ref: refs/heads/v3.0
ÜlkücüMilliyetçiTürkçüTürkeşÜlkü OcaklarıdövizakpchpmhpAhmet b.karabacakhasan külünk
DOLAR
47,5461
EURO
54,7538
ALTIN
6.207,78
BIST
13.410,54
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
31°C
İstanbul
31°C
Az Bulutlu
Salı Parçalı Bulutlu
31°C
Çarşamba Açık
31°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
30°C
Cuma Açık
31°C
ESKİ TÜRKLERDE DEVLET ve TEŞKİLATI

SURİYE’DE BAHAR NE ZAMAN?

16 Ağustos 2017 16:55
1.370
A+
A-

Ali BADEMCİ

           alibademci@gmail.com

 

 

 

Eylül başında inşallah “Suriye Sendromu” adlı tamamen sosyolojik eserimiz Yeditepe Yayınları arasında beğeninize sunulacaktır.  Kitapta da iddia ettiğimiz gibi Suriye’nin omurgası Afrin ve Asi havzasıdır; tarih boyunca  ülkenin demografik ağırlığı bda bu hat üzerindedir! Başta Afrin, ortada Halep, ileride Hama-Hums-Şam en sonda ise  Golan! İşte Suriye’de Türklüğün ana gövdesi! Fakat ille de Münbiç, mutlaka Mümbiç!

 

 

SURİYE’DE BAHAR NE ZAMAN?

 

Masum hak arama hareketleri olarak ortaya çıkan Suriye olaylarının   sekizinci yılına giriyoruz; şu anda  olayların dozu düşmüş durumda; lâkin hesaba vurursanız  ülkenin geleceğinde çok değişen bir şey yok! Suriye paramparça, IŞİD gibi bir yabancı unsur kapıları kırınca  ülke tamamen yabancıların eline geçti! Küresel güç tamamen olmasa bile büyük ölçüde ülkeyi  işgal etmiş durumdadır. Gailelerin bitirilmesinden ziyade  yeni yeni çukurlar açılıyor ve zavallı insanlar bu çukurlara diri diri gömülüyor! Ülkemizde  kamplarda  misafir edilen Suriyeli sayısı  hiçbir şekilde 250 bin kişiyi geçmiyor; halbuki   bölgeye uzak illerimizden bile Suriye insanının sesi geliyor; Türkiye’deki rakamın   6 milyon civarında olduğu resmi ağızlar  tarafından bile telâffuz edilmeye başlandı! 1,5 milyon insan batıya gideyim derken kendilerini denize atanlar ayrı bir cephe; kaçı emeline kavuşmuş kaçı  canını kaybetmiş bilmiyoruz! Avrupa Türkiye’de kalmaları için de yıllardan beri mücadele ediyor; çünkü onlar mülteci  istemiyorlar; insan istemiyorlar!

 

Suriye tarih boyunca her bakımdan önemli bir coğrafyadır; fakat ne yazık ki  huzurlu asırları çok az olmuştur! Suriye’yi bugünkü “Kadük Suriye”  olarak düşünmeyin; “Bilâdü’ş-Şam”;  Türkî adı  “Fustat” olan Kahire’den başlar;  bizim bugünkü hudutlarımızı biraz aşarak  büyük ölçüde Anadolu fayına dayanır! Coğrafî olarak Şam’a kadar Anadolu’dur; elbette Filistin de Suriye’dir! Suriye adı XIX.yüzyılda  batılılar tarafından uydurulmuştur; ismin herhangi bir dayanağı  yoktur. Ülke Osmanlıllar da dahil İslâmi devirde  “Bilâdü’ş-Şam” olarak adlandırılmıştır. Dolayısiyle bugünkü “Suriye” adı tamamen  siyasi bir adlandırmadır.

 

Suriye  İslâmi devirlerde olduğu gibi daha evvel de dinler coğrafyası özelliğini sürekli muhafaza etmiştir. O sebeble sadece İslâmî yıllarda değil                                                        İsevî ve Musevilik devrinde de devamlı huzursuzluk kaynağı olmuştur. Emevî ve Abbasî mücadelelerini  hatırlamak İslâmi dönemi anlamak için yeterlidir. Fakat Abbasî  Hilafet Devleti  Selçuklu Türkmenleri’nin eline geçtikten sonra  bölgede   Osmanlı devri sonuna  kadar devam eden  kalıcı bir huzur sağlamıştır. Selçukiler bölgenin inanç yapısı ile katiyyen oynamamışlar; kendilerinden 200 yıl kadar evvel  kurulmuş ve yıkılmış olan Kıpçak ve Karluk  oluşumları üzerine Türkmenliği  bina etmişlerdir. Bu huşusu rahatlıkla ifade etmemizin sebebi daha sonra ortaya çıkan el-Türkiyye ve Memlûk  devletlerinin varlığıdır.  Böylece IX. asırda  başlayan Türkî dönemin başından nihayetine kadar her kes veya her topluluk, her kavim dilinde ve inançlarında hür bırakılmıştır. Eski dönemlerde  Suriye’nin üvey evlâdı “Nusayrilik” de   Türk döneminin  müsamahasından büyük ölçüde faydalanmıştır; çünkü Araplar’ın tıpkı günümüzde olduğu gibi katiyyen “Musayrilere”e tahammülü yoktu! Bu bakımdan  gerçek Araplar onlara kesinlikle Arap gözü ile bakmazlar!  Suriye’de Nusayriler’in etnik görünüşü daha ziyade eski ahaliden Finikeliler ve bizim  Kıpçaklar’a benzer! Ne yazık ki  fiziki görünüşlerinden ötürü  bazı hayasız insanlar  sırf aşağılamak maksadı ile onlara  “Manda” devrinin Fransız  veledleri gözü ile bakarlar! Gerçekte  eskinin yoksulu  olan Nusayriler için “Esadlar” tecrübesine  rağmen  biz onlara bölgenin efendileri diyoruz! Hiçbir zaman da  diktatörlerle mazlum halkı karıştırmayalım! 2009’da Lazkiye’ye yaptığımız bir seyahatta,”Bizim Türkmenler’e eziyet etmeyin” dediğimiz zaman, pek aklı başında olan  Nusayri aydınlar,”Onlar medeni insanlardır, bizim kardeşlerimizdir” demişlerdir!

 

Suriye barışında hâlâ bir arpa boyu kadar  yol alınmış değildir; aksine gün geçtikçe biraz daha  karşık ve işin içinden çıkılmaz duruma gelinmiştir. Ülke harabeye dönmüş ve %50’den fazla nüfus kaybetmiş; İsrail’!in şımarıklığı yetmiyormuş gibi, şimdi bir de Suriye’nin  en fazla  %10’u kadar olduğu  söylenen Kürtler  Rakka harekâtı başlamadan önce ülke topraklarının %30’unu ellerinde bulunduruyorlardı; herhalde son ABD müşterek harekâtından sonra bu alan %50’ye  çıkmıştır! Ne kadar  zavallıca düşünüyoruz ki  1000 yıl bu ülkeyi idare eden  bir millet olarak  kendi büyüklüğümüzü  anlayamıyoruz! Dünyanın hiçbir yerinde bu kadar azınlık bir  demografi ile  insana  bir ülkeyi teslim ederler mi; hem de 10 asır! İşin özeti küresel güç Suriye’de barış ve huzur istemiyor; artık bu husus ap-açık görülüyor!

 

Eylül başında inşallah “Suriye Sendromu” adlı tamamen sosyolojik eserimiz Yeditepe Yayınları arasında beğeninize sunulacaktır.  Kitapta da iddia ettiğimiz gibi Suriye’nin omurgası Afrin ve Asi havzasıdır; tarih boyunca  ülkenin demografik ağırlığı bda bu hat üzerindedir! Başta Afrin, ortada Halep, ileride Hama-Hums-Şam en sonda ise  Golan! İşte Suriye’de Türklüğün ana gövdesi! Fakat ille de Münbiç, mutlaka Mümbiç!

 

Muhabbetle.

Yazarın Diğer Yazıları
22 Ocak 2020 10:54
18 Ocak 2020 10:01
14 Ocak 2020 17:20
27 Mayıs 2019 00:23
21 Mayıs 2019 16:51
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Bağdar Caddesi EscortDeneme Bonusu Veren Sitelerhttps://www.salonyjardinlospinos.com/https://ocean.lighthousesuitesinn.com/https://makeup.orangebeauty.com/grandpashabetGrandpashabetgrandpashabetritzbetmecidiyeköy escortgrandpashabetmanavgat escortJojobetpusulabetjojobet girişjojobetjojobettelegram ifşajojobetchild pornbahiscasinolunabetmatbetjojobetgrandpashabetbetcioholiganbetmatbetgrandpashabetgrandpashabetgrandpashabetDeneme Bonusu Veren Sitelerkavbetbetsmovejojobetjojobet güncel girişmatadorbetgrandpashabetpusulabetchild pornjojobetholiganbetbetgitgameofbetcratosroyalbetholiganbetholiganbetgrandpashabetjojobetjojobetpusulabetsonbahiscasibomsonbahisgrandpashabetjojobetmarsbahisgrandpashabetgrandpashabetcasibomcratosroyalbetholiganbetpusulabetsonbahisbetgitgrandpashabetgrandpashabet girişmatbetsekabetimajbetbetciomatbet güncel girişsuperbetinbetplaygrandpashabetbahiscomromabetcasinolevantamgbahis girişcasibomtambetcasinowon girişcasibomgrandpashabetpusulabet girişsekabet girişchild porntipobetbetcio girişteosbetcasinomilyonamgbahisnesinecasinocasibomcasibomjojobetJojobetJojobet