ÜlkücüMilliyetçiTürkçüTürkeşÜlkü OcaklarıdövizakpchpmhpAhmet b.karabacakhasan külünk
DOLAR
16,9772
EURO
17,4527
ALTIN
964,16
BIST
2.371,25
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Açık
29°C
İstanbul
29°C
Açık
Çarşamba Açık
30°C
Perşembe Açık
30°C
Cuma Az Bulutlu
27°C
Cumartesi Yağmurlu
24°C

YÜZLEŞME ya da GEÇMİŞLE MUHASEBE “PÜTÜRGELİ ALİ – Bir Eylemcinin Anıları”

YÜZLEŞME ya da GEÇMİŞLE MUHASEBE  “PÜTÜRGELİ ALİ – Bir Eylemcinin Anıları”
10.04.2022
0
A+
A-

Halim KAYA

Daha sonraki yıllarda bir dönem Bursa Aydınlar Ocağı Başkanlığı da yapan Ali Seydi Çakırel’i Bursa’daki öğrencilik yıllarımdan tanırım. Bursa’daki öğrencilik yıllarım boyunca zaman zaman çeşitli vesileler ile görüştüğümüz Av. Ali Seydi Çakırel’in yazdığı  “Pütürgeli Ali – Bir Eylemcinin Anıları” kitabını imzalı olarak tarafıma göndermesi dolayısıyla okunmak için sıra bekleyen kitaplar arasından öne çekerek okumaya başladım.

İkinci baskısını 2021 yılında yapmış olan “Pütürgeli Ali – Bir Eylemcinin Anıları”  birinci baskısı ne zaman ve hangi yayınevi tarafından yapıldığı belirtilmese de elimizdeki ikinci baskısını yapan Bilgeoğuz Yayınları yapmış olduğu kuvvetle muhtemel, çünkü “2. Baskı” olarak kaydedilmesi birinci baskının da aynı yayınevi tarafından yapıldığının alametidir. Kitap 223 sahifede anlatılan ve Önsözden sonra kırkbir bölümden oluşmaktadır. Ali Seydi Çakırel her bölüme ad olarak bir başlık koymamış, başlık yerine ayet, şiir ya da özlü sözlerden seçtiği bir cümle ile bölümleri diğer bölümlerden ayrıştırmış. Bölümlerin anlatmak istediği özü vurgulayan bu sözler kitaba ayrı bir orijinallik kazandırmış.

Ali Seydi Çakırel’in yazdığı önsöz de dikkat çekici bir vurguya sahip ve beklide ülkücü yazarlar içinde şimdiye kadar pek herkesin cesaret edemediği, ya da ülkücüler tarafından yanlış yorumlanır endişesiyle kimsenin hiç değinmediği ülkücü hareketin öz eleştirisi mahiyetinde gayet cesur muhtevaya sahip bir önsöz olmuştur. Ali Seydi Çakırel bu günkü dağınıklığı “ … ülkücülerin 12 Eylül öncesi ile yüzleşmediklerini bunu yapamadıkları için de paramparça bölünüp her siyasi harekete payanda olmaktan kurtulamadıkları” na (S:7) bağlamakta, Ülkücü Hareketin yaşadıklarının müsebbibi olarak “Ülkücülerin içersinde yabancılar tarafından devşirilmiş, yerli ve milli olmaktan uzak İslam’a, Türk’e ve Türkiye’ye düşman unsurların sızmış olduğu gün gibi ortadaydı” (S:8) diyerek suçlu olarak İslam ve Türk düşmanlarının devşirmelerini görmektedir.

“Pütürgeli Ali – Bir Eylemcinin Anıları” kitabı isminde anılar geçmesine rağmen yaşanılan olayları sırasıyla detaylandırarak anlatan ve hatıraları yâd edecek tarzda bir anı kitabı değil. Daha çok günümüz olayları ile geçmiş olayları ilişkilendirip yorumlayan ve olayların faillerinin gizli ilişkilerini sorgulayan bir kitap. Geçmişte Sol kesim, İslamcı kesim ve Ülkücü Harekete sızmış olduğunu iddia ettiği gladyo elemanlarının gayri kanuni işler çevirdiğini ve bunları CIA, ABD, AB, Nato gibi ülke ve kurumların destekleyip yetiştirdiğini ve maaşlarını ödediğini, bu gün de Erdoğan ve Bahçeli’ye karşı aynı faaliyetlerin yürütüldüğünü iddia etmekte ve geçmiş olaylarla ilişkilendirerek ispatlayıp yorumlamaya çalışmaktadır. Hatta bu gladyo elemanlarını “Mücadele zamanında hep arka taraflarda kalmayı tercih eden bu zevat; geniş ve tehlikesiz zamanlarda, görünmeyen bir el onları her zaman en arkadan alıp en ön saflara oturttu.” (S:36) cümlesiyle tarif etmektedir.

Ali Seydi Çakırel Nato Gladyo elemanı değdi bu sahte ülkücülerin vasıflarını; maddi sıkıntı çekmezler, birkaç dernek ya da sendikadan burslar adı altında maaş ve para alır (S:49), bolluk içinde yaşar, bir olay olduğunda ortadan kaybolurlar, hesap yaparlar, kendilerini tehlikede görünce karşısındakilere her türlü yalan, iftira, hakaret ve tehdit (S:53) yaparlar diye sayarken samimi ülkücüleri gönül ehli, aşk ehli, hesap kitap yapmayan menfaat düşüncesinden uzak, temiz yürekli, gelecekle ilgili tedbir ve beklenti içinde olmayan inandığı ve iman ettiği davası için her türlü fedakârlığı yapan, Allah rızasından başka bir şey düşünmeyen, zalime, haksızlığa, adaletsizliğe isyan edenler olarak ifade etmektedir.

Ali Seydi Çakırel’in bu kitabını okuyacak olanlara, yine bu kitapta olduğu gibi aynı zamanlardan, 12 Eylül öncesi Şişli’deki Ülkücü Mücadeleden bahseden ve MHP Şişli İlçe Başkanlığı Sekreteri olan Yücel Amil’in yazmış olduğu “Şişli’de Ülkücü Mücadele” ve “Şişli’nin Serdar-ı Ekrem Şehidi Yusuf Bahri Genç” ile “Şişlinin Ülkücü Şehitleri” kitaplarını da okumalarını tavsiye ederim. 12 Eylül öncesi Yücel Amil Şişli’de gençlik kolları başkanı ve MHP’de ilçe sekreter olarak, Ali Seydi Çakırel ise İstanbul Ülkü Ocaklarında yönetimde bulunarak, ayrıca Şişlide Siyasal okuyarak- ülkücü mücadelede bulunmuş olmalarından ve bu mücadeleyi birlikte verdikleri ortak insanlardan -Yunus Meral gibi-, Şişli siyasalda yapılan 37 günlük okul boykot olayından -hem de içinde aktif rol aldığını söyledikleri halde- bahsetmelerine rağmen, hatta şu an her iki yazar Bursa ilinde ikamet ettikleri halde her iki yazar da kitaplarında hiç birbirlerinden bahsetmemişlerdir. O günlerde aktif rol almış iki ülkücünün birbirinden haberdar olmamalarını ancak çok hengameli günler geçirmelerinden ya da arkadaş grupları olarak farklı gruplara mensup olmaya bağlayabiliriz.

Ali Seydi Çakırel “Pütürgeli Ali – Bir Eylemcinin Anıları” kitabında sanki geçmişiyle hesaplaşıyor, bir muhasebe yapıyor. Kendisinin Türk İslam Ülküsü çizgisinde olduğunu ancak bazı kişilerin bu düşünceden çok uzak kişiler olduğunu düşünüyor. Bu konuda Eğitimbilimci, Sosyolog Prof. Dr. M. Çağatay Özdemir 29 Mart 2022 tarihinde sosyal medya hesabından Ülkücüleri, Milliyetçilerin kendilerini tanımladıkları; Türk İslam Ülkücüsü, Türkçü, Milliyetçi Ülkücü, Laik Milliyetçi, İslamcı Milliyetçi, Milliyetçi Muhafazakar, Atatürk Milliyetçisi, Nizam-ı Âlemci, Laik Milliyetçi, Ülkücü, İlayı Kelimetullahcı, Türk Milliyetçisi, Seküler Milliyetçi, Turancı, Göktanrıcı, Yeni Bir Medeniyet Tasavvurcusundan oluşan 15 ayrı isim vermiş ve akabinde siz hangisindensiniz der gibi “müsünüz?” diye sorarak “artık karar verseniz” diye eklemişti. Ne acıdır ki bu isimleri okuyanlar mutlaka bir iki tane de kendileri bu listeye ekleme yapacaktır. Ben de bu paylaşımı okuyunca “Acaba kendilerini bu 15 farklı şekilde tanımlayan kişiler o zaman nasıl bir araya geldi.” diyerek bir paylaşım yapmıştım. Anlaşılan o ki bizi bir araya getiren o günün ateş çemberinden geçen insanların can güvenliği için kalabalıklar içinde olma ihtiyacıymış, yoksa ortada bir fikir sistemi varken insanların kendilerini bu kadar farklı adlarla tanımlaması çok anlaşılır ve kabul edilir bir durum değildir.

Ali Seydi Çakırel’in dikkate almadığı bir husus var. Kendi gibi yaşantılarını tasvip ettiği, ülkücü saydığı insanları bir araya toplayan fikri sistemin teorisindeki doru buldukları fikirlerdir. Eğer çarpık hayat tarzı ve fikir sahibi bazı kişiler ortaya çıkmışsa bunlar ya ülkücü değildir, ya da münafıktır. Nitekim İslam da gerçek mümin ile sahtelerini böyle ayırmıştır. Eleştirdiği insanlara Ülkücü demek bence çok da doğru değil. Türk milletinin her çağında dış ve bunlarla işbirliği yapan iç mihraklar yüzlerce binlerce çaşıt yetiştirmiş ve içimize salmışlardır. Şimdi, bu gün, ya da bu çağda Türk Milletini kurtuluş umudu olacak Ülkücü Hareketi mi rahat bırakacaklardı, düşünmek gerek.

Ali Seydi Çakırel’in sivil toplum kuruluşu başkanlıkları ve üyeler konusunda yaşadıkları ve düşündüklerini bire bir ben de Samsun TÜRKAV Başkanlığı yaptığım zanlarda yaşadım. Ağabeylerden biri gelip bana sözünün geçtiği arkadaşlarından birisinin Vakfın masraflarını karşılamam için her ay 500 TL vereceğini söyledi. Ben de kimseden para alamayacağımı, o kişinin mensubu ve yöneticisi olduğu ülkücü sivil toplum kuruluşundaki memurlara vakfımıza üye olmalarını söylemesini ve bu yeni üyelerin de aidatlarını ödeyerek faaliyetlerimize de katılmalarının yeterli olacağın, para verenlerin zamanla tasvip etmeyeceğim isteklerde bulunabileceklerini söyleyip teklifi geri çevirmiştim. Ve bir dönem sonra da atadan evlada geçer gibi başkanlık yapılamayacağı gerekçesiyle vakfın başkanlığını kendi rızam ile ve yukarıdan müdahale olmadan devretmiştim.

Ülkücülerin başka siyasallaşmış cemaatlere tarikatlara, başka tamamlayıcı düşüncelere ihtiyacı yoktur. Eğer kendisini ülkücü olarak tanımlayan bir kişi daha sonra siyasallaşmış bir cemaat ya da tarikatta doğruyu huzuru bulduğunu ifade ediyorsa bu o kişini eksikliğidir. Bizim önümüzde örnek alacağımız Seyit Ahmet Arvasi gibi nice büyüklerimiz var. Ülkücünün iki günü eşit değildir, her gün yaşantısında ve fikrinde tekâmül eder, ilim onun yitiğidir devamlı arar. Böyle olunca da başka siyasi fikirler ihtiyaç duymaz. Sadet Partisinde siyaset yapan arkadaşı ülkücü saymak, 12 Eylülden sonra Anap’a giderek siyaset yapanları da meşru saymaktır ki yazarın eleştirdiği Yaşar Okuyan ve diğerlerini ben hiçbir zaman Ülkücü saymadım. Ülkücü hareketin bu parçalanmışlığının altında herkese hoş görüyle bakması ve insanlarının siyasallaşmış cemaat, tarikat ve yazarın yakındığı çevreler tarafından devşirilmeleri yatmaktadır. Ülkücü Hareket; İslam’ı yaşamak ve kendi fikri sistemini geliştirmek için kendi kendine yetecek bir harekettir. İslam’ın kendisi kendisidir. Bin yıllı aşkın İslam geçmişimiz ve âlimlerimizin yazdıkları yeterde artar bile. Hata ve kusurlar kişilerin eksikliğidir ki o da elbirliği ile halledilebilir.

Ali Seydi Çakırel eleştirisinde haklıdır ancak mevzuya bir de bu taraftan bakarak yorumunu yapması daha sağlıklı olur kanaatindeyim. Bir kişi insanın geçmişine kefil olunabilir. Geleceği sadece Allah bilir. Biz, beşerin gelecekte ne yapacağını bilmediğimiz için geleceğine kefil olmamalıyız. İnsanoğlu dua ederken bile Allaha yalvarır beni saptırma, koru, sana layık bir kul eyle diye. Ali Seydi Çakırel’in müzik odasında Ülkü Ocakları başkanının elinden kurtardığı arkadaşı (150) da sonradan kendisini bir büroya çağırıp kendisine racon keserek arabulucuk yapalım paraya para demeyelim diyen sevgili avukat arkadaşı (S:151) da bunu kendi tercihleriyle yapmışlardır. İnsanlar Ülkücü oldukları için değil kötü oldukları için suç işlerler. Nitekim ülkemiz yüzde doksan dokuz Müslüman olmasına rağmen İslam’ın uygulanışın da seksen üç milyon farklı bir uygulayış ortay çıkmıştır. Hiçbiri birbirine uymayan ve samimiyet bakımından denk olmayan uygulamalar görürüz. Bu yüzden İslam dinini suçlamak yerine Müslümanları günahkâr sayarız. Rahmetli Başbuğ Türkeş’in “Dava adamı olmak için önce adam olmak lazım. Dava öğretilir ama adamlık öğretilemez.” sözü de bunu işaret etmektedir.

Bizler mücadel zamanında arkada kalmayı ar sayardık” (S:165) Ülkücü Hareketin tarihi Ali Seydi Çakırel’in haklı olarak eleştirdiği sapkınların tarihi değildir. Ülkücü Hareketin tarihi “toprağın kara bağrında sıradağlar gibi duran”, “Şu kara toprağa girenlerindir” yani şehitler ile gazi olmuş isimsiz kahramanların tarihidir. Onlar her zaman hayırla yâd edilirken, diğerleri ikrah ile yaptıkları kötülüklerle anılmaya devam edeceklerdir. Dünyada nimete kavuşsalar da Ülkücülerin temiz sinesinde yer bulamamanın bedbahtlığıyla terki dünya edeceklerdir. Bir söz vardır şimdi tam kime ait hatırlayamadım. “Kahramanlar mücadele anında en ön safta, zafer zamanı nimet paylaşımında en geri safta yer alırlar” çünkü onlar savaşa cihad etmek için, Allah rızasını kazanmak için mücadele derler, savaşta çapul yapmak, yağma yapmak, ganimet elde etmek, nimet elde etmek için değil.

Aslında yazıyı yazarken başa dönüp bu yazacaklarım doğrultusunda düzenleme yapabilirdim ancak yazının akışına müdahale etmek istemedim. Hani yukarıda Yücel Amil 3 kitap yazdı Ali Seydi Çakırel’den bahsetmiyor, Ali Seydi Çakırel de bu kitabında Yücel amilden hiç bahsetmiyor diyerek dikkatinizi çekmiştim ya Ali Seydi Çakırel beni yanılttı. Kitabın 186’cı sayfasında Yücel Amil’den Enver Tortaş’ın vurulması olayında tedavisinin yaptırılması aşamasında Okmeydanı Hastanesinde çalışan Yücel Amil’den Enver Tortaş’ın Ülkücü Dr. Ergun Özdemir’e tedavi ettirilmesi (S:186) için yardım almış. Bu da her iki yazarın kitaplarını birlikte okunması tavsiyemizin ne kadar doğru olacağının göstergesidir zannımca.

Yücel Amil ile Ali Seydi Çakırel’in yazdıklarında ki ilk ortak mevzu ise Çağlayan Gürsel Mahallesine Akşemseddin Camii adı verilen caminin yaptırılması hususudur. Ülkücüler dinin yaşanmasına ve dini müesseselerin inşa edilmesi ve muhafazası uğruna canlarını ortaya koymuş ancak kitapta çok bahsettiği bir tayfa tarafından dinsizlikle de suçlanmıştır. Allah her iki kesimin samimiyetini en iyi bilendir. Daha önce MSP olan Abdulkerim Doğru’dan MÇP genel başkanı iken verdiği bir beyanattan okuduğum şu olay buna örnektir. Ülkücüler, Mecliste MSP’lilerin teklif ettikleri görüşülen bir kanun teklifinin çıkartılması için çabalarken meclisi terk eden Erbakan’a  “Ben iktidara gelince çıkartır daha fazla oy alırım” diyen zihniyetle kıyaslanamazlar.

 Ali Seydi Çakrel’in Atatürk, Bayrak ve üniter yapı hususundan söylediklerine katılmam mümkün değildir. Hiçbir zaman Ülkücüler ya da Türk milleti sol gibi Atatürk’ü tabulaştırıp put ya da ilah olarak düşünmemiştir. Atatürk’te fani bir insandır. Günah işleyebilir, ama hesabını Allah huzurunda veriri. Ülkenin kurucusudur. Ancak Ülkeyi tek başına kurmamıştır. Ondan daha kıdemliler varken organize etmeyi bilmiş, kendisine yönelen her türlü muhalefet de bertaraf edebilmiştir. Eğer o bertaraf etmese muhalefet onu bertaraf ederdi ki bu gün onların tarihini okurduk. Atatürk’ün çağdaşı olan muhalefetteki insanlar ona muhalefet etti diye ahlaken ve inanç bakımında çok kötü insanlar olmaz, ama başarısız olmuş birer siyasi muhalif olmaları gerçeğini de saklayamayız. Atatürk adına eleştirilen her şeyi Atatürk’e mal etmek de doğru değildir. Nitekim yirmi yıldır ülkemizde iktidar olan parti mensuplarının davranışlarında görülen uygunsuzlukları doğrudan liderine mal edemeyeceğimiz gibi. Bayrağımız da balkona asıla çamaşır mesabesinde olmamıştır. Üniter yapı konusundaki hassasiyeti de ülkenin güçlü olup olmayışıyla alakalıdır diye düşünüyorum. Eğer Türkiye’yi Türkiye yapan değerleri yerinden oynatırsanız yarın o Türkiye yerinde bir devlet bulamazsınız ve bu zayıf halinle kurmanıza da müsaade etmezler. Bence bunları yeniden gözden geçirmek gerekmektedir. Her şeyi her zaman istismar eden bazı kişiler olacaktır. Birkaç olumsuz örnekten yola çıkarak Türk milletini ve Ülkücüleri de solcu, ulusalcı dediği insanlar gibi görmemek lazım. İslami kapitalizm ve tesettür konusundaki eleştiriler yerli yerinde olmuş. Nasıl Atatürk, Bayrak, Üniter yapıyı tartışmadan vareste tutmamız gerekiyorsa, din, Kur’an, cami vs. kavramlarımızı da tartışmalardan uzak tutmamız gerekmektedir.      

Ali Seydi Çakırel’in yazmış olduğu bu kitapta anlattığı hususların ve eleştirilerin çoğuna katılmamak mümkün değildir. Ancak Ali Seydi Çakırel’in de bir kısım katılmadığımız ve onaylamadığımız düşünceleri vardır. Kendisi de ayrılıklarından dolayı eleştirdiği insanlardan farklı değildir. Başbuğun kurup fikri yapısını tayin ettiği fikrin ismiyle kendini tarif ederek ondan ayrılmakta yazarın eleştirdiği ayrılanlar kadar eleştiriyi hak eder. Asıl olan kendisinin de beyan ettiği gibi “ülkücüler arasında kalarak” ama yabancılaşmadan kendisini onlardan biri gibi bilerek olursa yapılan eleştirilerden kendisini vareste tutabilir. İnsanların bedenen bir yerde olmalarından ziyade ruhen o yeri kabullenip hala mensubiyet duyabilmeleri ancak kendilerini o grubun içinde olarak ifade etmeleri olarak anlaşılabilir.

Ali Seydi Çakırel kendi üslubunca ve klasik hatıratların aksine hatıralarını yorumlayarak, dersler çıkararak yazmış. Okunması gereken bir kitap “Pütürgeli Ali – Bir Eylemcinin Anıları”. Yazarken de zaman zaman iğneyi kendimize batırmayı da ihmal etmemiş, gerekli dersleri alırız da inşallah içimizdeki ayrık otlarını temizler ve Başbuğun işaret ettiği yolda Vatanımıza milletimize hizmet etmeye devam ederiz.         

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

bettilt giriş