Halim Kaya
Oryantalizm diğer adıyla Şarkiyatçılık bütün İslam yakından etkilemiş bir akım olarak her zaman insanlarda bir merak uyandırmıştır. İslam dünyası aydınları arasında bölünmeye sebep olmuştur. Oryantalizmi bazı İslam aydınları reddederken, bazıları da yenileşme, moderniteye ve İslam dünyasının ıslahına sebep olduğu için savunmaktadır. Oryantalizm benim anladığım ve bildiğim kadarıyla batılı devletlerin önceleri istihbarat çalışmaları kapsamında İslam ülkeleri ve Doğu dedikleri yerlerde yaşayanların kültür, tarih ve örf ananelerini öğrenerek zaaflarını tespit etme çalışmalarıyla başlamış, daha sonra tespit ettikleri kültür, tarihi ve örf ananelerin gelenek ve göreneklerin değiştirilmesini dejenerasyonunu sağlayarak parçalamayıp yıkmaya çalışmışlar ancak bir müddet sonra doğunun ilmi birikimini tarihi ve kültürünü, gelenek ve göreneklerini araştıracak gerçek manada araştırmak ve ilmi metotlarla ortaya koymak düşüncesini de bünyesine katarak çok amaçlı bir hal almıştır. İlmi metodu kullananların bazıları samimiyetle iyi niyetli olarak doğudaki ilmi verileri Batıya aktarıp bilimin gelişmesine katkı sunmak düşüncesindedirler.
Prof. Dr. Mustafa es-Sıbâî’nin yazmış olduğu “Oryantalizm Ve Oryantalistler, Yararları-Zararları” adlı kitabını görünce uzun zamandan beri okumayı düşündüğüm ve bir türlü başlayamadığım, Yeditepe Yayınlarından çıkmış Ebuzer Karaaslan tarafından yazılmış “Oryantalizmin Zihin Dünyası-Doğu, İslam ve Osmanlı” adlı kitap öncelikli olmak üzere Alfa Yayınlarından çıkmış Reına Lewis’in yazdığı “Oryantalizmi Yeniden Düşünmek-Kadınlar, Seyahat ve Osmanlı Haremi” ve Zıauddın Sardar tarafında yazılmış “Kültürel Sömürgecilik ve Oryantalizm” kitaplarından oluşan bir okuma serisine başlamam sebep oldu.
Prof. Dr. Mustafa es-Sıbâî’nin yazdığı “Oryantalizm Ve Oryantalistler, Yararları-Zararları” adlı kitabı Beyan Yayınları tarafından Kasım 2021 tarihinde yüz sayfa olarak yayınlanmıştır. Kitabı Prof. Dr. Mücteba Uğur tercüme etmiş Harun Akyazı ise yayına hazırlamıştır. Kitabın kaçıncı baskısı olduğu hususunda bir bilgi verilmemektedir. Kitap; “Önsöz”, “Sunuş”, “Oryantalizm”, “Oryantalizm Tarihi”, “Oryantalizmin Alanı”, “Oryantalizmin Sebebi”; “1-Dini Sebepler”, “2-Emperyalist Sebepler”, “3-Ticari Sebepler”, “Oryantalistliğin Hedefleri ve Vasıtaları”; “1-Görünüşe Göre İlmi Hedef”, “2-Dini ve Siyasi hedefler”, “3-İslam Kültürünü sadece İlmi Araştırma Yapmak ve Gizli Kalmış Bazı Hakikatleri açığa Çıkarmak Maksadıyla Tetkik Gayesi Güden İlmi Hedef”, “Oryantalistlerin Hedeflerini Gerçekleştirme Vasıtaları”, “Oryantalistlerin Neşrettiği Önemli Dergiler”, “Oryantalistlerin Önde Giden İsimleri ve Önemli Eserleri”, “Kimileri tarafından ilmi Kabul Edilen, İlam İçi Sakıncalı Bazı Yayınlar”. “Oryantalistlerin Araştırma Ölçüleri”, “Avrupa’da Oryantalistlerle Yaptığım Görüşmeler”, “Sonuç”, “Müsteşriklere Dair”; “1-Dini Tesirler”, “2-Emperyalist Siyasi Tesirler” başlık ve bölümlerinden oluşmaktadır. Bölüm başlıklarından da anlaşılacağı üzere kitap oryantalizmi dini, siyasi ve ilmi yönden hedefleri açısında incelemekte ve fayda ve zararlarını göstermektedir. Prof. Dr. Mustafa es-Sıbâî’nin yazdığı “Oryantalizm Ve Oryantalistler, Yararları-Zararları” adlı kitabının okuyacağımız seri boyunca oryantalizme nasıl bakmamız gerektiğini gösterecek kriterleri vereceğini umuyorum.
Prof Dr. Mücteba Uğur daha kitabın başında Oryantalistlerin gayesini ve arz ettikleri tehlikeyi “Kültürü ve Nesli bozamaya çalışan” (el-Bkara Suresi 205. Ayeti) ve “Ne Yahudiler ne de Hristiyanları dost edinmeyin” (el-Bkara Suresi 120. Ayeti) “Kitap ehli size söz söylediği zaman onları ne onayların ne de yalanlayın. ‘Biz Allaha, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettik’ deyin. Eğer sözleri gerçekse böylece onları yalanlamamış, batılsa onaylamamış olursunuz” Hadisi Şerifiyle yol göstermiş ve meşhur oryantalist Louis Massignon’un “Onların her şeyini tahrip ettik. Felsefeleri, dinleri mahvoldu. Artık hiçbir şeye inanmıyorlar. Derin bir boşluğa düştüler. Anarşi veya intihar için olgun bir hale geldiler.” dediğini aktararak oryantalistlerin hedeflediklerini ve başardıklarını gözler önüne sermiş ve Oryanlatistlerin niyetlerini deşifre eden Hristiyan bir Filistinli olarak 1935’de Kudüs’te doğan Edward Said’in “Batı bu hareketiyle Doğu’yu kendi içinde eritmek ve aradaki farkları kaldırmak istemektedir.” diyerek de nihai oryantalist hedefin yok etmeye yönelik olduğunu tespit ederek sanki kitabı özetlemektedir (s.7). Ancak Türkiye’deki tartışmalar muhtemelen “aradaki farkları kaldırmak istemektedir.” ifadesinde geçen “farkları kaldırma”dan kaynaklanmakta ve bu “farkları kaldırma”yı iyi yönde bilim ve teknolojide Batılılaşma olarak okuyanlar oryantalizme de müspet bakmaktalar, “farkları kaldırma”yı dini, örfü ananeyi terk ederek milli duygu ve düşüncelerden sıyrılarak tamamen Hristiyan bir milletleşme gibi okuyanlar da aleyhinde olmaktadırlar.
Prof Dr. Mücteba Uğur oryantalimin verdiği zararlar üzerinden yaptığı tespitlerde “Önce kendimize, kendi insanımıza güvenimiz kaybettik. Kendi değer ölçülerimize yabancılaştık. Bizi biz yapan ahlaki meziyetlerimizden, toplumumuza damgasını vuran adet ve ananelerimizden soğuduk. Bunların yanında Batı ne yaparsa iyi yapar peşin fikrine kapıldık. Her şeyi Batılı gözle veya Batı ölçüleriyle görmek hevesine düştük. En Önemli ve hayati konularda bile ilk akla gelen Batı, Batılların yaklaşım şekilleri oldu.” (s.10-11) başkalaştığımıza ve kendi kültür ve ananemize yabancılaştığımıza dikkat çekmektedir. “Kim bir kavme benzemeye çalışırsa o da onlardandır” hadisi şerifinde buyrulan başka milletlere benzemeye çalışan milletler, benzemeye çalıştıkları o milletlerden olur anlayışında bir din ve medeniyetin çocukları olarak biz kendimiz kalamadık. Örf ve ananelerimiz unuttuk, Batı taklitçisi olup çıktı.
Prof Dr. Mücteba Uğur oryantalizmin daha çok emperyalist ve sömürgecilerin emrine girerek özellikle İslam ülkelerinin işgali ve doğal zenginliklerinin sömürülmesine aracılık yaptığını (s.10-13), ayrıca “Oryantalistlerin büyük çoğunluğunun aynı zamanda ya bir Hristiyan misyoneri ya da Yahudi din adamı oluşu” (s.15) dolayısıyla İslam dinini hedef aldığını, Peygamberimizi son peygamber, Kur’an-ı Kerimi vahyedilmiş kitap (s.14) olarak kabul etmediklerine dikkat çekmektedir.
Kitabın yazarı Prof. Dr. Mustafa es-Sıbâî’nin oğlu Hasan Mustafa es-Sıbâî’nin kitabın önsözünde “Artık oryantalistler istediklerini kendileri değil, yetiştirdikleri talebelerinin diliyle söylüyor, İslam Tarih ve medeniyetine karşı besledikleri taassubun gerektirdiği her şeyi onlar aracılığı ile yapıyorlar.” (s.20) derken aslında Türk ve İslam dünyası evlatları için bir tehlikeye dikkat çekmektedir. Oryantalistlerin yetiştirdiği çocukların kafalarını İslam dini ile devlet ve millet aleyhine zararlı fikirlerle doldurup kukla haline getirdikten sonra maşa olarak kullandıklarını ifade etmektedir. Suriyeli bir Arap olarak verdiği örnek ile de nevişahsına münhasır biri olduğunu ve Araplar arasında genel olarak yaygın olan Osmanlı’nın Arapları sömürdüğü düşüncesine inanmadığını göstermektedir. “Oryantalistlerin bu dönem hakkında [Osmanlı devletinin Arapları yönettiği dönem] gerek bizzat, gerekse talebeleri [içerden devşirdikleri yerli uşakları] vasıtasıyla söyledikleri, gerçekle alakası olmayan asılsız şeylerdir. Sözgelişi onlara göre Müslüman Türkler, Arap ülkelerini sömürmekten başka bir şey yapmamıştır. Yıllarca bayrağını taşıdıkları iman birliği ideali, emperyalist gayelerinin gerçek yüzünü gizleyen perdeden başka bir şey değildir.” (s.20)
Prof Dr. Mustafa es-Sıbâî oryantalizmi anlatırken isim vererek yerli uşaklarını da deşifre etmektedir. Tıpkı “Çağdaş Arap edebiyatı dalında oryantalistlerin ilk talebesi olan Dr. Tahâ Hüseyin” (s.23) ismini zikredip Çağdaş Arap edebiyatını oryantalistlerin düşünceler doğrultusunda yozlaştırıp dejenere ederek Arapların tarihlerinden ve İslam dininden koparılmasına yardımcı olduğunu savunmaktadır. Prof Dr. Mustafa es-Sıbâî, Dr Tahâ Hüseyin’in el-Edebu’l-Cahilî adlı kitabında oryantalistlerden aşırdığı bilgiler kendi fikri gibi sunduğu, kendisinin araştırarak ortaya koyduğu hiçbir bilginin olmadığını, oryantalist uşaklarından Prof. Ahmed Emin’in Fecru’l-İslam ve Duha’l-İslam kitapları ile Dr. Ali Hasen Abdulkadir’in Nazretun Âmmetun fi Tarihi’l-Fıkhi’l-İslamî (İslam Hukuku Tarihine Genel Bakış) adlı kitaplarının da aşırma bilgiler ihtiva ettiğini söylemektedir.
Prof Dr. Mustafa es-Sıbâî Oryantalist Batı Bilim adamlarının Doğu araştırmaları yapan ilk isminin bilinmediği gibi oryantalizmin ne zaman başladığının da bilinmediğini “Ancak Batı kiliselerine bağlı ruhbanlardan bir kısmının şan ve şeref dolu günlerinde Endülüs’e gelerek buradaki medreselerde okudukları, Kur’an-ı Kerim’i ve bazı Arapça kitapları kendi dillerine çevirdikleri, başta felsefe, tıp ve matematik olmak üzere çeşitli ilimlerde Müslüman âlimlere talebelik ettikleri tarihi bir gerçektir.” (s.31) Prof Dr. Mustafa es-Sıbâî’ye göre bilinen ilk oryantalistler 999 yılında Endülüs medreselerinden mezun olup Roma Kilisesine Papa seçilmiş olan Fransız rahip Jerbert, muhterem peder Pierrele Aénére (1092-1156) ve Gerard de Grémone’dir. Oryantalistlerin Doğu ilmini özellikle de İslamı araştırmaları doğrulardan bahsetmek üzere olunca bir behis yok ancak onlar görüp okuduklarını çarpıttıkları için eleştirilir duruma gelmişlerdir. Yukarıda da görüldüğü üzere İslam ilimleri tahsil etmek hiç eski imanları üzerine tesir etmemiş, onların Müslümanlaşmasını sağlamamıştır. Hatta bu İslam’ın tesir etmediği oryantalistlerin içinden Roma Kilisesine Papa olan bile çıkmıştır. Bu durum da imanı bir Allah vergisi olduğunu, eğer o izin vermezse kimsenin imana ermeyeceğinin de bir delilidir. “Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.” (Bakara, 7) Onların kendi tutum ve inançları gerçeği görmelerini, işitmelerini engeller. İlk Oryantalistler kongresi 1873 yılında Paris’te toplandı (s.32).
Prof Dr. Mustafa es-Sıbâî göre Oryantalizmin ortaya çıkışının asıl sebebi dini’dir. Çünkü ilk olarak rahipler doğu ilim ve dinlerini araştırmışlardır (s.35). Yani rahipler İslam dini merak etmişler, hatta kusur aramışlar ve kendi dinlerinin üstünlüğünü göstermek için çabalamışlardır. “Özellikle Hristiyan ruhbanların önem verdikleri tek konu, İslamiyet’i tenkit ederek iyi taraflarını kötülemek, gerçeklerini tahrif etmekti.” (s.35) Böyle yapmalarının sebebi İslam’ın Hristiyanlar arasında yayılmasını önlemek, Müslümanların kaba, cahil, kan dökücü olduğunu göstermek suretiyle halklarını Müslümanlardan uzak tutmak, İslam’ın bedeni zevkleri telkin eden bir din olduğunu, ruha hitap etmediğini göstererek teveccühlerine engel olmaktır (s.35). Hristiyan din adamlarının oryantalist çalışmalarının sebebi sadece kendi dindaşlarının Müslüman olmasını engellemek değildi. Aynı zamanda misyoner maçlar da güdüyorlardı. Müslümanları dinlerinde soğutup uzaklaştırarak Hristiyan yapmayı da gaye edinmişlerdi (s.36).
Prof Dr. Mustafa es-Sıbâî göre Oryantalist çalışmaların ikinci sebebi Batının İslam ülkeleri için beslediği emperyalist hedefleridir. Her ne kadar dini görünümde de olsa onları güçsüz düşürecek çalışmalar ve savunma ve güvenlik zaaflarını keşfedip Haçlı hücumlarından sonra yeniden bir savaş başlatarak İslam ülkelerini işgal etmek amacıyla coğrafik ve askeri zaaf ve eksikleri öğrenmeye çalıştılar (s.36-37). Siyasi ajanlık gibi bir yöntem ile İslam ülkelerinin güvenlik sır ve kusurlarını öğrenmeye çalıştılar.
Batılı Oryantalist çalışmaların başka bir sebebi ise Prof Dr. Mustafa es-Sıbâî göre sanayileşen Batı ekonomisine pazar elde etmek ve sanayi için gerekli hammaddeyi İslam topraklarından temin etmektir (s.37). Nitekim İngiltere’nin sanayileşme sürecinde ucuz işçi temini için köle uyguladığı ticareti ve pamuk, petrol, maden temini için hammadde sömürücüğü bunun en net örneğini oluşturur.
Prof Dr. Mustafa es-Sıbâî oryantalist çalışmaların başka bir sebebinin de Müslüman Arap ülkelerinin işgalden kurtularak bağımsızlıklarını kazandıktan sonra başladığını ve Arapçayı iyi bilen bir Ataşenin bulunduğu Arap ülkesi ilim ve fikir adamlarıyla sıkı ilişkiler kurarak onlara ülkesinin menfaatleri doğrultusunda telkinlerde bulunarak yönlendirmesi, fikirlerini öğrenerek ülkeleri aleyhinde olan düşünceleri engellemesi hatta kanaatimizce beyin transferi yapmak da yeni oryantalist çalışmalardandır (s.37-38)
Çok az olmakla birlikte İlmi sebeple oryantalizme yönelenlerin de bulunduğu ancak onların da bir menfaat sağlamadıkları için ülkelerinden destek ve kabul görmedikleri için oryantalist araştırma yapacak maddi imkânları olanlar arasından nadiren çıktığını (s.38) da unutmamak gerek.
Prof Dr. Mustafa es-Sıbâî daha sonra oryantalistlerin bu çalışmalarından gözettikleri hedefleri ele almaktadır. Prof Dr. Mustafa es-Sıbâî göre oryantalistlerin üç hedefi vardır: “Görünüşe Göre İlmi Hedef” (s.39), “Dini ve Siyasi Hedefler” (s.44), “İslam Kültürünü sadece ilmi araştırma yapmak ve gizli kalmış bazı hakikatleri açığa çıkarmak maksadıyla tetkik gayesi güden ilmi hedef.” (s.46)
İlmi hedeflerinin altında yatan gayeleri ise “H.z Peygamber’in (s.a.v.) peygamberliğinin sıhhatine ve İslam’ın ilahi kaynağı olan vahye şüphe sokmak” (s.39), “İslam’ın semavi bir din olduğunu inkâr edilmesi”ni sağlamak (s.41), Prof. Dr. Mücteba Uğur İslam’ın Yahudilik ve Hristiyan dinlerinden toplam bir din olduğunu söyleyen Goldziher, Joseph Schatcht, Carl Brockelmann isimleri zikrederek neler dediğini 12 numaralı dipnotta açıklamaktadır. Ancak bizim âcizane görüşümüz toplama din demek yerine “Şüphesiz Allah katında din İslam’dır.” (Âl-i İmrân, 19) ayetinden hareketle Hz. Âdem’den Hz. Muhammed’e kadar gelip geçmiş bütün peygamberlerin İslam dinini tebliğ ettiğini bilmemiz gerekir. Muharref hale düşmeden önceki Yahudilik ve Hristiyanlık din olarak İslam’dan önce geldikleri için de Allah katındaki İslam’dan bir nüve taşmaları kaçınılmaz olacağından Hz. Muhammed’e (s.a.v.) nazil olmuş olan İslam onlardan bir hususun bulunması da normaldir. Oryantalistlerin ilmi hedeflerindeki diğer etkenler ise “İslam âlimlerinin dayandıkları hadislere şüphe düşürmek” (s.42), “İslam hukukunun kendine has kıymetine gölge düşürmek” (s.43), “Arapça’nın [ve Farsça ile Türkçe’nin] ilmi gelişmelere ayak uydurma gücünde şüphe meydan getirmek” (s.44)tir.
Prof Dr. Mustafa es-Sıbâî Oryantalistlerin çalışmalarındaki dini ve siyasi hedefleri ise “Müslümanların kafasına peygamberleri, Kur’an’ları, hukuk sistemleri ve fıkıhları ile ilgili meselelerde şüphe ve tereddütler sokarak zihinlerini bulandırmak”, “Müslümanları, medeni kültüğr miraslarının değerinden şüpheye düşürmek” (s.44) “Müslümanların kendi kültürlerine olana güvenlerini zayıflatmak, bütün insani değerlerine, inanç esaslarına ve yüce prensiplerine şüpheci bir gözle bakmalarını sağlamak”, “Çeşitli ülkelerde yaşayan Müslümanlar arasındaki bağları koparmak, kardeşlik ruhunu zayıflatmak” (s.45) şeklinde sıralamaktadır.
Hakiki manada ilmi yönden oryantalist çalışmalara yönelenlerin kendi ülkelerinde dışlandığı mutaassıp oryantalistler ve misyonerler tarafından şiddetli tenkitlere maruz kaldıklarını ifade eden Prof Dr. Mustafa es-Sıbâî isim olarak da Thomas Arnold’un The Peaching Of İslam (İslam’ın Yayılışı) adlı eserindeki objektif tutumu dolayısıyla tenkide maruz kaldığını ifade etmektedir (s.46). Ayrıca Fransız Oryantalist Denier araştırmaları neticesinde Müslüman olmuş, Müslüman olduktan sonra Nasıruddin Denier adını almış, Fransa’da ölmüş olmasına rağmen Cezayir’e getirilerek defnedilmiştir (s.47).
Prof Dr. Mustafa es-Sıbâî Oryantalistlerin Hedeflerini Gerçekleştirme Vasıtaları olarak; Hz. Peygamber ve Kur’anı Kerim hakkında hatalı ve tahrif edilmiş bilgiler içeren kitaplar yazmak, Müslümanlar için dergiler çıkarmak, yardım edecekmiş gibi yaklaşarak hastane, yardım derneği, okul, kreş, mülteci kampları, yetimhane, misafirhane gibi kuruluşlarda misyonerlik yapmak, Üniversiteler ve ilmi kuruluşlarda oryantalist amaçlar doğrusunda konferanslar vermek (s.49), yerli basında oryantalist makaleler yazmak, oryantalist kongreler düzenleyerek aksayan yönlerini düzeltmek, oryantalizme hizmet eden İslam Ansiklopedisini yazmak ve tekrar baskılarını yaparak İslamiyet hakkındaki tutarsız fikirleri, batıl görüşleri yaygınlaştırmayı (s.50) sıralamaktadır.
Prof Dr. Mustafa es-Sıbâî “Oryantalistlerin Neşrettiği Önemli Dergiler” (s.53) başlığı altından oryantalistler tarafından kurulmuş cemiyetlere ve onarın çıkardığı dergilere yer vermektedir. Dergileri çıkarmaktaki amacını da oryantalistler arsası yardımlaşma ve tanışmayı organize etmek ve yazdıklarını yayınlamak olarak ortaya koymaktadır.
Prof Dr. Mustafa es-Sıbâî’ye göre A.J.Arberry, Alfred Guilaume, Baron Carra de Vaux (s.55), H.A.R. Gibb, Ignas Goldziher, John Maynard (s.56), S.M Zweimer, Aziz atiye Surial, Gustave E. Von Grunebaum (s.57), Philip Hitti (s.58), A.J.Wensinck, K. Cragg (s.59), Louis Massignon, D.B. Macdonald, Green, Mecid Kadûrî (s.60), D.S. Margolious, R.A. Nicholson, Henri Lammens, Joseph Schacht (s.61) gibi isimler oryantalistlerin önde gelen isimleridir. Prof Dr. Mustafa es-Sıbâî bu isimlerin Batıda hazırlanmış İslam Ansiklopedisi yazarı oldukları bilgisinden ayrıca yapmış oldukları çalışmalar ve eserleri hakkında da kısa bilgiler vermektedir.
Prof Dr. Mustafa es-Sıbâî İslam dünyasındaki bazı âlimlerin oryantalistlerin yazdığı bazı kitap ve makaleleri ilmi bulduklarını ancak kendisini bu hususları sakıncalı gördüğünü açıklıkla ifade etmiş ve bu ansiklopedi, kitap ve dergileri isimlerini sıralamıştır (s.63-65).
“… oryantalistler … İslami konularda araştırmaya, zihinlerinde peşin fikirle başlarlar ve o peşin fikre delil aramaya çalışırlar.” (s.67) tarafsız bilim adamları gibi peşin hükümlerden arınmış olmak ve sağlam kaynaklardan araştırma yapan objektiflik onlar için önemli değildir.
Prof Dr. Mustafa es-Sıbâî Oryantalist Sir James Norman Dalrymple Anderson (1908-1994) ile yaptığı bir görüşme sırasında Anderson Ezher mezunu bir doktora öğrencisinin İslam’da kadın hakları konusunda yaptığı çalışma sonucu yazdığı ve derinlemesine konuyu inceleyip ispatladığı tezini kabul etmediğini bizzat anlatmış, ve kabul etmeyiş sebebini de Prof Dr. Mustafa es-Sıbâî’ye “Bu talebe, İslamiyet kadına şu hakları verdi, İslam kadına bu hakları tanıdı… dediği için başarısız sayıldı. Bu öğrenci İslam dininin resmi Yoksa Ebu Hanife yahut Şafiî mi kesildi ki İslam adına konuşuyor, bu sözleri söylüyor. Bu öğrencinin İslam’daki kadın hakları konusundaki görüşlerini ilk İslam fakihleri bile ileri sürmemiş, söylediklerini onlar dahi söylememişlerdir. Bu adam kendisine çok güceniyor, İslam dinini Ebu Hanife veya Şafiî’den daha iyi anladığını iddia ediyordu. Tezini onun için başarısız saydık.” (s.76) bir nevi oryantalizme hizmet etmediği için başarılı da olsa ilim adına hareket etmeyi bir kenara bırakıp doğruların tasdik edilmesi sayılacak tezin kabulüne engel olduklarını itiraf etmektedir.
Ezher mezunu Emin el-Mısrî Londra ve Cambridge Üniversitelerinde Oryantalist Schacht’ın kitabını tenkit edecek bir doktora tezi üzerinde çalışmak isteyince müsaade edilmez ve kendisine “Sen burada doktora yapmak istiyorsan Schacht’ı tenkit sevdasından vazgeç, zira bu üniversitede bu konuda tez yapmana kimse izin vermez” (s.82) derler.
Prof Dr. Mustafa es-Sıbâî Batılı bir oryantalist olan Gustave Le Bone’un nadir tarafsız oryantalistlerden olduğunu ve bunu “Arap Medeniyeti” adlı kitabında ortaya koyduğunu ancak böyle objektif olmasının asıl sebebinin ise onun hiçbir inanca sahip olmamasına ve materyalist olmasına bağlı olduğunu düşünmekte ve bu tarafsız aydının tarafsızlığından dolayı Batılılar ve özellikle Fransızlar tarafından takdir görmediğini, hâlbuki Gustave Le Bone’un 19. Yüzyılın en büyük sosyoloji ve tarih âlimi olduğunu ifade etmeketdir.
Kısaca Prof Dr. Mustafa es-Sıbâî “Oryantalizm Ve Oryantalistler, Yararları-Zararları” bu kitabında oryantalistlerin İslam’ı kötülemek, Müslümanların kusur ve hatalarını tespit ederek aşağılama suretiyle kendi halklarının Müslümanlaşmasını engellemeye çalıştığı kadar, dini ve ilmi çalışmaların arkasına saklanarak yapılan oryantalist araştırmalar ile Müslümanları dinlerinden ve kültürlerinden uzaklaştırarak zayıf düşürmek suretiyle ülkelerini işgal etmeyi ve işgal ettiği ülkeleri hammadde bakımında sömürmeyi, insanlarını köle ve ucuz işçi olarak kullanmayı, aynı zamanda kendi sanayi ürünlerine pazar sağlamayı hedeflediklerini ele almştır.
Prof Dr. Mustafa es-Sıbâî “Oryantalizm Ve Oryantalistler, Yararları-Zararları” adlı kitabında aklı karışıklara ve oryantalizm hakkında bilgi edinmek, oryantalist çalışmalar hakkında bir bakış açısı edinmek isteyenlere gayet anlaşılır kısa öz halinde bir reçete sunmakta ve pusula ortaya koymaktadır. Müslüman bilim adamları oryantalistlerin amaç ve çalışma metotları hakkında en kestirme en kolay yoldan bir kanaat sahibi olarak bakış açılarını ona göre tayin edebileceklerdir.