DOLAR
8,2932
EURO
10,0334
ALTIN
485,02
BIST
1.426
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Az Bulutlu
25°C
İstanbul
25°C
Az Bulutlu
Cumartesi Gök Gürültülü
24°C
Pazar Parçalı Bulutlu
21°C
Pazartesi Az Bulutlu
20°C
Salı Az Bulutlu
20°C
YUNUS EMRE’YLE HASBİHAL-7    Ahmet URFALI        Yunus bana buğday gerek demişse, bu insanın önce karnının doyması, yani yaşaması gerektiğinin vurgulanmasıdır, bu dünyanın hakkını vermenin kaçınılmaz olduğudur, çünkü himmetle ulaşılan yüce değerlerin taşıyıcısı biyolojik varlığımızdır. Buğdayı aldıktan sonra da himmeti istemesi buğdaya takılıp kalmadığını, dünyaya bağlanmadığını, maddeyi aşmaya hazır olduğunu gösteriyor.   ...
EMİNE IŞINSU ABLAMIZA VEDA Efendi BARUTÇU 6 Mayıs 2021 Perşembe günü ahiret yurduna yolcu ettiğimiz sanatçı, edebiyatçı, yazar Emine Işınsu Öksüz’ün 1970’li yılların Ülkücü Türk Milliyetçisi gençliğinin fikrî şahsiyetinin oluşmasında büyük bir payı vardır. Her biri bir başka güzellikte ölümsüz eserleri ve -o tarihlerdeki yazar kadrosuyla -fikrî seviyesine günümüzde bile...
Dostlar Yaşlı  Öküzün Durumuna  Düşmeyelim Kadir KESKİN              Bir köylünün bir yaşlı öküzü varmış. Biri ölünce yanına ikinci bir öküzü alıp çift sürme imkânı olmadığı için öküzünü köyün sürüsüne koymuş. Sürü de genç danalar olduğu için hep yaşlı öküzü dövmüşler, onu süsmüşler ve hep horlamışlar. Yaşlı öküz, bunu kaderi kabul edip...
KOMANDO RECEP Halim Kaya Ülkücü Hareketin tarihi mücadelesini anlatan kitapların yazılmasını destekleyen ve mümkün oldukça da alıp okuyan, sekiz bin civarı kitabıyla azımsanmayacak bir kütüphanesi olan sıradan bir vatandaş olarak ben bu kitabı önce almak istemedim, fakat daha sonra ne hikmetse içime almak isteği doğdu. Almak istemememin ilk sebebi bana...

Milliyetçilik, “Eli Sopalı Ademlere” Kulluk Etmemektir!..

Milliyetçilik, “Eli Sopalı Ademlere” Kulluk Etmemektir!..
24.01.2013
0
A+
A-

Şükrü Alnıaçık 

 

ABD’nin gaflet ve dalaletle işbirliğine girerek dayattığı İmralı sürecinde başbakanın artık Türk Milletine söyleyecek doğru bir sözü kalmamış görünüyor. Bu yüzden de siyasi manevra yapayım derken, siyasi realiteyi terk ederek kozmik referanslara müracaat ediyor.

Milli, dini ve insani değerleri koruma kaygısı içindeki Milliyetçilere çamur atarak zulmetmeyi bir alışkanlık haline getiren Başbakan, Salı günkü grup toplantısında yine şeytan odaklı bir “hikmet” yumurtladı. Düşünce, niyet ve gönül okumakta sınırları zorlayan başbakan, Milliyetçilere ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye verecek cevap bulamayınca geriledi, geriledi, geriledi… Ve nihayet “kal-u belaya kadar” ricat etti.

Başbakanın “yavru muhalefet” olarak tahfif ve tezyif ettiği Türk Milliyetçilerine yönelik “ateşli teşbih“ine göre şeytan, “ateşten yaratıldığı için Hz. Adem’e secde etmedi, kibirlendi ve kendini diğer mahlukattan üstün görerek ırkçılık batağına saplandı.” Yani “asabiyet ve kavmiyetçilik şeytandan“dı.

Bu neresinden tutsanız elinizde kalacak kötü örnek, Milliyetçiler için iftira ve zulümdür.

Bir kere, bu örnekten yola çıkarsak, “şeytan“ın kibirlenmesiyle temsil edilen Milliyetçilerin, “kime secde etmesi lazım geldiği halde secde etmediği,” tartışma yaratacak bir muammadır.

Bu kem söz, siyasetin eksiğini dinle tamamlamak üzere ve açık bir saldırı amacıyla kullanılmıştır ama diyelim ki olgunluk gösterdik ve üzerimize alınmadık… Örnek yine de kötüdür. Irkçılığın “kendini farklı ve üstün görme” tavır benzerliği nedeniyle şeytanın isyanıyla bir tutulması, Şeytana haksızlıktır. Çünkü şeytan, “farklı yaratıldığını” ileri sürerek secde etmekten kaçınmıştır. Irkçıların, diğer ırklar gibi topraktan başka bir yaradılış kaynağı olmadığına göre insanların ırklarıyla kibirlenme gerekçeleri şeytanınki kadar bile güçlü değildir. Yani örnek, zorlama bir siyasi ricat manevrası olduğu için ilmi olarak neresinden tutsanız elinizde kalmaktadır.

Milliyetçilik, Hz. Adem-Şeytan mücadelesi gibi kevni ve kozmik bir vasıf değil, kula kul olmayı, diğer kul yapısı siyasi organizasyonlara itaati reddeden siyasi bir ideolojidir. Bu yönüyle İslami’dir, Kalubela’ya uygun, bir ahde vefa disiplinidir. Dünya siyasetinde secde ve diz çökme ise büyük bir güce bağımlı olmayı ifade eder. Sözün şuuraltı derinliğine göre dünyada herkes bir “eşref-i siyasiyye“ye secde etmiş; sadece Milliyetçiler etmemiştir.

Başbakanın liberalizmin kaynağı olan şeytani bireycilik virüsü tarafından “ele geçirilmiş” şuuraltında ABD’nin soğuk savaştan sonra kurduğu yeni dünya düzeni, “kaos“tan sonraki “kronos” yani teslimiyet gerektiren yeni bir “yaradılış” konumundadır. Başbakanın gözünde Obama, en güçlü Ademoğlu olarak görünümündedir. Bu durumda Beyaz Saraya itaat etmeyen Milliyetçiler de Hz. Adem’e secde etmeyen şeytana benzetilmektedir. Irkçılık başka bir konu ama bu örneğin Milliyetçilerle ilgili tek mantıklı açıklaması budur.

İslamiyet, “komşusu açken tok yatan bizden değildir” hükmüyle bireyci liberalizme savaş açmış bir inanç disiplinidir. Haccın, zekâtın, orucun ve cemaatle kılınan namazın 27 kat sevap olmasının esprisi de budur.

Avrupa’da İtalyan hümanizmine ve Rönesans’a dayanan “bireyin tanrılaştırılması” hamlesi, bugünkü taklitçi AKP liberalizmin kaynağıdır. İngiliz Kraliyet Akademisi, İslamiyet’in “rızık Allahtan’dır” hükmüne aykırı olarak Malthus’un “kaynakların artan nüfus karşısındaki yetersizliği” teorisiyle Darwin’in doğal elenme teorisini birleştirerek vahşi liberal kapitalizmi ortaya çıkarmıştır.

Liberalizm, Asr-ı Saadet veya Medinetü’z-Zehra gibi bir tevhidî hürriyet iklimi değil, güçlü bireyin zayıfı ezerek soyunu kuruttuğu bir katliam arenasıdır. Bu zulmün ve emperyalizmin dinamosu olan şeytan, milliyetçi ve toplumcu değil, egoist ve bireycidir. Fertleri birbirine boğazlatan Liberal Kapitalizm, şeytana hizmet etmektedir.

Ülkemizde asabiyet ve kavmiyetçilikle ayet ve hadislerle desteklenen millet sevgisinin farklı tutumlar olduğu, soyuyla problemi olan bazı güruhlar gibi başbakan tarafından da gözden kaçırılmak istenmektedir. Sanki tesis edilmiş bir ümmet birliği varmış da Milliyetçiler bunu bozuyormuş gibi Milliyetçilerle uğraşmak, söyleyecek söz bulamayınca da Türk Milliyetçilerine “ırkçılık” çamurunu bulaştırmak, elinde asimetrik siyasi güç olan başbakan tarafından ucuz bir alışkanlık haline getirilmiştir.

İnsanlar arasında ırka dayalı bir üstünlük iddiası, İslam dininin itibar ettiği bir durum değildir. Ancak Kur’an’da “hizb-i Allah, en hayırlınız…” sözleriyle, yine hadis-i şeriflerde “fırka-i naciye” gibi ifadelerle, belli vasıflara sahip olan insanlar, toplu halde diğer insanlardan üstün tutulmuştur. Yani bir kitleyi “üstün tutmak” veya daha çok sevmek, haklı bir gerekçeye dayandığında asla şeytanın kibirli üstünlük iddiasına benzetilemez.

Hadis : “En hayırlınız, (zulme düşerek) günah işlemedikçe aşiretini müdafaa edendir.” (İbnu Malik El Cuşemi’den)

Hadis’teki “aşiret” kelimesi, soy anlamında ve sosyolojik aidiyet kümesi olarak kullanılmıştır. Uzun bir kentleşme ve modernleşme sürecinden sonra 20. Yüzyılda bu kümenin siyasi açılımı, “millet“tir. Milli müdafaa, şeytani değil İslami’dir.

Hadis: “Kıyamet günü insanların Allah’a en sevgili ve mekân olarak en yakın olanı, adil imamdır. Kıyamet günü insanların Allah’a en menfuru O’ndan mekân olarak en uzak olanı da zalim sultandır.” (Ebu Said’den)

Bize atılan iftiranın ve yapılan zulmün hesabını Allah’a havale etmeden önce işin aslını ve astarını, “elinde pentagon sopası olan ademlere” değil yalnızca Allah’a kulluk eden Türk Milliyetçilerine arz ederim.

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.