin ve ailesinin nüfus kayıtlarını burada yaptırdı. Naciye ve Rabia hiç okula gitmedi. Mustafa’yı yaşı biraz geçmiş olsa da burada ilkokula yazdırabildi. Cavit, Ceylan, Nazmiye, Necmettin ve Fahrettin burada dünyaya geldi. Soyadı kanunuyla birlikte Aslan Bey’in kardeşleri ve amcaoğulları Başar, Özcan, Önlü soyadlarını aldı, o ise “Savaş” soyadını seçti.” (S:81) şeklindeki bilgi ile Aslan Bey’in ailesinin ve amcaoğullarının tamamının geldiğini anlıyoruz. Sahil şehri Dıraç’tan kaçarken kendisini gemiye bindiren arkadaşı Salih Vuçiterni’den aldığı mektup hem oralardan bilgi veriyor hem de cemiyeti canlandırmak için tavsiye ettiği Arnavutluk kralı Zogo tarafından çağrıldığını bildiriyor.

Dönmekten Ar Ederim” (S:83) hikâyesini tam Aslan Bey’in Türkiye’den tekrar cemiyeti diriltmek üzere Arnavutluk’a çağrıldığı mektuptan bahseden hikâyeden sonra konulması bizde biraz Aslan Bey’in mektuba verdiği kısa cevap olarak çağrışım yapsa da aslında Arnavutların kökenine ait bilgi verildikten sonra Hz. Ömer zamanında hac yaparken yaşanan olay üzerine kısas uygulanacak Arnavut kralının Mekke’den bir gece kaçması, sonra Hz. Ömer’in tekrar Müslümanlığa daveti üzerine verdiği cevabın “Dönmekten Ar Ederim” olduğunu okuyoruz. Bu cevabın iman gibi bir konuda verilmesi bize Arnavutlara yakıştırılan “inatçılık” vasfının yakıştırılmasının ne kadar isabetli olduğuna da işaret etmektedir.

 “Kirazlık” manasına gelen “Preştreş” (S:87) hikâyesiyle Aslan Bey’e Arnavutluktayken bazen sitayişle bazen de dışlamak amacıyla Arnavut dendiğini ancak Sırpların Türk dediğini aslında bütün Müslümanların da kendilerini “Türk jam elhemdülillah” diyerek tanıttıklarını, “Kara Tren” (S:89) hikâyesinde Atatürk’ün İzmir açıklarında muhacir yüklü iki geminin bekletildiğini duyunca hemen kabul edilmelerini sağladığını ve muhacirlere bakışını, 10 Kasım’da vefatını, “Şeker Fabrikası” (S:91) adlı hikâyede Aslan Bey’in Türkiye’nin 1926 yılında açtığı ilk Şeker Fabrikası olan Alpullu Şeker fabrikasında katip olarak çalıştığını ve dolayısıyla nazilliye göç ettiğini, fabrikadaki bir yöneticiyle ter düşünce tekrar Adapazarı’na döndüğünü, “Adapazarı” (S:93) adlı hikaye de ise Adapazarı’nın kuruluşundan itibaren tarihi hikayesini ve hakkında bazı coğrafi bilgileri, “Yaz Kızım” (S:95) adlı hikayede Aslan Bey ve kardeşleri ile amcaoğullarının Adapazarı’nda bir mahallede toplandıklarını, Konya2da evlendirdikleri kız kardeşi Nuriye’nin de yanlarına taşındığını, kocasının ölmesinden sonra kardeşlerinin çocuklarına sahip olduğunu, Nuriye’nin oğlu Yaşar’ın “Arnavut Yaşar” (S:98) olarak tanındığını, Arnavut Yaşar’ın halkın fakirliğine içerleyerek meyhanede sarhoş olup havaya ateş etmesi üzerine çıkarıldığı mahkemede hâkimin Yaşar’ın mertliği dolayısıyla “Yaz Kızım” diyerek beraat ettirecek cümleyi yazdırdığını v dolayısıyla bunun da hikayenin adı olduğunu görüyoruz. “Zarf” (S:99) hikâyesinde Aslan Bey’in Süleymancıların lideri Süleyman Hilmi Tunahan’ın damadı Kemal Kacar’ın tuğla fabrikasında kâtip olarak oğlu Mustafa’nın da araçlarından sorumlu olarak çalıştıklarını, Mustafa, Süleymancıların faaliyetlerine katılmış ancak aileden başka hiç kimseyi etkileyememiştir. Ölünce de cemaatten bir mevlithan okuduğu mevlit için verilen zarf içindeki ücreti almayı ihmal etmemiştir. “Davudi Ses” (S:101) hikâyesinde 1960 ihtiallinden önceki hayat tarzı ve siyasi durum anlatılırken ihtilalle birlikte radyodan ilk ihtilal açıklamasını Alparslan Türkeş’in yaptığını, Aslan Bey ve sülalesine 27 Mayıs ve 12 Eylül de darbeciler tarafından dokunulmadığı, “Fliya” (S:103) hikâyesinde ise Arnavut kültür ve yemek adetleri ile Aslan Bey’in hanımı Emine’nin kardeşi Abdullah’ın Arnavutluktan gelişi, Abdullah’ın Aslan Bey’lerin göç etmesinden beri Arnavutluk’tan gelen ilk misafir olduğu,  “Fliya”nın “Arnavut Böreği”, “mişorizler”in de “Arnavut Pilavı” olduğu, daha sonra memleketten gelenlerin Emine Hanıma kardeşi Abdullah’ın öldüğünü oğlu Cavit’in düğün günü söylediklerini, Emine hanımın ilk kez Arnavutluğa akraba ziyarete gittiği anlatılır.

Nihayet kitaba isim olan “Erik Ağacı” (S:105) hikâyesine geldik. İdris Savaş’ın annesi olduğunu tahmin ettiğimiz Hanife Hanım’ın annesi Şerife hamileyken Sırp olmayan bir eşkıya tarafından karnına dirgen batırılarak bebeği öldürülmüş, birkaç gün yaşayan Hanife’nin annesi Şerife de vefat etmiştir. Hanife’nin babası Hamit Bey kız Hanife’yi, oğulları Süleyman ve Numan ve daha önce annesini ve babasın kaybetmiş kardeşinin kızı Hamide’yi de alarak önce Yozgat ardından Ankara ve nihayet Adapazarı’na gelmiş, yerleşmişlerdir. Hanife çocuklarının kendisini umreye götürmek isteklerine ata yurdunu ziyaret etmek istediğini söyleyerek karşılık verir ve oğlu önceden gidip elindeki bilgilerle akrabalarını arar. Annesi haniferi Hanife olarak tanıyan çıkmaz ancak Hanife’nin dayısının kendisine yazdığı mektupta hitap ettiği “Hana” ismi aklına gelir oğlunun bunu duyanlar Hana olarak onu tanırlar ve sonra onu da ata yurduna götürüp kalanları ve onlardan sonra yetişen sülalesini gösterirler. Ancak Türkiye’ye dönen Hanife’de artık ölmüştür ve Torunları onu hatıralarıyla anarlar (S:110).

Yeni Nesil Düğün” (S:111) hikâyesiyle modern zamanların düğünlerine davetin nasıl olduğu, LCV ile geri bildirim ve katılım sayısı alma usulü ve yabancı müzikler dile getirilmiş ancak “Erik dalı gevrektir” türküsü kitabın ismine uygun düşmüş ve Türk edebiyatında Erik üzerine daha nice edebi ürün olacağının işaretin vermiştir. “Köy Düğünü”n (S:115) de ise kedi adet ve örflerinde nasıl bir düğün yapıldığını, düğün yemeği ve düğün eğlencesi, kına, gelin alma ya da gelin çıkarma hususunda bilgiler vermiştir. “Atilla Harekâtı” (S:117) ile Arnavut göçmeni Türk milliyetçisi bir ailenin sadece Rumeli’yle ilgilenmediğini Kerkük, Kırım, Azerbaycan ve nihayet Kıbrıs Türklüğü ve Kıbrıs çıkartmasıyla da Aslan Bey’in Devlet işlerinden ve siyasetten uzak durun demesine rağmen vatandaş olarak yakından ilgilendiğini görüyoruz.

Son Yolculuk” (S:119) hikâyesinde ise Aslan Bey ve Emine Hanım’ın daha sağlıklarında Reşitbey Köyüne gelin ettiği kızları Ceylan ve Nazmiye vefat etmişler, 1974 yılında Aslan Bey iki yıl sonra 1976 yılında Emine Hanım’ın vefatlarından sonraki iki yıl içinde de diğer evlatları Naciye, Rabia, Necmettin, Mustafa, Fahrettin ve Cavit (S:121) vefat etmişlerdir. Ancak Aydın Bey soyundan Mustafa Bey ve Aslan Bey silsilesiyle devam eden sülalenin yaşayan nesilleri onları kitaplaştırarak ölümsüzleştiren İdris Savaş gibi atalarına layık bir vaziyette hayatını idame ettirmektedirler.

Erik Ağacı aslında tek bir hikâyedir. O da İdris Savaşın bilinebilen ilk atası Aydın Bey’den bu güne bir sülalenin tarihi hikâyesidir. Bu hikâye İdris Savaş tarafından daha genel tarihi bilgiler ve adet ve örfler gibi sosyolojik bilgiler ile zenginleştirilerek sunulmuştuır.

İdris Savaş “Erik Ağacı” kitabıyla ailesinden nakledenlerin verdiği sülale bilgisinin yetersiz olduğunu düşündüğü yerlerde doğrudan kendi araştırmaları ile elde ettiği tarih ve coğrafi bilgiler içinde ailesinin geçmiş dönemlerine ait az bilgiyi harmanlayarak ailenin bildiklerinin sülale tarihi yanında genel tarih içinde de anlaşılmasını ve kaydedilmesini sağlamıştır. İdris Savaş’ın ve başkalarının yapmış olduğu Yerel ve Sülale tarihleri araştırmaları genel tarihin anlaşılması ve beslenmesi için bir kaynak vazifesi görecektir.         

YORUM YAP

escort Bağcılar escort Bahçelievler escort Bakırköy escort Bayrampaşa escort Beylikdüzü escort Güngören escort İstiklal escort Kadıköy escort Sultanbeyli escort Üsküdar escort Avsallar escort Mahmutlar escort Oba escort Mecidiyeköy escort Ölüdeniz escort Güllük escort Kültür escort Ataşehir escort Avcılar escort Başakşehir escort Esenler escort Esenyurt escort Fatih escort Gaziosmanpaşa escort Kartal escort Küçükçekmece escort Maltepe escort Pendik escort Sultangazi escort Ümraniye escort Adapazarı escort Yalıkavak escort güvenilir casino siteleri Yalova escort Muğla escort Aydın escort Çanakkale escort Balıkesir escort Tekirdağ escort Manisa escort Trabzon escort Kahramanmaraşescort Kütahya escort Osmaniye escort Sivas escort Tokat escort Çorum escort Yozgat escort Isparta escort Elazığ escort Ordu escort Edirne escort Erzincan escort Zonguldak escort Rize escort Uşak escort Kırşehir escort Erzurum escort Giresun escort Amasya escort Sinop escort Niğde escort Bolu escort Karaman escort Kırıkkale escort Bayburt escort Ardahan escort Gümüşhane escort Artvin escort Çankırı escort Bartın escort Sinop escort Bilecik escort Karabük escort Burdur escort Nevşehir escort Kıbrıs escort Kırklareli escort Kastamonu escort Düzce escort Aksaray escort Adıyaman escort Afyon escort Arnavutköy escort Bebek escort Beşiktaş escort Beykoz escort Beyoğlu escort Büyükçekmece escort Çatalca escort Çekmeköy escort Eyüpsultan escort Kağıthane escort Sancaktepe escort Sarıyer escort Şile escort Silivri escort Şişli escort Taksim escort Zeytinburnu escort Aliağa escort Balçova escort Bayındır escort Bayraklı escort Bergama escort Beydağ escort Bornova escort Buca escort Çeşme escort Çiğli escort Karşıyaka escort Fehiye escort Marmaris escort Gaziemir escort Dikili escort Menderes escort Menemen escort Torbalı escort Atakum escort Çerkezköy escort Yenişehir escort Bodrum escort Toroslar escort Tarsus escort Silifke escort Mezitli escort Erdemli escort Anamur escort Akdeniz escort Melikgazi escort Elbistan escort Lüleburgaz escort İzmit escort İlkadım escort Çorlu escort Battalgazi escort Yeşilyurt escort Milas escort Ceyhan escort Çukurova escort Kozan escort Sarıçam escort Seyhan escort Emirdağ escort Sandıklı escort Merzifon escort Suluova escort Taşova escort Altındağ escort Batıkent escort Çankaya escort Çubuk escort Etimesgut escort Haymana escort Kahramankazan escort Keçiören escort Kızılcahamam escort Mamak escort Polatlı escort Pursaklar escort Sincan escort Ulus escort Yenimahalle escort Aksu escort Alanya escort Belek escort Demre escort Döşemealtı escort Elmalı escort Finike escort Gazipaşa escort Kaş escort Kemer escort Kepez escort Konyaaltı escort Korkuteli escort Kumluca escort Lara escort Manavgat escort Muratpaşa escort Serik escort Side escort Didim escort Efeler escort Nazilli escort Söke escort Altıeylül escort Ayvalık escort Bandırma escort Bigadiç escort Burhaniye escort Dursunbey escort Edremit escort Erdek escort Gömeç escort Gönen escort Havran escort İvrindi escort Karesi escort Kepsut escort Susurluk escort Büyükorhan escort Gemlik escort Görükle escort Gürsu escort Harmancık escort İnegöl escort İznik escort Karacabeyescort Kestel escort Mudanya escort Mustafakemalpaşa escort Nilüfer escort Orhangazi escort Osmangazi escort Yıldırım escort Biga escort Çan escort Gelibolu escort Karahayıt escort Merkezefendi escort Pamukkale escort Keşan escort Aziziye escort Palandöken escort Yakutiye escort Odunpazarı escort Tepebaşı escort Araban escort İslahiye escort Karkamış escort Nizip escort Nurdağı escort Oğuzeli escort Şahinbeyescort Şehitkamil escort Yavuzeli escort Bulancak escort Espiye escort Görele escort Altınözü escort Arsuz escort Antakya escort Defne escort Dörtyol escort Erzin escort Hassa escort İskenderun escort Kırıkhan escort Kumlu escort Payas escort Reyhanlı escort Samandağ escort Eğirdir escort Yalvaç escort Foça escort Karabağlar escort Kemalpaşa escort Kiraz escort Kınık escort Konak escort Narlıdere escort Ödemiş escort Tire escort Urla escort Safranbolu escort Akhisar escort Alaşehir escort Kırkağaç escort Salihli escort Sarıgöl escort Şehzadeler escort Soma escort Turgutlu escort Yunusemre escort Akkışla escort Bünyan escort Develi escort Kocasinan escort Talas escort Yahyalı escort Gazimusağa escort Girne escort İskele escort Lefke escort Lefkoşa escort Başiskele escort Çayırova escort Darıca escort Afşin escort Dulkadiroğlu escort Göksun escort Onikişubat escort Türkoğlu escort Kızıltepe escort Mut escort Dalaman escort Gümbet escort Datça escort Kavaklıdere escort Köyceğiz escort Menteşe escort Turgutreis escort Ula escort Yatağan escort Fatsa escort Altınordu escort Ünye escort Düziçi escort Kadirli escort Ardeşen escort Akyazı escort Arifiye escort Erenler escort Geyve escort Hendek escort Karasu escort Kaynarca escort Sapanca escort Derince escort Dilovası escort Gebze escort Gölcük escort Kandıra escort Karamürsel escort Kartepe escort Körfez escort Akşehir escort Beyşehir escort Bosna escort Ereğli escort Karapınar escort Meram escort Selçuklu escort Gediz escort Simav escort Tavşanlı escort Doğanşehir escort Bafra escort Çarşamba escort Boyabat escort Kapaklı escort Süleymanpaşa escort Erbaa escort Niksar escort Turhal escort Akçaabat escort Of escort Ortahisar escort Yomra escort Armutlu escort Çiftlikköy escort Çınarcık escort Akdağmadeni escort Boğazlıyan escort Sarıyaka escort Sorgun escort Alaplı escort Çaycuma escort Devrek escort Ereğli escort Kilimli escort Kozlu escort