KONSOLIDASYON

Bu haber 12 Mart 2019 - 13:38 'de eklendi ve 909 kez görüntülendi.

    Ali BADEMCİ

      alibademci@gmail.com

 

Aklı başında olan Ülkücüler Bahçeli’den ziyâde  Devlet Başkanı’nın yanında, bunu kabûl etmelisiniz! Lâkin konsolidasyon  AKP’de gerçekleşmiyor, çünkü ülkücüler entegrasyonun milliyetçilikte gerçekleşmesini istiyor! Bu konuda serzenişte bulunan  Tayyip Bey, yeni kimliği ve düşünceleri ile bir daha geçmiş hatâlarına özeleştiri yapmalı ve kamu oyuna ilân etmelidir. Bahçeli böyle bir yola girmez, çünkü onda kin din gibidir! Biz onu iyi tanırız, halbûki daha sâkin ve  bilimsel düşünse belki de milliyetçilik tarihinin en büyüğü olacaktır. Şimdi havanda su döğmektedir, demek ki daha çok bekleyeceğiz; acı veya tatlı bir tecrübe ancak konsolidasyonu reâlize edecek!

 

KONSOLİDASYON

 

Önce Sayın Cumhurbaşkanı telâffuz etti, sonra da  Bahçeli açıklama getirdi! Devlet Başkanı’nın ne dediğini pek iyi anlamış bulunuyoruz da  Bahçeli açıklaması öyle değil, “yabancı bir kelime” deyip geçiştirdi. Belli ki AKP çalışma yaptırmış, “Ülkücüler”in AKP ve politikaları ile  yeteri kadar “Konsolide” olmadığını tesbit etmişler! Buna diyecek yok, çok küçük çapta bir alan çalışması bile bu görüşü doğrular niteliktedir de acaba sebebleri nelerdir? İşte asıl önemli olan bu, demek ki bu hususta  derin bir proje var! Belki de ülkedeki “İslâm” ve “Milliyet” tabanlarının, entegre olması yani kosolidasyonu ısrarla talep ediliyor! Böyle bir şey tam olarak realize olur mu? İşte esas olan budur!

 

“Konsolidasyon” bir ekonomi deyimi; genellikle kısa vâdeli bir devlet borcunun yerini uzun vâdeli bir borcun alması anlamını taşır.  Osmanlıca karşılığı ise “Tahkim” demektir ki son ikiyüz yıllık  tarihimizde bir hayli örnekleri var! Aslında kavram Fransızca “Consolidation”, tam anlamı ile ekonomik bir istilâh! Acze düşmüş iki firmanın tüzel kişiliklerinin ortadan kaldırılarak yeni bir tüzel kişilikte birleştirilmesi! Sosyal hayatta  kullanımı çok eski değil, XX. yüzyıl sonlarına doğru kendini göstermiş ama yaygınlaşmamış! Bu durumda da ” Benzer durumda olan nesnelerin birleştirilmesi “ anlamına geliyor!

Şimdi durup dururken Devlet Başkanı  ne demek istedi? XXI.yüzyıl başında  Türkiye devlet ve iktidar ideolojisinde  belli bir islâh veya yenileşme plânlanmış;  sanki “Cumhur” denen oluşum budur. Toplumbilimcilerin en az bildiği dönem maalesef yaşadıkları dönemlerdir, aydınlar da  insanlar da böyledir! O sebeble belki de “Gözünün önünü görmeyen toplumların başında sayılabiliriz! Cumhuriyet tarihi boyunca  birer devr-i sabık ürünü olan Milliyetçilik de  İslâmcılık da  başarılı olamadı, ilki çok dayatıldı, ikincisi ise hem aşağılandı hem de çok ezildi! Şükür ki bu günleri aştık, artık “Başörtüsü” yasak değil! Halbûki bu işle yıllarca uğraştık! Demek mesele değilmiş!

Türkiye 35 yıldan beri yüzleşerek boğuştuğu  ağır bir ayrılıkçı terör ile karşı karşıya! Geçen yüzyılda  bu bölücülük hareketinin dış ayakları çok ciddiye alınmadı, fakat dünya  “Küreselleşme” devrine girip iletişim teknolojileri savaş aracı gibi çalışmaya başlayınca meselenin ciddiyeti ortaya çıktı! Yani bir zamanların “Demokrasinin yolu Dıyarbakır’dan geçer”, “Doğu meselesi ekonomiktir” gibi görüşler  çöpe atıldı! Güya stratejik ortağın tavsiyeleri ile o “Meşum” “Barış süreci” de bir iç savaşın ayak sesleri oldu! Bütün bunların ötesinde “Doğuyu tarikatlaştırıp uyutalım” diyen “İslâmcı” reçete de en sonunda ayrılıkçılık lehine bir ihtilâle teşebbüs etti! Önce karşı olduğu takdim edilen edilen  IŞİD hareketi de bölgede “Ayrılıkçılık” ile birleşti! Şimdi o stratejik ortak açıkça Kuzey Suriye’de ayrılıkçıların içinde bulunduğu ve hakim güç olacağı bir Kürt Devleti kurmak istiyor! Bunlar açık şeyler, Yahudi Sermayesi de tahayyülün emrinde, tıpkı  Kuzek Irak’da olduğu gibi!

Bu âşikar ve yoğun siyâset ortamında Türk devlet refleksinin mutlaka bir şeyler yapması gerekiyordu! Maalesef 2002’den beri tek başına iktidar olanların ancak 15 Temmuz’la akılları başlarına geldi ve  her şeyden evvel devleti tanımaya başladılar! Türkiye Devleti’nin yeni refleksine “Bekâ” adı verildi ve yeni “Hükümet” sistemi içinde “Cumhur” adında karar kılındı! Görmemek için gör olmak lâzım ki bu birliktelik yeni ve orijinal bir düşünce değildir, bal gibi  geleneksel Türk İslâmcılığı ile Türk Milliyetçiliği’ nin hamurlanması, yani o 1960’dan beri dayatılan Türk-İslâm Sentezi’nin  açılımı yapılmamış yeni  formatı! Peki karşıda kim var, aslında belli olan kimse yok; belli olan iç ve dış  ayrılıkçı cephesi! Yani o CHP değil, PKK/PYD ve ABD birlikteliği!

Hakikatten,  adı ister “Bekâ” ister “Cumhur” olsun bu kadar derin hedefler amaçlanıyor mu? İşte bu noktada tereddütler olduğu için  Milliyetçilerin İslâmcılar ile entegrasyonu sağlanamıyor. Çünkü her iki görüşün siyasi liderleri geçmişte çok hatâ yapmışlardır, Tayyip Erdoğan da Devlet Bahçeli de  kadim milliyetçiler ve teşkilâtlı ideolojik büyük bir gurup olan “Ülkücüler” tarafından güven verici görülmüyor! Bahçeli belediyelerde eski “Hükümetçilik” oyunlarına itibar ederek âdeta  hırsızlığı yargı kararları ile kesinleşmiş çarpık kafalılara çok itibar ediyor! AKP Genel Başkanının geçmişte Milliyetçilik aleyhinde  beyanları var, o bakımdan her ikisi de Ülkücüler’e güven vermiyor! Bir kere bu hususun kabûl edilmesi şarttır, gerisini ayrıca konuşuruz!

Doğruyu her zaman  kendini siyaset ve bilim adamı sananlar  söylemez, çoğu zaman şâirler, ozanlar, âmalar eşkıyalar da doğru söyleyebilir ve belki de hedefi  on ikiden vururlar. Kabadayı Alaettin Çakıcı’nın Devlet Başkanına yazdığı bir mektupta “Gelecekte bu ülkeyi ülkücüler yönetecek, başka çıkış yolu kalmadı.” satırları var! Tavsiye ederim tamamını okuyun  her kelimesi sosyoloji ve bilimsel siyaset! Ülkücüler’e göre bir MHP iktidarının önünde en büyük engel Devlet Bahçeli ve onun donanımsız kadrolarıdır; düşünen gerçek ülkücüler belki oy vermeye devam ediyor ama hareketin maalesef çok dışında! Hani ANAP devrinde bir söz vardı,”Ülkücüler toprakta, uygunsuzlar ANAP’da, hırsızlar sokakta!”. Şimdi ANAP yok  hırsızlar da uygunsuzlar da partide! Bunu da görmedikten sonra MHP iflâh olmaz!

Aklı başında olan Ülkücüler Bahçeli’den ziyâde  Devlet Başkanı’nın yanında, bunu kabûl etmelisiniz! Lâkin konsolidasyon  AKP’de gerçekleşmiyor, çünkü ülkücüler entegrasyonun milliyetçilikte gerçekleşmesini istiyor! Bu konuda serzenişte bulunan  Tayyip Bey, yeni kimliği ve düşünceleri ile bir daha geçmiş hatâlarına özeleştiri yapmalı ve kamu oyuna ilân etmelidir. Bahçeli böyle bir yola girmez, çünkü onda kin din gibidir! Biz onu iyi tanırız, halbûki daha sâkin ve  bilimsel düşünse belki de milliyetçilik tarihinin en büyüğü olacaktır. Şimdi havanda su döğmektedir, demek ki daha çok bekleyeceğiz; acı veya tatlı bir tecrübe ancak konsolidasyonu reâlize edecek!

Hoşça kalın.

 

 

Ali BADEMCİ
Ali BADEMCİalibademci@gmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments