EKMEĞE DAİR

Efendi Barutçu

Hangi Barış?..

Bu haber 12 Ocak 2013 - 13:59 'de eklendi ve 3.807 kez görüntülendi.

Şükrü Alnıaçık 

 

Geçtiğimiz çarşamba günü “onursal” başkanı Abdullah Öcalan olan DTK Eş Başkanı Ahmet Türk, Öcalan’la yaptığı görüşmeden sonra İmralı izlenimlerini Roj TV’nin yerine kurulan ve aynı frekanstan yayın yapan Nuçe TV’ye anlatıyor.

Aynı gün, onursal başkanı Fethullah Gülen olan Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı eski Başkanı Cemal Uşşak, Habertürk ekranında Balçiçek İlter’e konuk oluyor.

Sözlerin her iki camianın görüşlerini ortaya koyması nedeniyle, iki “nakilci”den biri olan Ahmet Türk’ün sözlerinin önüne “PKK,” Cemal Uşşak’ın sözlerinin önüne ise “Cemaat” başlıklarını koyacağız. Aradaki ruhi paralelliğin daha iyi anlaşılabilmesi için ifadeleri, virgülüne dokunmadan Ortadoğu okuyucusunun ve Türk milletinin dikkatine sunuyorum:

PKK: “Sayın Öcalan Devrimci Bir Gelenekten Geliyor”

“Sayın Öcalan Kürt Halk Önderi. Ayrıca devrimci bir gelenekten geliyor. Halkların ortak geleceği, özgürleşmesi ve demokratik bir zeminde buluşmasını sağlayan bir çabanın içinde olacağına inanıyorum. Bu süreç çok ciddi bir noktaya gelmeseydi bizim İmralı durumumuz da kolay olmazdı. Elbette ki değerlendirmesi, katkı sunması, çözümün nasıl halkları kucaklaştıracağı üzerinden tartışması gereken bir süreç olarak değerlendirme yapmalı.”

CEMAAT: “Barış İçin El de Öpülür; Ayak da Öpülür.”

“Sayın Gülen’in dediği gibi, Kanın durması için gerekirse elde öpülür ayakta öpülür.” İmralı ile yapılan müzakereleri eleştirenlerin İslam tarihine bakması gerekiyor. Abdullah bin Huzeyfe, arkadaşlarının canını kurtarmak için gayrimüslim kralın elini öptüğünde Hz. Ömer, Bin Huzeyfe’yi alnından öperek kutlamıştı. Hz. Ömer, Bin Huzeyfe’ye “Ben de senin alnından öpeceğim, sen kralın elini öperek arkadaşlarını kurtardın” demişti. Sorunun çözümü için katkıda bulunmak niyetiyle hissiyatlarınızı bir kenara koyarak mı yapıyorsunuz? Ben buna saygı duyarım.”

PKK: “Milliyetçi Bir Yaklaşımla Ortadoğu’da Her Şey Daha Kötü Olacaktır.”

“Sayın(!) Öcalan’ın dediği gibi, “yurttaşlık konusunda Anayasa herkesi kucaklayan bir dili kullanmalı. Sonuç olarak bugün halkların ortak değerlerinin ortaya çıkarılması durumunda Ortadoğu’daki birçok tehlike ortadan kalkabilir. Yoksa milliyetçi bir yaklaşımla Ortadoğu’da her şeyin daha kötü olacaktır.”

İmralı sürecinde, “silah bırakma sınırın dışına çekilme” doğru algılanmalı, bu süreç, “çatışmasızlık süreci”nin başlatılmasının Türkiye gündemine doğru bir şekilde taşınması sürecidir.”

CEMAAT: “Çözüm AKP’nin kararlılığı ve CHP’nin desteğine bağlı.”

“Hükümete gerekirse bizim de aracı olabileceğimizi teklif ettik. Müzakerelerin yapılması gerekiyordu. Bu süreçte MHP’nin duruşu sürpriz değil. Çözüm konusunda her şey iktidarın kararlılığına bağlı. Kılıçdaroğlu’nun destek vermesi de önemli. Partilerin grup toplantılarının sonlandırılması gerekiyor. Bu toplantılarda liderlerin birbirlerine söylemiş olduğu sözlerin çok dikkate alınmaması gerekiyor.”

PKK: “Tasfiye mantığıyla yaklaşılırsa sonuç vermez.”

“Bunun sadece bir görüşme ile sonuçlanacak bir şey olmadığını herkes de biliyor. Ne olursa olsun Sayın(!) Öcalan elbette ki demokratik siyasetteki arkadaşlar, Kandil’deki arkadaşların düşüncelerini paylaşmalarını isteyecektir mutlaka. Bu kaçınılmazdır.

Tabi herkesin hassasiyet göstermesi gerekiyor. Çözüm konusunda o iradeyi gördük. Her türlü katkıyı göstereceğini gördük. Ama tasfiye mantığıyla yaklaşılırsa asla ve asla doğru olmaz, sonuç vermez, Türkiye’ye faydası da olmaz.”

SONUÇ: Ortada barış filan yok. Her zamanki gibi Marksist eğitimli mağara kurnazları, afyon yutmuş medrese kerizlerini kandırıyor. Değerlendirmemizin sonuçları şunlar:

1- PKK, kış aylarında gelecek sıkıcı operasyonlardan, sonra da tasfiyeden korunuyor.

2- BDP’nin bayramlaşma timi, dokunulmazlıkların kaldırılmasından, yargıdan kaçırılıyor.

3- AKP, yerel seçimlere kadar terörü yavaşlatıp, toplumu uyutarak aklınca oy kazanmaya çalışıyor.

4- Cemaat zalime üç taş atmak yerine, Beyaz Saray ve Vatikan’da kirlenen, mülevves dudağıyla bu kez İmralı’nın, Kandil’in elini öpüyor. Hz. Ömer’i de istismar ederek şeytanın avukatlığını yapıyor.

Her iki tarafın da ortak problemi, mefhum olarak Milliyetçilik, siyasi parti olarak da Milliyetçi Hareket Partisi… Çünkü her iki irade hırsızı da ileride milli iradenin meşru temsil gücüne hesap vermekten korkuyor.

Mecnun’a: “Müjde! Leyla geri döndü…” demişler. “Hangi Leyla?” demiş. O hesap… Meal yazarı bir ilahiyatçıyla, bebek katili bir teröristin aynı dili konuştuğu bir dünyada…

– “Hangi barış?..”

 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Comments