betexper
ÜlkücüMilliyetçiTürkçüTürkeşÜlkü Ocaklarıdövizakpchpmhp
DOLAR
8,6790
EURO
10,1809
ALTIN
491,77
BIST
1.392
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
31°C
İstanbul
31°C
Parçalı Bulutlu
Salı Parçalı Bulutlu
25°C
Çarşamba Parçalı Bulutlu
23°C
Perşembe Sağanak Yağışlı
18°C
Cuma Parçalı Bulutlu
21°C

BUGÜN YAPILAN CİDDİ ANLAMDA BİR TERÖRLE MÜCADELE DEĞİL

BUGÜN YAPILAN CİDDİ ANLAMDA BİR TERÖRLE MÜCADELE DEĞİL
03.02.2016
0
A+
A-

Özdağ: TBMM, İbrahim Küçük’ü Bütün Hukukî Sonuçlarıyla Şehit İlân Etmelidir

umit_ozdag_dan_hukumete_cok_sert_sozler_h27553_746bf

Ümit Özdağ:”İbrahim Küçük bir kahramandı. İbrahim Küçük, Türkmen kardeşlerine yardım etmek için, gönüllü olarak, hiçbir karşılık beklemeksizin Bayır-Bucak’a savaşmaya gitmiştir. İbrahim Küçük, kelimenin gerçek anlamı ile, milli ve dini anlamda şehit olmuştur. TBMM, kendisi için özel bir yasa çıkararak İbrahim Küçük bütün hukuki sonuçları ile birlikte şehit ilan etmelidir.”
MHP Genel Başkan Yardımcısı Ümit Özdağ, PKK terör örgütünün Güneydoğu Anadolu bölgesinde kaymakamlık ve adliyede çalışan yerli memurlar arasında örgüt ile dolaylı veya dolaysız irtibatlı olanlar üzerinden istihbarat elde ettiğini söyledi. Terör örgütü ile ilişkisi olduğu düşünülen personelin derhal açığa alınması gerektiğini kaydeden Özdağ, “Ayrıca, uygulanacak rotasyon ile diğer illerden gelecek olan memurların görev yapması sağlanmalıdır. İç İşleri Bakanı ve Adalet Bakanı’nın bu sıkıntıdan haberdar olmamaları mümkün değildir.” dedi.
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkan Yardımcısı Gaziantep Milletvekili Prof. Dr. Ümit Özdağ, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) basın toplantısı düzenledi.
Terörle mücadelenin Sur, Silopi ve Cizre’ye sıkıştırılamayacağını kaydeden Özdağ’ın açıklamaları şu şekilde:
“CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN’IN BİNECEĞİ OTOMOBİLİ UÇAKLA ŞİLİ’YE YOLLAMASI KABUL EDİLEBİLİR BİR DAVRANIŞ DEĞİLDİR”
Değerli basın mensupları,
1 Kasım seçimlerden bu yana geçen süre içinde AKP, TBMM’de çok büyük bir çoğunluğa sahip olmasına ve tek başına iktidar olmasına rağmen terör tırmanmakta, ekonomik istikrarsızlık artarak devam etmektedir. İhracatımız 13 aydan bu yana düşmektedir. 2016 yılı ihracat hedefinin de tutmayacağı daha Ocak 2016’da belli olmuştur. Piyasalarda büyük bir durgunluk devam etmektedir. Hayat pahalılığı ise sürekli artmaktadır. En son yaşanan ekmek ve et zammına Gıda, Tarım ve Hayvancılık bakanı Faruk Çelik’ten tepki gelmesi Türk Milleti ile alay etmektir. Ekonomimiz ağır ve çok boyutlu bir krizden geçerken, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bineceği otomobili uçakla Şili’ye yollaması kabul edilebilir bir davranış değildir. Almanya ve Fransa cumhurbaşkanı bunu yapmazken, Türkiye gibi ağır borçlu bir ülkenin cumhurbaşkanının Lale Devri mantığı ile harcama yapması vicdanları kanatmaktadır.
“AKP HÜKÜMETİ HALA PKK’YA KARŞI SONUÇ ALACAK BİR TERÖRİZM İLE MÜCADELE STRATEJİSİ SÜRDÜRMÜYOR”
Dış politikada yalnızlaşan Türkiye Ortadoğu’dan tamamen atılırken, müttefikleri tarafından da terk edilmektedir. ABD’li diplomatlar, Ayn El Arap’ta PKK’lılar ile görüşmekte ve teröristlerden plaket almaktadırlar. Bütün bunlar olurken,  Erdoğan Türkiye’nin bu meseleleri hiç yokmuşçasına şimdi de Türkiye’yi başkanlık için bir başka maceraya sürükleme arayışı içindedir.
Milliyetçi Hareket Partisi, 7 Haziran seçimlerinden sonra PKK terörü ile etkin bir mücadele için sıkıyönetimin şart olduğunu ileri sürmüştü. AKP ise “tek başına AKP iktidarını” istikrarın tek şartı olduğunu iddia etmişti. 1 Kasım seçimlerinden tek başına AKP iktidarı çıktı. 1 Kasım’dan bu yana terör artıyor. İlçe merkezlerinde ayları aşan sokağa çıkma yasaklarına rağmen PKK terör örgütünün beli kırılamadı. Aksine önümüzdeki aylarda PKK terörünün daha da artacağı belli oluyor. Her geçen gün şehit haberlerini dinliyoruz. Özetle, AKP Hükümeti hala PKK’ya karşı sonuç alacak bir terörizm ile mücadele stratejisi sürdürmüyor.
AKP’nin eski sözcüsü ve bir kaç gün öncesine kadar genel başkan danışmanı olan Hüseyin Çelik, “PKK, ağır silahlarıyla gelip metropol bir şehre, Sur’a yerleşmişse bunda kendisi için ders ve sorumluluk çıkaracak bir çok etkili ve yetkili olmalıdır” demektedir. Ancak bütün olanlardan hala ders çıkaran AKP’li yetkili olmadığını görüyoruz. AKP Hükümeti’nin 300 maddelik bir yeni terörizm ile mücadele konsepti hazırladığı belirtilmektedir. Basında çıkan ilk özetlerden konseptin temel bir ana fikrinin olmadığı görülmektedir. Günü kurtarmaya çalışan bu yaklaşım, evlatlarımızın şehit ve gazi olmasına rağmen, sonuç alıcı olmadığı gibi Türkiye’nin başına daha büyük belalar açacaktır. Hükümet sözcüsü Başbakan yardımcısı Numan Kurtulmuş hala büyük bir aymazlık içerisinde terörle mücadele parantezini kapatacaklarını söylemektedir.
“BUGÜN YAPILAN CİDDİ ANLAMDA BİR TERÖRLE MÜCADELE DEĞİL, SADECE ASAYİŞİ SAĞLAMA ÇALIŞMASIDIR”
Değerli basın mensupları,
Bazı AKP’liler, “Bizi neden eleştiriyorsunuz? İşte sizin söylediğinizi yapıyoruz ve PKK ile mücadele ediyoruz” diyorlar. Hayır, AKP, MHP’nin söylediğini yapmıyor. Hatta bugün yapılan ciddi anlamda bir terörle mücadele değil, sadece asayişi sağlama çalışmasıdır. Üstelik askerlerimiz ve polisimiz canları pahasına AKP’nin yapmış olduğu hataları temizlemeye çalışırken, bir yandan da hem PKK ve HDP ile bir daha görüşmeyeceğiz deyip, ertesi gün Türk Milleti diyemediği için milletvekili yeminini etmeyen Leyla Zana ile görüşmeyi kabul etmek anlaşılır değildir.
“PKK TERÖRÜ SADECE SİLAHLA BİTMEZ ANCAK SİLAHSIZ HİÇ BİTMEZ”
Milliyetçi Hareket Partisi olarak AKP Hükümeti bir kez daha uyarıyoruz. Terörle mücadele Sur, Silopi ve Cizre’ye sıkıştırılamaz. Bütün vatan sathında sürdürülmelidir. PKK’nın sadece silahlı terörist kadroları değil, silahlı kadroları ayakta tutan,  besleyen kadrolarında terörist mücadelesi hedefi olmalıdır. PKK terör örgütünün para kaynakları hedef alınmalıdır. PKK’nın Kandil’deki ve Kobani’deki merkezleri hedef alınmalı ve vurulmalıdır. Ve PKK’ya karşı, uzun vadeli, etkili ezici bir anti-terörizm strateji izlenmelidir.
Terör bitmeden istikrar olmaz. Milliyetçi Hareket Partisi olarak Türkiye’nin PKK terörünü aşması için gereken politikaları uygulamaya hazırdır. Milliyetçi Hareket Partisi terörle mücadeleye günü kurtarmayı değil,  Türkiye’nin geleceğini kurtarmayı hedefleyen bir anlayış ile yaklaşmaktadır.Milliyetçi Hareket Partisi, terörle mücadeleyi “güvenlikçi politikalar ile olmaz demokrasi ile olur” şeklindeki cahilce bir zemine oturtmaz. MHP, terörle mücadelenin ancak akıllı güç kullanımı ile sonuca ulaşacağını bilmektedir. PKK terörü sadece silahla bitmez ancak silahsız hiç bitmez. PKK terörü ancak uzun vadeli ve çok boyutlu bir mücadele ile sonlandırılabilir. PKK’nın aşılması, güvenlik politikaları ile desteklenen bir politik mücadele ile mümkündür.
“ARTIK HALK GÜVENLİK GÜÇLERİNE TERÖRİSTLERİN YERLERİNİ BİLDİRMEYE BAŞLAMIŞTIR”
Değerli basın mensupları,
Güvenlik güçlerimiz,  AKP Hükümetinin izni ile şehirlerimizi kent savaşı için hazırlayan ve adeta işgal eden PKK terör örgütünü yerleştikleri mevzilerden sökmek için büyük bir mücadele vermektedirler. Başbakan Davutoğlu’nun ifadesine göre güvenlik güçleri Sur’da 11 ton mühimmat ele geçirmişlerdir. Şırnak’ta PKK terör örgütü günde 60 bin mermi yakmaktadır. Sadece bu iki rakam AKP Hükümeti’nin izin vermesi sayesinde şehirlerimizin PKK tarafından nasıl bir ayaklanma için kapsamlı şekilde hazırlandığını göstermektedir. Şimdi, güvenlik güçlerimiz canları pahasına, herhangi bir uzun vadeli terörizm ile mücadele anlayışı olmamasına rağmen, AKP iktidarının ortaya çıkardığı ve ülkemizin bütünlüğü için tehdit haline gelen durumu sona erdirmek için savaşmaktadır.
Güvenlik güçlerimizin büyük bir fedakârlık ve cesaretle kendilerini halka siper etmeleri, halkı güvenlik güçlerine yardım etmeye sevk etmektedir. Artık halk güvenlik güçlerine teröristlerin yerlerini bildirmeye başlamıştır.
PKK, AKP Hükümetinin kendisine gösterdiği hoşgörü sayesinde sadece kentlere silah, cephane ve bomba yığıp, yolları mayınlanmış hendekler ile kapatmakla kalmamıştır. Terör örgütü, kendisine açılan geniş hareket alanı sayesinde güvenlik güçleri ve aileleri ile ilgili kapsamlı istihbarat yapabilmiştir. Nitekim birkaç gün önce Cizre’de bir evde yapılan aramada PKK’nın elinde askeri personelin araba plakaları, eş ve çocukları ile ilgili bilgiler içeren bir dosya ele geçirilmiştir.
“PKK DİYARBAKIR’DAN 1000 YILLIK TÜRK TARİHİNİN İZLERİNİ SİLMEYE ÇALIŞMAKTADIR”
Değerli basın mensupları,
Sur’daki çatışmaların genellikle gözden kaçan veya üzerinde çok durulmayan bir boyutu vardır. PKK terör örgütü Diyarbakır’daki eylemleri ile Diyarbakır’dan 1000 yıllık Türk tarihinin izlerini silmeye çalışmaktadır. 6-7 Ekim olaylarında devletimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün “fikirlerimin babası” diye nitelendirdiği Ziya Gökalp’in evi tahrip edilmiştir. Kurşunlu Camii PKK tarafından yakılmıştır. Dört ayaklı minareye saldırı düzenlenmiştir. PKK’nın Buda heykellerini yıkan veya antik kentleri imha eden IŞİD’den özü itibarı ile hiçbir farkı yoktur.
“AKP HÜKÜMETİNE TERÖRLE MÜCADELEYE KATKIDA BULUNACAK BAZI SOMUT ÖNERİLER”
Değerli basın mensupları,
Bu noktada,  AKP Hükümetine terörle mücadeleye katkıda bulunacak bazı somut önerilerde bulunacağım.
 1) PKK terör örgütü Güneydoğu Anadolu bölgesinde kaymakamlık ve adliyede çalışan yerli memurlar arasında örgüt ile dolaylı veya dolaysız irtibatlı olanlar üzerinden istihbarat elde etmektedir. Terör örgütü ile ilişkisi olduğu düşünülen personel derhal açığa alınmalıdır. Ayrıca, uygulanacak rotasyon ile diğer illerden gelecek olan memurların görev yapması sağlanmalıdır. İç İşleri Bakanı ve Adalet Bakanı’nın bu sıkıntıdan haberdar olmamaları mümkün değildir. Bir an önce harekete geçerek, valilik, kaymakamlık ve adliyelerde gereken düzenlemeler yapılmalıdır.
2) Jandarma Özel Harekât’ta 35 yaş sınırı bulunmaktadır. Kırsal alanda bu yaş sınırının fizik-kondisyon açısından önemli bir mantığı vardır. Ancak kent çatışmalarında fizik-kondisyon kadar önemli olan bir husus tecrübedir. Halen Sur, Cizre ve Silopi’de görev yapan jandarma özel harekât mensuplarının büyük bir bölümü 2014 ve 2015 mezunu uzman çavuşlardan oluşmaktadır. Bir an önce jandarma özel harekata  katılım yaşı 45’e çıkarılmalıdır. Böylece büyük bir deneyim ve bilgi birikimi olduğu gibi yeni kadrolar jandarma özel harekât kadrolarına katılma imkânı bulacaklardır. Öte yandan polis özel harekâtta da 45 yaş sınırı olmalıdır.
3) Güvenlik personelin operasyonlar sırasında konuşlanma şartları iyileştirilmelidir. Barınma ve yiyecek şartlarında düzeltme yapılması şarttır.
4) Yapılacak yasal bir düzenleme ile geçici köy korucularının kentlerde gerçekleşen çatışmalarda hiç sorunsuz mücadele edebilmelerinin önü açılmalıdır. Bu konuda atılabilecek en basit adım gece bekçiliği statüsünü kullanmak olabilir.
5) PKK ilk kez bu kadar etkili keskin nişancı kullanmaktadır. PKK saflarında bu kadar çok keskin nişancı yoktur. Bu keskin nişancıların bir bölümü Ayn El Arap’taki çatışmalara da katılmış ve Türkiye’ye Ayn El Arap’tan sızan yabancı kökenli paralı askerler olduğuna dair bilgiler vardır. Ayn El Arap’ın muhakkak deşifre edilmesi ve Türkiye’de devam den terör eylemlerinin beyni olduğu ortaya konulmalı ve bu şehirdeki terörist yapılanmaya karşı gereken askeri ve örtülü operasyonlar yapılmalıdır. Bu çerçevede bir Amerikalı diplomatın bu kente giderek PKK’lı teröristler ile görüşmesi ABD’nin PKK ile yaptığı ilk açık diplomatik temastır. AKP Hükümetinin bu Türkiye’yi dikkate almayan temastan sonra atacağı adımı merak ile bekliyoruz.
6) Şırnak ile merkezinin Cizre’ye, Hakkâri il merkezinin Yüksekova’ya taşınması çalışmaları derhal durdurulmalıdır. Bu adım güvenlik bürokrasisi ile görüşülmeden masa başında atılmış bir adımdır. Hiçbir ciddi güvenlik mülahazası yapılmadan böyle bir adımın atılmasına karar verilmiştir. Şırnak ve Hakkâri, dağlık bölgelerde konumlanmıştır. Bu iki kentin boşaltılması, PKK’nın Hakkâri ve Şırnak’ı Kandil’ çevirmesine neden olacaktır. Cizre ve Yüksekova’da yapılması planlanan kent planlaması ve düzenlemelerin yapılabilmesi için bu ilçelerin il merkezi olmasına gerek yoktur.
7) Terör örgütüne destek olan çocukların ailelerine yapılan sosyal yardımlar derhal kesilmelidir.
8) Başta AKP Diyarbakır İl başkanı olmak üzere bölgedeki AKP il görevlileri asker ve polise operasyonları nasıl yönetecekleri konusunda ders ve hatta emir verme hadsizliğinden bir an önce vazgeçmelidir.
9) Bu çatışmalarda her gün canlarını ve kanlarını veren şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Onlar hayatlarının baharında canlarını vererek toprağı vatan yapmaya devam ediyorlar. Allah şehitlerimizin geride Türk Milletine emanet olarak bıraktığı ailelerine yardım etsin, acılarını hafifletsin. Şehitlerimiz ve aileleri bilmelidirler ki, uğruna kan döktükleri Türkiye üzerinde en ufak bir değişiklik yapılmasına Milliyetçi Hareket Partisi ne pahasına olur ise olsun izin vermemeye kararlıdır. Vatan şehit ve gazilerimize minnettardır. Vatan değince kastım şehit ve gazi haberleri gelirken, vur patlasın çal oynasın şeklinde bir ruhsuz yaşam tarzını sanki bu ülkede yaşamıyorlarmışçasına sürdüren azınlığı kastetmiyorum. Türk Milletinin sessiz büyük bir çoğunluğu içi ağlayarak gelişmeleri izlemektedir.
10) Sevgili gazi kardeşlerimize bir an önce şifa bulmalarını ve sevdikleri ile birlikte bundan sonra sağlıklı bir hayat geçirmelerini diliyorum. Biz onlara şehit ve gazi diyoruz ancak AKP’nin çıkardığı yasalar demiyor. Allahsız ve vatan haini bir çeteye karşı, terörle mücadele ederken, yaşamını kaybedenlerin yasal tanımı yasada yapılacak değişiklikle “vazife ölümü” ifadesi yerine tekrar “şehit” olmalıdır. Yaralanan personel ise “vazife malulü” olarak değil, hak ettikleri şekilde gazi olarak tanımlanmalıdır.
Gazi personelden sağlık harcamalarında en ufak bir katkı alınmamalıdır. Bütün sağlık harcamaları son kuruşuna kadar devlet tarafından ödenmelidir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak gazilerimize milletvekillerimizin sahip olduğu haklardan daha fazlasının sağlanmasını gerektiğine inanıyoruz.Bütün bunları yaparken, gazilerimiz üzerinden rant elde eden şirketlerin tepesine de Maliye Bakanlığı bütün imkanları ile gitmelidir.
“TBMM, BİR YASA ÇIKARARAK İBRAHİM KÜÇÜK BÜTÜN HUKUKİ SONUÇLARI İLE BİRLİKTE ŞEHİT İLAN ETMELİDİR”
Sayın basın mensupları,
Söz şehitlerden açılmış iken Bayır-Bucak’ta Suriye Ordusu ve Rus Ordusuna karşı savaşırken şehit olan Milliyetçi Hareket Partisi İstanbul Fatih ilçe teşkilatı 2. Başkanı İbrahim Küçük’ü anmadan geçemeyeceğim. İbrahim Küçük bir kahramandı.  İbrahim Küçük,  Türkmen kardeşlerine yardım etmek için, gönüllü olarak, hiçbir karşılık beklemeksizin Bayır-Bucak’a savaşmaya gitmiştir. İbrahim Küçük, kelimenin gerçek anlamı ile, milli ve dini anlamda şehit olmuştur. TBMM, kendisi için özel bir yasa çıkararak İbrahim Küçük bütün hukuki sonuçları ile birlikte şehit ilan etmelidir.
Özdağ, konuşmasının sonunda gazetecilerin sordukları sorulara cevap verdi:
“BÜLENT ARINÇ’A İNANIYORUM”
Bir gazetecinin “Bülent Arınç ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında özellikle Dolmabahçe üzerinden yürütülen tartışma hakkında neler söylersiniz?” sorusuna Özdağ, “Ben Bülent Arınç’a inanıyorum.” dedi.
“17-25 SONRASINDAKİ SÜREÇ ASLINDA İKTİDARIN ANAYASAYA KARŞI DARBE DÜZENLEMİŞ OLDUĞU BİR SÜREÇTİR”
“Yarın mecliste anayasa uzlaşma komisyonu ilk çalışmasına yapacak MHP’nin beklentisi nedir?” sorusuna Özdağ, “MHP olarak parlamenter demokratik sistemin güçlendirilerek devam etmesini istiyoruz. 17-25 Aralık sürecinde askıya alınan hukuk devletinin tekrar tesis edilmesi gerektiğine inanıyoruz. Yargı bağımsızlığının tekrar kurulması gerektiğine inanıyoruz. Bugün mevcut anayasanın iktidar tarafından istenilen maddesinin uygulandığını, istenilen maddesinin uygulanmadığını biliyoruz. Bu anlamda 17-25 sonrasındaki süreç aslında iktidarın anayasaya karşı darbe düzenlemiş olduğu bir süreçtir. İktidarın anayasaya karşı darbe düzenlemiş olduğu ve anayasanın belirli bölümlerini askıya aldığı süreçtir. Bu anayasa yapım sürecinden beklediğimiz Türkiye’de tekrar demokratik hukuk devletinin parlamenter sistem çerçevesinde oluşturulmasıdır. Başkanlık tartışmalarının biz PKK ile daha doğrusu Abdullah Öcalan’la yapılan pazarlıkların bir parçası olarak görüyoruz. Büyükşehir yasası ile idari federasyonun temelleri atılmıştı, şimdi başkanlıkla siyasi bir özerk bölge niteliği de oluşturulmaya çalışılacak. Esasen 2012-2013-2014’te iktidar tarafından yapılan açıklamalarda böyle bir sürecin ipuçlarının nasıl verildiğini hatırlıyoruz. Halkın kafasını karıştırmak ve geçmişi örtmek adına üniter devlette de başkanlık olur ifadeleri kullanılıyor burada da samimi olmadıklarını iyi biliyoruz. AKP’nin içinde bu konuda büyük bir çatışma olduğunun farkındayız.”
“GENEL MERKEZ TÜZÜĞE UYGUN OLARAK BAŞVURULARI İNCELİYOR”
Başka bir gazetecinin, “MHP’de muhaliflerin kongre taleplerine yönelik kayyum süreci başlayacağı haberleri yer alıyor nasıl yorumlarsınız?” sorusuna Özdağ, “Öyle bir süreç henüz yok. Genel merkez tüzüğe uygun olarak başvuruları inceliyor. İnceleme devam ediyor.” dedi.
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Porno Gratuit Porno Français Adulte XXX Brazzers Porn College Girls Film érotique Hard Porn Inceste Famille Porno Japonais Asiatique Jeunes Filles Porno Latin Brown Femmes Porn Mobile Porn Russe Porn Stars Porno Arabe Turc Porno caché Porno de qualité HD Porno Gratuit Porno Mature de Milf Porno Noir Regarder Porn Relations Lesbiennes Secrétaire de Bureau Porn Sexe en Groupe Sexe Gay Sexe Oral Vidéo Amateur Vidéo Anal