ÜlkücüMilliyetçiTürkçüTürkeşÜlkü Ocaklarıdövizakpchpmhp
DOLAR
8,4530
EURO
10,0637
ALTIN
496,74
BIST
1.392
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Sıcak
36°C
İstanbul
36°C
Sıcak
Cumartesi Sıcak
35°C
Pazar Açık
34°C
Pazartesi Sıcak
36°C
Salı Sıcak
37°C
Gazi KARABULUT İbn-i Haldun’un  coğrafyanın insan, kültür ve ekonomi üzerindeki etkilerini ihtiva eden Mukaddime’sinden hareketle (1377) özetie dönüşmüş olan “Coğrafya kaderdir,”  sözü Türkistan topraklarıyla ne kadar da örtüşmektedir. Mukaddime, coğrafyanın belirleyici bir etken olduğunu ve insanlığın yaşadığı coğrafyaya göre bir medeniyet inşa ettiğini detaylandırır.  Asırlarca Türk medeniyetine ev sahipliği yapan...
Fuat Yılmazer     Kıymeti tam bilinmemiş ilim adamlarımızdan Prof. Dr. Doğan Aydal’ın maden ve petrollerle ilgili olan eserlerini kitaplığımdan çıkardım. Önceden okuduğum ve altını çizdiğim bölümlere tekrar bakmaya başladım.     Yıllar önce idi. Doğan Aydal hocanın kitaplarını okumaya başlamıştım. Okuma sırasında kendisiyle görüşmem gerektiği kanısına varmım, e posta adresinden mesaj...
Atilla Çilingir        1974 Kıbrıs zaferimizin 47’nci yıldönümü geçtiğimiz 20 Temmuz’da KKTC’de törenlerle kutlanırken, Lefkoşa’daki tören alanından liderlerin vermiş olduğu mesajlar çok çarpıcıydı.        Özellikle son dönemde Türk tarafının adada anlaşmaya odaklı girişimlerinin Rumlar tarafından her defasında ret edilmesinin yol açtığı çözümsüzlük, Türkiye’nin çözüm adına Kıbrıs’ta bir 60 yıl daha Rum tarafını...
Halim Kaya Kelime anlamıyla mutluluk manasına gelen “Kut”; Türkler de devleti yönetme görevinin Gök Tanrı tarafından bir aileye verilmesidir. Türkler Kut alan kişi etrafında toplanarak birliği oluşturur, milletin bağımsızlığına giden yolu açtıkları gibi kurulan devletin cihanşümul olmasını da bu sayede sağlarlar. Türkler “Kut” aldığına inanmadığı insan etrafında toplanıp savaşmazlar. Bu...

SURİYE NEREYE? TÜRKLER NE DURUMDA?

SURİYE NEREYE? TÜRKLER NE DURUMDA?
27.01.2014
0
A+
A-

 

 

Kesinlikle  Türkiye’nin eski Suriye  politikası bugünkünden bin kadar daha  iyi idi. İki ülkenin hükümetleri, sanki bir devletmiş gibi Gaziantep veya Halep’de müşterek toplantı yapıyor  ve kararlar alabiliyordu. Urfa’dan bu tarafa sınırlar âdeta kalkmış durumdaydı.Gayri memnun sadece “Rojacılar”dı. Şimdi ise bunlar memnun geriye kalan herkas rahatsızdır.Hatta bunlar zaman zaman sınırları bile zorlamakta ve Kamışlı gibi küçük bir bölgeden Suriye’nin her tarafına sahip olmaya çalışmaktadırlar. Barzani hazretleri  Kuzey Irak gibi kapalı bir bölgeden denize  açılmak hayellerindedir.Bir kere Suriye’deki Kürt nüfus  sadece ülkenin doğusunda mevcuttur.Resmi olarak Kürt ve Türk nüfus eşitlenmişse de,Türkmen ve Türk  sayısı kasıtlı olarak azaltılırken biraz da Kürtler’in çığırtkanlığından varlıkları abartılmıştır.Ayrıca dünkü ve bugünkü Suriye coğrafyasında Halep Türkmenleri Türklüğünün şuurunda olmasına rağmen  tamamen Arapça konuşurken, Bayır-Bucak Türkleri tıpkı devamı oldukları Yayladağı ahalisi gibi halis-muhlis Türkçe konuşmaktadırlar. Türkiye’deki mülteci Halepliler’den bir kısmı 2 günde Anadolu Türkçesine işte bu sebeble intibak edebilmektedir.

Ali BADEMCİ

Ali BADEMCİ

Esasında hükümet Suriye meselesine çok hazırlıksız girmiştir.Bu sebeble hemen bocalamış ve Amerika’nin Kürtleri himaye eden yanlış politikasının içine yuvarlanmıştır.Bizimkiler  maşallah   hep din alimi oldukları için bu işe “Din penceresi”nden bakma gibi bir gaflet de sergilemişlerdir.Şu “Nusayrilik” denen ucubeyi de kendileri uydurmuşlardır.İngilizler’in “El-Alawi” devletinin kurucuları arasında yeralan  “Tav’il” bile  “Nusayri” diye birşeyin olmadığını söylerken,bizimkiler “Nusayrilik”i derin ve şümullü bir “Şii mezhebi”sanmışlardır.Bir kere en büyük yanlış budur..Halbuki Hatay plebisitinde bile “Nusayriler” denilen zümre Samandağ Vakıflılı Ermeniler gibi Türkiye lehinde oy kullanmıştır.Suriye’de de bizimkilerin sandığı  gibi bir Alevi-Sünni ayrılığı yoktur.Esedler cumaaları Emevi camiinde herkesle birlikte kılmışlardır.Bu bakımdan %10’un %90’a hakimiyetini düşünmek hayallenmekten öteye gitmemiştir.

 

Bir kere Halep’in  yapısında “Nusayrilik” yoktur..Arapların dışında kalan çok az Kürt ve hakim Türkmenler’in tamamı sünnidir.Tıpkı Kerkük gibi koca Halep Ovası’nın Osmanlı’dan kalan tapuları kesinlikle Türkmenler’a aittir.Lazkiye ile Yayladağı sınır ilçemiz arasında kalan Bayır-Bucak’da ise  insanlar “Türkmen” deyiminden ziyade “Türk”deyimini kullanılar..Yayladağı ve köyleri  ile Gaziantep’te de aynı durum söz konusuduır.Yani Türk insanı boyu ve kabilesinden ziyade millet adını kullanır.

 

Bu sütunlarda kaç defa yazdım..Suriye’de Türkmenler ve Türkler Sünni-Hanefi iken,Araplar ve Kürtler Sünni Şafii’dir.Hama ve Humus Arapları ise Selefi yani Vahabibir.İşte %10 gibi bir azınlık da “Muhammed Bin Nusayr”gibi birinin başka hiçbir İslâm toplumunda olmayan mezheptendir.Bu sebeble özellikle Halep Bölgesi ile eski “Yeni İl”Türkmenleri  sırf dini sebeplerle kudsiyet atfettikleri için Arapça konuştuklşarı halde Türkdürler.

 

Peki ister Halep Türkmeni ister Bayır-Bucak Türkü olsun “Esedler”rejimi ile meseleleri yok muydu derseniz tabii ki vardı.Özellikle baba Esed zamanında Suriye Türklerine korkunç bir soykırım uygulanmıştır.Baas Partisi’nin Bayır-Bucak’daki zülmü birçok yerleşim merkezini haritadan silmiştir.

 

Oğul Esed’e karşı mücadeleyi tabii olarak Osmanlı’ya karşı  İngillizler’le işbirliği yapan Şerif Hüseyin artığı Sünni Araplar başlatmıştır.Dün İngiltere’nin oyuncağı olan bu adamlar şimdi de Amerika’nın  köpeği olmuşlardır.Bu açıdan meseleyi görürsek  Suriye’de meselenin bu noktaya getirlmemesi gerekliydi.Lakin bizim devlet adına “Hükümetçilik” oynayan gafiler Esed’e karşı dünyanın en büyük cephesini açınca  şimdi artık  patlakları tamir etme zamanı çoktan geçmiş ve en çok ezilenler ne yazık ki Türkmenler ve Türkler olmuştur.

 

Hükümetin böyle bir politika değişikliğine  gerçekten “Türkmenler” mi sebeb oldu dersiniz kesinlikle böyle bir şey varit değildir.Üstelik kime  ve ne için “TIRLAR”la silah gönderdiklerini İçişleri Bakan Efendi’nin “Türkmenler” diye açıklayıp da Türkmenler’in bunu yalanlaması tam bir rezillik ve Türkler’i hedef göstermek ve rejimle biraz daha  belalı yapmaktan öteye gitmemeiştir.Dolayısiyle tam Irak’daki Kerkük Türkmenleri’ne oynan muzır Amerikan oyunu Suriye’da da sahneye konmuştur.Sebeb olanların nasıl can verip de Allah huzurunda rahat edebilecekleri cidden merak konusudur.Çünkü din Allah adını ağızdan düşürmeyen  sahte İslâm kahramanları müslümanlara ızdırap vermekten başka hiçbir şey yapmamaktadır..Allah her şeyin hayırlısını versin ve soydaşlarımıza yardımı esirgemesin.Kalın sağlıcakla.