SAKIN VURMA!

Asena Kınacı Moral

ŞEHİR VE İNSAN

Ahmet URFALI

İKTİSADIN KANUNLARI VARDIR

Bu biyografi 02 Şubat 2014 - 16:41 'de eklendi ve 1.564 kez görüntülendi.

Sermaye birikimi; ekonomi öğretimi alan öğrencilerin birinci dersidir. Her öğrenci, bu dersi “okula yeni başlamanın heyecanı mıdır?” bilmem, iyi dinler ve öğrenir. Ama okulu bitirdikten sonra da fazlaca dikkate almaz.

SAFTER TANIK

SAFTER TANIK

Hocamız; ders anlatımına, iktisat ilminin tanımı, hedefi, stratejisi ve taktikleri ile başlar, bunun kanunlarından söz eder iken de soru faslına geçerdi. “Refahın kaynağı nedir?” diye sorar, soruyu biraz daha açarak, “Ne olmak istiyorsunuz?” derdi.

“ Öğrencinin biri; mezun olduğunda, babasının işyerini devralacağını, diğeri; kendisinin başında olduğu bir işyeri kuracağını, başka biri de; kamu ya da özel sektörde çalışacağını” söylerdi.

Daha sonra soru, şirazesinden çıkar, kamu, özel sektör tartışmasına dönüşürdü.

Hocamız, bu hararetli tartışmaya noktayı koyar, sorunun cevabını kendisi verirdi. Söze, “ Çalışmak sebep, refah ise bir sonuçtur.” sloganı ile başlar, bunun açıklamasına geçerdi.

Hatırladığım kadarı ile konuşması şöyle idi.

“Arkadaşlar! İster aile şirketini devralın, ister aile varlığı ile bir işletme kurun, isterse kamu ya da özel sektörde çalışın, neticede bir mal ya da hizmet üretmek, faaliyetinizi karla sonuçlandırmak, bundan aldığınız payın bir kısmını tasarruf etmek ve bunu değerlendirmek zorundasınız”.

“ Hedefe ulaşmanız bir zamanı gerektirir. Zamanın boyutu ise, hedefinizin küçük ya da büyük olması ile ilgilidir. Bu zaman dilimi içerisinde, ancak gerekli cesaret-kararlılık ve sabrı gösterenler, refah için gerekli servete ulaşabilir.”.

“Borçlanma, makul ölçüde kaldığı müddetçe, hedefinize hizmet eden bir araç olabilir, aksi halde varlığınızı bitiren bir araca dönüşür”.

“Borçlanma ile sağlanan refah sanal bir refahtır. Tatlı bir rüyaya benzer. Uyandığınızda gerçek ile yüz yüze kalırsınız. Bunlar, iktisadın temel kanunlarıdır. Bunları dikkate almayan, mevcudu korumayı bir yana bırakın, geçmişi bile arar hale gelir, varlığını kaybeder, mirasyedi pozisyonuna düşer, dosta, düşmana muhtaç olur”.

Refahı ise dört sihirli kelime ile açıklamıştı. Bunlar, çalışmak, üretmek, tasarruf etmek, tasarrufu yatırıma dönüştürmekten ibaretti.

1970’li yıllarda doğan, 1980’lerde popüler olan, 1991’de SSCB’nin dağılması ile de dünya genelinde benimsenen “Neo-Liberal Politikalar” geleneksel iktisadi anlayışı ve iktisadın temel kanunlarını alt üst etti.

Küresel sisteme entegre olan ülkelerde; bireyler, şirketler ve kurumlar akıl almaz bir ölçüde borçlanırken, devletlerin iç ve dış borç yükü de hızla yükseldi.

Dünyanın tanınmış bazı iktisatçıları; “ bu ekonomik politikaların, iktisadın temel kanunlarına aykırı olduğunu, başlangıçta bireylere-şirketlere-kurumlara ve devletlere yarar sağlasa da bunun sanal olacağını,  büyük bir çöküntüye hatta felakete yol açacağını söyledi, durdu”. Bunların söylediklerini ise o pembe büyünün etkisi altında duyan da çok az kişi oldu.

Maalesef ülke ve toplum olarak, bu modaya biz de uyduk. Herkes lüks hayatın büyüsüne kapılarak, tüketim ve borçlanmanın hikmetinden söz ederken, üretim ve tasarrufun önemini unuttu.

Anlı şanlı bazı iktisatçılarımızın; sözü, “cari açığın önemli olmadığı” sözüne kadar getirmesi ise inanılacak gibi bir şey değildi.

Oysaki bu ülke; 1 doların, 1958’de 2,8 TL’ndan 9 TL’na, ,1979-1983 döneminde 25 TL’ndan 309 TL’na, 1994’te 15.000 TL’ndan 43.000 TL’na olan yükselişini bu nedenden yaşamadı mı?

Her ne kadar, 2001’de; 1 doların, 600.000 TL’ndan 1.700.000 TL’na yükselişi, sıcak paranın kaçışı, diğer bir ifade ile örtülü sermaye operasyonu ile ilgili ise de, zayıf bir mali yapıdan kaynaklanmadı mı?

2002’den itibaren; sıcak paranın ülkemize akışını sağlamak, adeta bir başarı sayıldı. Bunun verdiği rehavet ve sanal refah ile üretim-tasarruf, denk bütçe ve dış ödemeler dengesi gibi temel unsurları göz ardı ettik.

Geçmişten ders almamış gibi, Türk Lirası’nı değerli tuttuk, tüketim-borçlanma-rant eksenli bir ekonomi inşa ettik.

Sabit sermaye girişi, bütçe ve dış ödeme açıklarını kapamak için yabancılara yapılan şirket satışları, o gün için bir fayda sağlamış ise de, daha sonra kar transferi ile dış ödememize sürekli yeni bir yük getirdi.

Milyarlarca doları bulan bu kar transferlerin, Ocak ayındaki kur yükselişinde bir rolü yok mu?

TC Merkez Bankası; Aralık ayından bu yana, dövizde görülen yükselişi durdurmak için artan tutarda döviz satışına başvurdu. Dolar-TL kuru 2.39’a varınca da faiz silahına sarılmak zorunda kaldı.

Dolar-TL kuru; şok faiz kararı ardından 2.15’e kadar düşmüş ise de, 2.25-2.30 arasında dalgalanıyor, dalgalanmanın devam etmesi, TC Merkez Bankası döviz satışının devam etmesi ise düşündürücü.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

EFT’de saat 17.00 sınırı kalkıyor, 7/24 para transferi dönemi başlıyor

TCMB, yeni bir ödeme sistemi için hazırlıkların tamamlandığını duyurdu. FAST (Fonların Anlık ve Sürekli Transferi) olarak isimlendirilen sistem ile vatandaşların farklı bankalardaki hesapları arasındaki para transferlerini 7 gün 24 saat gerçekleştirmeleri öngörülüyor. 18 Aralık 2020 tarihinden itibaren pilot uygulama olarak hizmete alınması ve kademeli bir şekilde vatandaşların kullanımına açılması planlanan FAST Sistemi ile birlikte, para transferlerindeki havale, EFT ayrımı da ortadan kalkacak. İBAN OLMADAN E-POSTA VE TELEFON NUMARASI İLE ÖDEME FAST Sistemi ile birlikte, İban numarası olmadan, telefon numarası, kimlik numarası veya e-posta adresi gibi bilgiler kullanılarak 24 saat ödeme yapılabilecek. Söz konusu sistem sadece kişiden kişiye değil, ticari …

Dolar ve Euro, Türk Lirası karşısında erimeye devam ediyor

Merkez Bankası ile Hazine ve Maliye Bakanlığı'nda yaşanan değişimlerin ardından ekonomi yönetiminden gelen mesajlara odaklanan yurt içi piyasalarda oynaklık düşmeye başladı. ELVAN'IN MESAJLARI KARŞILIK BULDU Merkez Bankası Başkanı Naci Ağbal'dan sonra Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan'dan gelen piyasa dostu mesajların etkisiyle dolar/TL, dünkü piyasa kapanışın ardından 8.18 düzeyinde dengeli bir seyir izledi. Sabahın erken saatlerinde yatay başlangıç yapan dolar/TL, BDDK'dan gelen yabancı banka swap limitlerini esnetme hamlesiyle birlikte 8.10 seviyelerine kadar geriledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın partisinin grup toplantısında piyasalara yönelik verdiği mesajların ardından kur 7.85 seviyesine kadar çekildi. Euro/TL ise 9.25 seviyelerinde.…

KORONA SONRASI – 6

KORONA SONRASI - 6 Safter TANIK “Tüketim-ithalat-borçlanmaya dayalı büyüme; özelleştirme, yabancı sermaye girişi ve dış kredi kolaylığına bağlıdır. Büyüme de bunların varlığı ile oldu. Yokluğu ise; hem küçülmeyi getirdi, hem de ne kadar kırılgan bir mali-ekonomik yapıya sahip olduğumuzu gösterdi.”.   2018 Brunson Krizi   25 Temmuz  Türkiye’de 23 yıldır yaşayan, terör örgütleri FETÖ/PDY ve PKK adına suç işlediği iddiasıyla tutuklu olan, 35 yıl hapsi istenen,  ABD’li rahip Andrew Craig Brunson hakkında; sağlık sorunları gerekçe gösterilerek, adli kontrol şartı ile “ev hapsi” kararı verildi.  Kararın ardından, Brunson; adli kontrol şartı ile tahliye edildi, ancak yurt dışına çıkışı yasaklan…

KORONA SONRASI – 5

KORONA SONRASI - 5 Safter TANIK “Siyasetin, altın bir kuralı vardır. Siyaset; ya içerden, ya da dışardan belirlenir. Mali krizde; siyaseti belirleyen ise içerisi değil, dışarısıdır.” Ecevit koalisyon hükümeti; IMF ile 4.2.2002’de,  4.2.2005’te bitecek olan 18. Stand-by Anlaşması’nı yaptı. Bu; dalgalı kur, serbest faiz ve fiyatlar, geniş çapta özelleştirme ile küresel iş bölümünde Türkiye’ye düşen görevi içeriyordu.  Yani IMF tavsiyesi ve Derviş Modeli, IMF Programı’ndan başka bir şey değildi. Özal Modelinden farkı neydi? Her ikisi de serbest ekonominin kurallarını içeriyordu.  Özal’ın 1989 yılına kadar olan ekonomi uygulamasında; kurun yüksek tutulması, küresel piyasada rekabetçi olduğumuz iş kollarında ü…

KORONA SONRASI – 4

KORONA SONRASI - 4 Safter TANIK Çiller; iç borçlanma ihalelerini iptal etti, kamu iç borcunu TC Merkez Bankası avansları ile kapamaya başladı.  IMF’nin tepkisine yol açmamak için de; PTT’nin T’si için, özelleştirme yasasını çıkardı.   Kamu iç borcunu Merkez Bankası avansları ile kapamaya başlaması; para bolluğunu, faizlerin düşmesini, piyasanın canlanmasını sağladı. “İşler iyiye gidiyor” derken; PTT’nin T’si ile ilgili özelleştirme yasasının Anayasa Mahkemesi tarafından iptali, IMF’nin tepki göstermesi, kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye’nin notunu ard arda düşürmesi sermaye piyasasında bir tedirginliği doğurdu.  Bankalardaki döviz mevduat hesaplarının TL’ye çevrileceği söylentisi, kişi-kuruluşl…

KORONA SONRASI – 3

KORONA SONRASI - 3 Safter TANIK Türkiye için, fırsat ve riskler nelerdir?  Türkiye’nin; Balkanlardan Orta Asya’ya, Kafkaslardan Kuzey Afrika’ya hatta içine uzanan geniş bir hinterlandı var. Bu da; değişen dünyada, Türkiye’ye bölgesel güç olma fırsatı veriyor.  Buna karşılık; hayat alanı boş değil, aksine küresel güçlerin stratejik ve ekonomik çatışma alanı. Bu da;  dış siyasette, dengeli ve çok yönlü bir politika izlemesini gerekli kılıyor.  Türkiye, bu beceriyi gösterse bile; birlik-beraberliğini koruması, güçlü olması gerekir. İşte; o zaman, bölgesel güç olur.  Güçlü ülke kimdir?  “Türkiye güçlü bir ülkedir” demekle, güçlü olunmaz. Bunun; kriterleri var, ülkelerin güç sıralaması da bu…

GÜNLÜK HABER AKIŞI

SON DAKİKA HABERLERİ