EKMEĞE DAİR

Efendi Barutçu

SURİYE ALEVİ DİKTATÖRLÜĞÜ MÜ?

Bu haber 26 Mart 2014 - 10:30 'de eklendi ve 933 kez görüntülendi.

Türkiye’nin iç dengelerini alt-üst eden “ Bay İslâmcı” iktidar ne yazık ki  dış itibarımızı da sıfırladı.  Dün yine Başbakan  yırtınıyor: Suriye’de azınlık diktatörlüğü var diye.. Allahaşkına bunları kime yutturuyorsunuz! Zavallı vatandaşın bu derece inançları ile uğraşmak ne kadar doğrudur? Elbette Suriye’de şu anda çığırından çıkmış olayları tasvip etmek mümkün değildir. Allah kimsenin başına vermesin! Lakin söylenenler doğru değildir. Bir kere Suriye herşeyi ile sünni bir ülkedir. İran ile ilişkilerine bakıp da onları Şii saymak  son derece yanlıştır. Eset Alevidir, bu doğrudur; fakat  Suriye’de Alevi ancak 2 milyon civarındadır. Halbuki ülkenin nüfusu tam bilmiyorum ama 23 milyondur. İster demokrasi olsun ister olmasın 20.yüzylda bu insanlar ahmak mı ki kendi inancına uygun olmayan insanlara tahammül etsin! Halbuki bugünkü Suriye parlementosında bulunan 250 milletvekilinden sadece 8 tanesi Alevi. Bu coğrafyada İran’ı Hizbullah temsil ediyor. Esed bunlarla kaç kere savaştı. Şu anda dahi araları tam olarak iyi değildir. Bu sebeble de burada mezhep telâkkilerini işaret sayamazsınız. Bu kadar yutturmacaya pes doğrusu! Yani adamlarla senli benli iken diktatör değillerdi de  şimdi ”mezhep diktatörü mü ” oldular? Sonra hani Beşşar’ın üç ayı kaldıydı? Üç  sene oldu yine gitmiyor! Demek hesaplar yalan ve yanlış. Tıpkı iç politikada söylenenler gibi, alevere-dalavere..

Bugün 23 adet Arap devleti var. Hepsi de Müslüman.. Fakat inançları değişik.. Şimdi bu insanları biz mi birleştireceğiz. Tarihten gelen anlaşmazlıkları ve bağnazlıkları var. Başbakanın kol kola gezdiği şeyhler çok mu düzgün insanlar? Ürdün krallarının dedesi Şerif Hüseyin bizi İngilizler’e satmadı mı? Suudiler Türkler’i ne kadar sever? Bunlar ve bunlara benzeyen  Lawrens’in oyuncakları bugün Amerika’nın  finosu değil mi? Kimi kandırıyorsunuz ?

CHP Genel Başkanı Sayın Kılıçtaroğlu Suriye’yi savunuyormuş! Kimi savunması gerekiyordu? Bir ülkenin yöneteni ayrı o ülkenin tüzel kişiliği ayrıdır. Elbette vatandaşına zulmeden  iktidar düzgün insanlar değildir. Şimdi iç politikada yaratılan  kamplaşma ve düşmanlıklar aynen dış siyasette de kopyalanıyor. İçeride “Paralel Devlet” dışarıda  muhalefet. Yani muhalefetin seninle aynı görüşte olmasını nasıl bekleyebilirsin! Sen Suudi Arabistan, Katar ve Batılı ülkelerin peşine takılmış gidiyorsun, onlarında mı takılması gerekli! O zaman muhalefetin ne anlamı kalır? Bu ülkede birçok insan Suriye’yi savunuyor. Üstelik Akdeniz kıyı şeridimizde aynı inançta vatandaşlarımız var!’ Bunlardan utanmadan oy da istiyorsun! Herkesin  Suudi-Selefi-Vahhabi uzantısı   Kaideci olmasını bekleyebilir misin? Şeyhlerin üç kuruşuna aldanarak  ve tarihimize ihanet ederek neden peşlerine takılalım? Aslında işin esası budur. Türkiye bunların paralarının cirit attığı  Avrupa’ya giriş kapısıdır? Gerçekte Türk insanın Suriye meselesini böyle para penceresinden mütalaa etmesi ve  politikasını buna göre dizaynı insanlarımızın  inançlarına uygun değildir. Türk insanı Suriye’nin bölünmemesini, bütünlüğünün korumasını ve buradaki insanın böylece  huzur bulmasını ister.

Bakınız bir “Hatay Dâvâmız” olmuştur; bugün hükümetimizin yanında olduğu unsurların dedeleri Antakya-Narlıca’da Arap Kurtuluş Ordusu karargahı kurarken  Esed ile aynı inançta olan  insanlar  “Plebisit”te  Türkler ile birlikte ve aynı gaye için oy kullandılar. Yıllardan beri bu insanlar sırf Hatay-Adana-Mersin’de Mustafa Kemal’in hatırı için CHP’lidir ve bugün dahi böyledir. Kılıçdaroğlu ile akrabalıkları yoktur ve Mustafa Kemal’den sonra  bu insanlara Türklük sevgisi veren de olmamıştır. Ben bu inançtaki insanlarla birlikte lise ve ortaokul okudum. Sırf hükümetimin hataları sebebiyle yüzlerine bakamıyorum. Lisede aynı sırada oturup da beraber okuduğumuz arkadaşlardan Baba Esed’e danışmanlık yapanlar da oldu; lâkin beni çocukluğumdan itibaren “Türkçü”  ve “Atatürkçü” görüşlerimden ötürü hiçbir şekilde kınamamışlardır. Elbette kendilerine uymayan ve marksizmin desteklediği karşı görüşleri ile örtüşmeyen görüşlerimiz vardı. Elbette Hafız Sünnilerle birlikte Türkmenleri de ezdi ve yok etmeye çalıştı. Bunları biliyoruz. Yani biz Türkçülük yaparken Esedler’in Arap Milliyetçiliğine neden kızıyoruz? Hatta bu görüş ve inançlar  bizdeki gibi dine imana karıştırılmadan asri ölçülerde kalmayı başarıyorsa derdimiz nedir ?

Şahsen “Suudiler-Şeyhlerin” köhne inançları yanında olacağıma Araplar’ın tarihinde ilk olarak İsrail’i dize getiren “Hizbullah”a helal olsun derim. Benimle dost olmayı başarıyor ve hâlâ kendini Osmanlı addediyorsa görüşleri ne olursa olsun  Esedler de beni çok ilgilendirmez. Yani Esadler’in  Suudi-ABD safında olmasını nasıl bekleyebiliriz ?Bizim buna hakkımız var mı? İngiliz burada Alevi-Dürzi –Şam-Halep-Lübnan gibi 5 devlet kurdu bu adamlar istemedi ve sadece İsrail’e kafa tuttular. Bizim İslâmcılar ise hâlâ İsrail’in peşinde değil mi?

Tayyib Bey ve kadrosu yanlış düşünceleri ile Türkiye’nin başına bir Kürt belâsı çıkardılar. Geçen asırdan tehir edilen bu meseleyi emperyalizm doğrultusunda hal yoluna gittiler. Suriye’de 2 milyon Kürt olduğu halde burada bir “Kürtçülük” yoktu. Türkiye ve Irak’dan göçen 30 bin Kamışlı Kürdü kimliksizdi bunlara da oğul Esed kudurmasınlar diye kimlik verdi. PYD’yi Türkiye Kürtleri kurdurmadı mı?L ider İmralı değil mi? Yani Suriye’nin başına da bu belâyı bizim hükümet davet etti  dersek hata yapar mıyız? Türkiye bal gibi Suriye’nin muhalefetini destekliyor ve buna da bir “Türkmen” kılıfı bulmuşlar insanımızı kandırıyorlar. Suriye Türkmenleri’nin tarihten gelen Şerif Hüseyin taraflısı Araplar’ın dışında şartlar ne olursa olsun Suriye halkı ile problemi yoktur. Kaldı ki bugün Bayır ve  Bucak’ın dışında özellikle Halep Türkmenlerine “Arap Türkü” deniliyor ve bu deyimi uzmanlar bile telâffuz ediyor. Çünkü daha Selçuklular öncesinden beri Halep Türkmenleri Arapça konuşur ve bu lisanı ana dil  yapmışlardır. Fakat herkes kendinin ne olduğunu biliyor ve Araplar da onları Arap saymıyor. İşte Suriye ile böyle genetik ve tarihten gelen bağlarımız var. Bütün bu görünmeyen hususları ancak beyinler halletmesi gerekirken böyle bir dâvâyı bırakıp “Kaideciler”in peşine takılırsanız yarın Rakka’dan sonra Haleb’i de onlara teslim eder  şimdiki gibi Bayır’a sığınmak ve Lazkiye’de yeniden  istemediğiniz Aleviler ile yaşamak zorunda kalırsınız. Siz istemeseniz de zaten birbirine karşı olan bu insanlar tıpkı  hudutlarımızın içinde olduğu gibi orada da birlikte yaşıyorlar.

Şahsen Suriye tarihini iyi bildiğimi sanıyorum. Yalnız  güncel hadiselerde katiyyetle bir uzman değilim ve ince siyaseti de bildiğimi söyleyemem. Fakat görülüyor ki dünyanın binbir ülkesinde  canavarca duygularla yetişmiş ve en son bunu Niğde’de ortaya  koyan psikopatlar, Arap dünyasının çoğu, Türkiye, Batı ve Amerika’nın desteğine rağmen Tayyip Bey  Emeviyye Camisi’nde namaz kılamayacak. Esed yerinde duruyor ve götürülemiyor. Sanıyorum böyle bir ham hayal  zaten hedef olmaktan çıkmış iken bizim İslâmcılar Kaide’den de beter hâlâ bunların peşinde.

Türkiye’nin bir an evvel Suriye politikasını revize etmesi lâzım. Bu ülkenin Başbakanı ve Dışişleri Nazırı  “seks manyağı” Arap Şeyhleri ile kol-kola olamaz ve olmamalıdır. ”Ya devlet başa ya kuzgun leşe”.

Yarın devam ederiz.

Sağlıcakla kalın.

 

Ali BADEMCİ
Ali BADEMCİalibademci@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments