DOLAR
8,2900
EURO
10,0492
ALTIN
485,30
BIST
1.432
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Az Bulutlu
Cumartesi Gök Gürültülü
24°C
Pazar Az Bulutlu
21°C
Pazartesi Açık
20°C
Salı Açık
20°C
EMİNE IŞINSU ABLAMIZA VEDA Efendi BARUTÇU 6 Mayıs 2021 Perşembe günü ahiret yurduna yolcu ettiğimiz sanatçı, edebiyatçı, yazar Emine Işınsu Öksüz’ün 1970’li yılların Ülkücü Türk Milliyetçisi gençliğinin fikrî şahsiyetinin oluşmasında büyük bir payı vardır. Her biri bir başka güzellikte ölümsüz eserleri ve -o tarihlerdeki yazar kadrosuyla -fikrî seviyesine günümüzde bile...
Dostlar Yaşlı  Öküzün Durumuna  Düşmeyelim Kadir KESKİN              Bir köylünün bir yaşlı öküzü varmış. Biri ölünce yanına ikinci bir öküzü alıp çift sürme imkânı olmadığı için öküzünü köyün sürüsüne koymuş. Sürü de genç danalar olduğu için hep yaşlı öküzü dövmüşler, onu süsmüşler ve hep horlamışlar. Yaşlı öküz, bunu kaderi kabul edip...
KOMANDO RECEP Halim Kaya Ülkücü Hareketin tarihi mücadelesini anlatan kitapların yazılmasını destekleyen ve mümkün oldukça da alıp okuyan, sekiz bin civarı kitabıyla azımsanmayacak bir kütüphanesi olan sıradan bir vatandaş olarak ben bu kitabı önce almak istemedim, fakat daha sonra ne hikmetse içime almak isteği doğdu. Almak istemememin ilk sebebi bana...
ÂLEMLERİN GÖZ BEBEĞİ Melek DÖRTBUDAK Seni yazar kalem, gül düşer satırlaraGül yağı damlar, göz bebeğinden cihana Göz ne muazzam bir organımız. İnsanın süsü yüz, yüzün süsü de gözdür. İnsanın gönlüne ve idrakine giden yolları göz açar. Bu konuda en ağır işçidir göz. Göz sadece gören bir organdan ibaret değildir. Aynı...

TURAN

TURAN
05.01.2014
0
A+
A-

Ali BADEMCİ

 

Bizim speküler sosyal hayatımız hiç durmak-dinlenmek bilmez. Her devirde elimize bir elmalı şeker verirler bun da teselliyi buluruz. Biraz da üzerine kendimiz ilâveler yapar ondan sonra ortaya çıkan tapınağa tapmaya başlarız. Hiçbir şekilde içi boş mu dolu mu diye de düşünmeyiz. Ondan sonra sıra düşmanlara gelir ki onlar da buldukları herşeyi olmayan bu tapınağa yapıştırmağa başlarlar. Hani ağaçlara  dilek kabilinden çaput bağlar da keramet bekleriz ya işte bu da öyle. Daima hayallerle gezmeği gerçeklere tercih ederiz. Altına üstüne kimse bakmaz. Doğru ve yanlışı da aramayız. İşte şimdilerde bir “Turan” mefhumudur gidiyor.. Adının önüne “TC” gibi koyanlardan olmayan ideoloji imâl edenlere kadar günlük hayatımızda kullanmağa başladık. Allahaşkına nedir bu “Turan”? Neresidir bu muhayyel ülke? Biliyor muyuz?

“Türklük” ve “Türkçülük”düşmanları aslında pek masum olan bu deyime “Irkçılık ve Kafatasçılık” gibi anlamlar bile yüklüyorlar. Halbuki Türk kültüründe bu son iki deyimi ifâde edecek kelime bile mevcut değildir. Arab’ın “Kabile”, Acem’in “Şii İslâm” cereyanları karşılığı bizde “İslâmiyeyi Bektaşiye” vardır. Germen kavimlerinin Kataolikliği, Anglo saksonların Protestanlığı, Slavlar’ın Ortadoks’luğu gibi.. Onun da birçok düsturları bizim “Göktanrı”kültürümüze yani “Şamanizm”dayanır. Esasen gerçek anlamını Arapça’da bulan ve  “Kabail”den gelen “Kabile”nin kelime karşılığı “Kafatasçılık”dır. İslâm tarihindaki aksül amel de zaten böyle değil mi ?

Kavram kargaşalığının çok anlamı yok! Siz 19.yüzyıl oryantalislerinin sırf siyasi maksatlarla “Turan” deyimine değişik anlamlar yüklediğine bakmayın. Ara-sıra asabiyete gelip bizler dahi mecburiyetten kullanıyoruz lâkin doğrusu böyle değildir. Sahte derviş Vambery uzun süre İstanbul’da kaldıktan ve Türkistan’ı baştan başa gezdikten sonra, zamanın İngiliz teorisyenlerine verdiği brifingde Türk coğrafyasında kullanılan bu mefhuma kültürler üzeri siyasi anlamlar yüklemesi Osmanlı düşmanlarının iştahasını kabartmıştır. Tabii zamanın siyaset ustası İngilizlerdir ve maksat Rus Çarlığı’nı içten vurmak ve Osmanlı’yı maksadın çok üzerinde gerçekçi olmayan mecralara sürükleyerek dağıtmaktır. Bu husus gerçekleşmiş ise de gerek Rusya ve gerekse Türkiye için umulan faydayı sağlamadığı zaman içinde görülmüştür. Yani böyle sun’i ve uydurma bir ideoloji tutmamıştır, ama bizim nazarlarımızdan da bir türlü silinememiştir. Ben bile kast edilen anlamda “Enver Paşa”nın “Turancılığ”ını savunmuyor muyum ?

Esasasında “Turan” kelimesi Türkler’in kullandığı ,hele hele bugünkü gibi siyasi anlamlar yüklediği bir deyim değildir. ”İran” sözüne mukabil olarak kullanılmış kökü “Sankristçe”ye kadar dayanmaktadır.  ”Strabon”da “Tuirya” olan bu isim “Avesta”da “Tura”şeklindedir. Hind kaynaklarında da “Turushka” diye geçen isimin “İndo-skitler, daha doğrusu “Turanlılar” olduğu ilim adamlarınca kabul edilmektedir. Türkolog Marguart da “Turukha” yı “Türk” olarak tercüme etmiştir. İbn Havkal ve Yakut gibi İslam müellifleri ise “Turan” deyimini “Batı Türkistan” anlamında kullanmışlardır. Firdevsi’nin “Şahnamesin”de de  deyim İran ötesi, hattâ “Kuzey İran” olarak ifâde edilmiştir. Bütün bunların yanında “Türk Yazıtları” üzerine dünya çapında çalışmaları ile tanıdığımız  H.Namık Orkun’a göre Yenisey Nehri Havzası’nda Uyug Çayı’na akan ırmaklardan birsinin adı “Turan” olduğu halde burası yukarıda belirtilen mıntıkalara çok uzaktır. Yine üstadın tesbitlerine göre tarihimizde “Turan”adlı şahıslara da tesadüf edilmekte olup, Orhun Kitababeleri’den daha evvelki devirlerde yazılmış olan “Barlık Yazıtları”nda, ”Öz Yiğen Alp Turan Altı Oğuz Budunda Üç Yeğirmi Adırıldım” ifâdesinde de “Turan”sözünün çok eskilerden beri kullanıldığını görüyoruz. Aynı şekilde Kirman Selçukluların’da da bir hükümdarın adı “Turan Şah”dır .

Görülüyor ki “Turan” adı bizden ziyade komuşularımıza ait bir deyimdir. Fakat bizimkiler de zevkle kullanmışlardır. Emir Timur da Altınordu’ya giderken bugünkü Kazakistan’a bu deyimi ihtiva eden büyük bir taş dikmiştir. Bu dahi “Fars” etkisi iledir. Dimitrov her ne kadar bahsini ettiğimiz oryantalistlerin  etkisi altında kalarak telâşa düşmüşse de Emir Timur devri tarihimizin azamet ifâde eden zamanlarında böyle ve bu adla bir ideolojisi arayışı yoktur. Hedef  “Turan”dan ziyade  Allah’ın Türkler’e bahşettiği “Cihan Hakimiyeti Mefkuresi”dir.Gökalp’in meşhur mısralarında da aynı gerçeği görürüz.

Peki kullanmayacak mıyız? Elbette kullanacağız. Lâkin anlamını ve tarihi seyrini düşünerek. ”Türkçülük” gibi içi dolu ve berrak bir “İdeologya Örgüsü”nün önüne geçirmemek kaydı ile. Tıpkı ecdâdımız gibi.. Ve yıkı muhayyel “Kızıl-Elma” gibi. Muhabbetle.