SAKIN VURMA!

Asena Kınacı Moral

ŞEHİR VE İNSAN

Ahmet URFALI

Yağma Hasan’ın Böreği Veya İslâm’la Aldatmak

Bu haber 19 Aralık 2013 - 20:16 'de eklendi ve 655 kez görüntülendi.

Koalisyon hükümeti neden zamanından önce dağıldı? Bir taraftan Rahşan’ın oğlu Hüsameddin, diğer yandan Mesut Yılmaz ve maalesef bir yandan da MHP’den gelen pis kokular değil mi? AKP’nin  “İslâmiyet” imajı ile ortaya çıkması ve önlenemez yükselişinin başka izahı var mı? Sanıyorum milletin “Hiç olmazsa kıbleye duruyorlar hırsızlık yapmazlar” şeklindeki kanaati onları iktidar yapmış ve hatta muhalefetsiz bir konuma taşımıştır. Şimdi kalkıp da meseleyi başka yönlere çekmenin hiç anlamı yoktur. Maalesef böyle pis kokuların ayyuka çıktığı AKP’li dönemlerde muhalefetin de tam olarak görevini yapması bir tarafa destek bile olduğu zamanları yaşayarak gördük. Şimdi karıştırdıkça altından “Çapanoğlu” çıkmaktadır. Ne yazık ki gündemde olan operasyonları yapanların bir bir görevlerinden alınması ve rezaletin üstünün kapatılması da ayrıca bir skandaldır. Neden “Güneşi balçıkla sıvıyorsunuz”.. Bari bu safhada muhalefetin işi sıkı tutarak millet vicdanında ülkeyi “Yağma Hasan’ın böreği” görenlerin hakkıyla teşhir edilmesi gerekir. Demek ki ülkede gerçekten din-iman politikaları değil milleti” İslâm” ile aldatmak gibi açık bir tuzak varmış da,  zavallı insanımız bu işin farkında değilmiş.

Ülkede devlete ait Cumhuriyetin 90 yıllık varlığı haraç mezat satılmıştır da gıkı çıkan olmamıştır. En son vatan toprakları pazara çıkarılmış ve yüzyıllardan beri bir karışına bin asker dikilen Anadolu yabancılara dünya oranlarının çok üstünde bir rakama çıkılarak parsellenmiştir. Siyasi hatalar ise her gün gazete sütunlarında, taviz üstüne şeklinde, ”Barış Süreci” gibi bir serüvenin koruması altında devam ediyor. Bugüne kadar Doğu ve Güneydoğu Anadolu yüzünden onlarca savaş çıkmışken şimdilerde bu bölgelerin su kaynakları denize akıtılmaktadır. Bu bölgelerdeki işsizlik bir yana çalışmak istemeyen ve ekonomiye hiçbir katkısı olmayan “Avantacılar”ın siyasi bir cephe oluşturduğu gerçeği gözlerimiz önündedir. Bu kadar teşviklere ve devletin para akıtmasına rağmen hayvancılık gibi tarihi bir kaynak dibe vurmuştur. Milletin bu ihtiyaçları tıpkı petrol gibi dışarıdan ithal edilmektedir. Söze gelince ülke güllük-gülistanlık.. Maşallah ilgililerin gözünde doğu süra’tle bir cazibe merkezi olmaya devam ediyor. Ülkede kullanılan tütün mamullerinin yarısını serbest bölgelerde Barzani imal ediyor. Petrol kaçakçılığı ise aynı guruplar tarafından başarı ile yürütülürken şimdilerde açık olan Suriye hudutları da ülkeden istediği payı alıyor. Suriye’den gelen mülteci sayısı bir milyona ulaşmış durumda. Bu insanların çoğu hassas bölge olan Güneydoğu Anadolu’da.. Bunlar kim, ne yaparlar bilen yok..

İslâm adına işlenen siyasi cinayetlere şimdi de “Hırsızlık” gibi devâsa bir mikrobun ülke kaynaklarını içten-dıştan kemirdiği anlaşılıyor. Milyarlarca dolar, türedi işadamları ve bakan çocuklarının elinde âdeta oyuncak olmuş vaziyettedir. Buna karşılık vatandaş ufak-tefek düzenlemeler kaderciliğin içine gömülmüştür. Devletin önce Irak sonra da Suriye politikalarına “Din” penceresinden tam bir aldatmaca olarak bakılması ülkeyi siyasi bakımdan tam bir yalnızlığa itmiştir. Başlangıçta “Statejik Derinlik” olarak ifade edilen bu politikaların şimdilerde “Stratejik Rezalete” dönüştüğünün ABD bile farkına varmıştır. Ve bu sebeple şu anda ülke Okyanus ötesinin sancılarına muhatap kalmış ve korkunç rezillikler gündeme bomba gibi oturmuştur.

Zaten “Cemaat” denen unsurların bu derece vatansız olması, eğer bir yerlerden yönetilmiyorsa, zaten mümkün değildi. Pisliklerin onları da çileden çıkarması “İslâm” adına işlenen bariz cinayetlerin ispatı değil midir? Peki, bu safhada ne yapılması lazım gelir? Milletin gezi parkından da beter tepki göstermesi ve muhalefetin olayı kucaklaması ilk ve temel şarttır. AKP’den uzaklaşan gerçek iman ve inanç sahiplerine samimiyetle kapılar açılmalıdır. Artık akı-karıyı irdelemenin zamanı da çoktan geçmiştir. En azından yaklaşan mahalli seçimlerde bağnaz ve işe yaramaz düşmanlıklardan vazgeçip bu insanların oylarına talip olmak lâzımdır. Gerçekten iş bu kadar vahim bir noktaya gelmiş ve vahamet çığlıkları yükseliyorsa, kaynağı nereden gelirse gelsin feverana kulak tıkanmayıp, aksine sahip çıkılmalıdır.

İslamiyet bu milletin olmazsa olmaz ortak değerleridir. Siyaset cambazlarının onunla oynamasında elbette kutsal değerlerin hiçbir günahı yoktur. Hırsızlıkla tertemiz inançların bağdaşması mümkün mü?
Yaşar Nuri Öztürk bunların yaptıkları işi “Allah’la Aldatmak” şeklinde tanımlıyor. Gerçekten bu noktada hepimiz tertemiz duygularımızın etkisinde kalarak hata ettik. Bu hatayı da kabullenmeliyiz. Camilerden başlayan politize olmuş kitlelerin taraftarlığına karşı bir “Gerçek Müslümanların Sesi” olamadık. Bu konuda muhalefetin de güven vermediği gerçeği ortadadır. Şimdi bugünden tezi yok evvela iktidarın belgeli hırsızlıklarını görerek behemehâl desteğimizi çekmeliyiz. Haramkârın kursağına giren her lokma gelecek nesillerin rızkından kesilmiş istikbaldir. İfşaat nereden ve kimden gelirse gelsin ”Olur böyle şeyler” demek çok büyük vebaldir. Görüyor musunuz, sanayici batakta, insanlar borç çukurunda, emekliler geçim derdinde güya Müslümanlar saltanatta.. ”Yağma Hasan’ın böreği, devletin malı deniz yemeyen domuz.”.. Bu kafada mı gideceğiz, yoksa yüzümüzü Hakk’a mı döneceğiz.

Muhabbetle…

Ali BADEMCİ
Ali BADEMCİalibademci@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments