KARAKEÇİLİ YÖRÜK ŞENLİKLERİ

Bu haber 29 Ağustos 2018 - 16:39 'de eklendi ve 829 kez görüntülendi.

Ahmet URFALI

 

Orta Asya, Anadolu ve Rumeli sürecinde Türkler, sosyal statüleri bakımından şehirli, köylü ve konar-göçer toplulukları halinde yaşamışlardır. Bunlardan göçerler, en eski Türk toplum yapısından başlayarak kalabalık sınıfı oluşturmuşlardır. Bu durum uzun yıllar devam etmiş ve denge Osmanlı Devleti’nin iskan siyaseti ve değişen şartlarla oluşan yeni yaşama tarzı sonucunda göçerlerin aleyhine bozulmuş, bu suretle yerleşik hayat tarzı yaygınlaşmıştır. Buna rağmen yerleşik Türklerin yanında göçebe yaşayışı sürdüren önemli sayıdaki Türkmenlere “Yörük” denilmiştir. Konar-göçer ve göçebe demek olan yörük kelimesi, Anadolu’da “yörümek” fiilinden meydana gelmiştir.

Karakeçili Türkmenleri de “Yörük” adıyla anılırlar. Bunun sebebi, Anadolu’da iskan edilmelerinden önce konar-göçer olmalarındandır. 16.yüzyıla ait eski Osmanlı tahrir kayıtlarından Karakeçili aşiretinin önemli bir kısmının diğer yörük aşiretlerle birlikte – “Azizbeğlu ve Tos-bağa” aşiretleri – Beypazarı, Sivrihisar ve Sultanönü civarında bugün Eskişehir yöresinde gördüğümüz Karakeçililerin ataları oldukları anlaşılmaktadır. Ankara sancağına bağlı olan ve defterlerde kayıtlı Karakeçililer de yukarıda sözünü ettiğimiz ve “Ulu-Yörük” adıyla anılan bu aşiretler birliğine bağlıdır. Bunların aynı zamanda Kırşehir yöresinde yaşayan büyük Karakeçili oymağının önemli bir kolunu teşkil etmekte oldukları bilinmektedir.

Karakeçili oymağı, Kayı boyuna bağlıdır. Karakeçililer, bilhassa  Abdülhamit Han zamanında çok itibar görmüş ve oymak ‘’akraba’’ olarak tanımlanmıştır. Yine bu dönemde Söğüt ve Ertuğrul Alayları teşkil edilmiştir. Sancak Marşı da Karakeçili oymağı için yazılıp bestelenmiştir:

Ertuğrul’un ocağında uyandın

Şehitlerin kanlarıyla boyandın

Nice düşman kâl’asına uzandın

Sana selam ey şanlı Türk sancağı

 

Çırpınarak dalgalanır kanadın

Gökyüzüne çıkmak mıdır muradı

Gölgende can vermek ister evlâdın

Sana selam ey şanlı Türk sancağı

 

Ey şerefin, büyüklüğün fermanı

Ey kavgalar tarihinin destanı

Seni ister şu toprağın her yanı

Sensiz tütmez Osmanlı ocağı

Sensiz tütmez Osmanlılık ocağı

Her yıl Eylül ayı başlarında ülkenin değişik yerlerinde Karakeçililer tarafından ‘’Göç ve Yörük Şölenleri’’ düzenlenerek milli şuur canlı tutulmaya çalışılmaktadır. Eskişehir’de Karacaşehir, Kütahya’da Domaniç, Bilecik’te Söğüt, Kırıkkale’de Karakeçili köy ve ilçelerinde düzenlenen bu şölenlere  Türkiye’nin  her bölgesinde yaşayan Karakeçili oymağı mensupları yoğun bir ilgiyle katılmaktadır.

Karakeçili oymağı Milli Mücadele döneminde örgütlenerek  Milli  orduya her türlü destek ve katkıyı sağlamıştır. Kurdukları Karakeçili Milli Alayları ile Milli Mücadele’ye fiili olarak iştirak etmişlerdir. Bunlardan Eskişehir’de kurulan ve reisliğini Emin Bey’in yaptığı ‘’Karakeçili Süvari Alayı’’ ile Emirdağ’da kurulan ve komutanlığını Arif Bey’in yaptığı ‘’Karakeçili Milli Alayı’’nın kahramanlıkları hâlâ dillerdedir. Her iki milis gücü de yakın ilişki içinde bu büyük mücadeleyi başarıyla  sonuçlandırmışlardır.
Karakeçili Milli Alayı Ağustos 1919 başlarında Emirdağ’da kuruldu. Karakeçili Alayı, Alaşehir Kongresi’ne  (16-25 Ağustos 1919) katılarak milli direnişin öncüsü olduğunu vurgulamıştır.  1. ve 2. Bozkır ayaklanmalarının bastırılmasında büyük rol oynayan Karakeçili Milli Alayı, daha sonra Bolu- Düzce isyanlarının bitirilmesinde de büyük yararlıklar gösterdi.

Arif Bey, Afyon ve  Eskişehir’deki milli hareketi örgütlediği için İstanbul Hükümeti tarafından sürekli izlenerek haklarında gereğinin yapılması isteniyordu. Arif Bey, Binbaşı Abdullah, Yüzbaşı Nurettin ve bir teğmen ile birlikte silah temin etmek için Seyitgazi Askerlik Şubesi’ni bastılar. Bunun üzerine Eskişehir Mutasarrıflığı, İstanbul  Hükümetinin aşağıdaki emri ile Arif Beyi tutuklatmaya çalıştı:‘ ’Eskişehir Ahz-ı Asker Kaleminden mevrut 23 Haziran 335 (1919) tarihle 506 numaralı şifreli telgraf özeti:  ‘’Kor. Ahz-ı Asker Kıdemi Riyasetine “Refakatlerinde 8. piyade neferiyle tek atlı iki yaylı araba bulunduğu halde Seyyit Gaziye muvasalat eden piyade kaymakamlarından Arif Bey, Binbaşı Abdullah, istihkam Yüzbaşısı Nurettin ve meçhul bir topçu teğmeni dolaştıkları mıntıkalardan asker topladıkları İzmir’i kurtarmaya gidecekleri ve Yunanlılardan intikam almak fikri ile mah-ı  hali 21. Cumartesi günü ezani saatle Seyyit Gazi’ye geldikleri Hükümeti mahalliye tarafından Eskişehir Mutasarrıflığından alınan istihzanda derdestleri emir alındığında mahalli jandarma komutanlığı üç defa teslim olmaları teklifine adem-i inkıyatta bulundukları tarafeynden olunan müsademede bir nefer meyyitten, (ölü olarak) Binbaşı Abdullah Efendi ve bir neferde hayyen (sağ olarak) elde edilerek.’’

Milli direnişin önlenmesini isteyenlere karşı Kolordu Komutanı Ali Fuat Paşa’nın verdiği cevap, bir beyanname ile herkese duyuruldu. Bu beyannamede milli direniş örgütlerinin kurulması istendi: ’’Bir milletin asırlarca uğruna kan döktüğü mukaddesatına  tevcih elden tecavüze karşı ihzar edilmekte olan müdafaa-i  meşruasına  bu dünyada hiçbir mani olamayacağını her ferde bir defa daha ihtar eylerim. Herhangi bir memur veya şahıs bilvasıta veya bilavasıta teşkilattı işgal, men veya ifsat ile heyecanı mucip olursa mıntıka kumandanlarınca derhal kanunun emrettiği en ağır ceza tatbik edilecektir. İcabında mevki memuriyetimden bittecerrüt  ve bir ferd-i millet olarak mübarek vatan ve mukaddes milletin uğrunda çalışmaya devam edeceğimi alenen taahhüt ediyorum.’’

Karakeçili oymağı milli birlik ve beraberliğimizin önemli yapı taşlarından birisi olarak yaşamaya devam ederek, yüce Türk ülküsünü koruyup geliştirecektir. Onu yaşayan ve yaşatanlara şükranlarımızı sunuyoruz.

 

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments