GÖKTÜRKLER ÜZERİNE

Celil Altınbilek

Yeniçeri: Yolsuzluk AKP’nin Koruması Altındaydı, Komisyon Kararıyla Bu Durum Resmileşti

Bu haber 07 Ocak 2015 - 17:25 'de eklendi ve 612 kez görüntülendi.

Özcan Yeniçeri: “AKP, milletin gözlerinin içine baka baka yolsuzluğu yol, haksızlığı hak, zalimliği adalet kılıfına büründürmüştür. İktidar bu tutumuyla kamuoyu ve halkın zekâsıyla resmen alay etmiştir. Yolsuzluk eskiden fiili olarak AKP’nin koruması altındaydı komisyon kararıyla bu durum resmileşmiştir.”

yazir113748b650

MHP Ankara Milletvekili Prof. Dr. Özcan Yeniçeri, Meclis’te basın toplantısı düzenledi. Yeniçeri, sözlerine “Ne söyleyeceğimi biliyorsunuz ama nasıl söyleyeceğimi bilmiyorsunuz.” diyerek başladı. 4 eski bakanın Yüce Divan’a gönderilmemesiyle ilgili havuz medyasının attığı başlıkları hatırlatan Yeniçeri, “Yandaş medyanın üst aklı Tayyip Erdoğan’dır; nokta.” ifadelerini kullandı.

AKP yandaşı medya manşet yönlendirmeleri, sivil kuruluşları, sayfalarca gazete ilanları, iftiralara, ithamlarla kafaları karıştırılmıştır. Yarın Hakkın divanına varınca Süleyman’dan hakkını alır karınca.” diyen Yeniçeri, şöyle devam etti

Yeniçeri: Cumhurbaşkanını , Başbakanı Çizre ‘ye Davet Ediyorum – İzleyiniz

Bilindiği gibi AKP’lilere göre bir yanda “faiz lobisi”diğer yanda “vaiz lobisi” AKP’ye darbe hazırlamışlar. Ayakkabı kutuları, saatler, sıfırlamalar ve kasaları ile milletin oylarıyla seçilmiş bir iktidara kumpas kurmuşlar. 
  
AKP de bu hain plana düşerek dört masum (!) ve çalışkan bakanı önce görevden almış, ardından da soruşturma komisyonu kurdurmuştu. 
 
Eğer AKP, ayakkabı kutuları, yedi yüz bin dolarlık saatler, piyanolar, odalar dolusu kasalar ve sıfırlama söylemleriyle ilgili olarak gereğini yapmış olsaydı, o zaman bu yolsuzlukları kullanarak iktidara dayatmada bulunanlarla ilgili olarak söyledikleri ciddiye alınabilirdi. 
 
Ancak iktidar bize “darbe” yapıyorlar diyerek ve yargıyı bu anlamda hallaç pamuğu gibi atarak kendi istediği tarzda yargı kararları çıkartarak zevahiri kurtarmaya çalışmıştır.
 
AKP’ye göre “Gezi olayları” bir darbe girişimidir. Faili “faiz lobisidir”. 17 Aralık bir “darbe girişimidir”. Faili “vaiz lobisidir”. Çarşı gurubu darbecidir. HES yapımına karşı çıkanlar darbecidir. Zeytinlerin kesilmesine itiraz edenYırcalı köylüler darbecidir. AKP’nin istediği tarzda karar vermeyen Anayasa Mahkemesi darbecidir
 
Buna karşın ayakkabı kutularındaki dolarların sahipleri Türkiye’nin cari açığının önemli bir kısmını kapatan hayırsever iş adamlarıdır. 
 
AKP yargıya müdahale ederek, 17/25 Aralıkta ortaya saçılmış olan ve her yanı sarmış bulunan yolsuzluk ve rüşvet dosyalarını takipsiz bırakmıştır. Ardından soruşturma komisyonunun çalışmalarını engellemiş ve sonuçta da gereğini istediği gibi yapmıştır. 
 
AKP Medyasından Büyük Karalama!
 
Yolsuzluk ve rüşveti soruşturma komisyonunun 5 Ocak tarihinde ilgili bakanları yüce divanla ilgili karar vermeden bir gün önce yandaş basında yer alanlar her şeyi gözler önüne serer niteliktedir. 
 
Sabah Gazetesi, Pazar günü “Yüce Divan Darbenin Son Halkası” manşetiyle çıkmıştır. Paralel yapı, Yüce Divan kapanıyla siyasallaşmış AYM üzerinden mega projeleri ve Halkbankı’ı tartışmalı hale getirmeyi hedefliyor”.  
 
Haberin ayrıntılarında ise “Paralel, eğitimde rakip gördüğü TÜRGEV gibi vakıfların da itibarsızlaştırma peşinde, AKP’li Metiner, “Bakanları, paralele destek çıkan Kılıç’ın yönettiği Anayasa Mahkemesi’ne yollamak tam bir siyasi kapan olur” diyor. 
  
Akşam Gazetesi’nin manşeti, “Yüce Divanla Darbe Girişimi” olarak atmıştır.  Manşetinde altında da şunlar yazılı: “Gezi olaylarında başarılı olamayan, 17-25 Aralık darbe girişimlerinden sonuç alamayan üst akıl yine devrede. AK Parti’ye yönelik son tuzak, Yüce Divan aracılığıyla Anayasa Mahkemesi üzerinden vesayet kurmak”. Akşamın bütün haber ve yorumları yüce divanla ilgili olarak verilmiştir. Bunlardan bazıları şunlardır: “Arkasında Tuzak Var”. “Temel Hak İhlali Olur”. “Zorlama Yorumlar”. “AYM Ana Muhalefet”. 
  
Güneş Gazetesi, “Yüce Divan Kumpası” manşetini atmıştır. Bu başlığın altında da şunlar yazılıdır: “Gezi’den, 17/25 Aralık’tan istediği sonucu alamayan “üst akıl” ve maşası parelel yapı, yeni darbe girişimine malzemeyi buldu. Kılıç başkanlığında Yüce Divan yargılanması!
 
Star Gazetesi, “Darbeye biat, Millete Boykot” manşetiyle çıkmıştır.  AYM değil sanki vesayet merkezi alt başlığı altında Yüce Divan konusunda AYM’ye ve başkanı Kılıç’a güvenilmeyeceğini yazmıştır. 
 
Yeni Şafak ise “Yüce Divan Darbeye Destek Olur” vurgusuyla çıkmıştır. Devamında da  Meclis soruşturma komisyonunun 4 bakanla ilgili Yüce Divan oylaması yarın yapılacak. Sivil Dayanışma Platformu Başkanı, davaların yolsuzluk davası değil darbe olduğunu söyledi” diye olayı haberleştirmiştir.
  
Yandaş basın, en üst aklın ürünü olarak canhıraş bir biçimde bakanların yüce divana gönderilmemesi için feveran eden kampanyaları yürütmesinin amacı bellidir. Bu basının kendisi de yolsuzluklardan beslenen havuz sistemi tarafından inşa edilmiştir. Bu konuda yalnızca Deniz Feneri davasının hatırlanması yeterlidir. Yüce Divan iktidarı da yandaş medyasını da korkutmuştur. 
  
Erdoğan’ın telaşının nedeni de Erdoğan Bayraktar’ın sözlerinin içinde saklıdır. Bayraktar “Soruşturma dosyasındaki imar planları Başbakan’ın onayı ile yapılmıştır… ‘Başbakan’ın istifa etmesi gerekir” demişti.
  
AKP’nin AK Komisyonu Kendi Kendini AK’lıyor!
 
24.12.2014 Tarihinde yaptığımız basın toplantısında aynen şunu söylemiştik: “Soruşturma komisyonundan ne karar çıkacağını bazıları merak ediyor. Hâlbuki ortada merak edilecek bir şey kalmamıştır. Komisyonun kararı daha dünden belliydi. AKP var gücüyle milletin parasını yedirmeye, adamlarını da yedirmemeye çalışıyor”.
 
AKP bizi yanıltmadı. Bir kez daha bizi haklı çıkaracak kararı soruşturma komisyonundan çıkarttı.
 
AKP 17/25 Aralık operasyonun hemen ardından Adli kolluk yönetmeliği değiştirmiş, bakan çocukları için operasyon yapan polisleri ve savcıları görevden almıştır. Mahkemeler lağvetmiş, yeni mahkemeler kurmuştur. HSYK da kökten değişikliğe gitmiştir. Hatta HSYK seçimlerinde istemediği bir sonuç çıkacak olursa bunu tanımayacağını bile ilan etmiştir. 
 
AKP bununla da yetinmemiş, kendi kurduğu komisyona aylarca üye vermemiş, sonra komisyona gelen klasörlerin sayısını yarı yarıya azaltmış, ardından klasörlerin indekslerinin olmadığı ileri sürerek evrakları yeniden savcılığa göndermiş, devamında komisyon çalışmalarına yasak koydurmuş, en sonunda da komisyon kararlarının açıklanmasını 5 Ocak tarihine kadar erteletmiştir. 
  
Bağımsız ve tarafsız (!) hale gelen yargı birbiri ardına takipsizlik kararları, takipsizlik kararına itirazları reddetmiştir. Rüşvet ve Yolsuzluk operasyonu ile gözaltına alınanları serbest bırakmış, ardından el konulan paralara faiz ilave ederek iade etmiştir. Böylece kısmen de olsa kamu vicdanı (!) için AKP ne gerekiyorsa yapmıştır.  
  
Halledilmesi gereken tek bir şey kalmıştır. AKP’nin kerhen TBMM’de kurmak zorunda kaldığı Yolsuzlukları Soruşturma Komisyonunun, Yüce Divana sevk ile ilgili kararı vermesini engellemek.  
 
Sonuçta TBMM Soruşturma Komisyonunun AKP’li dokuz üyesi yolsuzluktan 4 bakanın Yüce Divana gönderilmesine karşı oy kullanmıştır. Komisyonun 5 muhalefet üyesi ise 4 bakanın dördünün de yüce divana gönderilmesi gerektiği yolunda oy kullanmışlardır. Sonuçta AKP’nin oylarıyla AKP’li bakanlar AKlanmıştır. 
  
AKP’lilere göre dört bakanın da bütün eylem, konuşma ve icraatlarından dolayı yargılanmasına gerek yoktur. Muhalefet hepsi her suçtan gitsin demiş, AKP hepsi hiçbir suçtan yüce divana gitmesine gerek yoktur iradesini ortaya koymuştur. 
  
AKP, Milletin gözlerinin içine baka baka yolsuzluğu yol, haksızlığı hak, zalimliği adalet kılıfına büründürmüştür. İktidar bu tutumuyla kamuoyu ve halkın zekâsıyla resmen alay etmiştir. Yolsuzluk eskiden fiili olarak AKP’nin koruması altındaydı komisyon kararıyla bu durum resmileşmiştir.   
 
Sinek ya da Akrep Isırığı!
  
Bülent Arınç, ‘yolsuzluğun halk üzerinde bir sinek ısırığı kadar etkisi olmamıştır’ diyor. Bu sözler gerçekte ‘yolsuzluğa devam edin çünkü toplum üzerinde etkisi yoktur’ mesajıdır. Diğer yandan da hırsızlığın, yolsuzluğun ve ahlaksızlığın toplum üzerinde etkisi yoktur demek o topluma hakarettir. Bu durum AKP döneminde toplumun insani, ahlaki ve manevi değerlerinin dibe vurduğunun da itirafıdır. Gelinen aşamada AKP’nin örtme, kapatma, hırsızlığı ve yolsuzluğu meşrulaştırma girişimlerinin halk nezdindeki karşılığı sinek ısırığının da ötesine geçmiştir. Artık yolsuzluklar toplum üzerinde akrep ısırığı etkisi yapacak boyuta gelmiştir. Akrep ısırığı tedavi edilmezse öldürür. 
 
İş o noktaya gelmiştir ki, bir AKP’li vekil “kim devletin bir kuruşunu yediyse, hangi makamda olursa olsun Edirne’den Hakkâri’ye kadar herkesle helalleşmek zorundadır” diyor. Helalleşmek ne demek herkes yediğini kusmak ve halka hesap vermek zorundadır. Helalleşmek hırsızlıkta olmaz. Bu hasarlı, ahlaken çökmüş bir zihniyettir.
 
AKP Döneminde Türkiye’de Hukuk!
 
AKP döneminde Hukuk –üstatların söylediği gibi- güçlülerin delip geçtiği güçsüzlerin ise takılıp kaldığı bir örümcek ağına dönmüştür. Adalet de bu dönemde kaba bir biçimde ‘bir şeyi yerli yerine koymak, her hakkı hak sahibine vermek’ olmaktan çıkmıştır. AKP döneminde adalet artık ‘güçlünün işine gelendir’, yasa ise artık ‘güçlülerin hizmetinde ki paspastır.’
  
Adalet, eşitlik, hukuk ve yasa adına ne varsa bir yana iktidarın ağırlığı diğer yana konulmuştur.
  
Türkiye’de hukukun gücü değil, gücün hukuku, bütün kabalığıyla devlet yönetiminde hâkim hale gelmiştir.
  
AKP ile Adalet kavramı bir terazinin iki kefesi haline gelmiştir birisi alçalmadan diğeri yükselmiyor.
 
AKP’nin Kendi Kendini Aklaması ve Yandaş Medyanın Sevinç Çığlıkları!
 
AKP’li üyelerin oylamalarıyla 4 Bakan aklanınca yandaş basın, Güneş Gazetesi, İttifak Çöktü manşeti altında“Yüce Divan üzerinden yeni vesayet kurma girişimine Meclis Soruşturma Komisyonu ‘dur’ dedi”. Altında da “Pensilvanya, muhalefet ve Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın içinde bulunduğu ittifakın son umudu da bitti” ifadesi yer aldı. 
 
Yeni Şafak gazetesi, “İttifak Çöktü” başlığı altında şu ifadelere yer veriyor: “Meclis Soruşturma Komisyonu, mahkemenin takipsizlik kararına rağmen 4 eski bakanın “yolsuzluk suçlamasıyla” Yüce Divan’a gönderilmesi için yapılan baskılara boyun eğmedi”. 
Yeni Akit Gazetesi ise “Kirli Plan Çöktü” başlığı altında “17 ve 25 Aralık darbesinde başaramadıklarını, 4 eski Bakanı Yüce Divan’a göndererek gerçekleştirmek isteyenlerin kirli planı tutmadı. Meclis Soruşturma Komisyonu 4 eski bakanı Yüce Divan’a sevkine gerek görmedi”. 
 
Star Gazetesi ise “Komisyon Darbeyi Gördü” manşeti altında şunları yazıyor: “Manşet Soruşturma Komisyonu, yargıdan takipsizlik verdiği, milli iradenin onayladığı ‘yolsuzluk’ kamuflajlı yeni darbe planına geçit vermedi… Kararda “Muhalefet partisi gibi davranan AYM’ye dosyanın emanet edilemeyeceği ve delil yetersizliği” düşüncesi etkili oldu”. 
 
Akşam Gazetesi ise “Oyun Bozuldu” manşeti altında şunları yazmış; “yolsuzluk iddiaları üzerinden oynanan Yüce Divan oyunu TBMM’de bozuldu. ‘Üst Aklın’ maşası parelel yapı ve destekçilerine rağmen 4 eski bakan hakkında Yüce Divan kararı çıkmadı. 
 
Sabah Gazetesi, “Kumpasa Geçit Yok” manşeti altında şunları yazmıştır. “Meclis Soruşturma Komisyonu, Paralel darbecilerin tuzağına düşmedi. Yoğun siyasi-psikolojik baskılara ve algı operasyonlarına direnip 4 eski bakan için “Yüce Divan’a sevke gerek yok” kararı verdi. Aynı manşette Metiner ise durumu “Tuzak Bozuldu” başlığı altında yorumladı. 
 
AKP yandaşı medya manşet yönlendirmeleri, sivil kuruluşları, sayfalarca gazete ilanları, iftiralara, ithamlarla kafaları karıştırılmıştır.
 
Yarın Hakkın divanına varınca
Süleyman’dan hakkını alır karınca
  
Yüce Divandan Kim Kaçar!
 
Yolsuzluk yok, görevi kötüye kullanmak yok, rüşvet yok, zimmet yok, irtikap yok ve yasa dışı hiçbir şey yok! Bütün paralar ve mal varlıkları helal yoldan elde edilmiş… Sebepsiz ve orantısız zenginleşme olmamış bir insan mahkemeye gitmekten korkar mı?
 
Bu durumda yüzde yüz helal, yüzde yüz meşru, yüzde yüz alın terinin sonucu elde edilmiş bir zenginlik söz konusudur. Böylesine tepeden tırnağa helal olan mal varlığından kim endişe duyar? Kim korkar? Kim soruşturma komisyonu ne karar verecek diye endişe duyar? 
 
Divanın ister cücesi isterse yücesi olsun kim oraya gitmekten korkar ki? Tam tersi onca iddia, itham ve suçlamaya karşı şaibe altına giren bakanların kendileri yüce divana gitmek isterler ve aklanır gelirler. 
 
Yüce divandan birileri kaçıyorsa gerçek bir yargılamadan kaçacak gerekçeleri var demektir. 
 
Bir insan yüzde yüz kazanacağı, aklanacağını bildiği davaya koşar; yüzde yüz kaybedeceği davadan da kaçar.
 
MASAK Raporuna Rağmen AK’lama!
 
Mali suçları Araştırma Kurumu, suçlanan dört eski bakanın savunmalarının araştırıyor. Bakanların ifadeleriyle mal varlıkları arasında ki orantısızlıkları ortaya çıkarıyor. Paralar ve evlerle ilgili olarak bakanların söylediklerini gerçekçi ve inandırıcı bulunmuyor. Düğün takılarıyla evlerin alınmasının akla uygun görmüyor. Raporu bu yönde veriyor.
 
 Komisyon buna rağmen bakanları aklıyor, yüce divana göndermiyor. 
 
Çünkü komisyonun görevi gerçekte AKlamaktır. O da AKP’nin sayı üstünlüğüne dayanarak bunu yerine getiriyor.
 
Anayasa Mahkemesi AKP’nin Velinimetidir!
 
Anayasa Mahkemesi 17 üyeden meydana gelmektedir. Bu üyelerden 12 tanesi AKP iktidarı tarafından atanmıştır. 
 
11 yıl boyunca iktidarı adeta koruyan kararların altına imza atan Anayasa Mahkemesidir. AKP’nin kapatılma davası sırasında AKP’nin kapatılmasını AYM engellemiştir. AKP varsa bugün AYM sayesinde vardır. Nitekim AYM’nin %10 barajıyla ilgili olarak son verdiği kararla da AKP derin bir nefes almıştır.
 
Üyelerinin büyük bir çoğunluğunun AKP’nin en üst iradesi tarafından atanan AYM’ye bugün “vesayet kurumu”, “paralel işbirlikçisi” vb. iftiraları atmak tam anlamıyla nankörlüktür. Tam aksine AYM gerçekte AKP’nin veli nimetidir. 
 
Tayyip Erdoğan TBMM’ye ve Siyasete Müdahale Ediyor!
 
Cumhurbaşkanlığı makamında oturan ve Anayasaya göre tarafsız ve siyaset üstü olması gereken Tayyip Erdoğan, hem TBMM’ye talimat veriyor hem de siyasete müdahale ediyor. Şu sözler onundur: “Dün komisyon kararını verdi… Bundan sonraki süreç tabi parlamento, Genel Kurul. Nihai kararı orası verecek… Ben inanıyorum ki parlamento şu anda özellikle Soruşturma Komisyonu’nun almış olduğu, üzerinde çalışılmış bu karar neticesinde nihai kararını en ideal, en adil şekilde verecektir”.
 
Bu sözler AKP gurubuna verilmiş açık talimattır. Soruşturma komisyonundan 9 AKP’li üyenin oylarıyla aklananları AKP olarak TBMM’de de aklayın talimatıdır. Cumhurbaşkanının taraflı hale gelmesi, siyasete, milletin iradesine müdahale etmesi kabul edilemez!
 
AKP Geçmişini İtinayla Temizliyor!
 
Komisyonun AKP’li üyelerinin oyları AKP’li bakanları Yüce Divandan kurtardı. Sıranın delilleri, belgeleri ve kanıtları yok etmeye geldiğini bizzat komisyon başkanı söyledi.
 
TBMM Soruşturma Komisyonu’nun Başkanı Hakkı Köylü, yolsuzlukla suçlanan dört eski bakan ile çocuklarının telefon konuşmalarının yer aldığı tapelerin imhası için yakında harekete geçeceklerini söyledi. AKP’li Başkan Köylü “Tapelerin imhası için komisyon üyelerini en kısa zamanda toplantıya çağıracağım” dedi.
 
Komisyon dün dört eski bakanı Yüce Divan’a göndermeme kararı alırken, tapelerin de hukuka aykırı bir şekilde elde edildiğini belirterek imha edilmeleri gerektiğine hükmetmişti.
 
Bu ne telaş Sayın Başkan? Delilleri yok etmek komisyonunuzun görevleri arasında var mıdır?
 
AKP’nin komisyonu niçin kurduğu, yasakları niçin koydurduğu, aklamayı da niçin yaptığı böylece anlaşılmış oluyor. 
 
Komisyonun gerçek görevinin soruşturma yapmak değil delilleri karartma ve yok etmek olduğu ortaya çıkmış bulunmaktadır. 
 
Tapelerin yok edilmesi gerçekte babayla evlat arasında geçen “sıfırlama”, “kucağa oturma” ve “son kalan otuz milyon Euro” söylemleriyle yakından ilgilidir.
 
Hukukçuların ve Yolsuzluklara Karşı Olanların Görüşü!
 
Soruşturma Komisyonunun AKP’li üyelerinin canhıraş bir biçimde “tapelerin imhasını” gerçekleştirmeye çalışmalarına karşın hukukçular, “Soruşturma süreci henüz tamamlanmadı. Dosyalarda yer alan ses kayıtlarının imha edilmesinin sonucu vahim olur” demişlerdir. Ayrıca CMK’ya göre yeni delil çıkması halinde haklarında takipsizlik kararı verilen şüpheliler hakkında yeniden soruşturma açılabilecek. İç Hukukta Anayasa Mahkemesi, dışarıda ise AİHM süreci mutlaka beklenmelidir. AKP ise bir an önce bu delillerin ve belgelerin imhasını istiyor. 
 
Telaşın nedeni suçluluk psikolojisidir. AKP, bu tavrıyla tepe yöneticilerinin karıştığı yolsuzlukları kaba bir biçimde örtmüştür.   
 
Kendilerinin İnanmadıklarını Halka Söyleyenler!
 
Yalçın Akdoğan komisyonda AKP’lilerin verdikleri kararla ilgili olarak “Bu karar, AK Parti’nin değil, komisyon üyelerinin hür ve bağımsız kararıdır. Komisyona hiçbir müdahale mevzubahis olmamıştır” açıklamasını yapmıştır. Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş ise komisyon üyelerinin “partileri adına değil, kendi vicdani kanaatleri çerçevesinde” karar verdiklerini söylüyor.
 
AKP komisyonun her aşamasında, doğrudan ya da dolaylı olarak müdahalede bulunmuştur. Sonra da kamuoyuna dönüp komisyon üyelerinin vicdanlarıyla, hür ve bağımsız olarak karar verdiklerini söylüyorlar.Özgür vicdanla karar vermek için önce vicdana gerek vardır. Olmayan vicdanla vicdani karar verilemez! 
 
Sorular ve Cevaplar
 
Bir soru üzerine Yeniçeri, daha sonra 17/25 Aralık ile ilgili çok yönlü soruşturma yapılacağının açık olduğunu söyledi. “AKP 7 Haziran seçimlerinde kendini iktidara getirebilmek için şeytanla bile pazarlığa girmeye, sözleşmeye hazırdır.” diyen Yeniçeri, Başkanlık Sistemi ile özerklik-özgürlük arasında bir denklem kurulduğuna dikkat çekti. Yeniçeri, “AKP, milletin gözlerinin içine baka baka yolsuzluğu yol, haksızlığı hak, zalimliği adalet kılıfına büründürmüştür. İktidar bu tutumuyla kamuoyu ve halkın zekâsıyla resmen alay etmiştir. Yolsuzluk eskiden fiili olarak AKP’nin koruması altındaydı komisyon kararıyla bu durum resmileşmiştir.” dedi.
 
Bir başka soru üzerine ise Yeniçeri, Osmanlıcanın kendi teklifi olduğunu belirterek bunu tarihin daha iyi anlaşılması için yaptığını kaydetti. Yeniçeri, “Kampüs yerine külliye, öğrenci yerine talebe, okul yerine mektep diyelim diye bir tavır içine girmek, doğrudan doğruya gündem yaratmak, gündemden kalmakla ilgili bir usluptur. Halkın kabul ettiği, oturduğu bazı değerler vardır. Bizim işimiz bu mudur? Cumhurbaşkanı bununla ilgileneceğine Cizre ile ilgilensin. Davet ediyorum beraber basın toplantısı düzenleyelim. Davutoğlu’nu da Cizre’ye davet ediyorum. O bizi Tunceli’ye davet etmişti. Nur Mahallesi’ni gezelim, dinleyelim.” dedi.
 
Yeniçeri, “Türkiye Cumhuriyeti yıkılana kadar bu çözüm süreci hiç bitmeyecek.” değerlendirmesine yer verdi.

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.