EKMEĞE DAİR

Efendi Barutçu

BAHÇELI: YENI ISIMLERI AILEYI KALKINDIRMA PARTISI

Bu haber 19 Mart 2014 - 21:42 'de eklendi ve 689 kez görüntülendi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 30 Marttaki Mahalli İdareler Genel Seçimi’ne ilişkin “Bu seçimler sadece belediye başkanımızı seçmekle kalmayacaktır. Aynı zamanda geleceğimizin belirlenmesinde ve siyasetin yeniden şekillenmesinde önemli bir başlangıcı ifade edecektir” dedi.

gumushane1

Bahçeli, partisinin Gümüşhane Belediyesi önünde düzenlenen mitinginde yaptığı konuşmada, Gümüşhane’de olmaktan büyük mutluluk duyduğunu belirterek, 30 Mart 2014 Pazar yapılacak yerel seçimlerin, Türkiye’nin tarihi bir dönüm noktasına tesadüf ettiğini söyledi.

Türkiye’de yaşanan siyasi, sosyal ve ekonomik krizler, kamplaşmalar, kutuplaşmalar ve çatışmalara yönelik sinsi faaliyetlerin yoğunlaştığı bir ortamda seçimlere gidildiğini belirten Bahçeli, “Milli ve manevi değerlerimizin sarsıldığı, üniter yapımızın, milli devlet anlayışımız ve toprak bütünlüğümüzün çok ciddi tehlikelerle karşı karşıya kaldığı süreçte seçime gidiyoruz. Bu seçimler milletimiz için çok önemli” diye konuştu.

Siyasi partilerin demokrasinin vazgeçilmez unsurlarından olduğunu söyleyen Bahçeli, şöyle devam etti:

“Bu seçimler sadece belediye başkanımızı seçmekle kalmayacaktır. Aynı zamanda geleceğimizin belirlenmesinde ve siyasetin yeniden şekillenmesinde önemli bir başlangıcı ifade edecektir. 30 Mart’ta seçimlerimiz olacak ama 28 Ağustos’ta tek başımıza ilk defa cumhurbaşkanlığı seçimini gerçekleştireceğiz. Halk oylamasıyla yapılacak olan ilk cumhurbaşkanlığı seçimi ve onun hemen arkasından 2015 yılı 12 Haziran’ına kadar 25. dönem milletvekilliği genel seçimleri olacaktır. O sebeple halkımızın, milletimizin önüne üç siyasi olay arka arkaya gelmektedir. Eğer milli irade olarak üç siyasi olayı bir doğru üzerinde değerlendirebildiğimiz takdirde milletimizin kaderinin değişeceğine ve siyasi tarihimizin yeniden şekilleneceğine emin olmanızı isterim.”

Devlet Bahçeli, yerel seçimlere halkın katılımının yüksek olması gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:

“Yüksek bir katılıma ihtiyaç vardır. Bu yüksek katılım için 18 yaşını doldurmuş olan ve ilk defa oy kullanma çağına gelmiş evlatlarımız da dahil olmak üzere sandığa gitmeliyiz. Sandıkta oylarımızı kullanmalıyız ve aynı zamanda sandığa sahip olmalıyız. Görevliler ogün görev orucu tutmalı, sabahın erken saatlerinde gelmeli. Her gelene saygı göstermeli, yol göstermeli güvenli ve sağlıklı bir şekilde oy kullanmalarını temin etmeli ve sandık sayım anında çok titiz, dikkatli olmalıdır. Çünkü tüm siyasi partilerimiz 2 seçim dönemi arasında her türlü fedakarlığı yaparak çalışıyor, fedakarlık gösteriyor ama son gün sandık başına sahip olamıyor. Onun için aldığınız görevi yerine getiriniz.”

-“Oy çalanlara müsaade edilmemesi lazım”

Seçimlerde oy çalanlara müsaade edilmemesi gerektiğini vurgulayan Bahçeli,  “Bir an düşünün Gümüşhane’de bir ilkokul vardır, orada 50 sandık bulunmaktadır. 37 Nolu sandığa giden A partisi 11 oy alıyor ancak akşam üzeri oylar sayılıp tutanaklara geçirildiği zaman önüne veya yanına 1 oy ilave ettiği takdirde 111 oluyor. Bu oy seçimi kazandırdığı gibi seçimleri kaybettirir de. Bu hileye başvuranlara müsaade edilmemesi lazım. Oy çalanlara müsaade edilmemesi lazım. Buna hoş davranmak siyasi kültürümüzü yozlaştırıyor” ifadelerini kullandı.

Bahçeli, Türkiye’yi 11 yıldır AK Parti’nin yönettiğini ifade ederek, şöyle devam etti:

“Türkiye’yi 11 yıldır Adalet ve Kalkınma Partisi yönetiyor. 3 Kasım 2002 tarihinde bir erken seçimle 1,5 yıl önce kurulmuş bir siyasi parti olarak bu ülkede yaşayan insanlarımızın yaşadığı siyasi ve ekonomik krizin bunaltması ve dara düşürmesi nedeniyle bir umut arayışına, bir çıkış yoluna başvurmuş, onu tek başına iktidar yapmıştır. AKP yüzde 34 ile başlayan ve mecliste çoğunluğa sahip olarak, değişik yöntemler kullanarak seçim dönemleri öncesinde siyasi ahlakla bağdaşmayan davranışlarla yoksulluğu istismar ederek  iktidarını devam ettirmek istemiştir ve bunda da sonuç almıştır ancak bu süreci hep beraber iyice değerlendirelim. Sayısal çoğunluğu olan bir siyasi parti TBMM’de 276’nın üzerinde bir milletvekilliği çıkarmışsa o artık tek başına iktidar olmuş, hükumeti kurma yetkisine sahip demektir. Bu TBMM’de sayısal çoğunluk aynı zamanda kuvvetler ayrılığı dediğimiz yasamaya da etkin olmak demektir.”

Bahçeli, yasamanın yanında tek başına hükumeti kurmanın yürütmeye de etkili olduğunu söyleyerek, şunları kaydetti:

“Tek başına iktidar olduğunuz zaman yasama da yürütmede varsınız demektir. Kuvvetler ayrılığının üçüncüsü de yargıdır. Yargı eğer bağımsız ve tarafsız olursa yasama ve yürütmeyi denetleme, gözetleme altına alma imkanı bulur ama yasamada ben varım, yürütmede de ben varım, meclisteki çoğunlukla anayasa değişiklikleri ile Anayasa Mahkemesi’nin yapısını ve sayısını arttırır kendime zırh yaparım, uygulamalarım sırasında da yargıyı bağımsız ve tarafsız olması gerekirken siyasallaştırır ve AKP’leştirirseniz o zaman kuvvetler ayrılığının üçüne etkin ve egemen oluyorsunuz demektir. Bu durum demokrasiden uzaklaştırır. Çünkü ortak akıl ile yönetilmediğinde çok tehlikeli olur. Birde medya ve basını da kontrol altına alırsanız, onu etkin konuma getirirseniz, yandaşları bir takım çıkarlarla size yardımcı olmaya, size hizmet etmeye başarırsanız ve belli bir güçten sonra palazlanmış bir halde bir takım gayri meşru yollarla yeni medya ve basın organları kurarak, bir yandaş, yanaşmış ve yandaş olmuş. Basın ve medya, demokratik ülkelerde dördüncü kuvvet olarak algılanır.”

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Türkiye’nin birinci sorunu açlıktır, ikinci sorunu asayişsizliktir, üçüncü sorunu ahlaksızlıktır, dördüncü sorunu adaletsizliktir” dedi.

Bahçeli, partisince Gümüşhane Belediyesi önünde düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, iktidarı eleştirerek, şunları söyledi:

“Hayatınızda bir değişiklik yoksa, hala işsizseniz hala hayat pahalılığının altında eziliyorsanız, hala çiftçi olarak mağdursanız, hala esnaf olarak perişansanız, hala emekli olarak çok zor durumda hayatınızı devam ettiriyorsanız o zaman bu kuvvetler ayrılığında toplanmış olan yasama, yürütme, yargı, basın ve meydanın bu gücünün size bir faydası yok. Tek faydalanan kişi ülkeyi yöneten AKP’nin bir avuç mutlu insanıyla Sayın Recep Tayyip Erdoğan oluyor.

Sayın Recep Tayyip Erdoğan, bu gücü ve güç alanını genişletmeyi ihtiras haline getirmiş. Nereye, ne kadar etkili olabilir? Ekonomik hayatta nereye kadar benim tesirim olur ne kadar etkim olur, bunları düşünmeye başlıyorsa siyasete kendisine rekabet içerisinde olabilecek bir şahıs, parti, sivil toplum kuruluşunu tanımaz hale geliyorsa o zaman güç çılgını oluyor, güç alanını genişletme ihtirasıyla tek adamlığa doğru yöneliyor ve arkasından da toplumdaki demokratik rejimden uzaklaşıp, otoriter bir rejime kayıyor.

Otoriter rejim içerisinde de ‘artık ben varım, tek adamım, öyleyse benim dediğim her şeyi yerine getirilmelidir’ diyerek, diktatör olma hevesine kapılıyor. İşte bu güç alanının bu haliyle genişlemesi eğer güç akıl ile yönetilmiyorsa o zaman çok tehlikelidir, ülkeyi felakete götürür, Türkiye’yi toplumsal hareketler içerisine sokar. Türkiye’de kardeş kavgası, iç çatışma ve buna benzer olayların zemin bulmasına fırsat verir. Bugün Recep Tayyip Erdoğan bu durumdadır. Özellikle AKP’ye oy vermiş kardeşlerim buraya kim geliyorsa gelsin, AKP’nin bakanı, milletvekilleri her gün gelsin ama bu gerçeği size anlatsın. Yoksa Sayın Başbakana hoş görünmek, Sayın Başbakanın felaketinin içerisine girmemek, ondan korkarak gerçekleri saptırarak milleti aldatmaya kalkmasınlar. Bugün Adalet ve Kalkınma Partisi’nde akılsız güç kullanılıyor, o da felakete götürüyor.”

Türkiye’nin 76 milyon nüfusunun yüzde 59’unun yoksulluk sınırının altında olduğunu savunan Bahçeli, şöyle devam etti:

“Bu 44 milyondur. 44 milyonun 13 milyonu açlık sınırının altındadır. Yani çoluğunun, çocuğunun sağlıklı beslenmesi için gerekli olan gıda harcamalarını yapamayacak bir gelir seviyesinde ise o kişi açlık sınırının altında demektir. Evde eşinin taleplerinin, ‘çarşıya çıkıyorsun akşam ne yapayım, acaba şunları alıp getirebilir misin’ dediğinde bunu getiremiyorsa, aile babasında başta bir rahatsızlık, huzursuzluk, bunalım kendini gösteriyor. Hele küçük çocuklar da bir takım kendisi için talepte bulunuyorsa yani mahallede bir komşusunun çocuğunun elinde şeker görüyorsa ve ertesi gün ‘baba bana da şeker alır mısın’ dediğinde, baba şekeri alıp eve getirip çocuğuna veremiyorsa açlık sınırının altında kalanlar hangi derdin, bunalımın içinde olduğunu bilirler. Böyle bir Türkiye var ortada. O sebepten dolayı Türkiye’nin birinci sorunu açlıktır, ikinci sorunu asayişsizliktir, üçüncü sorunu ahlaksızlıktır, dördüncü sorunu adaletsizliktir.”

-“Toplumsal huzursuzluk artıyor”

Bahçeli, “Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 11 yıllık iktidarını tablo haline getirip uzaktan baktığınızda 4’a olarak görülen bir toplumsal huzursuzluk, istikrarsızlık ve hayat pahalılığından tutun, can ve mal emniyetine kadar büyük tehlikenin var olduğunu görürsünüz” diyerek, şunları söyledi:

“Söz gelimi olarak asayişsizlik, işte her gün cinayet işleniyor, bir mekan dağıtılıyor. Hiç kimsenin can ve mal emniyeti kalmıyor. Toplumsal cinayetler artıyor. Geçim darlığı içinde olan bir babanın veya aile içindeki huzursuzluğun o insanı çözümsüzlüğe itmesi halinde ne gibi davranışlar içerisinde olduğunu görüyorsunuz. Böyle bir durumda çoluk, çocuk katliamları oluyor. Öbür taraftan toplumsal pisikoloji Türkiye’nin bu gerilim stratejisine dayalı olarak artıyor ve huzursuzluk baş gösteriyor. İşte iki günden bu yana en azından vatandaşlarımızdan yedisi hayatını kaybetmiş durumda ama bundan çok daha ağırı kadına yapılan şiddet ve yuvaların yıkımı meselesidir. Sayın Recep Tayyip Erdoğan, bunlardan hiç haberi yokmuş gibi başka şeyler anlatıyor. 153 temel atmış, 170 tesisi açmış, TOKİ’nin imkanlarıyla taşımış da taşımız. Sonra televizyonlar da döndürüp döndürüp Recep Tayyip Erdoğan dizisi haline getirerek sizleri aldatıyor ve kandırıyor.”

-“İşsizlik 2 milyon 746 bine ulaşmış”

Türkiye’nin gerçeklerinin saklandığını ileri süren Bahçeli, “Bunlar böyle devam ettiği zaman Adalet ve Kalkınma Partisi’nin iktidarını başarılı diyemezsiniz. Yuvalar yıkılıyor, cinayetler işleniyor, şiddet devam ediyor. Böyle bir ortamda, yaşanabilir bir ülke görüntüsü yok demektir. Aziz vatandaşlarım, bunların yanında önemli bir sosyal problem işsizlik meselesidir. İşsizlik gittikçe yaygınlaşıyor. İşsizlik 2 milyon 746 bine ulaşmış. Bunların büyük bir kısmı genç işsiz” dedi.

Bahçeli, genç işsizlerin aynı zamanda göç sorununu da ortaya çıkardığına dikkati çekerek, “Gümüşhane’de göç çok ve hızlı olmaktadır. İstanbul’a vardığınızda Gümüşhane’nin yedi katı Gümüşhaneli var. Ankara’ya vardığınızda öyle, diğer yerler de öyle. Niye baba ocağından, ata yurdundan oralara gitmek mecburiyetinde kalıyor. Çünkü sebebi ekonomik sıkıntı, işsizlik ve bununu giderebilmek için de evden ayrılıp gurbete gitme olayıdır. Bunlar da Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarı döneminde artış göstermektedir ama işsizlik sadece bu iktidarın sorunu değil” diye konuştu.

-“Bir ülkede yolsuzluk ve rüşvet varsa…”

Geçmişten beri işsizlik sorununun memleketin önemli sorunlarından olduğuna işaret eden Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bunu çözmediğiniz müddetçe toplumdaki gerilim, çatışma eğiliminin tırmanışı artıyor. Şimdi bunu bir başka şey kamçılıyor. Buraya dikkat etmek lazım. O nedir dediğimiz vakit yolsuzluk ve rüşvettir. Bir ülkede yolsuzluk ve rüşvet varsa ve artış gösteriyorsa aynı zamanda kalkıp yolsuzluk ve rüşvet gerekli tedbirlerle önlenemiyor ve azaltılamıyorsa bu bir yönüyle kanser, kangren gibi toplumu sarar ve toplumu çürütür. Devleti de çökertir. Biraz önce saydığım sosyal olaylar, ekonomik sorunlar eğer yolsuzluk ve rüşvet herkes tarafından fark ediliyor hale gelmiş ise ve kendisi de hala yoksulluk ve açlık sınırı altında bulunuyorsa ve işsizlikle karşı karşıyaysa o zaman yiyenlerle yemeyenler arasındaki bu uçurumu fark eder ve yavaş yavaş toplum kımıldamaya başlar. Toplumda huzursuzluklar olur. Toplumda suç unsurları artar. Toplumda insanların birbirine olan saygısı kalmaz. İşte böyle bir durumda da dünyanın birçok yerinde görüldüğü gibi bu başladığı takdirde, bu hareketlilik devam ettiği takdirde ne demokrasiyle gelmiş cumhurbaşkanı ne başbakan ne otoriter rejimle tek adama soyunmuş kişiler ne de diktatör olmuş olan kişilerden bu toplumsal hareketin, selin karşısında kalmaları mümkün değildir. Arasanız eser veya izini dahi bulamazsınız.”

“AKILSIZ GÜÇ KULLANILIYOR, O DA FELAKETE GÖTÜRÜYOR”
Gümüşhane’de yaklaşık 3 bin kişiye hitap eden Bahçeli, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın güç ve güç alanını genişletme ihtirası içerisinde olduğunu öne sürdü. Bahçeli, “Bugün Adalet ve Kalkınma Partisi’nde akılsız güç kullanılıyor. O da felakete götürüyor” dedi.
ÖNCE ÜLKEM VE MİLLET, SONRA PARTİ DEMELİYİZ
Ülkede halen yoksuzluk ve açlık sınırının altında yaşayan vatandaşlar olduğunu ifade eden Bahçeli, sözlerine şöyle devam etti:
“Bu ülkede yiyenler ile yemeyenler arasında uçurum oluşursa yavaş yavaş toplum kımıldamaya başlar. Toplumda huzursuzluklar olur, suç unsurları artar ve insanların birbirine olan saygısı kalmaz. İşte dünyanın bir çok yerinde görüldüğü gibi bu başladığı taktirde, bu hareketlilik devam ettiği taktirde ne demokrasi ile gelmiş Cumhurbaşkanı, ne Başbakan, ne otoriter rejimle tek adama soyunmuş kişiler, ne de diktatör olmuş olan kişilerin bu toplumsal hareketin, selin karşısında kalmaları mümkün değildir. Arasanız eser ve izini dahi bulamazsınız. Önce ‘ülkem ve milletim, sonra partim’ demek mecburiyetindeyiz.”
“AK PARTİ’NİN YENİ ADI ALDATMA VE KANDIRMA PARTİSİDİR”
17 Aralık yolsuzluk operasyonunun ardından 93 gün geçtiğini anlatan Bahçeli, “Adalet ve Kalkınma Partisi düne kadar vaat ettiklerini yerine getirmedi, milleti aldattı ve kandırdı. Dolayısıyla Adalet ve Kalkınma Partisinin dünkü adı yeni bir adla tamamlandı; o da Aldatma ve Kandırma Partisi’dir. Onun da kısaltılmışı AKP’dir. Bir baktık ki 17 Aralık’tan sonra çok değişik olaylar var. Bu kez gençlerimiz ‘yeni bir ad koymak lazım’ dedi ve Ayakkabı Kutusu Partisi demeye başladılar” diye konuştu.
“AİLEYİ KALKINDIRMA PARTİSİ”
17 Aralık soruşturmasının başladığı saatlerde Başbakan Erdoğan ile oğlu Bilal Erdoğan arasında geçtiği iddia edilen telefon görüşmelerine de atıfta bulunan Bahçeli sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bu operasyondaki tutuklanmalar Recep Tayyip Erdoğan Bey’i çok rahatsız etti. Sonradan tapelere yansıdığı gibi bir baba oğul konuşması olmuştur ki orası çok dikkat çekicidir. Recep Tayyip Erdoğan bey oğlu Bilal Erdoğan’ı arıyor, ‘oğlum bazı gelişmeler var, evde bulunanları sıfırlayın, şunları şunlara gönderin, geri kalanına da bir çıkış yolu bulun. Bazılarını da gece fark edilmeden taşıyın’ diyor. Türkiye’de 1 milyar doların Başbakan’ın evlerinde olduğuna dair bir şaiya dolaşmaya başladı. Başbakan ‘bu bize karşı yapılan bir komplodur, konuşmalar montajdır’ derken o zeka fışkıran gençlerimiz hemen topluma yeni bir mesaj vermeye başladı. ‘Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kısaltması olan AK Parti’ye bir ek daha yapalım, Aileyi Kalkındırma Partisi’ diyelim dediler. Bakın şu güzel mesaja.”
“HESAP SORMAZSAM NAMERDİM”
Recep Tayyip Erdoğan’ın 93 günden bu yana gençliğin sezinlediği olayları anlayıp kavrayamadığını iddia eden Bahçeli, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Savcıyı kıyıyor, kolluk kuvvetlerinin 8 bin tanesini dağıtıyor. Arkasından da Hakim ve Savcıların Yüksek Kurulu’nu bir gece istediği gibi değiştirerek hakimlerin yerini değiştirip bu insanların içerde tutukluluklarına son verdirecek olaylara sebebiyet veriyor. Nasıl oluyor da bir hakim değişikliği ile içerde kimse kalmıyor? İran’dan gelen, şu anda VIP hayatı yaşayan çok önemli şahsiyetler sınıfında bulunarak İstanbul’da hayatını devam ettiren altın kaçakçısı, kara para aklama ile suçlanan 4 bakanın çocuğunu rüşvetle, yolsuzlukla kullanarak, babaları üzerinde nüfuz sağlayan bu insan içerden çıkartılıyor. Çıkartılırken de yurt dışına çıkma yasağı dahi konmuyor. Hatta adalette teslim alınmış olan ayakkabı kutuları da kendisine geri veriliyor. Neden acaba bu kadar telaşla bu kişi çıkartıldı? Bunun bir sebebi olması lazım. ‘Beni kurtarmazsan alayınızı yakarım’ tehdidi mi adamı çıkartmış? Yoksa 93 günden bu yana bir yolsuzluk davası açılamaz mı? Buna neden karşı çıkıyor Recep Tayyip Erdoğan. Bunu anlayamıyoruz. Televizyon yoluyla bir takım insanlara ulaşarak ‘haksızlık yapılıyor, paralel devlet var, Haşhaşiler var. Bunlar Recep Tayyip Erdoğan’ı sevmiyorlar, istemiyorlar’ diyor. Bazılarına ‘alçak’ diye suçlama yapılıyor. Bazılarına ‘hain’ deniyor. Bazı siyasi partileri, ‘birbirleri ile işbirliği yapıyorlar’ diyerek suçluyor. Bazı sosyal olaylara kıvılcım atılıyor ve bazı kargaşalar yaşanıp Türkiye’nin gündemi değiştirilerek yolsuzluk ve rüşvetten milletin dikkatini uzaklaştırmaya çalışan gayretler oluyor. Ama bütün bunlara rağmen yargı yücedir ve bir gün gereğini inşallah yapacaktır. Çünkü fezlekeler var mecliste. Fezlekelerin görüşülmesi mutlaka sağlanmalıdır. Recep Tayyip Erdoğan eğer bir korkun yoksa, bir panik içerisinde değilsen, sana uzanan bazı olaylar yoksa, o zaman bu fezlekeleri harekete geçir ve gereğini yap. Ama onunla yetinme, savcıları, hakimleri ve kolluk kuvvetlerini teşvik et, arkalarında olduğunu söyle. Nerede yolsuzluk ve rüşvet varsa kökünü kazıt. AK Parti gibi Türkiye’yi de akla, sen de kurtul, bu millet de kurtulsun. Ama bunu yapacağa hiç benzemiyor. Hala inat ediyor, ‘gereğini yaparım’ diyor, asıyor kesiyor. Sanki sonuç alacakmış gibi. Başbakan, gittiğin yol yanlış. Sana akıldanelik yapan insanlar seni baştan çıkartıyor, seni felakete sürüklüyor. 3 tane aklı uçuk danışmanını önce sen görevden al. Yoksa onlar ilerde Yüce Divanlık adamlardır. Milliyetçi hareketin iktidarında yolsuzluk ve rüşvete yakın, uzak kim bulaşmışsa yedi göbeğinden hesap sormazsam namerdim.”
“SEN BİTTİN RECEP AĞA”
Recep Tayyip Erdoğan’ın kurtuluşu olmadığını ifade eden Bahçeli, “Dün sevgiyle seni karşılıyorlardı. Ama şimdi seni istenmeyen adam ilan ediyorlar. Sen gözden düştün. Sen bittin Recep Ağa. Siyasi ömrün tükendi. Yücen Divan’a gitmeden evvel kendi hesabını kendin gör de; sana oy vermiş insanlar da vicdanen biraz rahatlasınlar. Onu yapacak halin yok. Halen saldırgansın. Nereye güveniyorsun? Nereye güvendiğini biz biliyoruz. Seni iktidara getiren iç ve dış odaklar, ‘Dayan Recep dayan, geliyoruz yanına’ diyorlar ama hiç de geldikleri yok. El altından diyorlar ki ‘yıkın bu adamı’. Bunların hepsi Türkiye’de gerçek” dedi.
Bahçeli, daha sonra mehteran takımı eşliğinde girdiği Gümüşhane Belediyesi’nin yeni binasının açılışını, ardından da MHP’li Belediye Başkanı Mustafa Canlı’yı ziyaret etti.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments