DOLAR
8,3369
EURO
10,0295
ALTIN
480,22
BIST
1.420
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
22°C
İstanbul
22°C
Parçalı Bulutlu
Cuma Az Bulutlu
25°C
Cumartesi Gök Gürültülü
24°C
Pazar Az Bulutlu
21°C
Pazartesi Açık
20°C
KOMANDO RECEP Halim Kaya Ülkücü Hareketin tarihi mücadelesini anlatan kitapların yazılmasını destekleyen ve mümkün oldukça da alıp okuyan, sekiz bin civarı kitabıyla azımsanmayacak bir kütüphanesi olan sıradan bir vatandaş olarak ben bu kitabı önce almak istemedim, fakat daha sonra ne hikmetse içime almak isteği doğdu. Almak istemememin ilk sebebi bana...
ÂLEMLERİN GÖZ BEBEĞİ Melek DÖRTBUDAK Seni yazar kalem, gül düşer satırlaraGül yağı damlar, göz bebeğinden cihana Göz ne muazzam bir organımız. İnsanın süsü yüz, yüzün süsü de gözdür. İnsanın gönlüne ve idrakine giden yolları göz açar. Bu konuda en ağır işçidir göz. Göz sadece gören bir organdan ibaret değildir. Aynı...
KIBRIS KONUSUNDA RUMLAR HALA TAKILMIŞ PLAK! Atilla ÇİLİNGİR         27-29 Nisan 2021 Tarihleri arasında BM öncülüğünde Cenevre’de yapılan 5+1 gayrı resmi Kıbrıs konferansı sona erdikten sonra KKTC Cumhurbaşkanı Sn. Ersin Tatar ile Türkiye Dışişleri Bakanı Sn. Mevlüt Çavuşoğlu,  ortak basın toplantısı düzenleyerek şu hususlara dikkat çekmişlerdir:         Sn.Tatar, burada yaptığı konuşmada:    “Rum...
BİZ, ASYA’NIN ÇOCUKLARI…. Kemal ÇOPUROĞLU       Lisede öğrenciyken târih dersinde bize okutulan târîh kitâplarında, yine aynı kitâpların dâimî öznesi olan atalarımız için ; “Türkler” ifâdesi kullanılır, bu üçüncü şahıs çekimli ifâde benim pek  tuhafıma ve zoruma giderdi ; niyeydi ki biz Türk değil miydik de yabancı bir milletten bahseder...

ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER, VEFA, MAZİ-ATİ VE GELECEĞE TAŞINAN ÜMİTLER!…

ÜLKÜCÜ ŞEHİTLER, VEFA, MAZİ-ATİ VE GELECEĞE TAŞINAN ÜMİTLER!…

Bu sevdaya duçar olduğumdan ve Rahmetli Metin Tokdemir’in yüreklerimizi hoplatan “Ahde Vefa” şuuru ile Destanlaşan Ülkücü Şehitleri anlattığından beri kendime vazife edindim o destana gönülden şerhler düşmeye…

Tıpkı Başbuğ’un “Çoğu zaman rüyalarıma girerler. Sanki geçit resmi yapar gibi. Gözlerimin önünden geçerler. Oruç Reis ile kol kola yürür Yusuf İmamoğlu, Dursun Önkuzu, Süleyman Özmen, Erdem Arabacı gibiler. Uykularım kaçar, kalkar Cenab-ı Hakka sığınır dualar okurum. Ercüment’im gelir aklıma. Mezar bile dar gelmişti yavruma. Mezara sığmamıştı.” dediği gibi benimde çoğu zaman yüreğimin ortasına otururlar. Hayret eder, hayran kalır, titreyip kendime dönmeye çalışırım o şehitlerin mücadelelerini dinledikçe, okudukça ve anlattıkça…

Ve ben de bölerim uykularımı, hiç olmazsa bir Yasin okuyayım, der onların ruhlarını şad etmeye çalışırım.

Aklıma gelir Mustafa Yardımcı’nın şehadetinden 155 gün sonra açılan mezarından o pak naşının defnedildiği şekli ile durması ve kurşun yediği yerden hala kan damlaması..

Göz yaşlarına boğulurum, Halil ile Selçuk’un “gelinlik” hikayelerini anlatırken ve Halil Esendağ ile Selçuk Duracık’ın idam sehpasına şehadet getirerek gidişi; idamlarının ardından mübarek naaşlarının Kıble istikametinde duruşu ile titrer yüreğim derinden.

Ardından Ali Bülent Orkun’un ailesine yazdığı mektubu okurum hıçkırıklarla:

“Sevgili anneciğim, babacığım,

İdamım bir hafta daha ertelendi. Çok mutlu oldum. Sanmayın ki korkumdan. Korkmak ne kelime? Ben Allah’a kavuşmak ümidi ile bekliyordum bu günü. Ama yeni bir hatime başlamıştım. İdam edilseydim o hatimim yarım kalacaktı. Çok şükür ki bu bir haftalık sürede hatmimi tamamlayabileceğim. Sevincim işte bundandır.”

Yine dönemin cellatları tarafından idam sehpasına sunulanlardan biri Cengiz Baktemur düşer yadıma:

Derler ki, “Pişmanım, dersen idamını müebbede çevirebiliriz.” Bunun üzerine Cengiz Baktemur, “Hayır” der, büyük bir kararlılıkla. “O zaman inancımdan pişman olmuşum demektir.”

Bunun üzerine idam sehpasına götürürler tam seher vaktinde. Ve son isteğini sorarlar. Kur’an ve bayrak ister. “Bu saatte nereden bulalım Kur’an ve bayrağı” dediklerinde, gidin hücremden getirin der.

Hücresinden okuna okuna yıpranmış bir Kur’an-ı Kerim ile, öpüle öpüle solmuş bir bayrak getirirler.

Son bir defa her ikisini de öpüp başına koyar ve kelime-i şehadet getirerek idam edilir.

Aslında orucunu açtıktan sonra kurşunlanan yol başçısı Ruhi Kılıçkıran ile başlar yüreğimdeki sızı…

Dalarım o destansı kahramanların Bedrin Aslanlarını hatırlatan şehadete yürüyen aşklarına…

Bir yanım Önkuzu olur patlar ciğerlerim, öbür yanım kanlara bulanan bir ekmek filesi gibi okul bahçesinin orta yerinde kalır Özmen vari.

Dayanmaz olur soğukta ter döktürür; karlı bir günde tipiye inat taşınan Mustafa Erol’un naşı…

Göze pınarlar kuruyup, canım içre canım giderken Gün Sazaklar düşer toprağa ve kervan Ak bir Yıldız ile devam eder ebed yolculuğuna

Her biri kor olur kavurur içimi…

Ardından ettiğimiz yeminler aklıma gelir:

Yastığımız mezar taşı

Yorganımız kar olsun

Biz bu yoldan dönersek

Namus bize ar olsun” nidalarıyla…

Şimdi zaman, dün verilen mukaddes mücadeleyi yarınlara bir iman şuuru ile taşıma ve umudunu milletinin geleceğine adayan ülkücülerin Allah’a layık kul, Rasulullah’a layık ümmet ve ecdadına layık millet olma zamanıdır.

Artık bir vefa anlayışı, mesuliyet duygusu ve liyakat şuuru ile gönül seferberliği çizgisinde, yaşatma ideali doğrultusunda Türk milleti ile kucaklaşılmalıdır.

Ülkücüler, Türk Milliyetçileri! Eğer ahde vefa imandansa imanına vefa göster, milletinle kucaklaş, onu geleceğe taşıyacak büyük bir medeniyet tasavvuru ile ülkene ve ülküne sahip çık.

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.