betexper
ÜlkücüMilliyetçiTürkçüTürkeşÜlkü Ocaklarıdövizakpchpmhp
DOLAR
9,5111
EURO
11,0726
ALTIN
548,60
BIST
1.513
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Parçalı Bulutlu
18°C
İstanbul
18°C
Parçalı Bulutlu
Perşembe Parçalı Bulutlu
16°C
Cuma Çok Bulutlu
17°C
Cumartesi Parçalı Bulutlu
17°C
Pazar Sağanak Yağışlı
18°C

NAKŞİLİK TÜRK TARİKATI MI?

NAKŞİLİK TÜRK TARİKATI MI?

Ali BADEMCİ

alibademci@gmail.com

 

Osmanlı devrinde  “Bektaşilik”e karşı devlet koruması ile  Türkiye’de tutunan “Nakşibendilik”in   bir Türk  tarikati olduğu  rastgele konuşulmağa  başlandı! Acaba öyle mi? Tarikat Türkistan menşeyli, bu tarikatin Türkî olduğuna kararvermek için esas mekânın düşüncelerini bilmek gerekmiyor mu? Diğer bir deyimle Osmanlı nazarı veya görüşü bize yeterli midir?   Geçen hatfa ATV Haber’de  Murat Bardakçı ve Erhan Afyoncu böyle görüşleri savundular; elbette Osmanlı açısından bu görüşler doğrudur ve dostlarımızın  Osmanlı tarihi bilgilerine  saygımız vardır! Fakat Türk düşünce tarihi yönünden menşei Türkistan olan bu tarikat üzerinde yapılacak araştırmalarda, o yüzünde hiç de “Millî” olduğunu söylemek ve “Türkî”olduğunu iddia etmek mümkün değildir! Devlete dayalı ve onunla iç içe bir tarikatin  OsmanlıTürkiyesi’nde  yaygınlığı da doğru değildir ve genel olarak popüler sahası  İstanbul’dur; geniş Osmanlı ülkesinin başka nerelerinde bulunduğu, hikmet-i vücûd ettiği  açıklanmalıdır! Genel olarak Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da  Said-i Nursi ile başlayıp Fethullah Gülen  ile devam eden  bir Nakşi Kürt damarı vardır; bu hareketleri  İstanbul’da siyasete  karışmayan  Nakşi şeyhleri ile eşleştirmek mümkün değildir;bu yönü ile  Nakşilik Osmanlı devlet bünyesinde bir aydın hareketidir ki  Osmanlı’da okur yazarlık nisbeti de pek iyi  bilinmektedir! Kürt NakişilğiDersaadet ile bağlantılı olmadığı gibi, Kürtler kanalı ile Kars’ı aşıp İran’a nüfûz edememiştir! Ne olmuş; işte bir süre Kürtler’in  İran’a meyli önlenmiştir! Cumhuriyet yıllarında askeri bürokraside görülen “Nakşilik” in siyasete dönüştüğü de söylenemez! Bugün Anadolu’da halk bazında  Nakşi parmakla gösteremezsiniz de nasıl Türk tarikatı oluyor  anlamak mümkün değildir!

 

Nakşibendilik  adını bile kurucusu olan  BahaüddinNakşibend’den(1318-1389) alımıştır; Fars asıllı olan  bu zatın nasıl bir Türk tarikati oluşturduğu hiç mi düşünülmemektedir! Bahaüddin,Buhârâ Tacik’lerindendir ve silsilesi bir yana görüşleri AhmedYesevi’nin(1093-1166) mürşidi ve yine Fars asıllı olan  YusufHemedanî(1048-1140) ile ilişkilendirilmektedir. Bu hususu  tasavvuf düşüncesi yönünden   kaynaklandırmak mümkün değildir; çünkü BahaüddinNakşibend ile Emir Timur münasebetlerine bakılırsa  o daha baştan beri siyasi bir şahsiyettir ve aynızamnında Türkistan’ında Türkler nezdinde fikir ve zikirleri ile hiç de muteber bir şahsiyet değildir. O sebeble Emir Timur’un Nakşî olduğu ve o doğmadan  bir asır evvel hakkın rahmetine kavuşan  AhmedYesevi’nin bu adamın görüşlerinden etkilendiği elbette düşünülemez! Yesevî’nin mürşidi olduğu öne sürülen Yusuf Hemedanî Sünni Hanefi bir  zat ve tabanı Buhârâlı  şehirli Müslümanlarıdır; Bahaüddin gibi siyasete nüfuz ettiği de söylenemez; ona Osmanlı’nın yardım ettiği görüşleri de tarih bilmemektir; çünkü o zaman Osmanlı yoktu! Fakat AhmedYesevi’yi elbette etkileyen Hemadanî’nin  kendisi daha çok etkilenmiş ve  Yesevi birlikteliğinden sonra  tıpkı onun gibi “Konar-Göçer” Müslümanlıkta demirlemiştir; bu husus kaynaklarda yer almaktadır.O sebebleYesevi’ninHemedanî’den etkilenmesi bir yana  Şeyh’in görüşlerini tamamen değiştirdiği de  rahatlıkla ifâde edilebilir.Hemadanî ile bir bağlantı da bu zatın halifesi olan ve  1179’da  ölenGucdavani’nin görüşleri ile Bahaüddin’in fikirleri arasındaki  örtüşmedir, ki  bu son zat da  Fars asıllıdır. Bizim ülkedeki uydurmalara göre Gucdavani’nin Nakşiliği sistemleştirdiği söylenir ama   bu zat Bahaüddin doğmadan  139 sene evvel ölmüştür! Bu iddialarla şu husus doğrulanmaktadır ki Nakşilik  hangi toplum arasında karşılık bulursa bulsun özellikte siyasette  bir Fars düşünce ürünü veya dini ideolojisidir!

 

BahaüddinNakşibend’densonra   üçüncü Şeyh Ubeydullah Ahrar da  Taşkend’li bir Taciktir ve korkunç bir siyaset adamıdır! Emir Timur’ın oğlu Şahruh’tantorunu  ve modern Türk milliyetçiliğinin kurucusu  Mirza Uluğ Bey(1393 – 1449); henüz genç yaşta, Semerkand’da sabah namazına giderken, Ahrar’ın azmettirdiği, Mirza’nın hayırsız oğlu  Abdüllatif tarafından  hunharca şehid edilmiştir.İşte bu tarihten sonra   devlete hakim olan Nakşilik Türkistan’ı daha sonraki  cehalet yıllarına taşımış ve devasa bir din kültürü mahvedilerek hurafelerle donatılmıştır. Doğu Türkistan’ı etkileyen batı Türkistensiyaseti  uzun yıllar “Hocalar” iktidarını ortaya çıkarmış; fakat ne kadar etkilenirlerse etkilensinler batıdan gelen bugünkü Şeybanî veya Özbek’ler bir dereceye kadar Türkistanı dengelemişlerdir!

 

IX.Asırda ortaya çıkan  ve bir mezhep görünümünde olan Matrudilikelbette Türk düşüncesinin ürünüdür ve İmam-ı Azam’ı temel almıştır; yani Hanefi inançlar içindedir! Moğol istilâsında onlarla savaşarak şehid olan ve Şafii mezhebini esas alan Necmeddin Kübra’nınKübreviliğide  Türk düşüncesi ürünüdür! Fakat Nakşilik asla! Bu düşünce  Hâlâ geleneklerinde israrlakorunan  “Takiyye” metotları ile çalışmaktadır. Osmanlı tarihçilerinin meseleye daha yakından ve hassas gözlükle bakmaları gerekiyor! Osmanlı’dan gelen  bir takım  Osmanlı birokrasisinin  gayet masum ve saf inançlarla  “Nakşilik”e meyletmesi bu düşüncenin  temel kurallarını değiştirmez! Ne yazık ki  ABD bu incelikleri  bizim aydınlardan çok iyi bilmekte ve 50 yıldan beri sadece dini düşünceler üzerinde çalışmakta ve bu istikamette siyaset üretmektedir. Çoktan göçmüş olan Küçük Hüseyin Efendi’nin siyaset dışı  düşünceleri bizi bu bataklıktan kurtaramaz! Bu sulak bölgede  nelerin türediği ve şu günlerde ne hâle dönüştüğünü görmemek mümkün mü? Elbette bu düşünceler konuşulsun ve yazılsın, fikrin kimseye zararı olmaz; lâkin Ubeydullah Ahrarvari  devlet yanında paralel siyaset yapılmasın! İşte Esas derdimiz ve rahatsızlığımız budur!

 

Elbette Müslüman Türkiye’de  din eğitimi olacak ve milli kültürümüzü de şekillendirecektir; lâkin  bu işleri dergâh ve bargâhtan akademik ortama taşımak şarttır! Âlimlerimiz ve bilim adamlarımız tartışsın, düşüncelerimizi zenginleştirsin, lâkin bu iş açık açık yapılsın, kapalı duvarlar kaldırılıp “Siyasi Cemaatçılık” önlensin! Bu konuda yeteri kadar zengin bir kültürümüz var; daha da zenginleştirilebilir!Düğünlerde davul yerine “Def”, Mevlid-i Şerif yerine “Arapça” ilâhiler söyleyen bir gurup istihdam edilip yeni bir “Kâr” kapısı açılmasın! Yüzyıllardan beri  İslâm dışına çıktığı ifâde edilmeyen gelenek ve inaçlarımızdan neden imtina ediyoruz! Mevlid-i Şerif Türkçe diye hangi cüret ve yetki ile,  kim din dışı olduğunu  iddia ediyor! Mevlid dini bir methiyye değil mi? Neden her aykırı ve poplist   inanç arayışları hoşumuza gidiyor da tarih ve kültürümüzü karşımıza alıyoruz!

 

Muhabbetle.

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

Porno Gratuit Porno Français Adulte XXX Brazzers Porn College Girls Film érotique Hard Porn Inceste Famille Porno Japonais Asiatique Jeunes Filles Porno Latin Brown Femmes Porn Mobile Porn Russe Porn Stars Porno Arabe Turc Porno caché Porno de qualité HD Porno Gratuit Porno Mature de Milf Porno Noir Regarder Porn Relations Lesbiennes Secrétaire de Bureau Porn Sexe en Groupe Sexe Gay Sexe Oral Vidéo Amateur Vidéo Anal