TÜRKİYE’DE SİYASET ÜZERİNE II

Bu haber 23 Nisan 2019 - 12:44 'de eklendi ve 401 kez görüntülendi.

Ali BADEMCİ

       alibademci@gmail.com

 

Evet İhtilâl sonrası ANAP bir komiteci gerçeği ve tam bir projeydi! İşte öyle bir puslu havada  Ağabey Bush Afganistan’ı Taliban’a boğdurarak  Irak’ı kanlı bir şekilde işgâl etti ve yakın komşumuz oldu! Çoğumuz o  günleri yaşadık ve gördük! Talanla başlayan ANAP, talanla bitti! Çünkü her ABD projesi gibi işin temelinde kapitalizmin kirli ve pis kokulu elleri, zâlim yüzü vardı!  Hâlâ süreç tamamlanmış değildir! Elbette uyanan Türkiye oyunları bozuyor! Duâ ediyoruz inşallah bu bozma oyunlarının içinden de  yeni oyunlar çıkmasın.

 

 

TÜRKİYE’DE SİYASET ÜZERİNE II

 

12 Eylül 1980 İhtilâli Türkiye siyasetinde  yavaş yavaş görülen  yapısal değişiklere kuvvetli bir yol açtı. Hocalar yine sahadaydı ve bu sefer  Aydınlar Ocağı kanalı ile 1960 v 1971 reçetelerini Milliyetçilik ve Atatürkçülük adı altında reçetelendirdiler. Aslında  Atatürkçülük sırf  ihtilâlcilere şirin görünmek için sadece bir kılıftı, yani nazariydi! Milliyetçiliğin  siyasetteki temcilcisi Ülkücüler’i  ve karşıt Sol’u  vatanperverlik olarak  gören  görüşler radikal olarak nitelendirildi ve ağır biçimde  cezalandırıldı. Ülkücüler’in İslâmcılığı ciddiyetten yoksun görüldü; Sol  üzerine  eskimiş Dinsizlik  suçlamaları ile  yine 1950’lerin  Antikomünizm  algıları ile tam bir Amerikan Projesi çullanıldı! Aslında fecî şekilde cezalandırılan Sol ve Sağ’ın  ortadan kaldırılması  Amerikan etkisinden kurtulamayan komiteci generallerin tutkusu idi! İşte 12 Eylül budur: Sağ-Sol  bir neslin ortadan kaldırılması!

 

12 Eylül 190 İhtilâli ile genç aydınlara uygulanan jenosid üzerinde  henüz bilimsel çalışmalar yapılmamıştır. Rejimin hedefi ideolojik gurupların işkence ve zindan günlerinden sağlam sonuçlar ortaya konmamış, çok şeyin  o cezaevi ortamında değiştiğinin fazla farkına varılmamıştır. Sovyetler Birliği Devlet Başkanı Gorbaçov’un Glasnost  siyaseti ile  rejim iflas edince  Türkiye Sağ ve Solu arasında  ciddî bir engel  kalmıyordu! Ülkücüler, Sol’a  göre yeniydi ve bilimsel altyapları  daha zayıftı! Elbette sola meyletmediler ama onlar hakkında düşmanlık fikirleri bir hayli azaldı, ilginçtir ki tarikatlara meyledenler çoğaldı ve içlerinden Mesih  bekleyip kendilerini zindanlarda unutanlar bile oldu! Bu dönemde  onlara yönelik “Fikrimiz iktidarda biz zindandayız” gibi  algı  sloganları  türedildi!  Yiğitleri idama gönderilen bir hareketin hangi iktidarından bahsedilebilirdi! İçeriye gerçek ülkücülerin dışında  bu işlerle ilgisi olmayan provokatör ve mukallidler de doldurulmuştu; ki amaç yozlaştırma ve yanlış istikamete sevk etmekti. Bunda başarı da sağlandı ve ileri projeler için  öne çıkarılanlar oldu!

 

Pratikte İhtilâlin iki sebebi dillendiriliyordu, ilki  Ülkücüler’in 1978 Tandoğan mitingi! O günün  imkânları ile Ankara’da  bir milyon  ülkücü toplanmıştı! İkincisi  Milli Görüş’ün  Konya’da İstiklâl Marşı olmayan 6 Eylül 1980 Kudüs Mitingi! İlginçtir ki yargılamalarda  bu iki olayla ilgili   derin kavuşturmalar olmadı. Konya ekibi dışarıdaydı, sessiz sedasız sanki gizli veya örtülü bir müsamaha ile  faaliyet devam ediyordu! Böylece dışarıda İslâmcı hareket hafif bir blokajla  yedeklendi! İçeride ise yeni bir gurup doğdu, Bölücüler!  Özellikle Dıyarbakır sorgulamaları, DDKO(Devrimci Doğu Kültür Ocakları) tam olarak Kürtçülüğe dönüştü veya dönüştürüldü! O sebeble Türkiye’de Siyasi  İslâm ile  Kürtçülük hareketinin  ivme kazanması aynı yıllara tekâbül eder  ve yaşları da ne yazık ki  aynıdır! Şahsen merak etmiş ve düşünmüşümdür, Tandoğan’da toplanan bir milyon ülkücü  bir hafta Ankara’yı terketmese ne olurdu? Bunu sizler de düşünün! O zamanki Türkiye 43 milyondu, şimdi sadece İstanbul nüfusu 15 milyondur ve devlet imkânları ile  Yenikapı’da ikitidar partisi ve Cumhurbaşkanı  ancak 1,6 milyon kişi  toplayabilmiştir!

 

Turgut Özal 12 Eylül’ün hesapta olmayan sürprizi miydi? Ne yazık ki bu soruya verilecek cevap  düşünüldüğü ve sanıldığı gibi değildir. Generaller kendi düşüncelerinin siyaset olmayacağını tahmin edemiyorsa da ABD. herşeyi projelendirmiş Özal’a gerekli popülariteyi sağlamıştı. Çünkü Ortadoğu’ya inecek  ve Irak’ı işgal edecekti! Hedef İslâmdı, o sebeble daha Sovyetler çıkmadan  Afganistan’a girdiler. Dolayısiyla hâlâ yürürlükte olan  bir proje sahnedeydi ve bu iş ancak bunalımlı bir Türkiye ile realize olabilirdi!  Turgut Özal iki yönden ABD projelerine yol verdi, biri elbette  Ilımlı İslâm yutturmacası diğeri ise  Türkiye’nin  Cumhuriyet’den beri yumuşak karnı Kürtçülük! Bugün neredeyse ABD bu hedeflerine ulaşmış oyunlarını açık oynamaya başlamıştır! Düşünelim ki   herşeyin temeli  o 90’lı yıllardan gelmektedir! Bunu görmeden ve tesbit etmeden  21. yüzyıl Türkiyesinde siyaset analizi yapmak mümkün değilidir!

 

Özal devrinde alan memnun veren memnundu! Rahmetli Erbakan çekimser, lâkin sahip çıkabileceği  aktörler siyasette olduğu için   belki de memnundu! Fakat  Alparslan Türkeş kesin olarak çemberin dışındaydı. Bu hususu  Özal’ın ona karşı olan davranışlarından  kolayca anlayabiliriz. Malum ki Antalya’da Türkeş Bey’in görüşme  isteği Özal tarafından büyük bir kibirle reddedilmiştir. Türkeş’in kolu kanadı kırık  ülkücüler hâlâ zindanlardaydı! İhtilâlcilerde  başlayan  ülkücüleri kullanma  düşüncesi Özal’ın ortaya çıkışında  ana ilke olarak  benimsenmiş ve Türkeş Bey’e rağmen ülkücü tanınan birçok şahsiyet  onun yanında yer almıştı! Erbakan gibi  Türkeş Bey de tam karşı duruş sergilemiyordu, çünkü hâlâ siyaset normal zeminde değildi!

 

Evet İhtilâl sonrası ANAP bir komiteci gerçeği ve tam bir proje idi! İşte öyle bir puslu havada  Ağabey Bush Afganistan’ı Taliban’a boğdurarak  Irak’ı kanlı bir şekilde işgâl etti ve yakın komşumuz oldu! Çoğumuz o  günleri yaşadık ve gördük! Talanla başlayan ANAP, talanla bitti! Çünkü her ABD projesi gibi işin temelinde kapitalizmin kirli ve pis kokulu elleri, zâlim yüzü vardı!  Hâlâ süreç tamamlanmış değildir! Elbette uyanan Türkiye oyunları bozuyor! Duâ ediyoruz inşallah bu bozma oyunlarının içinden de  yeni oyunlar çıkmasın.

 

Muhabbetle.

(Devam Edeceğiz)

 

 

 

 

 

 

Ali BADEMCİ
Ali BADEMCİalibademci@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments