DOLAR
8,7150
EURO
10,3638
ALTIN
497,65
BIST
1.394
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul
Gök Gürültülü
26°C
İstanbul
26°C
Gök Gürültülü
Cumartesi Gök Gürültülü
24°C
Pazar Gök Gürültülü
25°C
Pazartesi Gök Gürültülü
26°C
Salı Parçalı Bulutlu
26°C
Kurallar çiğnenmek için değil uyulmak içindir Toplumlar huzur içinde yaşadıkları zaman mutlu olurlar. Mutlu olunması toplumdaki olumsuz söz, davranış ve eylemlerin hiç olmaması veya az olması sonucunu getirir. İnsan bireydir ama toplumda yaşamaya elverişli sosyal bir varlıktır. Birey yalnız yaşadığı zaman değil insanlar arasında yaşadığı sürece mutlu olan canlıdır. Yaratan...
Bosnalı Bir Kahraman          İ S M E T  H O C A Ahmet  B.KARABACAK         Kısa bir süre önce Bosna Kasabı denen bir cani Avrupa mahkemesi tarafından ömür boyu hapse mahkûm edildi. Bu hüküm yüzlerce masum kişiyi  ne geri getirir, ne de acıları  yok eder. Binlerce Bosnalı kadının ve kızın tecavüze...
Bir meselden çıkan ibret! Harun KILIÇ Adamın biri gitmiş Nasreddin Hoca’ya “Yahu hocam bizim ev pek dar, sığamıyoruz bir türlü, ama büyük eve de paramız yetmiyor, ne yapayım?” diye sormuş. Hoca bu abuk soru karşısında ne desin, kafasını karıştırmış biraz, düşünür gibi yapmış sonra da “Senin tavukların vardı değil mi?”...
Yumurta tavuk, tavuk yumurta hikâyesi Fuat YILMAZER Yaptıklarının farkındalar mı bilemem ama ülkemiz çok sıkıntılı döneme giriyor. İktidar bloğu da, muhalefet bloğu da sevgisizlik, ayrışma, kutuplaştırma politikalarını bilerek isteyerek sürdürüyor. Halk ekonomik anlamda perişan, sosyal ve siyasal anlamda hoşnutsuz, iktidar buna çözüm yolu üretmek, çare bulmak için çalışmak yerine futboldaki...

Yaşanan Sinsi ve Türksüz Bir İnkılâptır

Yaşanan Sinsi ve Türksüz Bir İnkılâptır
02.01.2013
0
A+
A-

Şükrü Alnıaçık 

2010 Anayasa referandumu öncesinde “statüko” kavramını Tarihi yönden irdelemiş ve “bizim için statüko=barış demektir, düşüncesini savunmuştuk. O günlerde gençlere, “adı kötüye çıkarılan statükoculuğun her zaman zararlı bir tavır olmadığını” anlatmaya çalışıyorduk. Az bile anlatmışız!..

     Statüko bize ait bir kelime değil, bu konuda epeyce kafa yormuş bilim adamlarından olan Kaliforniya Üniversi rektörü Clark Kerr’ün statükoyla ilgili şu sözü bizce de makuldür:

– “Statüko, karşı çıkılamayacak tek çözümdür.” Neden böyledir? Çünkü mevcut durum değişince ortaya ne çıkacağı belli değildir. Biz bu akademik ifadeyi, “statükonun bozulmasıyla ortaya çıkacak durumun, mevcut durumu aratmayacağı ne malum” şeklinde sokağa çıkarabiliriz. “Eldeki bir kuş”la “daldaki beş kuş” meselesi yani…

Günümüz AKP iktidarını temin eden oyların yarısı kavramsal cehaletin istismarından ileri gelmektedir. Statüko, yapısal bir durgunluktur. Bazen savaşa karşı barıştır, bazen de ihanete karşı namustur. Her değişimstatükoyu bozmaz. Her yenilik statükoyu bozmaz. Her reform statükoyu bozmaz. Statükoyla problemi olanlar, yenibir statüko yaratmak isteyenlerdir.

Günümüzde tam bağımsız ulusal devletlerin ve özellikle Türkiye Cumhuriyetinin beka sorunu olmadığına inanarak AKP tarzı bir aymazlık içinde olanların Ülkücüleri irşad etme iddiası olamaz. Bugün MHP’nin statüko yanlısı bir siyaset yaparak küçüldüğü iddiasında bulunanların, bu iddianın ezber bir eleştiri söylemi olmadığını ispat etmeleri için önce Ülkücülüğün ideolojik zemini olan “devlet”in bekası için nasıl bir önerileri olduğunu ifade etmeleri gerekir.

Biz durup dururken statüko muhafazakarlığı yapmıyoruz. Kimse inkar edemez ki; “statüko değiştikçe” Türkiye’de Genelkurmay başkanı “terörist!” olmuştur. Terörist başı da adeta “düşmanı çok olduğu için korunaklı bir adada tutulan emekli bir paşa” konumuna yükselmiştir.

Liberal ezberlerle değişim rüzgarını fırtınaya çevirenler, “yeni, acer, taze…” gibi bazı kavramların toplumdaki cazibesini iyi hesaplayan toplum mühendisleridir. Türk’ün yüreğinden hiç uzaklaşmayan Milli Güvenlik kaygılarına “statükoculuk” adıyla kara çalanlar da aynı merkezlerdir.

Ülkücülük, bir memleket kaybetmek pahasına iktidar olup, makamlar, ihaleler kazanmak değil, gerektiğinde statükoyu, mesela Anayasa’nın ilk üç maddesini, devletin Türklük vasfını korumak için ölmeyi göze almaktır. Bu irrasyonel mantık sistemine “Ülkücü aklı” denir. Bu idealizm, merkantilist kamu yönetimi kitaplarına sığmaz.

Statükoya saldırıldığından beri Türkiye’de ne Müslüman Müslüman’a, ne solcu solcuya, ne Marksist Marksist’e, ne de muhafazakar muhafazakara benzemektedir. Türkiye “statükocu olan- olmayan” diye tasnif edilmiştir. Medya ve iktidar, var gücüyle statükonun değişmesi konusunda daha fazla dikkat isteyen Vatanseverleri ve Milliyetçileri itibarsızlaştırmaya çalışmaktadır. Bütün bu kargaşanın içinde, statünün değişmesiyle olabilecekler hakkında fikir veren birkaç fotoğraf kalmıştır zihinlerde…

– İntihar eden jandarma subayları, yargılanan komandolar, “resm-î geçit” yapan PKK’lılar…

– CIA vakıflarından beslenen yazarlar ve şairler, Atlantik ötesinden seslenen papazlar ve vaizler…

– Şeyh Sait’e, Seyit Rıza’ya yapılan anma törenleri, heykeller… Aynı tablonun bölümleri…

Bu tabloyu incelediğiniz zaman yeni bir “barış”ın kurulmakta olduğunu ve birilerinin bir yerlerde “il tutmaya,” yeni bir “statüko” kurmaya başladığını fark ediyorsunuz.

– Sağlanan barış, her türlü devlet düşmanı arasındaki manidar iç barıştır.

– Sağlanan barış, oynar başlıklı sol fraksiyonlar arasındaki esrarengiz ateşkestir.

– Sağlanan barış, birbirini acımasızca “tekfir” eden cemaatler arasındaki menfaat sözleşmesidir.

– Sağlanan barış, Cumhuriyeti değiştirmek için kurulan gizli ittifaktır.

– Yaşanan sinsi ve Türksüz bir inkılâptır.

Bu durumda bize yakışan, nelerin değişeceğini Obama’ya değil, sadece yüreğimize sormak ve “ölümüne statükocu” olmaktır.

 

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.