Türk milliyetçiliğinin sistem kurucu mütefekkiri Ziya Gökalp, Hakk’a yürüyüşünün 102. yıl dönümünde rahmet ve minnetle anılıyor. Onun asır önce çizdiği “Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak” ufku ve Turan ideali; bugün 34 harfli ortak alfabe ve 29 Ekim’de Ankara’da toplanacak Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi ile devletlerarası bir gerçeğe dönüşmektedir
Tarih 25 Ekim 1924… Ömrünü Türk milletinin kimlik buhranını aşmaya, dağılan bir imparatorluğun küllerinden millî bir devlet ve ebedî bir mefkure çıkarmaya vakfeden büyük sosyolog, şair ve dava adamı Ziya Gökalp, İstanbul’da gözlerini yumdu.
Bedenen aramızdan ayrılışının üzerinden 102 yıl geçmesine rağmen, Gökalp’in fikrî mirası bugün Adriyatik’ten Çin Seddi’ne uzanan Türk coğrafyasında her zamankinden daha diri ve yol göstericidir.
Osmanlı’nın son döneminde aydınların Batı taklitçiliği ile kendi köklerinden kopuş arasında bocaladığı bir devirde Ziya Gökalp, Türk milletinin varoluş reçetesini üç temel sütun üzerine inşa etti: “Türk milletindenim, İslam ümmetindenim, Garp medeniyetindenim.”
Gökalp’in “hars” (millî kültür) ve “medeniyet” (teknoloji ve metodoloji) arasında kurduğu bu muazzam denge; kendi öz değerlerinden, dilinden, töresinden ve İslam ahlakından taviz vermeden çağın en ileri bilim ve teknolojisine hükmetmenin yol haritasıydı. Nitekim geçtiğimiz aylarda Türk Dil Kurumu (TDK) ve TÜRKSOY iş birliğiyle onun başyapıtı olan “Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak” eserinin beş kardeş Türk lehçesine aktarılarak Türk dünyasının ortak düşünce mirasına kazandırılması, bu reçetenin tüm Türklük için geçerliliğini tescillemiştir.
Hayalden Hakikate: “Vatan Büyük ve Müebbet Bir Ülkedir”
Ziya Gökalp, millî sınırların ötesindeki esir Türk yurtlarının acısını yüreğinde hissederken, Türk birliğini ütopik bir hayal olarak değil, kademeli olarak gerçekleşecek sosyolojik ve tarihî bir hedef olarak tanımlamıştı:
”Vatan ne Türkiye’dir Türklere, ne Türkistan;
Vatan büyük ve müebbet bir ülkedir: Turan!”
”Türkçülüğün Esasları” eserinde Türk birliğinin önce dilde, edebiyatta ve kültürde (hars birliği) başlayacağını, ardından iktisadi ve siyasi iş birliğine evrileceğini öngören Gökalp’in bu ilmî tespiti, bugün adım adım tahakkuk etmektedir:
Dilde ve Kültürde Birlik: Özbekistan’ın 34 harfli Ortak Türk Alfabesi’ni kanunlaştırarak yürürlüğe koyması ve Türk Akademisi’nin ortak tarih-edebiyat müfredatı, Gökalp’in “İstanbul Türkçesinin ve ortak alfabenin birleştirici gücü” tezinin zaferidir.
Siyasi ve İktisadi Teşkilatlanma: 29-30 Ekim 2026 tarihlerinde Ankara’da “Türk Yüzyılı: Dilde, Fikirde, İşte Birlik” temasıyla toplanacak 13. Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Zirvesi; Zengezur Koridoru’ndan Türk Yatırım Fonu’na kadar onun asır önce müjdelediği ortak geleceğin kurumsal çatısıdır.
Kızılelma’nın İzinde Genç Nesiller
Gökalp’e göre milletleri ayakta tutan en büyük güç, buhran dönemlerinde ortaya çıkan yüksek “mefkure” (ülkü) şuurudur. Bugün millî savunma sanayiimizde gökleri delen insansız savaş uçağımıza “Kızılelma” adının verilmesi, Türk gençliğinin kendi semalarında ve kendi kavramlarıyla geleceğe yürümesi, Ziya Gökalp’in ektiği tohumların asırlık çınarlara dönüştüğünün en parlak nişanesidir.
Vefatının 102. sene-i devriyesinde; Türk milliyetçiliğinin yolbaşçısı, fikir ve ülkü devi Ziya Gökalp’i rahmet, hürmet ve minnetle yâd ediyoruz. Ruhu şad, mekânı cennet, mefkuresi ebedî olsun.