DOLAR 31,3677 % 0.42
EURO 34,0595 % 0.51
STERLIN 39,7661 % 0.47
FRANG 35,5200 % 0.53
ALTIN 2.100,98 % 2,34
BITCOIN 1.952.638 0.489

DOĞUDAN BATIDAN HİKAYELER

Yayınlanma Tarihi :
DOĞUDAN BATIDAN HİKAYELER

DOĞUDAN BATIDAN HİKAYELER

Halim KAYA

Özer Ravanoğlu okuyan, düşünen, araştıran gözlemleyen bir Türk Milliyetçisi ulusudur. Ömrünün çoğunu inandığı fikirlere hizmet yolunda geçirmiş, 1938 Silifke doğumlu olup, seksen beş yaşına rağmen hala okuyup yazmaktadır. Bu dinçliği ve okuyup yazması bütün milliyetçilerin mutluluk kaynağıdır. “Doğudan Batıdan Hikayeler” kitabından başka “Tanrı Dağlarının Göz Yaşları” ve “Tanrı Dağlarının Eteklerinde” adlı iki kitabı daha bulunan Özer Ravanoğlu ağabeyin “Tanrı Dağlarının Göz Yaşları” kitabı hakkında daha önce bir tanıtım ve değerlendirme yazısı yazmış idik. Özer Ravanoğlu Ağabey “Kutsal Yolculuk” adı altında yerine getirmiş olduğu hac farizası ile ilgili bir seyahatname daha yazdığını düşünüyorum. Çünkü bu başlık altında bayağı uzun olan 7-8 yazıyı yazdığını sosyal medyadan takiple biliyorum. 

Özer Ravanoğlu ağabeyin “Doğudan Batıdan Hikayeler” kitabı Ötüken Neşriyat tarafından İstanbul’da Temmuz 2016 tarihinde basılmış. Ancak bu baskının 1. Baskı olup olmadığı yazmamaktadır. Muhtemelen bu baskı birinci baskı oluyor. Kitabın “Doğudan Hikayeler” bölümü; “Ayakkabı”, “Bir İnsan Kaç Defa Müslüman Olur?”, “Atın da Kalbi Var”, “Bir Aşk Masalı”, “İhtiyar Kadın”, “Lüke’yi Tanırmısınız?”, “Maymun Yaşı”, “Gözkaman” başlıklı sekiz hikâyeden, “Batıdan Hikayeler” bölümü de; “Atların Asaleti Olur mu?”, “Garip Bir Yolculuk”, “Durakta”, “Adile Aba”, “Necip Bey’in Hastalığı”, “Yunus Amca”, “Efe Mehmet”, “Picasso Pötürgeli miydi?”, “Vefasızlık”, “Zoraki Doktor”, “İlk Yolculuk”, “Bir Ver İki Al”, “Gamsız Ali”, “Öğretmen Barış”, “Kayınpeder Beni Neden Defalarca Öptü” başlıklı on beş hikayeden oluşmakta olup bütün bu hikayeler 239 sayfa sığdırılmıştır.

Özer Ravanoğlu ağabeyin yazdığı “Ayakkabı” hikayesinin konusu onun Kazakistan’da Türkiye- Kazakistan ortak yapımı üniversitede İnşaat işlerinden sorumlu olarak çalıştığı yıllarda Türkistan şehrinde geçmektedir. Yazar Türkçü bir ulu kişi olunca hizmet ettiği de Türk Birliği olur, bu hizmeti sırasında barındıkları, ikamet için kaldıkları otelin adı da “Turan” olur. Hikâye, Özer Ravanoğlu’nun dinlediği dombra eşliğinde söylenen müziğin sözlerinden çıkardığı hikâye, ayakkabısı olmayan bir çocuğun sarhoş babasının ayakkabı parasını votkaya vermesi sonucu çocuğundan utancından eve gidememesi dolayısıyla yuvanın parçalanmasını ve ayakkabısı olmayan çocuğun yalınayak okula giderken üşütüp hasta olması sonucu, büyük ihtimal soğuktan kangren olduğu için ayağının kesilmesini ve yoksulluğun, alkolün kötülüklerini anlatır. Sovyetler Birliğinin izlediği bütün asimilasyon ve dini değerleri yok etme politikalarına rağmen Türkler örf ve ananeleri ile dinlerinden aldıkları toplumsal kuralları korumaya çalışmış, alkolizmin zararlarını bir musiki eseriş olarak işleyerek toplumunu alkolden uzak tutmaya çalışmışlardır.

Sovyetler Birliği döneminde yetmiş yıl sünnet yasaklanmış ve bunun sonucunda tabii ki unutulup gitmiştir.” (S:18) Müslüman Türk toplumu üzerindeki baskıyı ifade etmek için bundan daha güzel örnek olmazdı. Sünnet erkek çocukların asıl hikmeti Allah ve Resulü tarafından bilinen ancak beşerî olarak sağlığı korumanın bir adımı olarak gördüğümüz adı üzerinde Hz. Peygamber efendimizin bir sünneti, adet seniyesidir. Bütün Müslümanlar da hikmetini sormadan bu vazifeyi çocukluk yaşlarında yerine getirir. Özer Revanoğlu ağabeyin şahit olduğu da Kuzey Kırgızistan da baskılar sonucu tamamen unutulduğudur ki bu problemi aşmanın yolu da Bişkek’teki Türkiye Din Hizmetleri Müşavirliğinde işe alınan Mira hanımdır. O yeğeni Bakıt’ı sünnet yaptırarak topluma bir örneklik teşkil etmiştir. Sünnet nasıl Türkiye’de erkekliğe ilk adım ve dini bir mecburiyet olarak görülüyorsa Mira Hanımın kafasında da sünnet olan batır (yiğit) olur ve Müslüman olur diye yer etmişti. Unutulan sünnet yeniden yapılmaya başlanınca yapılışı da yanlış bir şekilde başlamış sünnet kabuğu tamamen soyulup alınması gerekir iken sadece yandan kabuğa bir yırtık açarak sünneti gerçekleştirdiklerini düşünüyorlarmış, Allah’tan Bişkek’teki Türkiye Din Hizmetleri Müşavirliğinde din işleri görevlileri durumu fark ederek sünnetin doğru uygulanmasını sağlamışlar ancak Bakıt’a da çocuk aklı ile “ben geçen sene Müslüman oldum ya! Her yıl yeniden Müslüman mı olacağım!” (S:20) gibi doğru ve gerçekçi bir sözü söylemesine vesile olmuştur. İman bir kere girdimi eğer kastederek inkâr etmiyorsan imanlı olmaya devam edersin.

Özer Ravanoğlu ağabeyin yazdığı “Ayakkabı” ve “Bir İnsan Kaç Defa Müslüman olur?” hikayeleri ve daha önce okuduğum “Tanrı Dağlarının Göz Yaşları” adlı seyahatnamesi gösteriyor ki kendisi Türk Cumhuriyetlerinin çoğunu gezmiş, oralarda Türkiye’nin çeşitli kurumlarını temsilen iş yapmış, günlük hayatta yöre insanlarıyla iç içe yaşamış, onlardan yeni şeyler öğrenirken kendisi de Türklük ve İslamlık adına örneklik yapmıştır. 

Atın Da Kalbi Var” hikayesi çocukluğumda babamın koyun sürüsünü ovadan köyümüze yaylaya götürüşünü ve Tokat’ın Karayaka beldesinden koyun sürülerinin atlı çobanlar ve neredeyse eşek büyüklüğünde çoban köpeklerinin korumasında Bafra’daki evimizin önündeki yoldan geçerek yaylaya gidişlerini ve dönüşlerini anımsatıyor. Aynı kültürün insanları olarak bin yıldan fazla bir zaman geçmesine rağmen davar gütmek ve onların beslenmesi için yaylacılık yapmak her iki Türk yurdunda da hal devam etmektedir.

Özer Ravanoğlu ağabey Sovyetler Birliği, dağılana kadar Türkiye’de verdiği Turan ve Türk Dünyasının siyasi ve kültürel birliği mücadelesini Sovyetler Birliği dağılıp Türk Cumhuriyetleri bağımsızlığına kavuşunca iş icabı gittiği Türk Yurtlarında yaklaşık yüz yıldır baskılanan kültürleri sebebiyle Türkiye ve diğer Türk ülkeleriyle farklılaşan sosyal hayatın birleştirilmesi aynileştirilmesi yönündeki günlük mücadelesininim yanında yazdığı kitaplarla da katkı sunmaya devam etmektedir. Bu “Doğudan Batıdan Hikayeler” kitabında da buralardan aktardığı hikayelerle bize diğer Türk Yurtlarındaki yaşayan Türk kültürünü aktarmaktadır. Hatta hikayelerinde kullandığı oralardaki Bakıt, Mira, Altınay, Temirbek, Bolat, Nurbek, Mirlan, Canıbek, Talgat, Avazbek, Azamat, Rızkgül, Nurlan, Talaygül Ece, Gülmira, Botagöz, Ermet, Kanıkey, Rahmankul vs. gibi isimleri bize aktararak tanımamızı salarken Bahtıgül gibi isimlerinde ortak kullanıldığını, aynı kültüre mensup olduğumuzu, bizden bir farklarının olmadığını göstermektedir.

Özer Ravanoğlu ağabey yazdığı hikayelerinin çoğunun konusunu lise ve üniversite tahsil hayatından seçerek Türk Dünyasının kalkınmasının yolunun bilimde ilerlemesi sayesinde olacağını da ihsas ediyor. Özer Ravanoğlu ağabey yazdığı hikayelerinin konusunda sıkça eğitim öğretimden, tahsil için bir lisede, bir üniversitede okumaktan bahsederek eğitime verdiği önemi sergilemiş, teşvik etmiş oluyor.

Seksen üç sayfa olan “Bir Aşk Masalı” diğer hikayelere bakarak daha uzun bir hikâye. Sanki kısa bire roman olmuş. Mirlan ile Bahtıgül’ün Üniversite aşkını işleyen hikâye zengin olmasa da kendine yeter bir ailenin kızı Bahtıgül ile okuması için bir yerlerde çalışıp para kazanması gereken fakir erkek Mirlan arsında geçiyor. “Bahtıgül çantasından çıkardığı evde örülmüş bir kazağı verirken; ‘Moskova çok soğuktur oralarda ihtiyacın olacak,’ dedi.” (S:66) Bu sahne; hareket etmek üzere bekleyen bir tren ve vedalaşan iki aşık sahnesi ile kızın sevgilisine elde ördüğü kazağı vermesi ve “oralar soğuktur üşütmeyesin” hitabı bize Yeşilçam’ın romantik aşk ve aile filmlerinin vedalaşma sahnelerini hatırlatır. Delikanlı Moskova’ya uzaklara sevgilisinden ayrılarak fakirliğin çemberini biraz olsun yırtmak için çalışmaya gider. Hikâyede kahramanımız Mirlan’ın gittiği Moskova’da bir yanlış anlaşılma üzerine tutuklanması ve altı ay süren tutukluluk hali sırasında vereme yakalanması, bu hastalıktan on kilo vermesi, hastaneye kaldırılması da tamamen Türkiye halk edebiyatının klasik hikayelerinden birsi olarak karşımıza çıkmaktadır. Kötü kader Bahtıgül ile Mirlan arasındaki aşkta ağlarını örmüş, Mirlan’ın tutukluluğu sırasında hastalanması dolayısıyla ailesine bile haber verememesi, Bahtıgül’de ailesinin ve çevrenin baskıları ve Mirlan hakkındaki belirsizlik ve haber almasındaki umutsuzluklar nedeniyle komşularının oğlu Bakıt’a evlenmek üzere evet demiş, kötü kader iki aşığı ayırmıştır. “Eşik tör kör gözü” (S:93) merasimi gelin olacak kıza eşik gösterme, gelin gideceği evi tanıtma için damat evinde yapılan aile arası bir tören düzenlerler. Belki bu güzel adet iki ailenin birbirlerine ısınmasını, kaynaşmasını sağlamanın bir yoludur. Nihayet Mirlan Türkiye Türklerinden iş adamı Orhan ile Kırgız Avazbek’in yardımlarıyla tutukluluktan kurtulmuş yakalandığı verem hastalığından da tedavi olarak köyüne dönmüştü. Ancak basının ölüm, Bahtıgül’ün evlenmesi haberleri onun tekrar hastalığının nüksetmesine sebep olur. Mirlan’ın geldiğini duyunca önce Bahtıgül Mirlan’ı ziyaret eder ve ağır hasta olduğunu görür, bu ziyaret sonucu Bahtıgül’ün üzüntüsünü gören Bakıt durumu sorunca bütün çıplaklığıyla kocasına anlatır ve karı koca ikisi birlikte Mirlan’ı ziyarete gider. Mirlan sevinmiştir Bahtıgül’ün Bakıt gibi iyi bir insanla evlendiğine, bu ziyaretten birkaç gün sonra Verem bir aşığı dünyadan alır. Ancak Mirlan’ın ölümü Bahtıgül’ü de hasta eder, o da vereme yakalanır ve ölür. Verem aslında tedavi edilebilen bir hastalık oldu ancak bu iyi bakım ve düzenli ilaç kullanımı ile mümkün olmaktadır. Yani fakir hastalığı diyebiliriz. Türkiye bunu belki elli yıl önce aştı ancak dünyanın her yerinde gıda ve ilaç kolay bulunmuyor, tedaviye ulaşım zor. Bahtıgül ve Mirlan kavuşamamanın sonucu aşklarının vermiş olduğu hüzün ile veremden ölür.

Özer Ravanoğlu ağabey “Maymun Yaşı” adlı hikayesinde Kazakistan’da halk arasındaki “Baybişe” (S:127) uygulamasına dikkatimizi çekiyor. Türkiye’deki köylerde mevcut olan “İhtiyar Heyeti” uygulaması gibi Kazaklarda da aksakal uygulamasının olduğunu bu aksakal uygulamasının kadınlar arasındaki haline Baybişe dendiğini söylüyor. İhtiyar Heyetindeki “ihtiyar” aslında kendi iradesi ile karar veren kişi demektir. İradesi kendi kontrolünde demektir. Otomatikman Aksakal ve İhtiyar heyetindeki bu kişilerin bilgi bakımında yetkin olduğunu ifade eder.

Hikâyenin de adı olan “Gözkaman”ın ne olduğunu Ahmet Yesevi Üniversitesinin kurulmasına çok sevinen ancak geçen zamanda beklenilen seviyeye gelemediği için samimi olarak üzülen Prof. Dr. Rahmankul Berdibayev Üniversitede verdiği bir konferansta “Bir de iç düşman vardır. Onu tanımakta zorluk çekersiniz. O sizin gibi giyinir, sizin gibi konuşur. Sizin günlük hayatınızın içindedir. Bu memlekette sizin kadar söz sahibidir. Sizin sahip olduğunuz bütün haklar onun için de geçerlidir. Yalnız kendi milletine ihanet eder. Milletinin düşmanları ile birleşerek milletine karşı çalışır.” (S:133) şeklinde tarif ettiği haine Kazak Türkçesinde Gözkaman dendiğini ifade eder ve ekler. “Bu tip insanlara ne demek lazım uzun süre düşündüm, araştırdım. Sonra Manas destanında bu tip insanlara GÖZKAMAN denildiğini gördüm. Gözkaman’la Mankurt’u karıştırmamak gerekiyor. Gözkaman her şeyi bilerek yapan bir hain. Mankurt ise aklını kaybetmiş ne yaptığını bilmeyen bir şaşkın, bir zavallı.” (S:134) diyerek Mankurt ile Gözkaman arsındaki farkı da ortaya koyar. Aklı gitmiş olduğu için düşmanın esiri olan Mankurt’un aksine Gözkaman yaptıklarını bile isteye düşünerek planlayarak yapar.

“Atın Asaleti Olur mu?” hikayesi atlarında soy ve akrabalık bağı takip ettiğinin en güzel örneğini vermektedir. Devlet çiftliklerinde müdür olan Murat Bey yeni atandığı çiftliği tanımak için dolaşırken çiftlikte yirmi atın olduğunu görür. Ancak bu yirmi attan bir farklı gelir Murat Bey’e, zamanla at ile aralarında bir bağ kurulur ve her gün atın yanına uğramaya başlar. Bir gün bu atı çiftleştirerek yavru elde etmek ve bu asil atın soyunu devam ettirmeyi düşünür ve o günden sonra atı çiftleştirecek aynı cinsten erkek bir at aramaya başlar. Nihayet bir köyde bulur aynı cins bir at, bu atın sahibine niyetini söyleyince anlayışlı olan at sahibi kabul eder. Hazırlıklar yapılır ve bir gün erkek at ile dişi at buluşturulur ancak erkek at çiftleşmenin son aşamasını gerçekleştirmeden beklemeye başlar. Üç, dört defa denemelerine rağmen bu çiftleştirme gerçekleşmez, ancak başka bir at ile çiftleştirmek isteyince hemen çiftleşme anında diğer soylu atın yanına alsalar da yine de atlar çiftleşmezler. Çiftlik müdürü at sahibinin çalışanına “Atı getiren Mahmut Efendi’ye, ‘Atın nüfus kâğıdı var mı?’ diye sordum. Asil atların nüfus kâğıdı olduğunu biliyordum. Mahmut Efendi, ‘O durumu ağamız bilir. Benim bu hususta bilgim yok,’ dedi.” (S:140) şeklinde sorar. Ve gidince bu durumu patronuna anlatmasını ve atın kimliği olup olmadığını sorduğunu söylemesini ister, bu arada da kendi atlarının soy kimliğini bulur. Bir iki gün sonra bu sefer erkek atın sahibi ata binip kimliğini de alarak çiftliğe gelir ve Çiftlik Müdürü atların kimliklerini karşılaştırır ki “Gördüğüm durumdan dolayı gayriihtiyari ağzımdan bir hayret nidası çıktı. Birkaç defa ‘Allah, Allah’ deyince [erkek atın sahibi] Nurettin Ağa da oturduğu yerden kalkıp yanıma geldi. İkimizde biraz hayret içinde, biraz dehşet içinde elimizdeki nüfus kağıtlarına göre bu iki atın ana bir, baba bir, kardeş olduklarını gördük.” (S:141) der. Allah isterse kanunlarını aklı olmayan dediğimiz hayvanlara bile uygulattırır. Aslında bu hikâyenin geçtiği yerler ve zaman belirtilerek yazılıp ders kitaplarına konularak ilkokul veya ortaokul seviyesinin hangisinde öğretilmesi münasip ise çocuklarımıza bir ahlaki öğüt olarak öğretilmesi gerekir. 

Yıl 1969 “MHP Genel İdare Kurulu; Olağan Genel Kongre’nin Adana’da yapılmasına karar verdi. O güne kadar ve o günden sonra da hiçbir partinin genel [merkez] kongresi Ankara dışında herhangi bir şehirde yapılmamıştır.  Neden Ankara yerine Adana bu iş için seçildi? Genel Merkez’in bu işi taşıyacak gücü yoktu çünkü.” (S:178) Özer Ravanoğlu bu bilgiyi vermeden önce Genel Merkezin zaman zaman karşılayamadığı giderlerini Çankırı’dan Eczacı Necati Uslu’dan, Konya’dan Avukat Fikret Kılıçkaya’dan Adana’da aynı zamanda il başkanlığı da yapan Faruk Akkülah Hocadan karşılamasını istemiş ve bu dav adamlarının masrafları karşılamış olduğu bilgisini de vermektedir. Faruk Akkülah Hoca Kapalı Spor Salonunu parkeleri bozulur diye bahane ederek MHP’ye vermek istemeyen yetkilinin mazeretini ortadan kaldırmak için bütün salonun zeminin dükkanından getirdiği halılarla kaplatarak bu problemi aşmıştır. (S:179) Allah ölenlere rahmet kalanlara sağlık ve afiyet versin.

İlk Yolculuk” adlı hikâyede iyi bir araba tamircisi olmanın üstüne bir de araç kullanma ehliyeti olan bir şoförün şehirlerarası taşımacık yapamayacağını, eğer yol yordam bilmeden buna yeltenirse kullandığı kamyonu dubanın üzerinde bırakıp, araba vapuruna bindiğini sanarak boğazı iki gidiş, iki de geliş olmak üzere dört kere geçmek zorunda kalacağını, “Bir Ver İki Al” hikâyesinde kapına gelene eğer canı gönülden yardım edersen Allah bu yardımı karşılıksız koymayarak en az misli ile geri vereceğini, “Gamsız Ali” hikâyesinde ise kendisine her şeyi dert edinen insanların sağlıklarını kaybettiğini, her şeyi oluruna bırakanların ise yaşları seksen olsa da sağlık ve afiyette yaşadıklarını, “Öğretmen Barış” hikayesinde de her şeyin para ve zenginlik olmadığını, davulun bile dengi dengine dövüldüğünü, toplumsal kurallara uymak gerektiğini, “Kayınpeder Beni Neden Defalarca Öptü” hikayesinde de çocuklarının evlendirilmesinden sonra anlaşamayan çiftlerin ayrılmasının zamanın geldiğine işaret edilse de aslında ilk olarak çocuğunu evlendiren Mehmet Bey’in kendisini de kayınpederinin düğün esnasında öptüğünü hatırlaması gösteriyor ki aslında kız babası bu kızdan beni kurtardın diyerek damadını öpmüş gibi olduğunu okuyup bütün kitap boyunca Özer Ravanoğlu’nun ahlaki anlayışının işaret taşları ile süslenmiş ancak herkes çapı, kültürü, anlayış ve ahlakı çerçevesinde hissesine düşen ahlaki bir ders çıkaracağı hikayeler.

Türk Dünyası ortak Türk edebiyatının belki ilk ürünlerinden olan bu “Doğudan Batıdan Hikayeler” kitabı Türk edebiyatını birleştirecek ufak bir adımdır. Hem Türkiye’den hem de doğudaki Türk Yurtlarında yaşanılan gerçek hayattan süzülmüş hikâyelerden oluşan bu kitap duygularınaynileşmesini ve ahlak anlayışının birleşmesini sağlayacaktır. Bütün Türk yurtlarında ortak okunup sahiplenilecek bu eserler sayesinde bir gün yüzyıllara yaygın kültür farklılaşmalarını ortadan kaldırarak Çin Seddinden Viyana’ya kadar yekpare bir millet ve aynı kültür yaşantısını oluşturarak yeniden şahlanışımıza vesile olacaklardır.      

YORUM YAP

escort Bağcılar escort Bahçelievler escort Bakırköy escort Bayrampaşa escort Beylikdüzü escort Güngören escort İstiklal escort Kadıköy escort Sultanbeyli escort Üsküdar escort Avsallar escort Mahmutlar escort Oba escort Mecidiyeköy escort Ölüdeniz escort Güllük escort Kültür escort Ataşehir escort Avcılar escort Başakşehir escort Esenler escort Esenyurt escort Fatih escort Gaziosmanpaşa escort Kartal escort Küçükçekmece escort Maltepe escort Pendik escort Sultangazi escort Ümraniye escort Adapazarı escort Yalıkavak escort güvenilir casino siteleri Yalova escort Muğla escort Aydın escort Çanakkale escort Balıkesir escort Tekirdağ escort Manisa escort Trabzon escort Kahramanmaraşescort Kütahya escort Osmaniye escort Sivas escort Tokat escort Çorum escort Yozgat escort Isparta escort Elazığ escort Ordu escort Edirne escort Erzincan escort Zonguldak escort Rize escort Uşak escort Kırşehir escort Erzurum escort Giresun escort Amasya escort Sinop escort Niğde escort Bolu escort Karaman escort Kırıkkale escort Bayburt escort Ardahan escort Gümüşhane escort Artvin escort Çankırı escort Bartın escort Sinop escort Bilecik escort Karabük escort Burdur escort Nevşehir escort Kıbrıs escort Kırklareli escort Kastamonu escort Düzce escort Aksaray escort Adıyaman escort Afyon escort Arnavutköy escort Bebek escort Beşiktaş escort Beykoz escort Beyoğlu escort Büyükçekmece escort Çatalca escort Çekmeköy escort Eyüpsultan escort Kağıthane escort Sancaktepe escort Sarıyer escort Şile escort Silivri escort Şişli escort Taksim escort Zeytinburnu escort Aliağa escort Balçova escort Bayındır escort Bayraklı escort Bergama escort Beydağ escort Bornova escort Buca escort Çeşme escort Çiğli escort Karşıyaka escort Fehiye escort Marmaris escort Gaziemir escort Dikili escort Menderes escort Menemen escort Torbalı escort Atakum escort Çerkezköy escort Yenişehir escort Bodrum escort Toroslar escort Tarsus escort Silifke escort Mezitli escort Erdemli escort Anamur escort Akdeniz escort Melikgazi escort Elbistan escort Lüleburgaz escort İzmit escort İlkadım escort Çorlu escort Battalgazi escort Yeşilyurt escort Milas escort Ceyhan escort Çukurova escort Kozan escort Sarıçam escort Seyhan escort Emirdağ escort Sandıklı escort Merzifon escort Suluova escort Taşova escort Altındağ escort Batıkent escort Çankaya escort Çubuk escort Etimesgut escort Haymana escort Kahramankazan escort Keçiören escort Kızılcahamam escort Mamak escort Polatlı escort Pursaklar escort Sincan escort Ulus escort Yenimahalle escort Aksu escort Alanya escort Belek escort Demre escort Döşemealtı escort Elmalı escort Finike escort Gazipaşa escort Kaş escort Kemer escort Kepez escort Konyaaltı escort Korkuteli escort Kumluca escort Lara escort Manavgat escort Muratpaşa escort Serik escort Side escort Didim escort Efeler escort Nazilli escort Söke escort Altıeylül escort Ayvalık escort Bandırma escort Bigadiç escort Burhaniye escort Dursunbey escort Edremit escort Erdek escort Gömeç escort Gönen escort Havran escort İvrindi escort Karesi escort Kepsut escort Susurluk escort Büyükorhan escort Gemlik escort Görükle escort Gürsu escort Harmancık escort İnegöl escort İznik escort Karacabeyescort Kestel escort Mudanya escort Mustafakemalpaşa escort Nilüfer escort Orhangazi escort Osmangazi escort Yıldırım escort Biga escort Çan escort Gelibolu escort Karahayıt escort Merkezefendi escort Pamukkale escort Keşan escort Aziziye escort Palandöken escort Yakutiye escort Odunpazarı escort Tepebaşı escort Araban escort İslahiye escort Karkamış escort Nizip escort Nurdağı escort Oğuzeli escort Şahinbeyescort Şehitkamil escort Yavuzeli escort Bulancak escort Espiye escort Görele escort Altınözü escort Arsuz escort Antakya escort Defne escort Dörtyol escort Erzin escort Hassa escort İskenderun escort Kırıkhan escort Kumlu escort Payas escort Reyhanlı escort Samandağ escort Eğirdir escort Yalvaç escort Foça escort Karabağlar escort Kemalpaşa escort Kiraz escort Kınık escort Konak escort Narlıdere escort Ödemiş escort Tire escort Urla escort Safranbolu escort Akhisar escort Alaşehir escort Kırkağaç escort Salihli escort Sarıgöl escort Şehzadeler escort Soma escort Turgutlu escort Yunusemre escort Akkışla escort Bünyan escort Develi escort Kocasinan escort Talas escort Yahyalı escort Gazimusağa escort Girne escort İskele escort Lefke escort Lefkoşa escort Başiskele escort Çayırova escort Darıca escort Afşin escort Dulkadiroğlu escort Göksun escort Onikişubat escort Türkoğlu escort Kızıltepe escort Mut escort Dalaman escort Gümbet escort Datça escort Kavaklıdere escort Köyceğiz escort Menteşe escort Turgutreis escort Ula escort Yatağan escort Fatsa escort Altınordu escort Ünye escort Düziçi escort Kadirli escort Ardeşen escort Akyazı escort Arifiye escort Erenler escort Geyve escort Hendek escort Karasu escort Kaynarca escort Sapanca escort Derince escort Dilovası escort Gebze escort Gölcük escort Kandıra escort Karamürsel escort Kartepe escort Körfez escort Akşehir escort Beyşehir escort Bosna escort Ereğli escort Karapınar escort Meram escort Selçuklu escort Gediz escort Simav escort Tavşanlı escort Doğanşehir escort Bafra escort Çarşamba escort Boyabat escort Kapaklı escort Süleymanpaşa escort Erbaa escort Niksar escort Turhal escort Akçaabat escort Of escort Ortahisar escort Yomra escort Armutlu escort Çiftlikköy escort Çınarcık escort Akdağmadeni escort Boğazlıyan escort Sarıyaka escort Sorgun escort Alaplı escort Çaycuma escort Devrek escort Ereğli escort Kilimli escort Kozlu escort