betexper
ÜlkücüMilliyetçiTürkçüTürkeşÜlkü Ocaklarıdövizakpchpmhp
DOLAR
8,8689
EURO
10,4740
ALTIN
499,21
BIST
1.385
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
23°C
İstanbul
23°C
Parçalı Bulutlu
Pazar Az Bulutlu
26°C
Pazartesi Az Bulutlu
25°C
Salı Sağanak Yağışlı
22°C
Çarşamba Mevzi Sağanak
21°C

OĞUZLAR’DA BAZI DİNÎ GELENEKLER

OĞUZLAR’DA BAZI DİNÎ GELENEKLER
08.02.2016
0
A+
A-

Ali BADEMCİ

alibademci@gmail.com

 

Bugün zifafta “Çarşaf” geleneği tamamen terkedilmiştir; hatta “Kanlı Bez” deyimi   tahkir edici görülmüştür. Halbuki “Âile” gibi bir sağlam müessesesinin teşekkülünde  bu iş çok önemlidir ve bugün tereddütlerden ötürü boşanmalar artmış  ve doğan çocuklar anaların  kucağına terk edilmiştir. Elbette kızın başından bir şey geçmiş olabilir; bu hususun önceden bilinmesinde ne gibi bir mahsur vardır? Sonra ortaya çıkıp aileyi dağılacağına ve iki ailenin arası açılacağına bilinene göre hareket edilmesinin hiçbir kötü yanı yoktur. Dolayısıyla müessese ortadan kalkınca hile ve aldatmacalar başlamaktır, ki çürük âilelerin yegane sebebi budur. Bu düşünceleri tartışarak, çirkin kabul etmek elbette yanlıştır. Çünkü hiçbir dilde olamayan “Gönül” mefhumunu parçalamak mümkün değildir. Akademisyen arkadaşların yerinde olsam bu sosyolojik müesseseyi tarihi ve geleneksel boyutları ile adam akıllı bir tez konusu yaparım

  

Genel olarak Türkler’de dinî geleneklerin bir kısmı  örtülü kalmıştır; bu sebeble ne İslâm öncesi ne de sonrasında  bunları bulup çıkarmaya  çok gayret etmemişizdir. Thomsen “Türk” ve “Tanrı” kelimelerinin müteaddit zikrinden hareket ederek Türk Yazıtları’nı çözebilmiştir. Sanırım “Tanrı” kelimesi 160 satırlık Yazıtlar’da 112 defa zikredilmektedir. Tabiî ki  “Türk” adı da öyledir.  Oğuzlar gibi Türk kavimlerinin Türk deyimi önünde veya yanında  zikri ise bu deyimde kültürel ve ağır bir mânâ yükü bulunduğunu açıkça ifâde etmektedir. Elbette Göktürkler de bir imparatorluktu; mutlaka kurucu unsur belliydi, fakat bir kabileler konfederasyonuydu. Bu konfederasyonu oluşturanlara da  “Akraba Ulular” deniyordu; işte Moğollar böyledir. Tarih bize şunu gösteriyor ki  sadece kendi ırkını esas alan  bir Türk organizasyonu yoktur. Göktürkler’in  sırlarını ancak  “Mongolistler”in çalışmaları ile  tanıyabiliyoruz. Cengiz’den sonra dağılan, kendini kaybeden ve “Budizm”e heves eden Moğollar’ın şimdiki acı durumu gözler önündedir.

 

Bugün eski Türk inançları ile ilgili düzgün bir çalışma bulamazsınız; gençlerin çok telâffuz ettiği “Şamanizm”  mefhûmunun içi doldurulamamıştır. Türk Şamanizmi Dünya Şamanizmi’nden çok farklı özellikler taşımaktadır; fakat maalesef bu sahada dolgun araştırma bulunmuyor; Şamanizm’i ancak Rus ve Sovyet çalışmaları ile tanıyabiliyoruz. Onlarda bütün çalışmalarını askeri ve siyasi amaçlarla yaptırmışlardır. 2000’i aşkın bu çalışmalarında bizlerin adını bile bilmediğimiz Türk kavimleri üzerine  “Tez” çalışması yapılmıştır. Kendisi Türk asıllı olan Katanov Türkiye’de tanınmıyor; eserlerini bilen yok; halbuki  İstanbul Üniversitesi’nde zamanında  ihale ile satın alınmış  kitap ve çalışmaları raflarda durmaktadır. Akademiler yarım yamalak siyaset yapacağına bunları elden geçirmelidir.

 

Giriş belki uzun oldu ama İslâmlaşarak batılılaşan Oğuzlar’ın İran, Anadolu ve Ortadoğu’ya taşıdığı gelenek ve inançları  mutlaka ortaya çıkarmalıyız. İki gün  bazı Oğuz  tabirlerinden bahsettim, bugün bu üçüncü yazı ile  bunları biraz daha açalım. Bir örnek olmak üzere Oğuzlar’ın  evlenme törenleri tamamen  eski yurtlarında olduğu gibi e tamamen dini törenlerden ibarettir. İslâmiyet’ten önce de  benzer şekilde törenleri biliyoruz. Elbette bu törenler birkaç gün önceden “Toylar” ile başlardı. Bunlar zifaf öncesi  eğlenceler şeklindeydi. Kültür özellikleri ortaya konulur fakat “Kamlar”ın çok iştiraki olmazdı. Ama “Zifaf” gecesi  din adamları mutad kıyafetleri, davulları ve gelenek üzre  kıyafetleri ile  bu törenleri  idare ederlerdi. Cemaat “Kam”ın  söylediklerini tekrar eder ve ibadet makamından  erkek evine doğru  elinde meşalelerle, fakat dinî musiki eşliğinde gidilirdi. Benzer şekillerinde Oğuzlar’da hâlâ bu âdetler devam etmektedir, eski gelenekler tam bir İslâmi versiyona dönüştürülmüştür.

 

Zifaf gecesi törenleri yatsı namazından sonra camii çıkışında başlar; namaz kılmayanlar da bu mekânda  topluluğa mutlaka iştirak ederdi. Fakat damat adayı mutlaka ibadetini yapmıştır. Düğün evine gidilirken yollarda ilâhiler okunur ve sık sık tekbir getirilir. Bu tam bir dini törendir ve eve varıldığında  meşguliyet eğlence ve davula  dönüşürken “İmam” efendi nikâh kıyar ve gelinin  “Mihr i- Hakları”nı kayıt altında alır. Bundan sonra  artık  gelin damada helâldir ve hâtunu haline gelmiştir. Zifaf gecesi gelin âilesinden mutlaka yakın akraba bir kadın  damat evinde kalır; çünkü sabah  “Çarşaf” geleneği vardır. Bu müessesenin izahı elbette ve ayrıca bir sosyoloji konusudur. Çarşaf o güne kadar bu “Hatun”a erkek elinin değmediğinin ispatıdır. Böyle bir sonuç alınmışsa ertesi gün kuşluk  vakti  davul  bu işi ilân edercesine  gür bir sesle etrafı inletmeye başlar.

 

Bugün zifafta “Çarşaf” geleneği tamamen terkedilmiştir; hatta “Kanlı Bez” deyimi   tahkir edici görülmüştür. Halbuki “Âile” gibi bir sağlam müessesenin teşekkülünde  bu iş çok önemlidir ve bugün tereddütlerden ötürü boşanmalar artmış  ve doğan çocuklar anaların  kucağına terk edilmiştir. Elbette kızın başından bir şey geçmiş olabilir; bu hususun önceden bilinmesinde  ne gibi bir mahsur vardır? Sonra ortaya çıkıp aileyi dağılacağına ve iki ailenin arası açılacağına  bilinene göre hareket edilmesinin  hiçbir kötü yanı yoktur. Dolayısıyla  müessese ortadan kalkınca hile ve aldatmacalar başlamaktır, ki çürük âilelerin  yegane sebebi budur. Bu düşünleri tartışarak, çirkin kabul etmek elbette yanlıştır. Çünkü hiçbir dilde olamayan “Gönül” mefhumunu parçalamak mümkün değildir. Akademisyen arkadaşların yerinde olsam bu sosyolojik müesseseyi tarihi ve geleneksel boyutları ile adam akıllı bir tez konusu yaparım.

 Muhabbetle. 

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Porno Gratuit Porno Français Adulte XXX Brazzers Porn College Girls Film érotique Hard Porn Inceste Famille Porno Japonais Asiatique Jeunes Filles Porno Latin Brown Femmes Porn Mobile Porn Russe Porn Stars Porno Arabe Turc Porno caché Porno de qualité HD Porno Gratuit Porno Mature de Milf Porno Noir Regarder Porn Relations Lesbiennes Secrétaire de Bureau Porn Sexe en Groupe Sexe Gay Sexe Oral Vidéo Amateur Vidéo Anal