GÖKTÜRKLER ÜZERİNE

Celil Altınbilek

BİR ZAMANLAR KIBRIS…

Atilla ÇİLİNGİR

PKK VE ÜLKÜCÜLER

Bu haber 28 Şubat 2015 - 5:42 'de eklendi ve 755 kez görüntülendi.

Ali Bademci

 

 

 

Türkiye’yi karıştırmak isteyenler bir sürü denemeden sonra şimdi yine eski filmleri vizyona koymaya başladılar: “Kürtçüler”le “Ülkücüler”i çatıştırmak. Elbette halklar bazında bu işi başaramadılar; hattâ iktidarın etnik bölücülük ile Türk Milliyetçiliğini aynı zâviyeden görme gayretleri de hiçbir işe yaramamıştır. Sayın Bahçeli’nin  daha başından beri îtidal tavsiyeleri de göstermektedir ki ülkücülerin sabırlı duruşu ile  bu yeni oyun da  tutmayacak, mizansen sahiplerinin gözüne batacaktır. Bu işte sabrı destekleyen  en önemli husus  siyasileşen “Kürt” hareketini  MHP’nin, hatta  CHP’nin, nasıl değerlendirmesi gerektiği ve bu konudaki fikirleridir; mesele hafif ve sinirli beyanlarla geçiştirilecek safhaları çoktan aşmıştır. Bu konuda sağlam  çalışmalar ve teklifler; daha radikal kararlar verilmesi ve “Atı alan Üsküdar’ı geçmiştir” zihniyetinden mutlaka kurtularak sağlam fikirlerle ortaya çıkmak gerekiyor. Kürtler ile oyun bir provadır ve gerisi değişik şekillerde  piyasaya sürülecektir. Militarizm yüz yıldan beri siyaset sosyolojisin emrindedir artık yeteri kadar eskimiştir. Bugün başarılı olduğu sanılan militarist Kürt’çülüğün içinin boş olduğu sâkin ve mûtedil siyasete yönelmelerinden de  açıkça anlaşılmaktadır. Elbette büyük bir devletin şoven duygularla ortaya çıkan  küçük başkaldırılara teslim olması düşünülemez; bu sebeble en küçük kıpırdayış için, doğru veya yanlış, zecri tedbirlere başvurmak işini muhalefetin bir daha iyice düşünmesi gerekiyor. Bu şartlar altında siyasi  Kürt hareketinin de kendileri ile oyun oynayan iktidara karşı mutedil davranışılar sergilemesi Kürt halkından gelen ağır baskıların bir sonucudur.

Elbette CHP’li bir âilenin  ülkücü yiğidi olan Fırat Çakıroğlu’nın hunharca şehid edilmesi çok önemli bir hâdisedir. Faillerin kimlikleri ve siyasi görüşlerinin bizzat hükümet tarafından açıklanması da   kurulan tuzağın boyutlarını biraz daha aydınlatacaktır.  Gerçekten PKK işi ise planlı bir hareket mi yoksa provakasyon mudur  bilinmesinde çok büyük faydalar vardır. Ülkücülük,  tarihinde dünyaya kafa tutmuş bir harekettir;  olay plânlı ve şuurlu bir hareket ise PKK intihar yolunu seçmiş demektir.  Böyle bir durumdan “Açılım”ın içinden çıkamayan gâfil ve kafası karışık  iktidar inşaallah bu işten bir fayda beklememektedir; eğer bekliyorsa  ülke yine  geçmişte olduğu gibi kan gölüne dönecektir. Meselenin tahlilini iyi yapmak gerekiyor.

İşin en önemli tarafı,  olayın “Şuyunun vukuundan beter” olması misali geçmişi andıracak şekilde  bu işe   sol örgütlerin  iştiraki var mıdır, yok mudur,evvela bu hususun tesbiti gerekiyor! Böyle bir şey şu ana kadar  söylenmedi ve yazılmadı; tahmin etmeyiz ki  işbirlikçi samanlık solcusunun BDP’den vekil olması dolayısiyle  tamamen istihbaratçıların emrinde olan bazı küçük sol guruplar bu işe müdahil olsun. O zaman yeni olayların çıkmasından devlet de hükümet de  pek korkması lâzımdır. İzmir’in mayasında bir miktar sol fikirler olabilir; fakat ülkücülere göre İzmir “Kafir” değil vatanseverdir. Eskimiş düşüncelere  itibar edileceğini  ve  Atatürkçülük’te birleşen Türk vatanseverliğinin  eşkiyâlığa  alet olmayacağını biliyoruz.

Üniversitelerde şoven, bölücü ve militarist Kürt’çülüğün bir cephe oluşturacağını  hiç sanmıyoruz. Elbette bu önemli hareket CHP ve MHP’ye bir ders olmalıdır. Her iki parti liderinin de meseleye sükûnetle yaklaşması oyunları ve varsa  iktidar eğilimlerini  gün yüzüne çıkaracaktır. Atatürkçü CHP, içinde ve dışında bulunan  sola hâkim olmalı, adını değiştiren “Ulusalcı” sol ise  gerçekten vatansever olduğunu ispat etmek için, bu meselede müteharrik olmak yerine  en azından CHP gibi hareket etmenin erdemini göstermeli, ülkücüler ise duygusal davranmayarak  iktidarın fâil veya fâilleri yakalayarak cezalandırmasını sabırla beklemelidir.

Tekrar söylüyoruz; gaflet ve  hattâ ihanete karşı, CHP ve MHP Kürt söylemlerini geliştirmeli ve seçim beyannamelerinde kabul edilebilir; Kürt  halkını kucaklayacak, eşikiyaya yem etmeyecek görüşler ortaya koymalıdır. Herşeyden evvel Türk ve Kürt halkı arasında bir muğberiyet yoktur. Militarist İmralı ve Kandil soytarılarının  devlet adamı ve büyük komutan edası ile konuşmalarının  hiçbir kıymeti yoktur ve bu hususta  rejimin  etkin ve doğru muhalefetle kendini koruması için  geç kalınmış değildir. Milletin umudu CHP ve MHP’dir; devletimizin  yedane taşıyıcı unsuru bunlardır. İtici  söylemlerden uzaklaşmak veya iki yüzlü davranmaktan vazgeçmek gerekiyor. Atatürkçülük veya Türk Milliyetçiliği içine Kürt söylemlerini modern ve asri ölçülerde sığdıracak kadar  tahammüllü ve olgun olması gerekiyor. İşte bunu “Seçim Beyannameleri”nde ortaya koymalıdırlar. CHP Ankara’da ayrı Kars’da ayrı; MHP ise “Reddiye” siyasetini  bırakmalı, çoktan eskimiş olan  İslâmcı görüşlere itibar etmeyerek  militarizme hevesi bulunmayan Kürtler’i kucaklamalıdır. Bilhassa da  militarist olmayan  Kürt şahsiyetlerin  o tarafa önü  kesilmeli, bölgede ABD ve İsrail oyunları teşhir edilmelidir. Çünkü Kürtler  Araplar gibi  değildir ve onlar daima demokrattır.

Fırat Çakıroğlu’na Tanrı’dan rahmet kederli âilesine Türk Milleti olarak sabır diliyoruz.

Ali BADEMCİ
Ali BADEMCİalibademci@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.