Sovyetler Birliği’nin Kafkasya’daki Türk varlığını silmek amacıyla 2 Kasım 1943’te başlattığı ve nüfuslarının yarısını kurban veren Karaçay-Malkar Türklerinin topyekûn sürgününün üzerinden 83 yıl geçti.
Kafkasya’nın kalbinde, Avrupa’nın en yüksek zirvesi kabul edilen Mingi Tav (Elbruz) Dağı’nın eteklerinde binlerce yıldır yaşayan ve birbirlerine kadim Türk boyu “Alan” adıyla hitap eden Karaçay-Malkar Türkleri, 2 Kasım 1943 tarihinde tarihin en karanlık soykırımlarından birine maruz kaldı. Bolşevik İhtilali’nin ardından gücünü bölmek amacıyla Karaçay ve Malkar olarak iki ayrı idari yapıya ayrılan dağlı Türkler, Sovyetlerin zorunlu kolektifleştirme ve dinsizleştirme politikalarına karşı direnince doğrudan hedefe konuldu.
Aydınlar Kurşuna Dizildi, Millet Topyekûn Hedef Alındı
1920’li ve 30’lu yıllarda Karaçay aydınlarını, din adamlarını ve kanaat önderlerini “burjuva milliyetçisi” ve “Pantürkist” yaftasıyla kurşuna dizen Sovyet rejimi, İkinci Dünya Savaşı’nın kaosunu fırsata çevirdi. 12 Ekim 1943’te Yüksek Sovyet Prezidyumu’nun aldığı gizli kararla; cephede Kızıl Ordu saflarında savaşan on binlerce Karaçaylı askere rağmen, geride kalan yaşlı, kadın ve çocuklar bir gecede “vatan haini” ilan edildi.
Hayvan Vagonlarında 14 Yıllık Ölüm Yolculuğu
2 Kasım 1943 gecesi köyleri basan silahlı NKVD birlikleri, 69 bin 267 Karaçay Türkünü namluların gölgesinde pencerelerinden ve ocaklarından söküp alarak hayvan vagonlarına istifledi. Ardından 8 Mart 1944’te aynı acı kaderi 40 bin Malkar Türkü yaşadı. Haftalarca süren, su ve ekmekten mahrum, kilitli vagonlardaki sürgün yolculuğunda açlık, tifüs ve dondurucu soğuk nedeniyle binlerce masum şehit oldu; cenazelerin defnedilmesine dahi izin verilmedi.
Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan’ın en ücra bozkırlarına dağıtılan Karaçay-Malkarlılar, sürgünün ilk yıllarında nüfuslarının yaklaşık yarısını kaybetti. Geride bıraktıkları yurtlarında ise camiler yıkıldı, ata mirası evler paylaştırıldı ve hafızayı silmek adına Türk köylerinin isimleri Gürcüce ve Rusça adlarla değiştirildi.
14 Yıl Sonra Dönüş, 46 Yıl Sonra Gelen Gecikmiş İtiraf
14 yıl boyunca sürgün kamplarında vatan hasretiyle yaşayan Karaçay-Malkar Türkleri, ancak 1957 yılından itibaren Kafkasya’daki yurtlarına dönebildi. Ancak vatanlarına dönseler dahi özerklikleri tam olarak verilmedi ve 30 yıldan fazla bir süre Sovyet resmi belgelerinde haksız ithamlarla fişlendiler. Sovyetler Birliği yönetimi, Karaçay halkına yapılan bu vahşetin ve atılan iftiraların haksız olduğunu sürgünden tam 46 yıl sonra, 14 Kasım 1989 tarihinde kabul etmek zorunda kaldı.
Bugün ana yurtları Karaçay-Çerkes ve Kabardey-Balkar cumhuriyetlerinde dillerini, kültürlerini ve kimliklerini yaşatma mücadelesi veren Karaçay-Malkar Türkleri, 2 Kasım 1943’ün derin acısını ve şehitlerini 83. yılında da dualarla ve milli şuurla anıyor.