YAŞAMA İZ BIRAKANLAR…

Atilla ÇİLİNGİR

SEÇİMLERDE GÖREVLERİMİZ

Bu haber 30 Eylül 2013 - 13:52 'de eklendi ve 2.832 kez görüntülendi.

Ali BADEMCİ

 

Önümüzdeki mahâllî idâreler seçimleri için,  MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin bizzat açıkladığı  önemli yerlerin  adaylarının tesbitinden çıkarılması gereken sonuçlara göre, artık geçmişteki gibi rastgele veya değişik sebeblerle  bilinmeyen adaylar yerine hareket içinde pişmiş ülkücü adayların tercih edileceği anlaşılmaktadır. Dolayısiyle eften-püften bahânelerle ihânete varan tenkit ve küskünlerin de makûl izâh şekli kalmamıştır. Aday listelerinde kendisine  yer verilmediği için bir kaşık suda kıyamet koparanların da artık talepleri  iyice sırıtacaktır.ulkuucukadro ali bademci

Fikri fikrini tutmayan,zikri zikrine uymayan  ve hepsinden ötede tutarlılığı olmayan görüşteki partilerin yıllardır kapısında beklediği halde,  sözkonusu MHP olunca  kendini dev aynasında gören sıradan insanları da geçelim artık… İdeallerini, şeref ve haysiyetini, geçmişini inkâr edercesine başka bir partiden seçilmenin acaba ne anlamı vardır? Geçmişte, çok örnekler gördük ki MHP’nin kendilerine verdiği kıymete nankörlük edip tamâmen nefsânî duygularla  başka görüşlerin emrine giren dostlarımız oralarda bozuk para gibi harcanmışlardır. Bazı şerefsizler benim de yeni yeni böyle görüşleri ortaya koyduğumu şurada burada ifâde ediyorlar ki inşallah böyle bir bühtânın altında ezilip iki dünyada da rezil olurlar. Son 33 yıl içinde günlük bir şey yazmadıysam da kitaplarım ortadadır. Kendim için söylemiyorum ama insanın zaman içinde görüşlerinin değişmesinin  de  çok kınanacak tarafı yoktur. Fakat bizim gibi âçizler için  böyle bir şeyin varid olması ile “köpek” olmak arasında hiçbir fark yoktur.

 

Şunu da kabûl etmemiz lâzım!  Milletmiz gibi câmiamız da maalesef dedi-koduyu çok seviyor. Yalan söylemek çevremizdeki insanları boş yere karalamak gibi hoş olmayan tabiatta arkadaşlarımız olduğunu da kabul etmeliyiz. Aslında particilik olan her yerde biraz böyle  manevi çöküntü  olduğun söylemek asla bir iddia değildir. Adam yıllarca bizimle beraber, aynı fikir ve duyguları paylaşmış şimdi karısını  vekil yapıyorlar diye 180 derece dönmüş ve cemaatın borazanı olmuşsa  ne yapalım? Cehenneme kadar yolu var! Veyâ yıllarca baştacı edip Türkeş Bey’in dizi dibinde  makam verdiğimiz  kişi kimlik bunalımından ötürü “Wikipedia”ya “Abaza asıllı Türk gazeteci “diye  yazdırıyor veyâ yazılmasına müsaade ediyorsa, geçmişte de ne büyük hatalar yaptığımızı  inkâr mı edelim! Hatta dileyelim ki  o da oğlu gibi eline kalemi alıp  “Gazi”ye küfretsin! Ne olsa gene %50 tahminde bulunuyorlar ki doğrusu geç kalmışta sayılmazlar. Al birini vur ötekine.

 

Şimdi bu işlere artık tam mânası ile boş vermenin zamanı… Takılı kalmıyacağız ki, ”Gidene güle güle, gelene hoş geldin“ deyip sonra da ince okuyup sık dokuyarak safları sıklaştırabileleim..Kötü âdetlerden kesinlikle vazgeçmeliyiz. Mutlak itaat  duygusu ile haraket ederek öyle eskisi gibi toplumun iyi karşılamadığı görüş ve  davranışlardan da vazgeçmek gereklidir. Kaba saba davranışlar, tespih-yarım pabuç-kabadayılık-insanlara tepeden bakma gibi aykırı imajları hayat tarzımızdan silmeliyiz. Aşırı görünmek, bilmediği duygu ve düşüncelerle mücehhez görünerek aykırı görüşteki insanların sempatisini yitirmek de hoş davranışlar değildir. Güneyde ve güney doğuda yaşayanların gereksiz “Arap ve Kürd” karşıtlığını bırakması meselelere  duygusal nazardan ziyâde  ülke bütünlüğü cihetinden  bakmalıyız. Söylenen her iki meselede de kendimizde de eksiklikler olduğunu kabul edip  geçmişe yönelik  özeleştiride bulunmalıyız. Bir misal olmak üzere 1.Dünya Savaşı’de hep Arapların ihâneti ve bizi arkadan vurmaları gibi artık hoş olmayan  ve kesinlikle tarihe bırakılması gerekli meselelerde;  bu insanlarla 1000 yıl birlikte  ve Türk’ün azınlık şeklinde yaşadığını hesaba katarak onlarla gerçek bir barış ve kardeşlik ihdas etmeliyiz.. Bilhassa Adana, Hatay ve Mersin için bu çok önemli  husûsu gözardı etmemeliyiz.

Arkadaşlar bugünkü Suriye’de bile Esed Alevileri kendilerine “Nusayri” denmesine rıza göstermezler. Bizimkiler böyle bir  şeyi  “Akıllı iktidar”dan öğrendiler. Denemesi ve  araştırılması çok kolaydır ki kimse bunu benimsememiştir. Türklük açısından da  bu “Nusayrilik” gibi talihsiz yol göstermelerin sonucu olarak deyim Arap Milliyetçiliğini çağrıştırmıştır.. Dolâyısiyle bizim milliyetçiliği ayaklar altına aldığını söyleyen malüm zihniyet yeni bir milliyetçilik icâd ettiğinin farkında  bile değildir. Çünkü bizim “Güneyli Alevilerimiz” kesinlikle kendilerini Horasanlı addetmektedirler. Böyle yüzlerce kitap yazmışlardır. Bu sebeble buralarda seçim çalışmalarında bulunan arkadaşlarımızın hata yapmaması çok elzemdir. Çünkü bizim tarih ve kültürümüzde  “mezhepçilik  ve ırkçılık” gibi çok küçük toplumsal teşkilâtlanmaların  anlamı olmadığını  kurduğumuz İmparatorlukların yapsından kolaylıkla  anlayabiliriz. Bizim hiç kabile ve pek küçük azınlığa dayalı devletimiz olmamıştır.

 

Bu konularda daha yazacağız. Ama şunu hiç aklımızdan çıkarmıyalım ki  önce kendimize, sonra çevremize nihâyet  başka adresi bulunmayan ve  görüşlerimizin tek ve meşru temsilcisi olan partmizi yani MHP’yi kesinlikle sahiplenmeliyiz.

Şöyle bir açıklama da yapmak istiyorum: Yazdıklarımızla ilgilenen arkadaşlar telefon-mesaj veya mail yerine  yazı sonundaki   yorum ve açıklamalarda görüşlerini belirtirlerse  bu görüşlerden diğer arkadaşlarımızın da faydalanmasını temin etmiş olurlar. Kalın sağlıcakla.

 

Ali BADEMCİ
Ali BADEMCİalibademci@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments